Başlangıçmı herşeyi belirler?
Yoksa son mu herşeyi belirler?
Kısacası
Biri herşeyi başlatırken
Biri acımasızlığıyla herşeyi sona erdiriyordu!
LAVİN NATHAİR
"Lavin!" Gülay'ın sesiyle yüzünü acı işinde buruştururken hiç olmadığı kadar canım yanıyordu, Gülay başıma gelmesiyle titreyen elleriyle dokunurken gözlerinden yaşlar akıyordu
"Lavin"
"Gülay"
Gülay korkuyla kısık konuşurken gözlerimi kapatarak ismini söylediğimde Gülay daha çok korkmuştu
"Lavin aç gözünü!"
Gülay'ın bağırmasıyla gözlerimi aralarken zar zor konuşmuştum
"Canım acıyor"
Başımdaki sıcaklığa aldırış etmesemde Gülay bana cevap vermeden yüzümdeki elini çekmesiyle elindeki kan herşeyi gösterirken içime korku dolmuştu
"Ambulansı arayın!"
"Doğan oteline önünde araç bir kadına çarptı kadın ağır yaralandı acil ambulans istiyoruz"
Etraftaki kalabalık çoğalmasıyla sesler artarken kimileri bağırıyordu kimileri ise ambulansı arıyorlardı
"Gülay b-ben"
"Şşş sakin ol, yorma kendini"
Az önce yağacağından adım kadar emin olduğum yağmur damlaları bir bir dökülürken yağmur damlaları altında onlara bakmaktan başka birşey yapamamıştım, birşey demek için yeltensemde vücuduma yayılan ağrı izin vermezken yüzümü acı içinde kırıştırarak açmakta zorlandığım gözlerimi kapatmıştım
"L-Lavin!, Lavin!"
DAĞHAN BOLAÇ
Eve gelmem ile kapı Evren tarafından açılırken Evren bir bana birde arkama bakmıştı, Evren'in kaşları çatılırken omzumun üzerinden arkama baktığımda Efe donuk gözleriyle bir noktaya bakıyordu.
Derin bir nefes vermem ile önüme dönüp içeriye girdiğimde Evren'in sesi yankılanmıştı
"Ne oluyor lan?"
Evren'e birşey demezken salona geçtiğimde kendimi koltuğa atmıştım saatlerce kas katı kesilen bedenim yumuşak yere değmesiyle bir nebzede rahatlarken aklımdaki düşünceler bitmek bilmiyordu
"Bu ne hal pusuyamı düştünüz?"
Evren ve Efe salona gelmesiyle Efe karşımdaki koltuğa otururken Evren Efe'nin yarasına bakarak durumu anlamaya çalışıyordu
"Cık" dudağımın arasından Evren'i onaylamazken Evren kolunun üzerinden bana bakmıştı
"Bu haliniz ne o zaman?"
"Cık yanlış cümle, doğru kelime Efenin hali ne olacaktı"
Oturduğum koltuğa daha fazla yaslanırken başımı arkaya yaslamıştım, başımın ağrısı kendisi daha fazla belli etmesiyle yüzümü kırıştırdığımda gözlerimi kapatmıştım
"Elif ile buluştuğumda ofise saldırı oldu"
Efe'nin soğuk sesi salon'un etrafında dolanmasıyla yandan gülümseyerek dinlemeye devam ettim
"Ne diyorsun sen?"
Evren endişeyle konuşurken kendisine neden haber edilmediği konusunda büyük merak duyuyor olmalıydı
"Çok fazlalarda baş edemedim!"
"Bizi neden aramadın lan!"
Benimde merak ettiğim ama üstelemedigim soruyu Evren sorarken Efe'nin vereceği cevabı merak ediyordum
"Telefonu burada unutmuşum"
"Si*"
Evren küfretmesiyle ayağa kalkarken etrafta öfkeyle geziyordu Evren'in yaptığı hareketi görmesemde can bağım olan kuzenim'in hareketini ezbere biliyordum
"Sonra içeriye sis bombası attılar o sıra başıma aldığım darbe ile bayılmışım"
"Elif!"
Evren korkarak merak ettiği soruyu sorarken duyacağı gerçeğe adım adım yaklaşıyordu
"Uyandığımda karanlık bir depoda bağlıydım, yanımda da Elif vardı, başta yalnızlık ama sonra biri geldi"
Efe abisinin sorusuna cevap vermek yerine sadece soğuk sesiyle olayı anlatırken son kelimesiyle başımı yasladığım yerden doğrultup Efe'ye bakmıştım Efe ise saatler sonra ilk kez bakışları beni bulmuştu!
"Elif'i başından vurdu"
Evren'in adımları duyduklarıyla dururken korku ve şaşkınlıkla Efeye bakıyordu
"Kim?"
