İçeriğe geç

KURTAR BENİ

Bölüm 1 · 12 dk okuma

KURTAR BENİ

Bölüm 1

1. BÖLÜM

Gece sonsuzluğa açılıyor gibiydi, öyle karanlıktıki baktıkça içine çekiyordu. Baktıkça sana daha çok bulaşıp boğulana kadar dibine batıyordun, öyle bir lanetti işte bu gece denilen şey. Terastaydım, gözlerimi gökyüzüne dikmiş izliyordum, ilkbaharı geride bırakmış artık havalar ısınmaya başlamıştı fakat benim içimdeki kış sanki dört mevsim sürecek gibi bırakmıyordu peşimi. Ilık rüzgar tenimi okşayıp geçiyor saçlarımı savurup duruyordu, derin bir nefes aldım ama aldığım nefes ciğerime yetmiyordu be kadar nefes alırsam alayım hiç yetmeyecek gibiydi. Nefes alışkarım hızlandı, gözlerim dolmaya başladı" Ağlayacak mısın, gerçekten? " bir kahkaha sesi beynimde yankılanmaya başladı, başıma giren ağrıyla elim başıma gitti. Kafamı tekrar gökyüzüne kaldırıp izlemeye başladım karanlığı " Sana birşeyler hatırlatıyor mu? Hatırlıyorsun, hemde çok iyi hatırlıyorsun değil mi Parla? İstediğin kadar kaçmaya çalış, sonunda döneceğin yer belli." bir şeytan gibiydi, zihnime sızıp sanki orayı ele geçirmeye çalışıyordu ama ben onu durduruyordum. Nereye kadar durdurabileceğimi bilmeden belkide kendimi kandırıyordum, ellerimle terasın korkuluklarını sertçe sıkıp " Kes sesini, Nova!"diye bağırdım. Biranda tüm sesler kesildi , derin bir nefes alıp verdim. Kafamı dağıtmak için etrafa bakarken gözüm büyük havuza kaydı ve anılar zihnimde sızmaya başladı.

