İçeriğe geç

Kumsal'ın Kalbi

Bölüm 28 · 15 dk okuma

Kumsal'ın Kalbi

Bölüm 28

Belirsiz

"Biz belirsiz iki kalptik. Birbirlerini sevdiğini itiraf edemeyen ama birbirlerini her gördüklerinde yüzlerinde tebessüm beliren iki kalptik. Belirsiz sevgiler , belirsizliklere son vermelilerdi."

Bu gün , o gündü! İlayda'nın "Nefes al , nefes ver." komutlarını dinlerken derin bir nefes aldım. Hayır , bu nefes alma teknikleri beni sakinleştirmiyordu.

İlayda da bunu fark etmiş olacak ki sonunda pes etti ve kendini yanıma bıraktı. Yarım saattir odamda bir sağa bir sola yürüyor , beni sakinleştiremediği gibi kendisi de sakinleşemiyordu.

Bu sabah sınav puanlarımız açıklanacaktı ve bu bizi çok heyecanlandırıyor, aşırı derecede gergin bir ruh haline sokuyordu. Odanın kapısının açılmasıyla içeriye annem girdi. Elindeki meyve suyu ve kurabiye dolu tepsiyi önümüze bıraktı. İkimizin de ruh halini bir bakışta anlamış gibi konuşmaya başladı.

"Kızlar biraz sakin olun. Puanınız ne olursa olsun bu sizin nasıl insanlar olduğunuzu değiştiremeyecek. Eğitim sistemi bir sınavla her şeyi belirlemeye çalışsa da hayatın size hazırladığı birçok sınav var. Önemli olan sizin karakteriniz , ruhunuz ve kalbiniz. Kendinizi sıkıntıya sokmayın."

Annem ikimize de sıcacık bir tebessüm bahşederken söylediği cümleler biraz olsun içimi rahatlatmıştı ama İlayda'nın benden daha beter bir stresle savaştığını kızıl saçlarını çekiştirdiğinde anladım. Ne zaman gergin olsa farkında olmadan saçlarıyla oynamaya başlardı. Annem gülümseyerek İlayda'ya göz kırptı.

"Sınavda elinizden geleni yaptığınızı biliyoruz ve başarabileceğinize de inanıyoruz. Şimdi sınavı düşünmeyin nasıl olsa sabah puanınızı öğreneceksiniz. Kendinize bu bekleyişi zehir etmek yerine kafanızı dağıtacak bir şeyler yapın."

Annemin söyledikleriyle İlayda'yla birbirimize baktık. Annem haklıydı , olumsuz şeyler düşünerek kendimizi sıkıntıya sokmak yerine başka bir şeyler düşünmeli ve yapmalıydık. İlayda annemin söylediklerinden sonra kendine gelmiş gibi başını salladı.

"Haklısın Meryem Teyze. Olumsuz şeyleri düşünmek yerine kafamızı dağıtacak bir şeyler yapmalıyız. Film mi izlesek?"

İlayda hevesle bir bana bir anneme bakarken tebessüm ettim. Film izlemek istediğine göre bu İlayda'nın ruh halinin düzeldiği anlamına gelirdi. Anneme baktım.

"Anne sende bizle izlemek ister misin? Salona gidelim ve televizyondan güzel bir film seçelim."

Annem olur derken İlayda neşeyle ayağa kalktı , izleyebileceğimiz bir sürü film ismi sayarken bizde onun arkasından salona geçtik. Bize bir çok film ismi saymış ve hangi filmi izlemek istediğimizi sormuştu. O kadar çok seçenek vardı ki annemle birbirimize baktık. Sonunda ikimizde aynı anda film seçme işini İlayda'ya bıraktık. İlayda bir kaç dakika içinde aradığı filmi buldu ve başlat tuşuna bastı. Böylece film gecemiz başlamış oldu. İlk açtığı film bittiğinde bor tane daha izlemeye karar verdik. Sınav dışında bir şeyler düşünmek iyi gelmişti , filmdeki olayları takip ederken aklımı bir süreliğine oyalayabiliyordum. Gözlerim yarı açık yarı kapalı bir şekilde ikinci filmin bitmesiyle üçüncü filmi açmak için kumandaya uzandım. Annem artık yatmamız gerektiğini söylese de hem yaz tatili olduğunu hem de sınav stresinden uzaklaşmak için faydalı olduğunu ileri sürerek onu zar zor ikna edebildi. Bize eşlik etmek için çabalasada erken kalktığı ve kafede yorulduğu için yoğun bir şekilde uykusu gelmişti.A nnem üçüncü film başlamadan bize iyi geceler diledi ve odasına uyumaya gitti.

