İçeriğe geç

KURALSIZ AŞK

Bölüm 2 · 4 dk okuma

KURALSIZ AŞK

Bölüm 2

1.Bölüm: İlk Görüş

1. Bölüm:İlk GörüşSabah, alarmın tiz sesiyle uyandım. Kışın tam ortasıydı ve dışarıdaki kar taneleri pencereye hafifçe vuruyordu. Bugün 12 Ocak 2034’tü. Doğum günüme yalnızca on üç gün kalmıştı. Saat altıydı.Belime kadar uzanan kahverengi saçımı her sabah olduğu gibi soğuk suyla yıkadım. Ardından kuruttum ve doğal bir makyaj yaptım. Zaten her zaman sadeliği tercih ederdim. Üzerimi değiştirdim: beyaz boğazlı kazağımı, gri kısa şortlu eteğimi ve üzerine gri ceketimi giydim. Ceket, eteğimin boyuna kadar geliyordu. Saçlarımı her gün düzleştirirdim ama bugün farklı olsun istedim; bu yüzden hafif dalga verdim. Çantamı hazırladım. Saat yedi buçuktu. Ayakkabılarımı giyip aceleyle evden çıktım.Ben Mira Elvan. Babam yok, bu yüzden annemin soyadını taşıyorum. Tıp fakültesinin son sınıfındayım. Yirmi beş yaşıma bastığımda doktor olacağım. Geriye yalnızca on üç gün kaldı.♡Sınıfa girdiğimde saate baktım: Dersin başlamasına yalnızca beş dakika kalmıştı. Kalemliğimi, defterimi ve kitabımı sıranın üzerine yerleştirdim. Gözlerim etrafı taradı. Buse’yi gördüğümde hemen el salladım. O da karşılık verdi ve yanıma oturdu. Buse Nur Akın… En yakın arkadaşım. Altı yıldır birlikte okuyorduk.♡Zilin çalmasıyla kendimizi kafeteryada, yemek sırasındayken bulduk. Bir kase çorba, ıspanak, salata ve bir dilim ekmek… Her zamanki gibi. Bu öğün asla değişmez. Elimizde tabldotlarla boş bir masa ararken karşımıza Kerem Sağlam çıktı.Okulun zorbası ve en çok ilgi göreni. 1.90 boyuyla, yeşil gözleri ve kumral saçlarıyla dikkat çekiyordu."Beraber yemek yemek istemez misin, bu seksi erkekle?" dedi sırıtkan bir ifadeyle.Konuşmak için dudaklarım aralandı ama o devam etti:"Amaaan, hadi ama! Şuradaki herkes peşimden koşuyor. Kendini şanslı hissetmelisin.""Ben herkes değilim, Kerem Sağlam. Şimdi önümden çekil de yemeğimi yiyeyim," dedim ve omuzumla onun omzuna hafifçe vurup geçerek masaya doğru ilerledim.Buse de tam karşıma oturdu."Bu çocuk, herkes onun peşinden koşuyor diye her istediğini elde edebileceğini sanıyor. Gıcık!" dedi tiksinerek.Sırıttım.“Buse?”“Efendim?”“Senin tipin ne acaba?”“Haa…” Biraz düşündü. “Bence Kerem Sağlam hariç her erkek olur,” dedi alaycı bir şekilde.Gülümsedim.“Senin peki?” diye sordu bu kez Buse.“Ne benim?”“Senin tipin nedir? Kaç yıldır arkadaşız, hiç konuşmadık. Ama ben söyledim. Sıra sende.”“Hmmm…” dedim düşünürken. “Bence seksi ve mafya lideri. Özellikle o kaslı kolları… Off…” Dudaklarımı istemsizce ısırdım.Buse kahkahaya boğuldu. Herkesin bize baktığını fark ettiğimde omzuna hafifçe vurdum.“Herkes bize bakıyor,” diye fısıldadım.Buse sustu. Sonra sırıttı ve beni taklit ederek abartılı bir sesle:“Bonce sexi ve mofyo lodero, özelolo o koslo kollorı off…” diye dalga geçmeye başladı.Omzuna bir kez daha dokundum.“Heyy! Bu kadar komik bir şey mi söyledim? Şaka yapsam bile bu kadar gülmezsin!”“Kızım, böyle bir erkek bulamazsın ki. Eğer istersen Kerem var!” dedi yine beni taklit ederek:“Borober yomok isomoz moson? Bo sexi erkoklo…” Kahkahaları kesilmedi.Ben de dayanamayarak gülmeye başladım.“Hadi ama! Gerçekleşmeyecek bir şey değil,” dedim ciddiymişim gibi.“Eğer bulursan, bir sor bakalım arkadaşı var mıymış?” dedi hâlâ gülerek.“Tamam, gülmeyi kes. Çıkışta kahve içmeye gidelim mi?”“Orada mafya lideri ve seksi bir erkek buluruz,” diye dalga geçmeye devam etti.“Off, yeter ama! Hadii…”“Tamam tamam, çıkarız,” dedi Buse, göz kırparak.