Salonda kısa bir sessizlik olurken sadece duyulan Efe'nin nefes alış verişleriydi!, söykiyecekmi?, yoksa söylemeyecekmi namusum üzerine kumar oynardım söyliyecekti çünkü şuan bana olan öfkesi saygısını geçiyordu!
"Dağhan!"
Evren ismimi duymasıyla birşey diyemezken bakışlarımı Efe den çekip yandan Evren'e baktığımda Evren kaşlarını çatmış duyduklarının doğru olup olmadığını sorguluyordu
"Ne"
Evren konuşmasıyla bakışlarımı Efeye çevirdiğimde oturduğum yerden işaret parmağımla Efeyi göstererek devam ettim
"Eğer bana karşı saygıyı elden bırakırsan o kurşun bu kez senin kafana girer haberin olsun!"
"Ne?"
Evren şaşkınlıkla bana bakarken öfkeyle bağırmıştı
"Sorun bumu!"
"Bu!"
Evren'e bakarak bağırmam ile Evren susarken sinirle ortadaki masaya tekme atmıştı Evren'i unursamazken Efeye geri bakmıştım
"Ne olursa olsun bana saygıyı, kuralımızı unutmayacaksın"
Oturduğun koltuktan uca doğru gelip öne eğildiğimde Efe'yi göstererek konuştum
"Bana bak aslanım, bizim kitabımızda masuma kurşun sıkmak, kadına kurşun sıkmayı bırak silah dogrultmak yok!, kural bizim namusumuz, şerefimizdir eğer kuralımızı çiğnersek namusumuzu çiğnemişiz demektir, şerefimiz yerle bir olmuş demektir bu uyarım ilk ve son uyarıydı bunu aklına kazı"
Başımı yana yatırmamla bakışlarımı Efeden çekmezken Efe hiçbir duygu barındırmayan bakışlarıyla bana bakıyordu
"Yoksa ben kazırım"
Son cümlemle göz kırparken arkama yaslanmam ile başımı arkaya attığımda bir nebzede olsa dinlenmek için gözlerimi kapatmıştım.
Kuralımız masumlar ve kadınlardan oluşurken kuralımız kısa ve basitdi sonrası ise koca bir karanlıktı!, içine girdinmi yutardı ama mecburdukda bu karanlığa, yoksa toprağa girerek ebediyen karanlığa gömülürdün ya sen girecektin yada başkaları o karanlığa sokacaktı ben ve ailemde kendileri girmeyi seçmişti ama bu değildiki karanlığa girince herşey mübahtı!, asla böyle birşey olamazdı bizim benliğimizi kaybetmemek için kurallarımız vardı, kim olursa olsun buna uyacaktı ister isteyerek ister zorla ama uyacaktı.
-
Aradan yarım saatin geçmesiyle evin kapısının açılmasıyla yaslandığım yerden doğrulurken salona Selim ile birlikte koruma Yusuf girmişti
"Dağhan bey Yusuf'un diyecekleri varmış"
Selim'e karşı geçen günden sinirim geçmezken Selim'e ters ters bakarak konuşmuştum
"Görüyorum"
Selim hatasını bildiği için başını eğmesiyle bakışlarımı Selimden çekmemiştim
"Demek biddi işi" Evren Yusuf'u görmesiyle konuşurken ister istemez kaşlarım çatılmıştı, Yusuf Evren'in dediklerini duymasıyla Evrene bakıp başını tekrardan yere eğerken, Even'e baktığımda Evren mutlulukla arkasına yaslanarak gelecek haberi beklliyordu, ama belliki haberin ne olduğunu bilirken yinede duymak istiyordu
"Ne oluyor?" bu bilinmezliğe bir son verip konuştuğumda Evren bana bakarak korktuğum cümleyi söylemişti
"Avukat'ın işi bitecekti bugün"
"Hani kadınlara dokunmuyorduk"
Bakışlarımı Evren den çekip yusufa baktığımda ellerimi iki yana açarak devam ettiğimde Evren'e yeniden bakmıştım
"Üstü üstelik bu kadın bir hukukçu"
"İleriye gitti"
"Tek ileriye giden avukat değildi" Efeyi kast ederek bağırmamla Evrende aynı hızla karşılık vermişti
"Evet keza başta sen olmak şartıyla"
Evren'e bakarak güldüğümde tek kaşımı kaldırarak devam ettim
"En azından bu saaten sonra yapacağı hataların sonucunu öğrendi"
Evren birşey demeden arkasına yaslanarak derin bir nefes verip Yusufa baktığında başıyla işaret versede konuşmaktan da geri durmamıştı
"Devam et, öldümü"
Yusuf başını iki yana sallayarak bir kaç saniye sustuğunda bu sessizliğin bir çare olmayacağını anlamıştı
"Abi kazayı bizim çocuklardan Serkan yapacaktı, aracınn frenini bozup direksiyon hakimiyetini kaybetti gibi gösterecektik olayı"
Yusuf'un cümlesiyle kaşlarım çatılırken bir terslik olduğu belliydi başımı hafif yana çevirdiğimde bakışlarımı Yusuf dan ayırmazken Yusuf sırayla Evren ve bana baktığında sonunda bakışları bende durmuştu
"Ama"
Yusuf cümlemi duymasıyla yutkunurken kaçacak bir geri olmadığını gayet iyi biliyordu
"D- Dağhan bey"
"Ama ne!"