Doğrusu benimde uykum gelmeye başlamıştı. Üçüncü filmin ortasında gözlerim kapanmaya , ekranın görüntüsü kaybolmaya başladı. Bir saniyeliğine kapanan gözlerimi açtığımda film bitmiş , ekranda yazılar akmaya başlamıştı. Anlaşılan gözlerim bir saniyeden çok daha uzun süre kapalı kalmıştı , uyuyakalmış olmalıydım. Bu sırada yan tarafımda kafası omzuna düşmüş bir şeyler mırıldanarak uyuyan İlayda'yı gördüm. Ne söylediğini anlayamasam da bu hali komikti.

Koltuktan kalkarak İlaydayı uyandırmaya çalışsam da o gözlerini açmamakta ısrarcıydı. İlayda'yı çekişitirerek kaldırdım ve elimi sırtına koydum , düşmemesi için onu tutarken suratına baktım. Mimik kıpırdamıyordu , İlayda sahiden ayakta uyuyordu. Bu haline gülerken sonunda onu odama getirmeyi başarmıştım. İlaydayı yer yatağına yatırdıktan sonra kendimi yatağa bıraktım. Gözlerim kapanırken huzurlu bir nefes aldım.

Birinin elimi tuttuğunu hissediyordum. Gözlerimi açtığımda Deniz'in koyu mavi gözleriyle buluştum. Yüzünde güzel bir tebessüm vardı , kumral saçları ay ışığının altında sanki parıldıyordu. Bakışlarını gökyüzüne çevirdiğin de güzel dolunay bu geceyi sanki bize armağan etmişti. Ayaklarımın altında hissettiğim kumlar ve dizlerime vuran hafif dalgalarla denizin içinde durduğumuzu fark ettim , tanıdık bir histi. Sanki bu anı daha önce de yaşamış gibiydim. Hatırlıyordum dalgalar çıkmıştı , Deniz elimi bırakmıştı ve boğuluyordum , bir de kalpli bir taş vardı. Ben bunları düşünürken Deniz'in koyu mavi gözleri hatırladıklarımın yanlış olduğunu fısıldarcasına baktığında yüzündeki gülücük büyüdü. Deniz elimi tutuyordu , elimi hiç bırakmamıştı. Boğulmama izin vermemişti , vermezdi. Haklıydı hatırladıklarım gerçek değildi , sadece bir zamanlar korktuklarımdı. Diğer eliyle avucumu açtı ve bir şey bıraktı. Gözlerimi kırpıştırdım. Avucumda tuttuğum şey o taştı. Mavi kalpli taş. Avucuma bıraktığı benim kalbimdi. Kumsal'ın Kalbi...

"Kumsal uyan!"

Kulağımın yanından gelen bağırıkla panikle gözlerimi açtığımda İlayda'nın telaşlı yüzüyle karşılaştım. Uyku sersemi bir şekilde ne dediğini anlamaya çalışsam da çabalarım fayda etmiyordu çünkü aklım rüyamda kalmıştı. İlayda başımın altından yastığımı çektiğinde sinirle ofladım. Toparlanarak yatağın içinde oturdum.

"İlayda ne oldu?!"

Açıkçası böyle uyandırılmak son istediğim şey bile olamazdı , üstelik böyle güzel bir rüyadan uyanmayı da istediğimi sanmıyordum. İlayda'ya sinirle bağırdığımda o'da beni azarlamaya başladı.

"Saat 7.30 olmuş! Sınav puanları yarım saat önce açıklandı!"

"Neee!"

Telaşla yataktan çıkmaya çalıştığımda İlayda'da benim gibi panik içindeydi. Yataktan kalkmamla bilgisayara koştuk ve ekranın açılmasını bekledik. İlayda'nın uykulu yüzü ve darmadağınık turuncu saçları hem komik hem sevimli gözüküyordu. İster istemez beni uyandırış şekli aklıma geldiğinde gülmeye başladım. O ise çatık kaşlarla neye güldüğümü sorguluyordu , doğrusu o gerginken gülmem onu daha da sinirlendiriyordu. İkimizde dikkatimizi bilgisayara vermiş ekranın açılmasını bekliyorduk.