1 Yıl Önce O gün

Yemek masasında sessizlik hakimdi, bende tabağımdaki yemekle oynuyordum. Her zamanki gibi biraz yemek yiyormuş gibi yapıp kalkıcaktım, kafamı kaldırdığım an babamın gözlerine denk geldim ve bir süre öylece bakakaldım.Gözlerinde öyle bir bakış vardıki nefret ediyor gibiydi ki nefret ettiğinden adım kadar emindim , alışmıştım, herşey gibi bunada alışmıştım. Zamanla alışıyordu herkes veya zorunda bırakılıyordu, annem bu gergin havayı fark etmiş gibi "Bakın ne diyeceğim, bu haftasonu pikniğe mi gitsek? Hem hava değişikliği olur ne dersiniz?" sessizliğimi korumayı seçmiştim , annemse ben ve babama bakıyordu. " Ne dersin Parla? Hani sen küçükken gittiğimiz bir yer vardı, hatırladın mı? Oraya gideriz." annem sadece aile olmamızı istiyordu, içindeki eksikliği böyle doldurmaya çalışıyordu, gözüm babama kaydı sanki annem birşey söylememiş gibi davranıyordu. Annem " Egemen, gitsek güzel olmaz mı? " deyip umutla ona baktı , derin bir nefes aldım, çatalını tabağına koyup soğuk acımasız bakışlarını anneme dikti. " İşlerim yoğun böyle saçma şeylere ayıracak vaktim yok." annem hayal kırıklığına uğramıştı" Bir gün sadece , ailene ayırsan nolur? İnat etme gidelim işte. " ben anneme bakarken bir anda babam elini masaya vurdu ve " İşlerim var, gidilmiyecek o kadar. Lafımın üstüne laf mı söylüyorsun sen? " annem sanki artık dayanamıyormuş gibi o da bağırmaya başladı " Senden çok şey istemiyorum, Egemen. Sadece bir gününü bize ayır dedim, bunu istemeye hakkım var!" babamsa sinirden kahkaha atarak" Seni o cehennemden kurtardım, o sana yetmedi mi? Şuan orda olsaydın ne olacağını ikimizde biliyoruz. " artık dayanamayıp masadan kalktım ve odama doğru ilerleycekken " Hemen masaya geri dön, Parla! Sana kalkabileceğini söyleyene kadar kalkmayacaksın. " bir süre durudum , ikilemde kalmıştım. Arkamı dönüp bir süre babama baktım , onu dinlememi ve uslu kızı olmamı istiyordu ama benim bunu yapmaya hiç niyetim yoktu. Arkamı dönüp hızla odama koşmaya başladım, arkamdan bağırışlar yükseliyordu. Annem yine beni korumaya çalışıyordu, arkamda geldiklerini biliyordum ama şuan duramazdım. Odama girip kapıyı kilitledim ve kapıya yaslandım, kapı yumruklanıyordu ama umrumda değildi" Bu sen misin, Parla? Beni şaşırtıyorsun. " Nova'yı görmezden gelip dolabıma ilerledim , siyah hırkamı alıp hemen üzerime geçirdim sonra masama ilerleyip telefonu aldım ve pantolonumun arka cebine koydum. Kapıya baktım, oraya yaklaşıp kapıyı dinledim ve babamın aşağıdaki güvenliklere kapıyı kırmalarını söylediğini duydum. Hafifçe sırıtarak cama ilerledim, açıp bir bacağımı çatıya attım ve tamamen çatıya çıktıktan sonra yakınındaki ağaca yaklaştım ve dalına tutunup inmeye hazırlandım ağaca çıktıktan sonra işim kolaylaşmıştı. Hızla inmeye başladım tam son dala gelmişken bir çatırdama sesiyle dalın kırılması ve kendimi yerde bulmam bir oldu, sinirle"Hay ben şansımı , anca böyle şeyler benim başıma gelir zaten." deyip ayağa kalktım ve girişe doğru yürümeye başladım güvenliği orda görünce bir süre durdum, nasıl atlatıcaktım ben bu herifi? Kara kara düşünürken güvenliğin eve doğru koştuğunu gördüm ve derin bir nefes verdim. Bu fırsatı değerlendirip hemen şu lanet yerden gitmeliydim, hadi Parla yapabilirsin? Bu kadar zor değil.etrafı son kez kontrol edip hızla koşmaya başladım, kapıya ulaştığım da kapıyı açıp çıktım ve arkama bakmadan koşmaya devam ettim. Bu sırada koştuğumu son anda gören güvenliklerden biri arkamdan koşmaya başladı, bir sen eksiksin zaten sende peşime takıl. Arkamdaydı ilerdeki sokaktan sapabilirdim, bu şekilde izimi kaybettirirdim. Aklımı seviyim ben , biraz daha ilerledikten