Yusuf başını eğmesiyle kaderine razı gelirken gerçekler bir bir dökülmüştü
"Serkan aracı hareket ettirmeden karşı taraftan bir araç geldi" Yusuf'un gözlerinde oluşan korkuyla zar zor başını kaldırdığında gözlerime bakmaktan yerin dibine girecekti
"Çok süratliydi Dağhan bey yemin ederim nereden, ne zaman geldiğini anlayamadık"
Yusuf'un halinin sebebini anlayamasamda bu bilinmezlik midemi bulandırmaya yetmişti, hayatım boyunca öldür emrini verdiğimde gözlerini kırpmadan adam öldüren korumam, Evren'in verdiği emirden dolayı bugün karşımda yerle bir olmuştu ama sebebi neydi?
Ayağa kalkıp camın kenarına doğru gittiğimde duyduklarım yüzünden bir adım daha atamazken başımdan aşağıya kaynar suların dökülmesine neden olmuştu
"Araç Lavin yengeye çarptı"
Aklım duyduğum cümleyi tekrarlarken kulaklarım uğulduyordu
"Araç Lavin yengeye çarptı"
"Araç Lavin yengeye çarptı"
"Ne?"
Susmak bilmeyen seslere rağmen dudaklarımdan çaresiz bir şekilde kelime dökülmesiyle omzumun üzerinden arkama baktığımda Yusuf başını eğmiş beklerken Evren şaşkın bir şekilde Yusuf'a ardından bana bakmıştı
"Ne diyorsun lan!"
"Durumu ağır abi"
Yusuf'un son cümlesiyle yakasından tutmamla duvara çarparken tüm kalbimle gerçek olmamasını istiyordum ona zarar gelemezdi geceleri bakmaya, dokunmaya kıyamadığım kadına zarar gelmiş olamazdı
"Ne!" Yusuf'un yüzüne doğru haykırmamla Yusuf başını yerden kaldıramazken Evren ne kadar ayırmaya çalışsada boş bir çabadan ileriye gidememişti, Yusuf'un çenesinden tutmamla bana bakmasını sağlarken gözlerim gözleriyle buluşmuştu
"Lavin yengeye araç çarptı!"
"Durumu ağır!"
Yusuf konuşsada onu duymazken az önce dedikleri kulaklarımdan gitmiyordu başımı iki yana sallayarak sesleri susturmaya çalıştığımda bağırarak Yusuf'a yumruk atmıştım
"Yalan söylüyorsun" Yusuf yumruklarımın hedefinden çıkamazken ellerim kan çanağına dönmesi umurumda bile değildi
"Dağhan!" Evren bağırmasıyla beni kenara savururken hızla toparlanarak etrafa baktığımda Yusuf aldığı darbelerden dolayı yere yığılırken Efe ve Mert şaşkın gözlerle bana bakarken Evren öfkeyle bakıyordu çünkü biliyordumki bir kadın yüzünden bu hale geldim için nefret ediyordu ama umurumda bile değildi Lavin benimdi ve öyle de kalacaktı asla almalarına da, engel olmalarına da müsade etmeyecektim!
"Kazayı bizim çocuklardan Serkan yapacaktı, aracınn frenini bozup direksiyon hakimiyetini kaybetti gibi gösterecektik olayı"
Kulaklarımda Yusuf'un dediği başka kelime çınlamasıyla Evren'e baktığımda Evren bana bakmak yerine Yusuf'a bakıyordu
"Senmi istedin lan?"
Evren'in yakasından tutmamla bana bakmasını sağlarken çenesine sert bir yumruk vurmam bir olmuştu
"Avukat ayağına Lavini öldürmek mi istedin?"
"Ne dediğinin farkındamısın?" Evren şaşkın bir şekilde konuşmasıyla ikinci bir yumruk atacakken Evren kendine gelmesiyle elimi tutarak beni kendinden uzaklaştırmıştı
"Saçmalama!"
"Neden saçmalayan ben oluyorum baştan belli Lavin'i istemiyormuydun zaten?"
"Dağhan!" Evren uyararak konuşmasıyla bana bakarken Evren'in üzerine yürümüştüm
"Neden lan!, neden! Biriniz benim kadınıma dokunursunuz, biriniz masuma dokunur neden!"