Ekranın açılmasıyla panikle siteye girdim ve İlayda kimlik bilgilerini doldurdu. İlk önce ona bakmamızın sebebi hem çok gergin olması , hemde puanımı görmeye hazır hissetmememdi. İlayda bütün bilgilerini girdiğinde panikle yutkundum. Bir anlık gözlerimi kapatıp açtım ama ekranda hiçbir şey çıkmamıştı.

Ekranda yüklenme işareti ortaya çıkmış dönüyor, dönüyor ama hiçbir şey olmuyordu. İlaydayla ikimizde birbirimize baktık , tabiki açılmıyordu. Herkes aynı anda bakmaya çalıştığı için yoğunluktan hiçbir şeyi öğrenemiyorduk. Yine de şansımızı denemek için siteden çıktık ve tekrar girdik. Bu sefer benim bilgilerimi doldurmuştuk ama hiçbir değişlik olmamıştı.

Sinirle bilgisayarı kapattığımızda bir sağa bir sola yürüyordum. İlayda eline telefonunu aldı ve kulağına götürdü. Bir yandan da gerginle turuncu saç tutamını parmağına doluyordu. Kimi arıyordu?

"Alo!"

Kimi aradı bilmiyordum ama karşısındaki kişiye "alo!" Diye bağırması bir kaç saniye cevap gelmemesine sebep oldu. Karşıda ki kişi şaşkınlığı atlatmış olmalı ki cevap vermesiyle İlayda devam etti. Bu kız kimle konuşuyordu?

"Ne demek uyandırdım? Zaten uyanman gerekiyordu!"

İlayda'yı gören biri şuan hırsını telefondaki kişiden çıkarmaya çalıştığından emin olabilirdi.

"Bu site açılmıyor ya? Yani sen de mi öğrenemedin?"

Ben şaşkınlıkla oturmuş onu izlerken sıkıntılı bir nefes verdi.

"Daha siteye bile girmedin mi?"

Karşıdaki kişi ne dediyse İlayda'nın yüzünde bir tebessüm belirdi. Bir anda gerginliği silinip gitti.

"Anladım. Bu gün kafede buluşalım mı?"

Beş dakika önce ki gergin kız gitmiş yerine neşeli İlayda geri gelmişti ve bu telefondaki kişinin tek bir cümlesiyle mi olmuştu?

"Tamam , görüşürüz."

İlayda sırıtarak telefonu kapattığında merakla ona bakıyordum.

"İlayda sen kimle konuştun?"

Sırıtmaya devam ederken kiminle konuştuğunu tahmin edebiliyordum.

"İlayda siz Sinanla sanki biraz hızlı arkadaş olmadınız mı?"

Soruma güldü ve turuncu saçlarını arkasına attı. Her zaman neşeli olan İlayda Sinanla arası iyi olunca iyice mutluluk perisi oluveriyordu.

"Bizi boşver Denizle aranda neler oluyor?"

Dün sınav stresinden İlayda'nın aklına benimle uğraşmak gelmemiş olmalıydı ama şimdi sistem açılmıyor, puanlarımızı öğrenemiyorken bu konu da konuşmak İlayda'yı oldukça eğlendiriyor gibiydi. Benim moralim ise iyice bozulmuştu. Kafam bu konuda zaten yeterince karışık değilmiş gibi İlayda'nın sorusuyla düşüncelere daldım.

Deniz benim kumdan kalbimi toparlamıştı , benimle gökkuşağımı tamamlamıştı , bana ailesini , lacivert defterinin içinde neler olduğunu anlatmıştı. Deniz bana güvendiğini göstermiş ve bir şekilde güvenimi kazanmıştı. Yaşadığımız her bir saniye sanki bir anda gözümün önünden geçti.

Bir anlık ona verdiğim berbat limonatayı bitirişi aklıma geldiğinde yüzüm kızardı, aynı zamanda dudaklarımda bir tebessüm yer etti. İlayda cevap bekleyen gözlerle bana baktığında iç çektim.

