İçeriğe geç

kuresento raito

Bölüm 3 · 6 dk okuma

kuresento raito

Bölüm 3

Bayan Priya

Başlamak, bitişimiz oldu. Bunu nereden bile bilirdik ki :) ?

Kamien sonunda ateşi yakmıştı. Gizemli gözlerini ateşten ayırmıyordu. Yandan ona baktım. Ateşten dolayı yüzü parlamıştı. Yakışıklıydı.

Bende öylece ateşe baktım. Kamien bana bakmadan sakin bir sesle " Neyden kaçtınız? " Diye sorunca tekrar ona döndüm. Gözlerimi yere devirdim. " Kaçmadık. " Kamien yavaşça kafasını bana dogru çevirdi. Gözlerini gözlerime dikti. Ardından güldü. " Komikmiş. " Kaşlarımı çattım. " Komik olan ne ? " Kamien ateşe atmadığı dallardan biriyle ateşi eşeleyerek gülümsedi. " Yanınızda kimse yok . Küçük kardeşinde sende çok güzelsiniz. Sizce "o" türden işi yapan birisi sizi kaçırmaz mıydı ? " Sinirle güldüm. " Sen sadece fazla hayalperestsin. " Kamien yüzüme eğildi. " İnandırıcı değil mi ? Dış dünyayı bilmiyorsunuz. " Yüzümü ekşittim. " Hayır ! " Kamien neredeyse kahkaha attı. " Tamam , tamam . Seni sıkmayacağım korkma hanımefendi. "

Ortalık tekrar sessizliğe gömülmüştü. Benim içim ise çok huzursuzdu. Bu yüzden konuşmayı devam ettirmek istedim.

" Dinç bir vücudun var. Dövüşçü filan mısın ? "

Kamien'ın yüzünde bir anlığına bir mimik belirdi ama hemen kayboldu. Tekrar soğuk bir ifade aldı ve sakin bir sesle. " Hayır dövüşçü değilim. Sadece ilgi duyuyorum. Babam küçüklüğünden beridir uzman bir dövüşçüydü. Bu yüzden bana öğretti. " diye anlattı. Saçlarımı düzelterek sordum. " Peki, mesleğin nedir ? " Kamien sırtını dikleştirerek, " Boş verin hanımefendi. " dedi. İkimizde ateşe döndük. Dilimden resmen kelimeler kendi kendine düşmeye başladı. " Benim babam küçükken hep asker olmak istemiş. Babamda senin baban gibi savunma sporlarına çok meraklıymış. Beni de o yoldan götürmek istedi. Küçüklüğümden beri bana hep kendimi nasıl savunacağımı öğretti. Annem ise fiziken kendimi savunmamın gerekli olduğunu ama bir kızın nazik, kırılgan olması gerektiğini söylerdi. Kısacası babam benden bir asker, annem ise bir prenses yarattı. " Annem ve babamı anınca içimden sanki bir hayalet geçmiş gibi oldu. Onları şimdiden özlemiştim. Kafamda yine o düşünce canlandı. "ölüm" ama sustum. Ateşe öylece bakmaya devam ettim. Kamien dimdik duruşuyla bana baktı. Kafamı yerden kaldırdım ve ona baktım. Kamien merakla beni inceledi. " Dış görünüşüne bakılırsa annenin yarattığı yoldan gitmişsin. Bir dövüşçünün bu kadar güzel olması olanaksız. " Yanaklarımın kızardığını hissettim. Kamien'ın ise yüzünde tek bir mimik bile değişmemişti. Aynı soğuk ifadeyle bana bakmaya devam ediyordu . Bu tür şeylerin bana garip gelmesinin sebebi, doğduğumdan beri ailem dışında olan insanlarla doğru dürüst konuşmamamdı. Tek bir arkadaşım bile olmamıştı. Kamien'ın sözleri üzerine utançla tekrar ateşe döndüm.

Ama yine de aklıma bu düşünceler oturmuştu. " Kamien. "

Kamien cevap olarak homurdandı. " Gerçekten böyle insanlar var mıdır ? " Kamien yine büyük bir kahkaha patlattı. Sinirle " Endişem sana komik mi geliyor ? " Diye azarladım. Kamien sırıtarak bana baktı. " Hani bunlar Hayalperest fikirlerdi. " Ve vurguladı. " Aiko HANIM . " Saçlarımı düzelttim. " Soruma cevap alamadım. " Kamien ateşi eşelemeye devam etti. " Evet varlar . Korkma sizi güneye götürdüğüm zaman küçük May'i de sizi de güvenli bir alana sokacağım. Bu konuda endişelenmeyin."

Bu konuşmanın üzerine nöbet tutmaya karar veren Kamien'ın yanından ayrılıp kız kardeşim yanına uzandım ve bir çırpıda uykuya daldım.

Sabah gözümü aradığımda Kamien ortalıkta yoktu. ateşi yakıp gitmişti. Ne olduğunu anlamadım. May ise hala derin bir şekilde uyuyordu. Bende biraz daha başımı koyup uyumayı düşündüm ama kısa bir süre sonra Kamien tekrar geldi.

" Günaydın hanımefendi. " Ona baktım . Elinde ölü bir tavşan tutuyordu. Yattığım yerden doğruldum.

" Avlanmaya mı gittin ? " Kamien gülümsedi. " Güzel bir kahvaltı yapın istedim. " Acıyla ölü tavşana baktım.