Efeye bakmamla Efe'yi işaret ederken Evren'e geri baktığımda çeneme yediğim yumruk bir olmuştu, yumruğun etkisiyle dengemi kaybedip yere düşmem bir olurken Evren tüm hiddetiyle bağırmıştı
"Ben yapmadım!" Evren bir kaç adım atmasıyla yere doğru işaret parmağıyla beni gösterirken yerden doğrulmamıştım
"Anladın mı beni, ben senin kadınına dokunmadım, dokunmam!"
Derin nefes almam ile vermeyi unuturken ciğerlerim ne buna izin nede fırsat veriyordu, Evren bana öfkeyle baksada umurumda olmazken asıl öfkesi kendineydi çünkü ikimizde biliiyorduk'ki Evren az sonra bana destek olmak için yanıma çökecekti ve bunu kendiside bildiği için kendisinden nefret ediyordu, Evren yüzünü kırıştırarak etrafta bakmasıyla çok geçmeden yanıma çökerken gözümden akan yaşı umursamadan haklı çıktığım için sinirle gülümsemiştim, Evrende gülümserken elini enseme koyup kulağıma yaklaştığında
"Seni karşıma alacak kadar aklımı kaybetmedim ben, o yüzden de kadınına dokunmadım, benim tek derdim avukat"
Evren son kelimesini gözlerime bakarak söylediğinde doğru söylediğine inanmıştım yoksa karşıma geçecek cesareti kim olursa olsun gösteremezdi yoksa kuzen, kardeş demeden her kim canımı yakarsa canını yakardım
"Kim yaptı lan o zaman, kim!" Son cümlemle bağırırken Evren başıyla onaylayarak cevap vermişti
"Bilmiyorum ama bulucaz"
"Bulucaz" Evren'in dediklerini tekrar etmemle ayaklanırken Evren de ayaklanmıştı
"Hastaneye gidiyoruz"
Bizimkilerin birşey demesine müsade vermeden evden çıktığımda hızla evin önünde bekleyen aracın yanına gitmemle aracın kapısını açarken benim ile birlikte üç kapı daha açılmıştı, kimseye bakmadan araca binmemle Mert, Evren ve Yusuf da binmiş yola çıkmıştım, aradan geçen saniyeler saat gibi gelmesiyle daha fazla kaybedecek zamanım yoktu, elimi direksiyona vurmamla hızımı artırırken yol aracın altından kayıp gidiyordu
"Hangi hastane?"
"Çili hastanesi"
Yusuf'u başımla onaylamam ile elim ceketin içindeki telefona giderken bakışlarımı yoldan ayırıp rehberde kayıtlı olan "DOKTOR" yazısına tıklayarak aramıştım, telefon bir kaç çalışta açılmasıyla Rasim doktorun yorgun sesi duyulmuştu
"Hayrola Dağhan?"
"Yarım saate kadar Çili hastanesine ambulans gönder hasta sevkiyatı yapılacak"
Rasim'in birşey demesine müsade etmeden telefonu kapatmamla karşımda Evren vardı, Evren iki elini beline koymasıyla başını yere eğerken derin nefes vermişti
"Eminmisin Dağhan"
"Hiç olmadığım kadar"
"Eyvallah" Evren kısık sesiyle konuşsada ne dediğini duymuştum, ama cevap vermezken bu aramızda geçen son konuşmaydı
-
Beş dakikanın ardından hastaneye varmamla kimse umurumda olmazken aracı rast gele bırakmıştım, araçtan hızla inerek hastaneye girdiğimde bakışlarım etrafta dolaşmasıyla ileride danışmanı görmüşüm yönümü oraya çevirdiğimde bir kaç adım da danışmana gelip elimi masaya koyduğumda kadın'in dikkatini çekmiştim
"Araç Lavin yengeye çarptı"
Yusuf'un dedikleri kulağımda çınlamasıyla başımı yavaşça yana doğru eğdiğimde sesi susturmaya çalışmıştım
"Araç çarpmadan dolayı getirilen kadın nerede?" Sorum bir soru olmazken ses tonumdan da belli olduğu gibi karşımdaki kadına söylemesi için emretmiştim
"Birinci kat yoğun bakımda" Hızla arkamı dönmemle yandaki merdivenleri ikiserli ikişerli yukarı çıktığımda bir kaç adım atmadan gördüğün yüz ile durmak zorunda kalmıştım
Karşımda avukat Gülay Pınarbaşı dururken yoğun bakımın önünde ağlayarak gidip geliyordu, Gülay arkasını dönmesiyle bizi görürken olduğu yerde durmuş bize bakıyordu
"Çok süratliydi"
"Nereden, ne zaman geldiğini anlayamadık"
Yusuf'un dedikleri aklımda dönmesiyle avukata baktığımda kadın perişan bir şekildeydi, ne yani masum biri öldü diye karşı tarafin avukatlığını yapan kadın kendi ihmali yüzünden tanımadığı bir kadın'ın, benim Lavin'imin mi sonu olacaktı?, kaşlarım çatılırken öfkeyle adım atacakken arkamda Yusuf'un sesi duyulmuştu
"Arkadaşlarmış"
Omzumun üzerinden arkama bakmam ile gözlerimi kısarken tek bir kelime dökülmüştü dudaklarımdan
"Ne?"