"İlayda Deniz'in yanında huzurlu , mutlu ve rengârenk bir ruh haline giriyorum. Onu sevdiğimi kabullenmek benim için hiç kolay olmadı ama evet , ben Deniz'i seviyorum."

Derin bir nefes verdim.

"Ama bunu ona hiç söylemedim ve Deniz de bana hiçbir şey söylemedi bu durumda biz neyiz?"

İlayda sorduğum soruyla iyice neşelendi. Beni bu gün saçma sapan bir şekilde uyandırmıştı ve ruh halimi bozacak sorular soruyordu ama kendisinin bu kadar neşeli olması sinirlerimi bozmaya başlıyordu. Yüz ifademe bakarak güldü.

"Kumsal sen farkında olmasan da ikiniz de oldukça ilerleme kaydettiniz. İki senedir Deniz'e platonik aşık olduğunu bu sene kabul ettin , Kumsal Denizden kaçıyor konuşamıyordun. Sen bu yaz pek çok şey aştın. Farkında değil misin?"

Tebessüm ettim. İlayda haklıydı bu yaz gerçekten birçok şey yaşamış ve atlatmıştım. Omzuma elini koydu ve güven veren gözlerle bana baktı.

"Eminim yakında sana açılacaktır."

Kalbim heyecanla çarparken İlaydadan biraz uzaklaştım. Yanaklarım yanıyordu ve elim ayağım birbirine dolanmıştı. Deniz'in bana açılma ihtimaline öylesine heyecanlanmıştım ki panikten ne yapacağımı şaşırmıştım?

Sahi yazın başında duygularını kabul edemeyen ben şimdi Deniz'in bana açılmasını mı istiyordum?! Deniz'le sevgili olma fikri kalbimi ısıtıyordu.

İlayda gülerek yüz ifademi izlerken kapı açıldı. Annem yavaşça başını içeriye uzattı.

"Kızlar sonuçlar açıklandı mı?!"

Dün bizi sakinleştirmeye çalışan annem bu gün bizim kadar heyecanlıydı. İlayda sistemin yoğunluktan dolayı açılmadığını anlatırken ben de annemin dağınık saçlarına ve uykulu yüzüne bakıyordum. Annem dün Mert abiye bu günlük kafeyi onun açmasını söylemişti. Bunun sebebi sınav sonuçlarımızı öğrenirken yanımızda olmak ve olumsuz bir durum yaşamamız durumunda moral vermek istemesiydi.

Annem kahvaltıyı hazırlamak için mutfağa geçtiğinde İlayda'yla yarım kalan sohbetimizin devam etmemesi için hızla peşinden odadan çıktım.

Sohbet eşliğinde geçen kahvaltımızın ardından evde boş boş oturmaktansa kafeye geçmeyi tercih ettik , İlayda'nın da bu konuda fazla istekli olduğu belliydi. Kafeye yürümeye başladığımızda Sinan'ın kafeye geleceğini söylemişti. Deniz de gelir miydi?

Derin bir nefes verip başımı sağa sola salladım. İlayda'nın söylediği cümleler aklımda yankılanırken düşünceleri susturmaya çalışmanın bir faydası yoktu. Kafamın üzerindeki düşünce baloncukları bir an olsun beni bırakmıyorlardı.

Bir kaç dakikanın ardından kafeye girdik ve bakışlarım mavi masayı buldu. Koyu mavi gözlerde tebessüm belirirken gülümsedim. Kalbim yine heyecanla atıyordu , nasıl oluyordu da onu her gördüğümde böylesine heyecanlanıyordum ?

Deniz ve kuzeni yan yana oturuyordu. Sinan eliyle karşısını gösterdi. İlayda masaya sanki bu daveti bekliyormuşçasına otururken annem mutfağa geçti , bir anlık yardıma gitmeyi düşünsem de masadaki üç çift gözün beni beklediğini fark etmemle hızla İlayda'nın yanına oturdum. Sınavdan başka bir konu hakkında sohbet başlatabilmek için herkes birbirine bakarken sonunda Sinan bakışlarını bana ve Deniz'e çevirdi.

"Nasıl gidiyor?"

Deniz'le birbirimize baktık ve aynı anda bakışlarımızı Sinan'a çevirdik.

"Ne , nasıl gidiyor?"

Sinan sorumuza anlam verememiş gibi devam etti.

