İçeriğe geç

Kumsal'ın Kalbi

Bölüm 15 · 9 dk okuma

Kumsal'ın Kalbi

Bölüm 15

Bir Ufak Hazırlık

"Kalbim çarptı. Gözlerim doldu. Kabullenmek istemesemde güvenmek istediğim tek kişi oydu..."

Gözlerimi açtığımda nerede olduğumu anlamaya çalışıyordum. Hala pufun üzerindeydim. Üstüme örtülmüş olan battaniyeye baktım. O an İlayda'yla dizi izlerken uyuya kaldığımı anlamıştım. Umarım İlayda bu yüzden bana sitem etmezdi. Ben gerinerek esnerken odanın kapısı açıldı. İlayda içeriye girdiğinde her zaman ki gibi neşeliydi.

"Günaydın uykucu!"

Gülümsedim. Sanırım onun en çok bu huyunu seviyordum. Her zaman neşeli olmasını ve beni de neşelendirmesini seviyordum.

"Günaydın."

Elindeki tepsiyi yeni fark etmiştim. O ortamıza bırakırken ben gözlerimi ovuşturuyordum.

"İlayda sen ne zamandır kahvaltı hazırlıyorsun."

Tepsinin içini gösterdiğimde İlayda kıkırdadı.

"Aslında sana ellerimle kahvaltı hazırladım demek isterdim ama annem gitmeden önce hazırladı."

Kıkırdadım. Sevim abla nereye gitmişti ki?

"Sevim abla nereye gitti?"

"Yeni bir psikoloji kursu daha varmış. Neyse ki Nilayda'yı da teyzeme bırakmak için yanında götürdü."

Böylece İlayda'nın kardeş sevgisi de gün yüzüne çıkmış oldu. İkimizde gülerken

İlayda'ya döndüm.

"Dün dizi izlerken seni geçiştirdiğim ve bir de uyuya kaldığım için özür dilerim."

İlayda gülümsedi. Bu o şefkatli gülümsemelerinden biriydi.

"Kesinlikle bunları yaptın."

Bunu söylerken gülüyordu , gülümsedim.

"Kumsal açık sözlü olmanı seviyorum. Evet , bunları yaptın ve bende seni uyandıracaktım ama uyurken çok masum duruyordun uyandıramadım. Hem zaten Simge , Deniz , Deniz'in kuzeni derken dün yeterince şey yaşamıştın. Kafan rahat olduğu bir zamanda bu gecenin telafisini yaparız."

İlayda gülümsediğinde tebessüm ettim. Bende onun bu anlayışlı halini seviyordum.

"Söz veriyorum , bir daha böyle olmayacak . Bir daha ki sefere bizim evde yaparız ve kafeden senin sevdiğin elmalı turtalardan getiririm."

İlayda duyduğu cümlerle mutluluk saçarken güldüm. Evet , o yemek için yaşayanlardandı. Tatlı ve abur cuburları çok seviyordu.

Kahvaltı etmeye başladığımızda İlayda merakla bana döndü.

"Deniz'in kuzeninin dediği şeyleri düşündün mü?"

"Ah , bilmiyorum İlayda. Kime güvenmek istesem hayat benimle dalga geçiyor."

İlayda'nın suratında buruk bir tebessüm oluştu.

"Deniz'e güvenmek mi istiyorsun?"

Kalbim çarptı. Gözlerim doldu. Kabullenmek istemesemde güvenmek istediğim tek kişi oydu...

İsmini bile kendi içimde söyleyemiyor, kabullenmekte zorlanıyordum. Bana neler oluyor anlayamıyordum.

İlayda ya cevap vermedim , veremedim. O'da daha fazla üzerime gelmedi. Kahvaltının devamı huzursuz bir sessizlikle devam etmişti.

Saatlerce İlayda'yla boş boş sohbet ettik. İlayda'nın özellikle sohbeti Deniz ve Simgeden uzak konular şeçtiğinin farkındaydım ve bu durumdan memnundum. Annemin aramasıyla birkaç dakika telefonda sohbet etmiştik. Elif ablanın annesinin ameliyatının iyi geçtiğini söylemişti ve bize de arayıp iyi dileklerde bulunmamızı tembihlemişti. Annem söyleyene kadar Elif ablanın annesinin ameliyatının bu gün olduğunu unutmuştum.

Annem böyle konularda her zaman hassas biri olmuştu ve benimde ondan farkım yoktu. Sadece dün olanlardan sonra kafam allak bulaktı. Biran önce aklımdaki karmaşık düşünceleri toparlamam ve Denizden uzaklaştırmam gerekiyordu. İlaydayla hemen Elif ablayı aradık ve bir kaç dakikalığına konuşup ona moral verdik. Konuşmayı olabildiğince kısa tutmuş, Elif ablayı oyalamak istememiştik çünkü hastane odasının ne kadar kalabalık olduğu arkadan gelen gürültüden rahatlıkla anlaşılıyordu.