Yusuf başını eğmesiyle asla tahmin etmeyeceğim gerçeği söylemişti
"Avukat ile yenge arkadaşlarmış"
Öfkeyle gözlerimi kapattığımda kendimi tutacaktım tutacaktımki burada elimden bir kaza çıkmasın Lavin'in yanında olabileydim
"Bunun hesabını soracam size!"
"Ne işiniz var sizin burada!" Avukat'ın bağırmasıyla bakışlarım avukatı bulurken gözlerimi kapatarak derin bir nefes almıştım
"Seni ilgilendirmez!"
Bakışlarımı yavaş yavaş avukata çevirmemle konuşmam bir olurken avukat alayla bana bakıyordu
"Siz yaptınız demi!"
"Çık cık cık" dudaklarım arasından itiraz ettiğimde başımla avukat'ı göstererek devam ettim
"Yanlış yoldasın avukat, böyle birşeyin olması imkansız"
"Öylemi?, zaten siz hiç adam öldürmezsiniz" avukat son kelimesini söylemesiyle Evrene bakarken adım adım bize yaklaşıyordu avukat kadın, Evrendeki bakışlarını bana çevirmesiyle devam etti
"Bendeki de aptallık sanki itiraf edeksiniz"
"Avukat!"
Avukat'ın adımları olduğu yerde durmasıyla yaklaşamazken bu kez yaklaşan ben olmuştum, hızla avukat'ın yanına gitmemle kolundan tuttuğum gibi kenara çektiğimde avukat'ın dengesi dağıldığında bir elin tutmasıyla avukat düşmezken bakışlarım elin sahibini bulmuştu
Evren kaşlarını çatarak avukat'a baktığında tutma sebebini bilmesemde umurumda olmazken avukat'ın dengine gelmem ile yaklaşırken bakışlarımı bakışlarından çekmemiştim
"Bilip bilmeden konuşma" avukat'ın kolunu sıkmam ile bir kez daha yaklaştığımda devam ettim
"Yoksa o sesini keserim" Avukat dan uzaklaşmam ile işaret parmağımla avukat'ı gösterdiğimde devam ettim
"Anladın mı beni avukat?, o sesini keserim!"
Ellerimi iki yana açarak meydan okurken alayla gülümsemiştim
"Görüyormusun avukat yaptığımıda, yapacağımıda açık açık söylüyorum çünkü ben Dağhan Bolaç'ım biz Bolaç'ız bizde yalan olmaz"
"Madem çok doğrusunuz söyle o zaman, Efe Hakan'ı öldürdümü?"
Avukat'ın söyledikleriyle bir gram bile düşünmezken gerçek dudaklarımdan dökülmüştü
"Evet öldürdü, ama bedelinide ödedi"
"Ama mahkemede tam tersi bean edildi"
Avukat'a küçümseyerek baştan aşağıya baktığımda avukat aklını başka bir olayda meşgul etmeye çalışıyordu çünkü arkadaşı bu haldeyken söylediği, sorduğu herşey çok saçmaydı
"Halbuki mahkemede vardın ama madem soruyorsun cevaplayayım o zaman, yalanı ben söylemedim, avukat söyledi biliyorsunki avukatların dünyasında yalan hep vardır"
Avukat'ı geçip yoğun bakım kapısına gitmemle kolundan tutulmam bir olmuştu, kaşlarımı çatmamla omzunun üzerinden arkama baktığımda sonuç tabiki de değişmemişti, avukat kadın bana bakmasıyla "Nereye gittiğini sanıyorsun" demesi bir olurken derin bir nefes verip kolumu hızla avukat'ın elinden çektiğimde cevabım gecikmemiştim
"Seni ilgilendirmez"
Yoğun bakımı önüne gelmemle kapı açılırken içeriden erkek hemşire çıkmıştı
"İçeri giremezsiniz beyefendi"
Hemşirenin uyarısını umursamazken
kapıdan geçmem ile hemşire kolumu tutması bir olurken bu durumdan çok sıkılmıştım, kolumu çekmeye yeltenmem ile hemşire bir adım geriye atıp kolumu bırakmazken "Beyfendi" demişti
Hızlı soluma dönmem ile yumruk atarken avukatın sesi duyulmuştu
"Hi!"
"Sanane lan!"