"Siz sevgi-"

Sinan İlayda'nın ara girmesiyle susmak zorunda kaldı.

"Sinan havanın ne kadar güzel olduğundan bahsedecektin değil mi?"

İlayda'nın ikazıyla başını panikle sallayan Sinan'ın haline ister istemez güldüm. İlayda yetmiyormuş gibi bir de Sinan'ın Denizle ne olduğumuzdan bahsetmesine hazır değildim.

İlayda'nın konuyu çevirdiği yerden Denizle aynı anda havanın güzelliğinden konuşmaya başladık. Sinan ve İlayda'nın sırıtarak birbirlerine bakması gözümden kaçmamıştı. İlayda çalan telefonunu açtı ve sıkılmış bir nefesle kulağında tuttu.

Muhtemelen sabahki üç defa gibi yine Sevim abla aramıştı. Kızının notunu merak ediyor , öğrenmek için can atıyordu. İlayda ise dördüncü kez notunu henüz öğrenemediğini , sitedeki yoğunluktan dolayı açılmadığını söylüyordu. Telefonu masaya bıraktığında sıkıntılı bir nefes verdi.

"Artık şu notu öğrenip kurtulmak istiyorum. Belirsizlik çok yorucu."

Başımı yavaşça salladım ve tekrarladım.

"Belirsizlik çok yorucu."

Söylediğim cümleyle Denizle göz göze gelmem bir oldu. Utançla yanaklarım kızarırken bakışlarımı kaçırdım. Tekrarladığım cümle gözlerim gözleriyle buluştuğunda anlamını değiştirmişti.

Biz belirsiz iki kalptik. Birbirlerini sevdiğini itiraf edemeyen ama birbirlerini her gördüklerinde yülerinde tebessüm beliren iki kalptik. Belirsiz sevgiler , belirsizliklere son vermelilerdi.

Kafenin kapısının açılmasıyla dikkatler kapıya yöneldi , ben ise derin bir nefes aldım. Çiçek Teyzenin kafeye girmesiyle yüzümde bir tebessüm belirdi. Elbisesinin üzerindeki beyaz papatyalarla muhteşem gözüküyordu. Çiçekli elbiseler giymeyi çok sevdiği belliydi ama bir elbise bir insana da gerçekten bu kadar yakışabilirdi. Görünüşüyle hem sevimli hem de asil duruyordu. Dört çift gözle gözleri buluştuğunda neşeyle bize el sallayarak yanımıza geldi. Yüzümdeki samimi gülümsemeyle ayağa kalktığımda Çiçek Teyze her zamanki cana yakınlığıyla sımsıkı sarıldı.

"Nasılsın Kumsal , son görüşmemizden beri çok iyi gözüküyorsun."

Çiçek teyzeyle çiçekçisin de yaptığımız konuşma aklıma geldiğinde o zamandan beri Denizle aramızda ne kadar çok şeyin yaşandığını fark ettim. Çiçek Teyze bana göz kırptığın da tebessüm ettim. İlayda merakla yanımdaki kadını baştan aşağı incelerken yüzünde etkilenmiş bir gülümseme vardı.

Tabi ya , İlayda'ya Çiçek Teyzeden birçok kez bahsetmiştim ama hiç tanışmamışlardı. Çiçek Teyze'nin

gözleri İlayda ve Sinan arasında giderken Sinan'ın İlayda'dan ona bahsettiğini anlamış oldum. Çiçek Teyze'de öyle bir şey vardı ki insan yanında kalbinin içindekileri döküveriyordu. Sanırım Çiçek Teyze ve İlaydayı benim tanıştırmam gerekiyordu.

"Çiçek Teyze bu en yakın arkadaşım İlayda."

Çiçek Teyze tebessüm etti ve İlayda'ya da sarıldı.

"Biliyor musunuz? Hep kız çocuklarım olsun isterdim."

Bir eli benim diğer eli İlayda'nın omzunda duruyordu. Çiçek Teyze'nin bizi böylesine kabullenmesi etkileyiciydi. Yanan yanaklarımı saklamaya çalışırken İlayda'nın kızıl saçlarıyla yüzünün uyum sağladığını fark ettim. Dudaklarımdan çıkan kıkırtıya engel olamadım netice de Sinanla o kadar hızlı sevgili olma yolunda giriyorlardı ki Çiçek Teyze'nin İlayda'nın kayınvalidesi olması düşüncesi aklımdan geçerken İlayda'nın da aynı şeyi düşündüğünü belli eden yüzü bir domatese dönmesine sebep olmuştu.