sonra aramızdaki mesafe açıldı ve farklı bir sokağa saptım, hemen bir binanın girişine doğru gidip saklandım. Aradan güvenliğin burdaa olup olmadığına bakmaya çalıştım, sokağın başındaydı bir süre bu tarafa baktı. Karanlıktan beni görmesi imkansızdı, burada olmayacağımı düşünmüş olacakki farklı yöne doğru koşmaya başladı. Kurtulmuştum, nedesimi düzene sokmaya çalışırken etrafa göz gezdirmeye başladım. Yanıp sönen sokak lambaları, tenha ve karanlık bir yerdi. Etrafta kimse yoktu, sessizlik rahatsız ediciydi." Korkuyor musun? Bence ikimizde neyden korkman gerektiğini biliyoruz. Daha ne kadar kaçabilirsin benden Parla? Elinde sonunda yüzleşmek zorundasın. Kendinden kaçamazsın. " derin nefes alıp vermeye başladım, bununla baş edebilirdim. Sadece biraz dikkatimin dağılması gerekiyordu, asla ona teslim olmayacaktım. İstediğini vermiycektim , ne olursa olsun. Kendimi toparladım ve tam girişten çıkmaya hazırlanırken gelen seslerle oraya döndüm biraz ötede sokağın başından bu tarafa gelen birkaç kişi vardı, bir çocuğu hırpalıyorlardı; cılız, zayıf ve yüzü dağılmıştı. Yalvarıyordu, karşısındakilere " Abi nolur ? ben yaptım siz yapmayın, zor durumdaydım. Yapmak zorundaydım, nolur affet." karşısındaki diğerlerinden daha önde duran lider gibiydi, muhtemelen ona yalvarıyordu. İyi de neden? Daha dikkatli izlemeye başladım, lider olan histerik bir şekilde kahkaha atarak" Sen bu işleri çocuk oyuncağı mı sandın lan? Bize gelsen yardım etmez miydik? Sen , bize gelmek yerine bşze ihanet etmeyi seçtin. Yediğin bokları yemeden önce düşünücektin. " çocuk yalvarmaya devam ederken lider olan belinden bir silah çıkarıp ona doğrulttu, onu vurucak mıydı yani? Bu kadar kolay mı , bi insanın canını almak? Ne olacağını beklemeye başladım, belkide sadece korkutmak içindir. Lider olan tetiği çekti, bunun şakası yok harbi vuracak çocuğu. Birşey yapabilir miyim? Düşün, Parla düşün, etrafa bakıp birşeyler bulmaya çalıştım. Sonunda yerdekş taş dikkatimi çekti az da olsa dikkat çekerdi, yerdekş taşı eğilip aldım ve arkası dönük olanlardan birinin sırtını hedef aldım. Tüm gücümü toplayıp fırlattım, tam isabet. Tekrar yerime saklandım ve olacakları bekledim, sesler gelmeye başlamıştı " Abi, sanırım burda bizden başka birisi daha var." karanlıkta kaldığım için muhtemelen görünmüyordum. Hepsinin dikkati dağılmıştı, lider olan" Gidin etrafa bakın, bulduğunuz da sakın sağ bırakmayın. Sıkın kafasına" dedi, bu sırada ikisine döndüğü için odağı çocukta değildi. Umarım kaçabilirdi, odağın onda olmadığını fark edince hızla kaçmaya başladı, lider olan onun peşinden hızla gitti. Diğer ikisineyse " O, herkimse bulun." deyip koşmaya başladı. Ben neyin içine düşmüştüm böyle, ikisi bu tarafa gelirken elim ağzıma gitti. Nefes alışlarım düzensizdi, elimden aniden birinin çekmesiyle kendimi girişine saklandığım binanın içinde buldum. Tam birşey söyleyecekken bir el ağzımı kapattı, ne kadar çabalasamda karşımdaki benden güçlüydü. Karşımdaki kişiye bakma fırsatı bulduğumda soğuk acımasız yeşillerle karşılaştım, kulağıma doğru eğildi. Bu sırada etrafımı karanfil kokusu sarmıştı, soğuk bir fısıltıyla " Sana yardım etmeye çalışıyorum, dışardakiler seni bulursa cesedini bile bulamazlar." sonra yavaşça venden uzaklaştı. Gözlerimin içine baktı ve elini ağzımdan çekti, dışarıdan sesler geldiği için korkmuştum. Gözlerinde duygunun emaresi bile yoktu, sanki boş bir cesede bakıyormuş gibi hissettim bir an. Sesler yavaş yavaş kesilince yanımdan geçip kapıyı açtı ve dışarı çıktı, bende peşinden gittim. Hızla ona yetişip " Burası nasıl bir yer böyle?" cevap vermeyip ilerlemeye devam edince sinirlenip" Hey! Sana