Konuşmam ile yere düşen hemşire'nin yakasından tutarak ayağa kaldırdığımda yandaki duvara yaslamıştım
"Karışmayacaksın"
Hemşire bir şey demezken elimi yandaki duvara vurarak devam ettin
"Anladın mı beni karışmayacaksın"
Hemşire bu kez sessiz kalırken sadece başıyla onaylamıştı hemşire'nin yakasını bırakarak devam ettim "Güzel" yönümü tekrardan yoğun bakıma çevirdiğimde arkamda Evren'in ve avukatın sesi gelse de umursamamıştım
"Sen nereye avukat"
"İçeriye"
"Senin öğle bir seçeneği yok avukat kalıyorsun"
Sesler gittikçe uzaklaşırken ileride masum bir şekilde yatakta yatan Lavin'im gözükmüştü, hızla yanına yaklaştığımda etrafta kimse gözükmezken yanına ilişmiştim
"Lavin'im"
Lavin den cevap gelmezken ipek gibi saçları okşamaktan başka bir şey yapamamıştım hem ne yapabilirdim ki kılına zarar gelmesin diye uzak durduğum kadına bir şekilde zarar gelmişti ama ben engelleyemezken şimdi acı çekmesini izliyordum, derin nefes vermem ile elim ceketin cebindeki telefonu bulmuştu telefonu çıkartmamla Selim'i aradığımda telefon çok geçmeden açılmıştı
"Kazayı yapan adamı bulun"
"Tamamdır Dağhan bey"
Telefonu kapatıp ceketin içine koyduğumda bakışlarımı bir saniye Lavin'in yüzünden ayırmamıştım, bal rengi gözlerini göremezken daha dünkü boğazıma bıçak dayayan kadından eser yoktu, saçlarını okşamaya devam ettiğimde karşılığını alamayacağımı bile bile devam ettim
"Aç be gözlerini güzelim" Lavin'in ipek gibi saçları ellerimin arasından kayıp giderken diğer saç tutamlarını avucumun arasına almıştım, acı bir şekide yandan gülümseyerek devam ettim
"Kumral tenin bem beyaz olmuş Lavin" başımı iki yana sallayarak konuştuğumda bu gerçek canımı yakıyordu
"Beyaz sana hiç yakışmamış"
"Almıyacağım lan zaten kalbime almıyacağım"
Evrene söylediğim sözleri hatırlamam ile başımı yana yatırdığımda gerçek bir tokat gibi yüzüme çarpmıştı, Lavin'i ben kalbime almamıştım Lavin yavaş yavaş benim kalbime girmişti o benim sadece kalbimde değildi, Lavin benim kalbime, aklıma, benliğime hücum etmişti ama ben anlayamamıştım şimdi ise bunu en acı şekilde anlamıştım, anlamak zorunda kalmıştım, telefonun çalmasıyla ceketin içinden alıp baktığımda doktor Rasim arıyordu telefonu kapatıp yatağın kenarına koyduğumda eğilerek Lavin'in alnından öperken geri çekilmiştim
"Senin bu hale gelmeni sağlayan herkese bedelini en ağır şekilde ödeteceğim"
Bir kere daha eğilip Lavin'in alnından öpmemle kokusunu içime çektiğimde geri çekilmiştim
"Söz veriyorum hesabını verecekler"
Yatağın kenarındaki telefonu almamla arkama bakmadan odadan çıkmıştım çünkü biliyordum arkama baksaydın eğer Lavin'in yanından asla ayrılamazdım ama şimdi ise onun iyiliği için gitmek zorundaydım biliyorumki Lavin kendine bunu yapanların bedelini ödemeden rahat edemezdi o yüzden onu rahat ettirmek benim görevimdi ve bende bu görevi yerine getirecektim.
Yoğun bakımdan çıkmam ile kapının arkasından avukat ve Evren gözükürken telefonun tekrar çalmasıyla bu kez hızla cevaplamıştım
"Dağhan bey geldik"
"Tamam işlemleri halledip çıkıyoruz"
Koridorda ilerlediğimde avukat peşimden gelsede umurumda değildi
"Kimin işlemlerini yapıyorsun"
Avukat'ın anlamayacağını sanmam çok saçmaydı sonuçta avukatdı uçan kuştan süphelenmeliydi, hemde Lavin'in arkadaşıydı bu yüzden de en yakın arkadaş iç güdüsel olarak anlardı, avukat'ın sorusunu cevapsız bırakarak hastane koridorunda ilerlediğimde avukat tarafından durdurulmuştum
"Sana soruyorum kimi çıkartıyorsun?"
Sinirle arkama döndüğümde karşımda dolu gözlerle bana bakan Avukat olurken dilimin ucundaki tüm sözleri yutmak zorunda kalmıştım, yandan Evren'e baktığımda Evren bana bakmaktan başka birşey yapmazken avukata geri döndüm
"Lavin'i"
"Nereye?"
