Tahtta durduğun sürece yeniden yeniden başlar savaş... Ölmedikçe ölmez aslan… Ölmedikçe devam eder… Çünkü naturası budur! Savaşmak, iktidar onun nefes alma şeklidir! Orman onu kabul etmeyene kadar buralardadır aslan. Hep yeni bir hedef bulur kendine ve savaşmaya devam eder… Korkmak yok... Kaçmak yok… Güç için o olmak için mücadeleye devam… Çelik gibi sinir sarsılmaz bir irade gerekir. Oyunun içinde kalmanın, kral olmanın kuralı budur. Tahtın en yakıcı tarafı stresle mücadeledir. İşini ne kadar iyi yaparsan yap, stresle mücadele edemiyorsan o taht yakar... İşte bu yüzden kral olmak sadece yetenek veya yetkinlik değil bir yaradılış meselesidir. Kralın kendisinden başka tek bir güç odağı vardır. Sonsuz ve koşulsuz sevilmek…
Aslanların araları asla bozulmaz. Gerektiğinde bir kurban verirler. O kişi gönderilir. Böylece güç çemberi kırılmamış olur. Aslanlar ne kadar savrulsalar da birbirini bulur bir şekilde bir araya gelirler. Fakat bilemeyiz birleştiklerinde güçlerine güç mü katacak yoksa birbirlerini öldürecekler midir? Bildiğimiz tek şey aslan hep kendinden yanadır. Kuşlar orman kanunlarına hitap etmezler. Aslanın sırtı ürperir çünkü hissederler geldiklerini. Dümdüz kısa yoldan. Kuş uçuşu... Ormanda hayat ne zaman ne olacağını bilmeden devam eder... Bir avcı her zaman avcı olamaz. Sever, acır, pişman olur... Bazen hassas bir ruh tek bir hikaye bir de kalp olur. Avcı olmak ile kendisi arasında kalır. Gün gelir avcı da avcı olmanın ötesiyle yüzleşmek zorunda kalır.