♡Buse ile kahvemizi içtik, kütüphaneye gidip ders çalıştık, alışveriş yaptık ve saat on olmuştu. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmedim bile. Arkama baktığımda iki kişinin beni takip ettiğini hissettim. Buse ile evimiz zıt yönlüydü, tek başımaydım. Hızlı adımlarla yürümeye başladım. Gece olduğu için sokakta kimse yoktu. Hemen telefonumu çıkarıp babamla konuşuyormuş gibi yapacaktım. Telefonumu çıkarırken onların adımları daha da hızlandı.Ve kolumun üstünde bir el hissettim. Beni tutuyordu. Telefonumu çekemeden…“Bırak kolumu,” diye inledim.Daha fazla çekiştirdi. Çırpındım.“Bırak dedim sana! BIRAK!”Yüzlerinde maske yoktu ama karanlıktan yüzlerini seçemiyordum.“Bu saatte dışarıda bu kadar kısa halde gezersen, cezasını ödemeden gidemezsin.”“SEN KİMSİN YA! BIRAK KOLUMU! BIRAK!”Bir gölge belirdi. Birisi arkamdaydı, bunu hissettim. Adamı boğazından tutup yere yatırdı. Yüzüne yumruk atmaya başladı. Bir değil, iki değil, üç değil… Kaç kere vurdu sayamadım bile. Diğeri ise korkarak tüm hızıyla kaçmaya başladı. Yerde yatan adamın yüzü kana bulanmıştı.Sonunda çocuk ayağa kalktı ve bana baktı. Boyu yaklaşık 1.94’tü. Ela gözleri ve siyah saçları parlıyordu.“Teşekkür ederim.”“Bir yabancıdan gelen teşekkür, bu kadar etkileyici olmamalıydı,” dedi sırıtarak.Yüzümde fark etmeden bir gülümse oluştu.“Senin bu saatte dışarıda tek başına ne işin var?”“Şey…” Konuşmayı unuttum resmen. Kendine gel Mira!“Arkadaşımla dışarıdaydım. İşimiz vardı, eve dönüyordum.” (Güzel, bu sefer kekelemedin Mira.)“Arkadaşın nerede?”“O evine gitmiş olmalı. Farklı yerlerde yaşıyoruz.”“Aras!” diye bir ses geldi koşarak.“Gitmemiz gerek, bizi bekliyorlar.”“Tamam, geliyorum. Sen git,” dedi Aras.Çocuk uzaklaştıktan sonra bana dönüp telefonunu uzattı.“Numaran?”“Ne?”“Numaranı yaz.”Telefonu elinden alıp numaramı yazdım ve geri verdim.“Adın ne?”“Ne?”“Duyma problemin olduğunu sanmıyorum,” dedi yine sırıtarak.“Mira. Mira Elvan.”Telefonunu cebine attı.“Yürü.”“Nereye?”“Evine. Seni ben bırakacağım.”Yürümeye başladığımda arkamdan gelmeye devam etti.“Neden arkamdan yürüyorsun?”“Arkanı kollamak için.”Durdum. Ona baktım.“Yanımda yürürsen daha rahat hissederim.”Ona doğru yürüdüm. Ve birlikte aynı adımlarla yürümeye başladık.“Okuyor musun?”“Evet.”“Nerede?”“İstanbul Üniversitesi, Fen Fakültesi. Hayalim doktor olmak. Son 13 günüm kaldı, ardından mezun olup doktor olacağım. Biliyor musun?”“Neyi?”“13 gün sonra, yani mezun olduğum gün, doğum günüm.”“25 Ocak mı?”“Evet. 25 yaşına gireceğim resmen. İnanılır gibi değil. Kaç yıldır bunun hayalini kuruyordum. O kadar mutluyum ki… Hayallerime ulaşacağım. Gece gündüz demeden hep çalıştım. Karşılığını almak üzereyim. Ne kadar güzel, değil mi?”Sırıttı.“Çok mu fazla konuştum?”“Hayır, devam et. Sesin çok huzur veriyor. Sabaha kadar dinleyebilirim.”“Bu arada… Sen kaç yaşındasın?”“Yirmi dokuz. Yakında otuz olacağım.”“Yani sana abi demem gerekiyor…” dedim alaylı bir sesle. “Abi deme, lazım olur,” dedi göz kırparak.Konuyu değiştirmeye çalışarak:“Evim tam şurada. Yetiştik.”“Bir daha dışarı çıkacağın zaman bana söyle, kumralım.”“Teşekkür ederim,” dedim gülümseyerek.“Bu cümleyi bir daha duyarsam… Dünyanın en mutlu insanı mı olurum acaba?” diyerek göz kırptı.Gülümsedim. Anahtarımı çantadan çıkarıp içeriye geçtim. Neyse ki annem daha işteydi. Hızlı adımlarla odama geçip Buseyi aradım.

♡

(İlk defa yazıyorum kötü olmuş olabilir. Teşekkürler💜)

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.