Meleği güvenli bölgede Lara'ya teslim ederken boynuma sarılıp söylediği cümle zihnimde canlanıp duruyordu. "Büyüyünce senin gibi güçlü olucam. Ve çocukların kötü şeyler yaşamalarına izin vermeyeceğim. " Bu verdiğim çabanın ve bu mutlak adaletin karşılığıydı. Meydana ulaştığımda, halk kısa sürede meydanda toplanmış, meraklı ve fısıltılı bir kalabalıkla etrafı sarmıştı. Şehrin bu sert ama hakkaniyetli yüzünü bilen herkes, havadaki gerginliğin ve sessizliğin sebebini sezebiliyordu.
Yerde acı içinde kıvranan o zavallı yaratığı iki muhafızım kollarından tutup meydana sürüklediler.Meydanın ortasına dikilen darağacının gölgesi, yere düşen gün ışığıyla kesişiyordu. Kalabalığın uğultusu, ağır adımlarımla kürsüye çıkmamla birlikte tamamen kesildi. Rüzgâr sert esiyor, üzerimdeki paltoyu havalandırıyordu. Yanımda sadık dostum Rainy, dimdik duruşuyla olan biteni izliyor, adalet terazisinin saflığını simgeliyordu.
Gözlerimi dehşetle bana bakan kalabalığın üzerinde gezdirdim gür ve tavizsiz sesimle cümlelerimi geceye mühürler gibi bıraktım:
"Çocuklar bizim geleceğimiz, masumiyetin son kalesidir. Buna el uzatanın, bu masumiyete leke sürenin bu şehirde nefes alması haramdır!"
İşaret parmağımı kaldırdığım anda celladın ipi çektiği ses, meydandaki sessizliği paramparça etti. Adalet, bu topraklar üzerinde bir kez daha yerini bulmuştu; çünkü bazı suçların affı, insanlığın tükenişi demekti. Adalet terazisi her koşulda sarsılmaz bir gerçekti. Liderler gelmiş idamı en önde izlemişti. Karalılığımı ve adalete olan inancımı bazı durumlarda esnek tutmamı ve bazı hataların affının olması gerektiğini söyleseler de geri adım atmayacaktım. Karşımdaki en sevdiğim dahi olsa içim kanayarak doğru bildiğim ve savunduğum davama sadık kalacaktım. İdam sahnesinden inip liderlerin yanındaki yerimi almıştım. Çağan
"Yine esip gürledin." demesi garibime gitmişti. Tavrım hep buydu . Neden şaşırdığını anlayamadım.
"Gereken neyse onu yaptım. Bu konudaki tutumumu biliyorsunuz. " Enya söze dahil olmuştu.
"Bilmezmiyiz. Senin şaşmaz iradeni ve adaleti savunma arzunu, "Onlara sorgulayan bakışlarım eşliğinde
"Liderler! kendinize gelin! Beni sorguluyor gibisiniz. Böyle konuşmaya devam ederseniz sizede bir idam sehpası hazırlarım. Adamlarımda burada, hazırlıkları hemen başlatabilirim" Dediğimde Poyraz ellerini havaya kaldırıp. O her zaman ki edesıyla
"Ben konuşmadım bile" Diye söze dahil olunca üçü gülmeye başlamıştı. Bense başımı iki yana sallıyor böyle ciddi bir konuda nasıl hala gülebildiklerine şaşıyordum. Çağan'ın nadir gördüğüm gülüşüne garip bakışlar atarken onun da bana baktığını yakalamıştım. Yüzümdeki bakışları uzamış olacak ki Enya öksürerek onu uyandırma gereği duymuştu.
"Çağan hayran bakışların bittiyse bölgelerimize gidebilir miyiz? " Bu söylediği canımı sıkmıştı.
"Enya! "Diye uyardığımda ağzına zincir hareketi yapmıştı. Çağanın yüzü her zaman ki sertliğe büründüğünde benimki de aynı şekildeydi.Onlara sırtımı dönüp kurdum Rainy ile arabaya geçip kendi bölgemize gitmek için yola koyulduk...