Telefonun kapanmasıyla İlayda geçen gün yaptığı alışverişten bahsetmeye başlamıştı. Üniversite için aldığı çantayı gösterdiğinde kıkırdadım.

"Daha sonuçlar bile açıklanmadı."

İlayda Radyo Televizyon bölümünü okumak istiyordu ve bence de onun için çok uyugun bir bölümdü. O bölümde harika bir iş çıkaracağına emindim ama sonuçlar açıklanmadığı için hem onun hemde kendim için gergindim. Hayal kırıklığına uğramamızdan korkuyordum.

İlayda turuncu saçlarını arkasına atarken gülümsedi.

"Ne yapayım ? Üniversite için çok heyecanlıyım. Biliyorum açıklanmadı ama bu çantayı görünce almadan edemedim."

Koyu mavi çantayı kucağıma bıraktığında Deniz'in gözleri aklımda canlandı. Onun gözlerinin rengi bu çantanın renginden daha güzeldi. Sahiden bir çantayla Deniz'in göz rengini karşılaştırmış mıydım? Gerçekten bunu yaptığıma inanamayarak çantaya bakmaya devam ederken İlayda bana baktı.

"Sanırım çok seviyorsun."

"Ne , ha-hayır , Deniz'in gözlerini sevmiyorum!"

İlayda kahkaha atarken nasıl bir pot kırdığımı yeni fark etmiştim.

Az önce ne demiştim? Ben domates gibi kızarırken İlayda kıkırdamaya devam ediyordu. Şu saatten sonra ne dersem diyeyim durumu toparlayamazdım susmak en iyisiydi.

İlayda imalı ve eğlenen bakışlarla bakarken ben kızarmış yanaklarımla gözlerimi lacivert çantaya çevirdim.

"Aslına bakarsan ben çantadan bahsediyordum , sen kendini ele verdin Kumsal."

O neşeyle gülerek bana bakarken kendimi İlayda'nın yatağının üzerine bıraktım ve tavanı seyretmeye başladım. İki senedir bana neler olduğunu bilmiyordum ve böyle şeyleri saklama konusunda berbattım. İlayda da kendini yanıma bıraktığında gülümsedi.

"Kumsal şaka yapıyorum ya. Hemen somurtma."

O gülümserken sıkkın bir nefes verdim.

"Kafeye gidelim mi?"

Yüzündeki gülücük hala yerini koruyordu.

"Yoksa mavi masadaki beyefendiyi görmek için mi kafeye gitmeyi istiyorsun?"

Kaşlarımı çattım ve İlayda'ya kısık gözlerle baktım.

"İlayda tek kelime daha edersen seni öldürücem."

Tehdidimi gram umursamadan yataktan kalktı ve odanın kapısına ilerledi. Yerimden kıpırdamadan seslendim.

"İlayda nereye gidiyorsun?"

Kapıdan çıkarken bana baktı ve gülümsedi.

"Beni bu halde bu evden çıkarabileceğini mi sanıyorsun?"

İlayda fön makinesini almak için banyoya giderken ben öylece kapıya bakıyordum ve yine kafamdaki düşünce girdabı beni yalnız bırakmadı.

Haksız mıydı? Bu gün gelip gelmediğini o mavi masada oturup oturmadığını merak etmiyor muydum?

Ben oflarken İlayda elinde fön makinesi , makyaj çantası ve bir kutuyla geri döndü.

Yatağa hemen yanıma bıraktığı kutuya gülümseyerek baktı.

"Çantayı alırken mağazada bu güzel elbisede bana beni al diye bağırdı."

Yatakta doğrulurken kıkırdadım.

"Ve sende hemen aldın."

Gülümsedi.

"Aldım ama kendime değil , sana aldım."

Şaşkınca ona baktım.

"Neden bana aldın ki?"

"Tam senin tarzındı ve çok hoş gözüküyordu. Tabi elbiseler iki tane alınca indirime geliyordu , bununda etkisi var."

Kıkırdadım.

İlayda ise benden daha hevesli gözüküyordu.

"Hadi açsana."

Yanımda duran kutuyu kucağıma aldım ve kapağını açtım. İçinde ki toz pembe elbiseyi görmemle yüzümdeki gülücük büyüdü. Gerçekten çok güzeldi.

İlayda'ya teşekkür ettiğimde gülümsedi.

"Beğeneceğini biliyordum."

Dolabına ilerledi ve az önce açtığım kutuyla aynı olan bir kutuyu alıp geri döndü. Kapağı açtığında gülümsüyordu.