Deniz ve Sinan ilk birbirlerine sonra Çiçek Teyzeye baktılar. Çiçek Teyze dört çift şaşkın bakışa gülerken annem mutfaktan çıkıp geldi.

"Hoşgeldiniz Çiçek Hanım , beni kırmayıp gelmenize çok sevindim."

Çiçek Teyze gülümseyerek annemin yanına gitti. Demek annem Çiçek Teyzeyi kafeye çağırmıştı. Gerçek şu ki annemle Çiçek Teyze çok iyi arkadaş olmuşlardı.

Onlar bizden ayrı bir masaya geçip otururlarken bizde tekrar yerimize oturduk.

Yarım saat boyunca havadan sudan ve sınavla ilgili olmayan pek çok şeyden konuşmuş ve biraz olsun rahatlamıştık. Çiçek Teyze gelmeden önce İlayda'nın söylediği cümleyi tekrarladığım da göz göze geldiğimizden beri Denizle aramızda tuhaf bir sessizlik vardı ve bu kötü hissettiriyordu. Sıkıldığımı belli etmemeye çalışırken İlayda ve Sinan on dakikadır şarkılarını övdükleri müzik grubundan bahsedmeye devam ediyordu. Bu sırada telefonlarımıza bildirimler gelmeye başladı. Şaşkınlıkla herkes aynı anda telefona yöneldiğinde panikle yutkundum. Gruba girmemle mesajların Simge'den gelmediğini anlamamla derin bir nefes aldım.

Gözlerim şaşkınlıkla açıldı , Sınav sonuçları açıklanmaya başlamıştı. İnsanlar sistemin açıldığını yazıyor veya aldıkları puanla hava atıyordu. Okul grubunda ilk defa dedikodu dışında bir şey konuşuluyordu. Neler olduğunu algılamak istercesine İlayda bağırdı.

"Sınav sonuçları açıklanmış!"

Çiçek Teyze , annem ve müşterilerin bakışları bize dönerken aynı anda telefonlarımız da uygulamaya girdik. Panikten elim ayağım birbirine dolanırken telefonu masaya bıraktım. Hayır , bakmaya hazır değildim. Ya yapamadıysam diye mırıldandığım sıra da yanı başımda duran Deniz gözlerime bakarak tebessüm etti. Telefonumu geri bana uzattı.

"Sonuç ekranlarımızı aynı anda açalım olur mu?

Deniz'in yüzündeki tebessüm benim yüzüme geçti , verdiği güven kalbimde yer etti. Aynı anda tıkladığımızda sonuç ekranlarımız belirdi. Sayfaya hareketsiz bakmaya devam ederken algılamaya çalışıyordum. Bu puan benim miydi?

Şaşkınlıkla ekrana bakmaya devam ederken Deniz'in telefonuna bakışlarımı çevirdim. Benim notumdan sadece üç puan düşüktü. Gözlerimiz aynı anda buluştuğunda ikimizde coşkuyla aynı cümleyi tekrarladık.

"Başardık!"

Deniz'e sarılmamla yanaklarım kıpkırmızı oldu. Tamamen refleks olarak gerçekleşmiş bir eylemdi , sanırım. Ne olursa olsun şuan ona sarılmış durumdaydım , onun kolları da beni sarmıştı. İlayda'nın öksürük sesiyle birlikte kollarımızı ayırdık.

Annem şaşkınlık ve yüzünde rahatlamış bir ifadeyle bize bakıyordu. O an geçen gün bana söylediği cümle aklıma geldi.

"Benim hatam yüzünden kimseye güvenmeden yaşamanı istemiyordum."

Haklıydı , o adam güvenilmez olabilirdi ama bu herkesin öyle olduğu anlamına gelmiyordu.