" Tavşanları severdim hakikaten. " Kamien bana yukarıdan bakıp sırıttı. " Evet bende severim. Özellikle bol tuzlu ve bol pişmiş olduğunda. " Şaşkınlıkla ona baktım. Dikkatle tavşanın tüylerini ayıklayıp yakıyordu. Aslında yemekten kast etmemiştim ama ses çıkartmadım.

Kamien tavşanı dallara geçirip pişirdi ve üç dalada eşit et parçaları koydu. Gidip May'i uyandırdım. Düne göre çok daha iyiydi. Ateşin başına oturduk ama düşündüğümüz gibi olmadı.

May pişen tavşan etini görünce duraksadı. Gözlerini belertip bir Kamien'a bir bana baktı. Sonra kısık bir sesle " Bu bir tavşan mı ? " Diye sordu. Kamien soğuk soğuk bakıyordu. Bende evet anlamında kafamı salladım. May'in gözleri dolmaya başladı. Burnunu en tepesinden tuttu ve ağlamaya başladı. Kamien da bende dona kalmıştık. May " Bu hayvan bir zamanlar koşup oynuyordu. " dedi. Kamien oturduğu yerden kalkıp May'in yanına oturdu.

" Küçük hanımefendi , benimde bir köpeğim var. Hayvanları çok severim ama burada bu tavşanı yemekten başka çaremiz yok. Bir canlı katletmekten kesinlikle hoşlanmıyorum. Normal şartlarda bir karıncanın kanının bile akmasına izin vermem ama şuan bulunduğumuz şartlarda, özellikle senin bol proteine ihtiyacın var. Et yemen lazım. Lütfen şimdi bunu ye. Bunu ye ki daha iyi ol ve ablanı mutlu et . "

Kamien bunları öyle nazik, öyle yumuşak bir sesle anlatmıştı ki ben bile ikna olmuştum . Kendi dalımdan bir ısırık tavşan eti aldım. Kamien çok güzel pişirmişti. Ben ile Kamien yavaş yavaş tavşanı yiyorduk. Kafamı May'e çevirdim. Dişinin ucuyla tavşanı ısırıyordu. Buna ısırmak demeye bin şahit ister. Kuş bile ondan daha çok, daha hızlı yiyordu. Tek kaşımı havaya kaldırdım. " May, Ye şunu lütfen. " May kafasını kaldırıp bana baktı. " Yiyorum işte. " Kamien kemikli ellerini havaya kaldırdı. " Ben doydum. Acele edin hanımefendiler. Yola çıkmamız lazım. Bugünde geceye kalmayalım. " Dedi. Çevreyi üçümüz birlikte toparladık. En sonunda ateşe söndürdük ve yola çıktık.

Gece olduğu zaman bir balıkçı kasabasında misafirhane bulduk. Kamien tüm parayı ödedi. Bende ödemek ve katkıda bulunmak istiyordum ama annem ile babam bize sadece bir kaç ekmek parası bırakmıştı. Yine de Kamien'a bu parayı verebileceğimi söyledim ama Kamien red etti. İki oda tuttuk. Birinde May ile ben, diğerinde Kamien konaklıyordu. Gece boyu uyuyamadım çünkü misafirhanenin küçük avlusunda bir kadın, iki erkek konuşuyordu. Çok sessizlerdi fakat benim uykum çok hafif olduğundan bir türlü yatamadım.

Sabah erkenden tekrar yola çıktık. Sonunda Güneye yetişmiştik. Burası Güneyin sınırı oluyordu aslında. Buralarda sadece en zengin ve en fakir olan insanlar yaşıyordu. Kamien bizi kocaman bir evin önüne bıraktı.

" Burada ayrılıyoruz. " Deyince içim nedense burkuldu. Ona kendimi yakın hissetmiştim. May'de bende teşekkür ettik ve saygıyla yaptıkları için eğildik. Kamien'ın ise soğuk yüzüne çok yakışan badem gözleriyle bize son kez baktı ve arkasına bakmadan gitti. May ve ben tek kalmıştık. Buralarda ne yapacağımızı bilmiyorduk. İkimizde birbirimize bakıyor ama konusmuyorduk. Yanımızda sadece kirli bir çift kıyafet ve bir kaç kuruş vardı. Neredeyse stresten ağlayacaktım.

Bu düşünceler ile boğuşurken arkadan yumuşak, tatlı bir ses duydum. " Kızlar ? " İkimizde aynı anda arkamızı döndük. Büyük evin içinden zengin giyimli , hafif şişman, kısa boylu bir kadın bize bakıyordu.

Evin bahçesinden çıkıp yanımıza yaklaştı. Saygısal olarak karşında eğildik. Kadın merakla üstümüzde duran çamurlu kıyafetlere baktı. " Yardıma ihtiyacınız var mı ? " Diye sorunca " Yok, teşekkürler. " Dedim. Kadın tekrar bizi inceledi ve gülümsedi. Gülümseyince kısık gözleri yanaklarının arasında kayboldu. " İçeri gelin lütfen. Buralar tehlikeli. Üstünüze başınıza bir çeki düzen verelim. " Tam teklifi red edecekken May'in masum , istekli bakışlarıyla karşılınca duraksadım. " Peki. " Diye cevap verdim. Kadın, " Adım Priya. " Dedi . May neşeyle bahçenin içine sekti. Ben ise tekrar kadının karşında eğildim. " Yardımınız için teşekkürler bayan Priya. Ben Aiko. O ise May . Kız kardeşim. " Kadın tekrar güldü. Eliyle beni içeri davet etti.

Bu ev aslında her şeyin başlangıcıydı ama bundan ne benim, ne May'in , ne de Bayan Priya'nın haberi yoktu. İşte asıl yolculuğumuz bu evde başlıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.