"Bak buda benim ki."

Kutunun içinden çıkardığı elbise mor renkti ve bel bölgesinde kemer şeklinde minik beyaz taşları vardı. Tek kollu bir tasarımdı ve tam İlaydalıktı.

İlayda'nın ısrarlarıyla elbiseyi giydiğimde üzerimdeki duruşu çok daha hoşuma gitmişti. Toz pembe elbisemin hafif tüllü eteği dizlerimin altında bitiyordu ve eteği yapılan kumaştan dolayı parıldıyordu.

İlayda banyonun dışından bana sesleniyordu.

"Kumsal oldu mu? Ben çok meraklı bir insanım. Hadi çık da bakayım."

Kıkırdadım. Haklıydı meraklı bir insandı. En azından insanın kendini bilmesi güzel şeydi. Ben banyodan çıktığımda İlayda sanki podyumda yürüyen bir mankenmişim gibi davranıyordu. Bir arkamı dönmemi bir sağa sola yürümemi istiyordu.

"Bu elbise sana gerçekten çok yakıştı ."

Sonunda onayını aldığımda gülümsedim.

"Sonunda senin onayını aldığıma göre elbiseyi çıkarabilirim."

İlayda ise olmaz anlamında başını salladı.

"Olmaz kafeye böyle gitmeliyiz yani böyle gitsek çok daha güzel olur. Elbiseyi sakın çıkarma!"

Şaşkın bir şekilde ona baktım.

"Nedenmiş?"

İlayda bir kaç saniye panikle bana baktı.

"Çünkü sana çok yakıştı."

Daha fazla konuşmama izin vermeden elindeki kutuyla banyoya girdi ve kapıyı suratıma kapattı. Aslına bakarsak yan yana da giyinebilirdik ama İlayda'nın dediğine göre böyle mağazada bir kabinden çıkıyormuşuz gibi oluyormuş. İlayda'nın değişik eğlence anlayışları vardı. Mutlu olacağını bildiğim için banyodan çıkar çıkmaz onu alkışladım.

Eğlendiği yüzündeki gülücüklerden anlaşılıyordu. Etrafında bir prenses misali döndü ve beklenti dolu gözlerle bakışlarını bana çevirdi.

"Nasıl olmuşum?"

Gülümsedim.

"Çok yakışmış , belini bu elbise çok ince göstermiş."

Bu iltifatla daha da mutlu olan İlayda neredeyse sevinçten dans edecek gibiydi.

Aklına bir şey gelmiş gibi bana baktı.

"Dur daha saçımızı yapmalıyız."

O beni kolumdan çekiştirirken isteksizce peşinden gidiyordum.

"Biz bir şeye hazırlanıyoruz da benim mi haberim yok?"

Ben İlayda'ya bakarken İlayda hızlıca fön makinesini eline almış , makyaj malzemelerini masaya diziyordu.

Soruma cevap vermeyeceğini anlayınca kendimi bir kez daha İlayda'nın yatağına bıraktım. Bu gün çok uykum vardı. Dün duyduğum her şeyi belki bir yıl uyusam unutabilirdim.

Ben İlayda'nın yatağında yatarak beklerken İlayda fön makinesini fişe takıyordu. Bir kaç dakikanın ardından beni yanına çağırdığında ofladım.

İlayda ise yataktan kalkmaya niyetim olmadığını anlayınca beni kolumdan çekiştirmeye başlamıştı. Elbise senin yüzünden kırışacak derken bana azarlayan bakışlar attı.

İlayda kolumu çıkarmadan yerimde doğrulduğumda somurtkan bir şekilde ona baktım.

"İlayda benimle derdin ne ? Hadi süslen de gidelim."

O ise bana aldırmadan gülümsedi ve kızıl saçlarını arkasına attı.

"Benim saçlarım zaten iyi duruyor."

"Yani?"

"Senin saçlarını yapacağım."

İlayda'ya bakarken bu fikrin iyi mi kötü mü olduğunu kafamda tartıyordum.

İlayda bana sırıtarak bakarken zaten elinden kurtulamayacağım için ne cevap verdiğimin bir önemi olmayacağını anlamıştım. Yataktan kalkarken bıkkın bir ses tonuyla tamam yap dedim.

İlayda ise bu kadar hızlı kabul etmeme şaşırmış gibiydi.

"Hayret , beni daha fazla uğraştırmadan kabul ettin."

Kıkırdadım.

"İnan bu gün seninle tartışmaya bile halim yok. Saçımı yakma yeter."

İlayda gülerken konuşmaya başladı.

"Saç yanmalarından bahsetme , lüttfen. Hatırladıkça içim gidiyor. Aklıma dün Irmağın fotoğrafta yanmış olduğunu gördüğümüz saçları geliyor.''