söylüyorum bana cevap ver. Az önce yaşananlarda neydi öyle? Dikkatini dağıtmasam o çocuğu gerçekten-" bana sertçe dönerek" Evet, öldürücekti." aramızdaki mesafeyi kapattı ve " ve sen bir dahakine bu kadar şanslı olamayabilirsin, onları tanımıyorsun ve başına geleceklerden haberin bile yok. Bu gece olanları unut ve evine git." aramızdaki mesafeyi açarak ilerlemeye başladı ve karanlıkta kayboldu, ben az önce neler yaşadım öyle. Bir süre öyle durduktan sonra bildiğim yolu yürümeye başladım, parkın girişine yürüyüp etrafa göz attım. Kimse yoktu, parka girip yakındaki çardaklardan birine oturdum ve masada ki zarfa gözüm takıldı. Zarfa elimi uzatıp aldım ve üstünde yazan şeyle tüylerim diken diken oldu üstünde "Parla Soylu'ya" yazıyodu, adım ve soyadım yani bu zarf bana mı gelmişti ? Etrafıma baktım, kimse yoktu ve merakıma yenik düşüp zarfı açmaya başladım. "Bu zarfın kimden geldiğini merak ediyorsun? Üzgünüm, bir süre öğrenemeyeceksin ama zamanı gelince karşına çıkacağım. Bilmediğin çok şey var, gerçeklerin er yada geç yüzeye çıkmak gibi bir huyu vardır, bu yolda sana eşlik edicem. Son olarak, sakın karşına çıkan kimseye güvenme o maskelerin altında ne yattığını bilemezsin." bu da neydi şimdi, biri kesinlikle benimle dalga geçiyor başka açıklaması olamaz. Kafamı kaldırıp etrafa baktım, izleniyormuş gibi hissediyordum ama etrafta kimse yoktu. Eve gitmeye karar verdim, parktan çıkarken etrafı son kez kolaçan edip yoluma devam ettim yol boyunca düşüncelerle boğuşuyordum, o zarfı bana kim göndermişti? Bu düşüncelerle evin kapısına geldim. Etraf tuhaf bir şekilde sessizdi, kapıda güvenlikler yoktu, ne olursa olsun orada olurlardı. Bu da birşey olduğu anlamına geliyordu, demir kapıdan geçip içeri girdim iki adım attıktan sonra çığlık sesinin gelmesiyle arka bahçeye koşmaya başladım. Kalabalıktı bahçe, aralarından geçip neye baktıklarını görmeye çalıştım. Havuzdaki gördüğüm şeyle birlikte zaman durdu, sanki oradaki herşey anlamını yitirdi, o an. Annem, havuzda kanlar içinde cansız bir şekilde yatıyordu. Dizlerimin bağı çözüldü, herşey sustu ve herşey bulanıktı artık benim için. Kafamı kaldırdım, babam annemin nabzını kontrol ediyordu. Sonra yavaşça kafasını kaldırdı ve kafasını iki yana salladı. HAYIR! ANNEM ÖLEMEZDİ! O BENİ BIRAKAMAZDIKİ! sürünerek anneme yaklaşmaya başladım, yüzü solgundu her zaman o gülen yüzünden sanki kan çekilmiş gibiydi. Elimi uzatıp elini tuttum, buz gibiydi elleri " Anne, lütfen kalk. Sen, beni bırakmazsın biliyorum. Nolur, kalk anne! " arkamdan birinin beni çekmeye çalışmasıyla sardıldım ama annemin elini bırakmadım ben onu bırakamazdım, o benim ailemdi. Hiç düşünmeden anneme eğilip sarıldım" Anne, beni senden ayırmaya çalışıyorlar. Hani bizi ayıramazlardı, KALK ANNE , UYAN! " bırakamazdı , beni. Bana, söz vermişti. Annem, sözlerini tutardı,vücudu buz gibiydi. Sıkı sıkı sarılsam belki üşümezdi ? Ambulans siren sesleri yakından geliyordu, buraya doğru gelen birkaç kişiyi görüyordum. Bir süre sonra arkmadan hızla çekildim, tutunmaya fırsatım bile olmadı. " Bırakın beni." acazım çıktığı kadar bağırıyordum ama kimse beni duymuyordu."Anne! Kalk lütfen! Beni bırakmayacağına söz vermiştin! " anneme doğru gitmeye çalışıyordum, gitmeme izin vermiyorlardı, artık gücüm çekilmiş gibiydi. Sağlık çalışanları anneme yaklaşıp önce nabzını kontrol ettiler, gelen sedyeye koydular. Bilincim yavaş yavaş kapanmaya başlıyordu, ne kadar dirensemde başaramıyordum. Gözlerim kapanmadan son gördüğümse annemin bana bakan donuk gözleriydi. Işıklar söndü, o andan sonra saf karanlık vardı. Biliyordumki o karanlığı aydınlatacak bir ışık yoktu, artık.