"Hastaneme!, yeterli oldumu?"
"Sonra"
Arkamı dönüp gidecekken avukatın yeni bir sorusuyla durmak zorunda kalmıştım, arkamı dönmeden avukat'ın dediğini başımda onayladığımda yandan gülümsemiştim, sonra mı?, sonrası tam bir cehennemdi, Lavin' ime bunu yapanlara en ağır şekilde bedelini ödetecektim.
Arkamı dönmem ile avukata baktığımda birkaç adım atarak karşısına geçmiştim avukat'ın hizasına eğilerek kulağına yaklaştığımda herkesin bildiği gerçeği kimseden saklayacak değildim
"Hesap ödeme vakti!" gerçeği söylemem ile avukat dan tepki gelmezken uzaklaşıp avukat'ın yüzüne baktığımda avukat kaşlarını çatmış yere bakıyordu, avukat dan uzaklaşıp ellerini cebime koyduğumda devam ettim
"Bakıyorum da can senin de canın olunca hesap ödeyecek olması seni rahatsız etmedi"
Avukat Gülay'ın bakışları cümlem ile beni bulduğunda kalbi ve aklı arasında bir tercih yapmaya çalışıyordu, Lavin'ne bunu yapanların cezalandırılmasını istese yıllarca okuduğu okul, yıllarca aklına kazıdığı doğruluk izin vermezken kalbi tam tersini söylüyordu yanlarına kalmasın, bedel ödesinler diye can atarken dili birşey diyemiyordu avukat'ın bu suskunluğuna son vermek ise bana kalmıştı
"Bende öyle tahmin etmiştim"
Arkamı dönüp bir kaç adım attığımda Avukat suskunluğuna bir son vermiş olmalıydıki kısık sesiyle konuşmuştu
"Bu dünyada adalet var"
Gözlerimi kapatıp derin bir nefes vermem ile gözlerimi geri açtığımda artık sinirlenmiştim
"Yeter!" Öfkeyle arkamı dönüp bir kaç adımda avukat'ın yanına gittiğimde gözüm birşey görmez olmuştu
"Yeter duydun mu,? yeter!, bu dünyada adalet yok!"
"Var!"
"O zaman benim olduğum yerde adalet yok!"
"Elbet sizde hesap verceksiniz" Başımı iki yana sallayarak gitmek için yeltenmem ile durup avukat'a son kez bakmıştım
"Madem hesap verecez, madem adalet var o adamları benden önce bulursanız alırsınız, bulamazsanız cesedini alırsınız"
Nihayet avukat'ın karşısından gitmem ile arkamda hareketlilik olurken kimin olduğuna bakmaya gerek bile yoktu
"Adamlardan haber mi var?"
"Yok, ama olacak"
Telefonun çalmasıyla zaman kaybetmeden ceketin içinden telefonu alıp cevapladığımda Selim'in sesi duyulmuştu
"Aracı kullanan adamı bulduk abi karahisardaki depoya çektik"
Selim'in cümlesiyle keyifle gülümserken telefonu kapatıp Evren'e seslendim
"Rasim'i gönderecem yukarıya söyle o avukat'a zorluk çıkarmadan sevk işlemleri halletsin"
"Bende o iş merak etme"
Başımla onayladığımda buradan gitme vaktim gelmişti, şimdi vakit can alma vaktiydi, arkamı dönüp koridorda ilerlediğimde içim rahattı çünkü biliyordumki Evren hallederim dediğini hallederdi, dakikalar önce koşarak çıktığım merdivenleri bu kez yavaş yavaş inerken Lavin'in kokusu hala burnumdaydı, yandan gülümsemem ile merdivenleri bitirdiğimde karşımda Rasim duruyordu
"Birinci kat yoğun bakımda"
"Tamam dır Dağhan bey, merak etmeyin hastanede herşey hazırlandı"
"Merak etmiyorum"
Rasim'in birşey demesine izin vermezken bir kaç adımda hastaneden çıkmıştım hastanenin ilerisinde duran aracın kapısını açıp binerken hızla aracı çalıştırıp yola çıkmıştım
-
Nefes alamadığımı hissetmemle aracın camını açıp içeriye temiz hava girmesini sağlarken zar zor derin bir nefes verdim bir kere daha anlamıştım'ki ben Lavin'siz nefes alamıyorum onun yanında ciğerlerim hava ile dolarken onsuz ciğerlerim havasız kalıyordu ve benim kadınımın nefesini kesmek isterlerken beni nefessiz bırakmak istemişlerdi.
Depoya gelmem ile demir kapının önünde korumalar kapıyı açarlarken kapı büyük bir gürültüyle açılmıştı karanlık depo kapının açılmasıyla aydınlanırken araç ile girdiğimde arkamda demir kapı aynı gürültüyle kapanmıştı tıpkı hayatım gibi depo'da karanlığa bürünürken bende buydum işte hayatım koca bir karanlıktı.