Irmağın saçları resmen İlaydada travma yaratmıştı .

İlayda elindeki fön makinesine öpücük atarken gülerek ona bakıyordum.

''Ayrıca, burada ben ve kankamdan bahsediyorsun. Biz çok güzel saç yaparız bir kere."

O sevgiyle fön makinesine bakarken ben İlayda'nın fön makinesiyle olan garip ilşkisini merakla izliyordum. Yanlış duymamıştım. Fön makinesine kankam demişti.

İlayda'nın fön makinesiyle olan komik bağına kıkırdadım ve bir sandalyeye oturdum.

İlayda saçlarımı tararken yine uykum gelmeye başlamıştı. O fön çekerken bende sabırsızca bitmesini bekliyordum. Aslında İlayda'nın eli oldukça hızlıydı. Neredeyse hergün turuncu saçlarına fön çektiği düşünülürse elinin hızlı olması normal olsa gerekti. İlayda'nın saçları zaten dümdüz olduğu için genelde düzleştiriciyle düşük ısıda bir defa üzerinden geçmesi saçları için yeterliydi. Benim saçlarımda düz sayılırdı ama bazen uçları hafif dalgalanıyordu.

Ben esnemeye devam ederken İlayda fönü bitirdi.

Fön makinesini fişten çekti ve elindeki makyaj malzemeleriyle yanıma geldiğini gördüğümde sandalyeden kalktım ama İlayda zorla beni yerime geri oturttu. Ben somurtarak oflarken İlayda'nın bundan çok eğlendiği belliydi. Sorun makyajda değil , bu makyajı yapacak kişideydi. İlayda çok süslü bir insandı ve bazen makyajı abartabiliyordu.

"İlayda suratımı palyaçoya çevirme."

Kıkırdadı.

"Hiç öyle şeyler yapar mıyım?"

"Yaparsın."

Bu durumdan eğlendiği belliydi.

"Tamam ,sen bana demeden ben söyleyeyim. Abartılı şeyler istemiyorsun. Bana bırak."

Daha ben cevap vermeden suratıma bir şeyler sürmeye başlamıştı bile. Şuan İlayda'yla tartışmaya girmememim tek sebebi sıkılmış oluşumdu ve tabi kafeye biran önce gitmek istememde buna sebep oluyor olabilirdi.

İlayda beklediğimden çok daha güzel bir makyaj yapmıştı. Bana ayna tutarken bir yandan da onu övmemi istediği için sırıtıyordu. Dudağıma ışıltılı bir parlatıcı , göz kapağıma toz pembe bir far sürmüştü. Maskara sürdüğü kirpiklerim eskisinden daha uzun gözüküyordu ve çektiği kuyruksuz eyeliner da hoş görünüyordu. Sanırım İlayda bu sefer övülmeyi hak ediyordu. Gerçi makyajı ben istememiştim ya neyse.

İlayda turuncu saçlarını arkasına attı ve ben bu işte çok iyiyim bakışı attı.

Sandalyeden kalktığımda kıkırdadım.

"Ben istemediğim halde zorla yaptığın makyaj için teşekkür ederim ve evet, tam istediğim gibi olmuş."

İlayda gözlerini kısarak bana baktı ve somurtarak kızıl saçlarını sol omzunda topladı. Elleri belinde konuşmaya başladı.

"Bazı insanlar çok nankör oluyor."

Kıkırdadım.

İlgiyi sevdiğini ve özellikle biri onu övdüğünde ruh halinin daha da neşeli bir hal aldığını biliyordum. Gülümsedim ve masanın üzerinde duran fön makinesini işaret ettim.

"Sen ve kankan iyi iş çıkardınız fakat şuan sizi övmemle daha fazla zaman kaybetmeyelim. Biraz daha oyalanırsak biz kafeye gidene kadar gece olacak."

İlayda'nın ise bu dediklerimle sırıtmaya başladığını fark ettim.

"Haklısın, sonuçta kafeye gitmek için çok önemli sebeplerin var ."

Odanın kapısına ilerlerken kızarmış yanaklarımı gizlemeye çalışarak mırıldandım.

"Sadece kafede annemin yardıma ihtiyacı olup olmadığına bakacağım."

İlayda arkamdan gelirken sırıt

arak mırıldanıyordu.

"Aynen , sen onu benim külahıma anlat."

Cevap vermemek en iyisiydi çünkü bildiğim bir şey varsa İlayda'yla bu tartışmaya girmem , kaybedeceğim bir savaşa bilerek katılmam gibi bir şeydi.

O arkamdan gelirken duymazdan geldim ve sabırsız bir şekilde kapıya yöneldim...

Bölüm sonu

7 yorum