Şimdi

Kapının çalma sesiyle anılardan sıyrıldım ve son kez büyük havuza bakıp içeri girdim. İçeri girdiğimde hizmetlilerden birinin içeri girmiş beni beklediğini gördüm, ben girince kafasını kaldırıp " Parla Hanım, babanız geldi, sizi aşağıda bekliyor." gerçekten bugün onu çekicek duru da değildim, zaten annemin ölümünden sonra pek onunla aynı ortama girmiyordum, o ölüm hala kafamı karıştırıyordu çünkü annem gerçekten bunu yapacak son insandı. " Parla Hanım, iyi misiniz? " gelen sesle daldığım düşüncelerden sıyrıldım"Yorgun olduğumu ve gelemeyeceğini söylersin. " mahcup bir ifadeyle bana baktı ve" Parla Hanım, babanız mazeret kabul etmediğini ve sizinle konuşacak şeyleri olduğunu söyledi. " onaylamaktan başka çarem yoktu" Peki 10 dakikaya aşağıda olacağım söylersin. " kafasını sallayıp odadan çıktı. Yatağımın yanındaki komodine yaklaşıp çekmeceyi açtım, o gün gelen kağıdı saklıyodum ve hala bir ses seda yoktu. Kağıdı elime aldım ve yatağa oturdum, acaba bunu kim göndermişti? Belkide tekrar bana ulaşır, kim bilir? Daha fazla vakit kaybetmeden tekrar çekmeceye koyup kapattım. Odamın kapısına yürüyüp açtım ve odadan çıktım, sadece birkaç dakika katlanıcam o kadar. Derin nefes alıp merdivenlerden aşağı inmeye başladım, özellikle yavaş yavaş iniyordum. Son basamağa da atlayıp büyük salonun girişine doğru yürümeye başladım ve kapıyı açıp içeri girdim. Babam, her zamanki gibi sadece ona ait olan koltukta oturuyodu. Yorgun gözüküyordu, buna rağmen hala takım elbisesi üstündeydi. Kahvesini ağır ağır yudumluyodu, birşeye dalmış gibiydi. Çaprazındaki koltuğa yönelip tam oturacakken kafasını çevirip" Sana oturabileceğini söylemedim, Parla" beni kontrol etmeye çalıştığının farkındaydım, hem çok sert hemde fazla disiplinliydi. Ayağa kalktım ve konuşmasını bekledim, gözlerini üzerime dikerek"Buradan taşınmaya karar verdim, evi birkaç haftadır hazırlıyordum zaten. Burada..." derin bir nefes alıp" pek iyi şeyler yaşanmadı, yeni bir başlangıç iyi gelebilir. Kaydını oraya yakın bir okula aldırdım, merak etme." vereceğim tepkiyi bekliyordu. Bir süre gözlerinin içine boş boş baktım ve" Benim buradan taşınmak isteyip istemediğimi sormayı deneseydin keşke. Burayı seviyorum ve taşınmak istemiyorum." tepkimden memnun olmamış gibiydi, zaten benimde knu memnun etmek gibi bir çabam yoktu." Artık seni koruyacak bir annen yok, ona göre davran ve kurallarıma uy. Oraya taşınacağız dediysem taşınacağız o kadar." arkamı dönüp tam çıkacakken "Nereye gidiyorsun?" ona dönüp "İzbin olursa bahçeye çıkıp hava alacağım." soğuk bakışlarıyla" Bahçeden çıkma, yemek saatinde burda ol." kafamı onaylayan şekilde sallayıp biyük salondan çıktım ve dış kapıya doğru sinirle yürümeye başladım, üzerimde kurduğu otoriteden nefret ediyordum. Hızla ayakkabılarımı ayağıma geçirip kapıyı açtım, kapıyı arkamdan sertçe kapattım bu sırada yerde kapının önünde bir zarf olduğunu gördüm. Eğilip elime aldım ve üstündeki şeyle donakaldım, adım ve soyadım yazıyordu. En tuhafıysa önceki gelen zarfla el yazısının benzerliğiydi, etrafıma baktım ama kimse yoktu. Güvenliği aşıp nasıl gelmiş olabilirdi bu zarf, ayrıca evimin adresine kadar biliyorsa benim hakkımda başka şeylerde biliyor olabilirdi. Hızla arka bahçeye yürüyüp bir ağacın altına oturdum ve açıp okumaya başladım. " Yeni yaptığın başlangıcın sana ne getireceğini bilemezsin, Parla. Sessiz geçen her gün seni unuttuğumu sandın, değil mi? Oysa ben sadece doğru anın gelmesini bekliyordum. Her şey daha yeni başlıyor. Annen o gece intihar etmedi, katledildi. Çünkü öğrenmemesi gereken kirli bir sırrı öğrendi. Çıktığın bu tehlikeli yolda yalnız değilsin; atacağın her adımda, çözmeye çalıştığın her düğümde arkanda duran güç ben olacağım. Fakat gerçeğe giden bu yolda kimin dost, kimin düşman olduğunu ayırt etmek düşündüğünden çok daha zor olacak..." ne demeye çalışıyordu, annem öldürülmüşse eğer onu kim öldürdü? Öğrendiği sırda neydi? İçimde nedenini bilmediğim bir şekilde zarfta yazanlara inanmam gerekiyormuş gibi hissediyordum. Ne olursa olsun, gerçekten anneme ne olduğunu bulacaktım. Kağıda tekrar baktığımda fark etmediğim bir detayı fark ettim, kağıdın alt kısmında bir harf vardı, "A." Önceki kağıtta böyle birşey görmemiştim. Ne anlama geliyordu, belkide imzasıdır. Kafamda tonlarca soruyla baş başa kalmıştım, hayatımın artık eskisi gibi olmayacağını biliyordum. Beni ne beklediğini zaman gösterecekti.

Merhabaa öncelikle ilk deneyimimdi, umarım beğenirsiniz. Her hafta pazar günü yeni bölüm eklemeyi düşünüyorum eğer bir sıkıntı olmazsa. Şimdilik görüşmek üzere

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.