İçeriğe geç

Kural #texting #lise

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Kural #texting #lise

Bölüm 2

İyi Garip.

İlk ders sona erdiğinde zil çaldı ama Mert yerinden kıpırdamadı. Kalabalığın sınıftan çıkışını izledi. Su da onunla birlikte oturuyordu, çantasını kucağına almış ama henüz açmamıştı. Gözleri boş bir noktaya takılmış gibiydi. “Ne garip, değil mi?” dedi aniden. “Aynı sınıfta oturuyoruz şimdi. Her gün.” Mert başını ona çevirdi, gülümsedi ama dudaklarının kenarı biraz titredi. “Evet… garip. Ama iyi garip.” Su başını yana eğdi, kaşları biraz kalktı. “İyi garip mi?” Mert bir an duraksadı. “Bilmiyorum… Senin yanında olmak, iyi hissettiriyor galiba.” Bu cümle ağzından çıkarken kendini fazlasıyla açık etmiş gibi hissetti. Su’nun gözleri bir an ona dikildi ama hemen ardından gözlerini yere kaçırdı. Yanaklarına ince bir pembelik yayıldı. Sessizlik, gürültülü koridorun ortasında ikisinin arasında yankı gibi asılı kaldı. Tam o anda kapıdan Arya girdi. Gülümseyerek geldi ama bakışları Mert’in Su’ya biraz fazla yakın durduğunu hemen fark etti. “Teneffüse çıkmadınız mı siz hâlâ?” dedi, sesi neşeliydi ama arkasında belli belirsiz bir ton vardı. Mert hemen toparlandı. “Az sonra çıkacaktık,” dedi Mert, ayağa kalkarak. Su da onu takip etti, biraz aceleyle. Arya bakışlarını kardeşine çevirdi. Mert’in gözlerini kaçırışı, her zamankinden farklıydı. Sezdiği şeyin ne olduğunu tam çözemese de kalbinde ince bir huzursuzluk kıpırdandı. Koridorlarda yürürlerken Arya bir şey anlatıyordu ama Su’nun aklı hâlâ az önceki o cümledeydi. “Senin yanında olmak, iyi hissettiriyor.” Bu söz Mert’ten duyulacak türden değildi. Daha doğrusu, Su onun böyle şeyler hissettiğini hiç düşünmemişti. Şimdi göz göze geldiklerinde o bakışların ardındaki anlamı merak ediyordu. Üçü bahçeye çıktıklarında Arya bir grup arkadaşına doğru yöneldi. “Ben biraz çocuklara bakıp geliyorum,” dedi, Su’ya dönerek. “Sen kal, Mert’le takıl.” Bu söz Su’nun yüzünde küçük bir tebessüm oluşturdu ama Mert’in gözlerinde kısa süreli bir paniğe sebep oldu. Arya bilerek mi böyle söyledi, yoksa sadece lafın gelişi miydi? Mert emin olamıyordu. Ama Su’nun kalması, ona yeni bir şans gibi geldi. Bankta yan yana otururlarken Su toprağı eşeliyordu parmağıyla. “Biliyor musun…” dedi sessizce, “Seninle konuşmak daha kolay gelmeye başladı. Nedense.” Mert önce anlamadı. Sonra hafifçe başını eğdi. “Benim için de.” İkisi o an göz göze geldiler. Ne zaman biri bir şey söyleyecek olsa diğerinin bakışı susturuyordu. Sanki her kelime fazlaydı, her sessizlik dolu. Tam o anda Arya uzaktan onlara baktı. Mert’in eğilmiş başı, Su’nun ona doğru hafifçe dönmüş omuzları… Gözlerini kısmadan edemedi. İçine bir şey oturdu ama neydi, adını koyamadı. Öğleden sonraki ders “Tanışma Etkinliği” olarak planlanmıştı. Öğrenciler sırayla kâğıtlardan isim çekerek bir partnerle eşleşecek ve birbirlerini tanıtacaklardı. Mert parmaklarını sıktı. Şans işiydi bu, ama o an ilk defa şansa gerçekten ihtiyacı olduğunu hissetti. Su’nun ismini çekmedi. Ama Su, Mert’in ismini çekti. Öğretmen bunu duyurduğunda Su istemsizce başını kaldırıp Mert’e baktı. Sınıf “oooh” sesleriyle dolarken, Su’nun yanakları yine pembeleşti. Mert içinden “Teşekkürler evren,” diye geçirdi, ama aynı zamanda Arya’nın göz ucuyla sınıfa baktığını fark etti. İkili etkinlik başladığında Su’nun sesi önce çekingen çıktı. “İsim: Mert. İlgi alanları: Müzik, kitaplar, gece geç saatlerde uyumamak… ve gereksiz yere derin konulara takılmak.” Sınıf güldü ama Mert, onun gözlerinin içine bakarak gülümsedi. “Fena tanımamışsın.” Sonra sıra Mert’e geldi. Su’ya bakarken sesi biraz daha ciddiydi. “İsim: Su. İlgi alanları: Sessizlikte kaybolmak, fotoğraf çekmek, birinin gözlerine bakıp kelimesiz anlaşmak.” Bu sefer sınıf sessiz kaldı. Su’nun gözleri büyüdü, sonra başını eğdi. Herkes onların arasındaki garip gerilimi hissetmişti. En çok da Arya. O an, sınıf içinde bir şey olmuştu. Küçük ama anlamlı bir şey. Ve herkes fark etmişti. Ama en çok fark eden, üçüncü sırada oturup sessizce onları izleyen Arya’ydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.