Çiçek Teyze ise yüzünde büyük bir tebessümle bana bakıyordu. Bu tuhaf sessizliği dağıtmak istercesine anneme koştum ve telefonumdaki sonuç ekranını ona gösterdim. Annem gördüğü puanımla bana sımsıkı sarıldı ve yanağıma bir öpücük bıraktı. Annemden ayrılmamla İlayda'nın yanına koştum , onun notuna bakmayı unutmuştum. O ise yüzünde kocaman bir gülümsemeyle olduğu yerde duruyordu. Hemen yanına gittim ve elinde tuttuğu telefona baktım.

Gayet iyi bir puan yapmıştı ve Radyo Televizyon bölümünü kazandığı kesindi. Birbirimize sarılıp , sevinç nidaları eşliğinde konuşurken Çiçek Teyze de Deniz'in yanına gitmişti. Kendi oğluymuşçasına sımsıkı sarıldığı Deniz'i tebrik etti.

İşte o an kalbimde yine bir burukluk hissettim. Deniz de sınav sonucunu kendi annesine göstermek , sevincini onunla paylaşmak isterdi. Çiçek Teyze iyi ki onun teyzesiydi.

Çiçek Teyzenin Deniz'e destek olması sızlayan kalbime biraz olsun merhem oluyordu. Hepimiz notlarımızı öğrenmişken kenarda sessizce bekleyen Sinan'a baktık. Sonuçları öğrendiğimizden beri sesi çıkmıyordu , sanki burada olduğunu unutmamızı ister gibiydi. Çiçek Teyze oğluna yöneldi ve omzuna elini koydu.

"Annene notunu göstermeyecek misin? Ne olursa olsun seni yargılamayacağımı biliyorsun. Eğer olmadıysa bir daha denersin."

Sinan yavaşça puanını gösterdi.

"İstediğim bölüme girme olasılığım var ama muhtemelen çocuklarla aynı üniversitede okuyamayacağım."

Çiçek Teyze yavaşça başını salladı.

"Başka okulda okumanız hiçbir şeyi degistirmez. Hem daha okul tercihleri var , ne olacağı hiç belli olmaz."

Sinan sıkıntılı bir nefes verdi.

"Bütün yıl o aptallarla takılmak yerine seni dinlemeliydim."

Annesine bakarken gerçekten mahçup görünüyordu. Eski arkadaşlarına karşı hâlâ sinirliydi ve kendini suçlu yordu.

Çiçek Teyze oğlunu neşelendirmek için olumlu bakması gerektiğini, çok düşük bir puan olmadığını söylüyordu. Oğluna sımsıkı sarıldığında bu kadının kalbindeki şefkatin yarısı diğer insanlara dağıtılsa dünyanın çok daha iyi bir yer olabileceğini düşündüm. İlayda aklına gelen şeyle hızla toparlandı.

"Anneme notumu söyleyeyim. Sabahtan beri merakla bu anı bekliyor."

İlayda panikle gidecekken Çiçek Teyze İlayda'yı durdurdu.

"Yarın size moral kutlaması hazırlıyorum. Hiç itiraz etmeyin , herkes gelecek. Bütün kış sınav stresi çektiniz , sonrasında puanların açıklanmasını beklemekte sizin için bir o kadar gericiydi. Şimdi sıra eğlenmekte."

Çiçek Teyze anneme ardından İlayda'ya baktı.

"Meryem yarın benim evime davetlisin ve İlayda lütfen sende annene söyle o'da gelsin , onunla da tanışmayı çok isterim."

İlayda başta şaşırsa da ardından başını salladı. İlayda'nın gitmesinden bir kaç dakika sonra Çiçek Teyze de gitmek için sandalyeden kalktı. Sinan ve Deniz de Çiçek Teyze'yle beraber kalktıklarında Deniz bana baktı.

"Çiçekçi de bir kaç işe yardım etmemiz gerekiyor. Yoksa teyzem bizi eve almaz."

Aynı anda güldüğümüzde Çiçek Teyzenin böyle bir şey yapmayacağını biliyordum. Sadece şaka yapıyordu ve aramızdaki sessizliği dağıtmaya çalışıyordu. Belirsizlikle ilgili söylediğ

im cümleden beri sessizleşmiştik. Gitmeden önce son bir kez daha baktı ve tebessüm etti.

"Aslında belirsiz olan hiç bir şey yok."

Deniz kafeden çıkarken arkasından baktım. Yanaklarım yanarken gözlerimi kapadım. Bu bir çeşit itiraf mıydı?

Bölüm sonu

7 yorum