Araçtan inip elleri sandalyede bağlı olan adama ilerledigimde tam karşısında durmuştum, camdan sızan cansız ışığa baktığımda hastanede solgun suretiyle yatan Lavin gözlerimin önüne gelirken ellerimi yumruk yapmam ile hızla önümdeki adamın suratına yumruk indirmiştim, öfkem bir yumrukla dinmezken peşi sıra yumruk attığımda adam yere düşsede bu benim durmam için yeterli bir sebep değildi!, bırak yeterli olmasını sebebi bile olmazken her yumruğum daha sert daha can yakan olmuştu, bir taraftan adamın soluk borusunu sıkarken bir taraftan da yumruklarım durmazken adam zar zor konuşmuştu
"Dur, ya- yalvarırım dur!"
"Körmüsün lan sen!, körmüsün!"
Yerde yarı baygın bir şekilde bana bakan adamın cevap vermesini beklemeden yakasından tutmamla ayağa kaldırırken hızla ileride olan masanın üzerine fırlattığımda adam sırt üstü masaya çarparken kalkmasına müsade vermeden tekrardan tepesine çöktüğümde öfkeyle devam ettim
"Madem görmüyorsun o zaman sende durmasına gerek yok"
"Ne diyorsun abi sen?"
Camdan gelen ışık yüzümün tamamını aydınlatmazken karşımdaki pisliğin suratını yeteri kadar aydınlatıyordu yerini ezbere bildiğim masada duran bıçağı almam ile bakışlarımı adamdan çekmezken adam korku ile yana bakmasıyla başına ne geleceğini anlamıştı
"Abi!, yapma yalvarırım dur"
Başımı iki yana sallayarak adamı reddederken bıçağı adama yaklaştırdığımda adam avazı çıktığı kadar bağırmıştı
"Hatırlamıyorum!"
"Ne?" ister istemez adamın cümlesiyle dururken gözlerimi kısaram adamın yüzüne doğru yaklaşmıştım
"Ne diyorsun lan sen!"
"Hatırlamıyorum abi, o gün ne olduğunu hatırlamıyorum, gözümü açtığımda buradayım" Adam korkuyla başını iki yana sallayarak konuşurken demir kapı büyük bir gürültüyle açılmıştı
"Abi!" Mert'in sesi duyulmasıyla elimdeki bıçağı adamın boğazına dayadığımda omzumun üzerinden arkama bakmıştım Selim ve Mert bana bakarlarken konuşmaya Selim devam etmişti
"Arkadaş kaza anında uyuşturucu etkisindeymiş"
Adama döndüğümde adam korkuyla başıyla onaylarken duyduklarımı anlamaya çalışıyordum ne demek uyuşturucu etkisi altındaydı yani Lavin o hale bir pislik yüzünden mi gelmişti adamın boğazından bıçağı hızla çekmem ile kulağının dibini bıçağı masaya sapladığımda adamın çığlığı kopmuştu
"Abi!"
"Kim!, sana uyuşturucuyu satan kim?"
Bıçağı bırakıp adamın yakasından tutarak bıçağa bakmasını sağlarken devam ettim
"Söyle yoksa bu bıçağı bir dahakine masaya saplamam"
"A- abi öl- öldürürler"
"Sen şimdi yaşayacakmısın lan!"
Cümlemle bıçağı masadan çıkarmam ile bir an bile düşünmeden sol göğsüne saplarken adam aralanan dudaklarıyla sop soğuk gözlerime bakakalmıştı
"Ben seni yaşatırmıyım sanıyorsun!"
"Aaaa!" Bıçağı çevirmemle adam avazı çıktığı kadar bağırırken kulağının dibine yaklaşmıştım
"Madem öyle tamam!" Yavaşça bıçağı çekmeye başlamamla adam bir kez daha bağırmıştı
"Kırık Hasan!"
🖤🖤🖤 KURŞUNLU ZİNCİR 🖤🖤🖤
SEVİLİYORSUNUZ
Yayınlanmakta olan diğer HÜKÜM adlı kitaba şans verirseniz sevinirim 🕊🕊🕊
Yorum ve Beğeni yapmayı unutmayın
Bölümü nasıl buldunuz yorumlarda buluşalım
İSTEGRAM HESABIM : teynimg_yazar_
İSTEGRAM HESABIM :Kitaplar_meclisi
TİKTOK HESABI : TEYNIMG_YAZAR_06
TAKİP EDERSENİZ ÇOK SEVİNİRİM CANLARIM. (İNSTAGRAM' da ve TİKTOK' aa güzel videolar var kaçırmayın derin😉😇🤗)
SİZİ ÇOK SEVİYORUM KENDİNİZE İYİ BAKIN 💞❤♥😇