Size biraz garip gelebilir ama ben tanıyıp tanıyabileceğiniz en Polyanna insandım. Evet, garip gelebilir. Ben her zaman yüzü gülen her zaman etrafa neşe saçan tiplerden oluşumudur fakat âşık olana kadar. Sanki aşk insanı bir kuyuya sürüklüyor. Çıkışı olmayan bir kuyuya. İşte bende şuanda o kuyunun tam dibindeydim. Bir elin beni oradan çekip çıkarmasını bekliyordum.
Uyandım. Keşke uyanmasaydım. Keşke hiç var olmasaydım. Keşke hiç nefes almasaydım.
Gözlerim etrafta geziniyordu sanki onu ararmışçasına. Ama yoktu. O yoktu. Beni yalnız bırakıp gitmişti. Ve hiç umurunda olmamıştım bile.
Yatakta yavaşça doğrulup çıplak olan ayaklarımı aşağıya doğru sarkıttım.
Ayağa kalkıp odadan çıktım ve banyoya doğru ilerlemeye başladım.
Banyoya vardığımda aynadan kendime baktım.
Morarmış gözaltları, kurumuş dudaklar, dağılmış saçlar ve bitik bir Kumsal.
Evet, benim Kumsal DENİZ.
Aynaya baktıkça kendimden iğreniyordum. Daha fazla bakmaya dayanamadım ve musluğu açıp yüzüme bir avuç dolusu suyu çarptım.
Havluyla elimi yüzümü kurulayıp banyodan çıktım.
Yavaş adımlarla tabak seslerinin geldiği mutfağa doğru yürüdüm.
Mutfağa vardığımda annemin şarkı mırıldanarak kahvaltı hazırladığını fark ettim.
Annemde beni hissetmiş olacak ki o güler yüzüyle arkasını döndü.
Yüzündeki gülümsemeyi silmeden konuşmaya başladı
"Benim güzel kızım uyanmış mı? Gel annene bir sarıl da annenin de günü aysın."
Yüzüme küçük bir gülümseme yerleştirip annemin bana doğru açtığı kollarının arasına girdim.
Annem beni sıkıca sarmıştı. Sanki hiç bırakmayacak gibi.
Yavaşça benden ayrıldı "Hadi babanı da çağır sofraya oturalım."
Tamam anlamında başımı sallayıp oturma odasına doğru ilerlemeye başladım.
Babam televizyonun karşına oturmuş sabah haberlerine bakıyordu.
"Baba annem kahvaltıya çağırıyor."
Babam bana doğru dönüp gülümsedi ve ayağa kalktı.
"Tamam ay parçam geliyorum."
Oturma odasından çıkıp odama doğru ilerlemeye başlamıştım ama annemin seslenmesiyle mutfağa geri döndüm.
"Ee kızım hadi gel kahvaltıya."
"Yok anne sağ ol aç değilim."
Annem derin bir nefes alıp babama doğru baktı.
Arkamı dönüp odama doğru ilerliyordum ki babamın dediği şeyle olduğum yere çakıldım.
"Berke sen yokken eve gelmiş."
Ne demek ben yokken eve gelmiş. Halada yüzsüz gibi peşimden mi geliyordu. Bana yaşattığı o kadar şeyden sonra.
"Umarım geri kovmuşsunuzdur."
Babam derin bir iç çekip konuşmaya başladı
"Bugün seni yan apartmanın aşağısında ki kafede bekliyor."
Anneme doğru dönüp "Siz cidden kızınızın kendisini aldatan biriyle tekrar olabileceğini mi düşündünüz?"
Annem "Kızım Berke yanlışlıkla yaptığını söyledi. Sen neden halada kendini şu depresyondan çıkartıp neden tekrar Berke'yle sevgili olmuyorsun."
Anneme ciddi misin bakışı attıktan sonra konuşmaya başladım "Anne çok özür dilerim ama babam seni aldatsa ve sana yanlışlıkla olduğunu söylese onu affeder miydin ha?"
Dedikten sonra odama doğru koşar adımlarla ilerledim ve kapıyı çarpıp kendimi yatağıma attım.
Beni umursuyorlarmış gibi gözüküyor değil mi? Fakat emin olun onların umurlarında olan Berke’nin ve ailesinin parası.
Başka düşündükleri bir şey yok zaten bu hayatta.
Şimdi soruyorsunuz gidecek misin diye. Bir yanım “Git kumsal ve yüzleş onunla” diyor fakat bir yanımda “Bırak seni orada beklesin”.
Ne yapacağımı bilmeden ellerimi zaten karışık olan saçlarıma atıp daha da karıştırdım.
Yatakta doğrulup karşımda olan aynaya baktım. Eski benden eser yoktu. Sanki benim yerime başkasını koymuşlardı ve o hayatta kalmaya çalışıyordu.
Anlık bir kararla ayağa kalkıp gitmeye karar verdim. Onunla yüzleşmemin zamanı gelmişti. En son ayrılmadan önceki gün görüşmüştük ve onunla sadece bir mesajla ayrılmıştım. O günden bu yana hiç konuşmamıştık. Daha doğrusu ben konuşmak istememiştim.
Bence haklıyım kim kendini aldatan biriyle tekrar konuşmak ister ki.
Hemen üstüme giyecek bir şeyler aramaya başladım. Üstüme siyah çizgileri olan omuzları açık bir üst aldım. Altına ise siyah mini bir etek ile külotlu çorap aldım.
Hızla banyoya ilerdim. En son iki gün önce taradığım saçlarımı taramaya başladım. Açması biraz zor olsa da sonunda kumral uzun saçlarım bir şeye benzemişti. Odama geçip hızlıca bir makyaj yapıp üstümü giydim.
Dolaptan çıkardığım kabanı da giyince hazırdım. Telefonumu ve kulaklığımı cebime atıp odamdan çıkıp evin kapısına doğru ilerledim. Tam kapıdan çıkacaktım ki annemin sesiyle ona döndüm “Sonunda doğru bir karar vermişsin.”. Yüzüne gülümseyip “Emin ol sadece yüzüne tükürmek için o kafeye gidiyorum” deyip kapıyı çarpıp çıktım.
