İçeriğe geç

Kumsal'ın Kalbi

Bölüm 14 · 12 dk okuma

Kumsal'ın Kalbi

Bölüm 14

Simge'nin Geçmişi

"Bu hayatta herkesin bir geçmişi vardı. Kimisi düşündüğümüzden daha karanlıktı. Geçmişin gölgeleri bizimle oynarken kalbimizdeki tereddüt her fırsatta gün yüzüne çıkardı."

Listeden bir kişi daha elenmişti. İlayda ile okul dedikoduları adlı gruptan gelen binlerce bildirimle dolu telefonumuzun ekranına bakarken mesajları okumaya başladım. Bu günün talihsizi Irmaktı , gruba atılan fotoğrafta Irmak ve yanan saçları bulunmaktaydı. Irmak bir kuaför koltuğunda otururken gizlice çekildiği rahatlıkla belli olan fotoğrafta aynanın yansımasından Irmağın ağlamaklı yüz ifadesi gözüküyordu. Diğer bir talihsizlik ise fotoğrafı kimin çektiğini ayna yansıtmamıştı , özellikle böyle bir açıdan çekilmiş olmalıydı. Irmağın yüzü gözüküyor fakat fotoğrafı çekenin kim olduğu görülmüyordu. İlayda ve ikimizde aynı fotoğrafa bakarken İlayda'nın eli saçlarına gitti.

"Allahım sen kuaförlerin azabından beni ve turuncu saçlarımı koru!"

İlayda'nın ettiği duayı duyduğumda kahkaha attım. Evet , İlayda'nın yanan saçları gördüğünde yüreği kaldırmamıştı.

İlayda merakla mesajları sesli bir şekilde okumaya başladığında okumaya üşendiğim için İlaydayı dinlemeye başladım.

"Saçların mı yandı? Ay çok üzüldüm."

"O kadar renk değiştirirsen tabi yanar."

"Irmak Hanım bir süre Instagrama post atamayacak anlaşılan arkadaşlar."

"Geçen hafta saçların maviydi , bu hafta kırmızı ne oldu şimdi de mor mu yapmaya karar verdin? Sanırım saçlarının bundan haberi yokmuş."

İlayda mesajları okumayı bıraktı. Kumsal kalbim kaldırmayacak daha fazla okuyamıycam diyerek dehşet içinde telefonunu kapattığında kıkırdadım.

İlaydanın gerçekten saçlarına bir zaafı vardı ve bu sadece kendisi için geçerli değildi , kimsenin saçlarına kıyamıyordu. Yüz ifadesinden Irmağa ne kadar üzüldüğünü anladığım için yanağına bir öpücük bıraktım ve kolumu omzuna koydum. Bu yufka yürekli halleri oldukça sevimliydi.

Açıkçası Irmağı tanımamamıza rağmen bende üzülmüştüm. Saçlarının bu hale geleceğini bilseydi , eminim bir renk değişikliği daha yapmak istemezdi ama olan olmuştu bir kere ve geçmişe gidip alınan kararları değiştiremezdik.

Simgeye artık diyecek bir şey bulamıyordum. Simgeden daha çok kızdığım kişiler ise Irmakla alay edip binlerce mesaj atan kişilerdi. Ne olacağı belli olmazdı ve onlarında başına aynı şey gelebilirdi , karşıdaki kişinin duygularını önemsemeden bu kadar biliçsizce mesajlar atmaları beni sinirlendiriyordu. Bu davranışları bence Simgeyi memnun etmekten başka hiçbir şeye yaramıyordu.

İlaydayı teselli etmeye devam edecekken aklıma gelen şeyle yutkundum. Simge'nin listesinden bir kişi daha elendiğine göre o listede sadece üç kişi kalmıştık ve üç kişinden ikisi ben ve Denizdi!

Dudağımı ısırdım. Panikle oturduğum pufun üzerinde kıpırdandım.

"İlayda , Simge kesin o fotoğrafla ilgili bir şeyler yapacak. Deniz ve beni kayalıklarda otururken çektiği fotoğrafı çoktan paylaşmış olması gerekiyordu. Paylaşmadı çünkü daha kötü planları var."

Oturduğum puftan kalktım ve İlayda'nın odasında bir sağa bir sola yürümeye başladım. Yürürken sakinleşmeye çalışıyordum fakat hiçbir faydası olmuyordu. Bu gün zaten Deniz'in kuzeninin söyledikleri yüzünden gergindim üstüne birde Simge'nin bir kişiyi daha listesinden çıkarması sinirlerimi bozmuştu.

İlayda hemen kalktı ve kolumdan tuttu. Beni zorla pufa geri oturturken kendi de hemen yanımdaki yerini aldı. Konuşmaya başladığında sesi fazlasıyla ciddiydi.

"Kumsal yeter artık! Kendini ihtimaller yüzünden yiyip bitiriyorsun. Kendine bunu yapmayı bırak artık!"

Dudağımı ısırdım.

"Ne yapmamı istiyorsun İlayda , Simge'nin bir şeyler yapacağını ikimizde biliyoruz . Böyle oturmalı mıyım sence !?"

Cümlem bittiğinde bağırdığımı yeni fark ediyordum. İlayda sakince elimi tuttu ve benim sesime oranla çok daha sessiz bir tonda konuşmaya başladı.

"Evet , oturmanı istiyorum Kumsal. Daha gelmemiş günlerin stresini yapmayı bırak."

Bıkkın bir nefes verdi.

"Tamam , haklısın. Simge'nin yine bir işler çevirdiği belli ama o zaten sana bunu yapmaya çalışıyor?"

Anlamayarak ve kaşlarımı çatarak İlayda'ya döndüm.

"Neyi?"

"O fotoğrafı hemen şimdi baylaşabilirdi ama paylaşmadı. Neden? Çünkü seni bekletmek istiyor. Seninle böyle oynamak hoşuna gidiyor. Senin böyle etekleri tutuşmuş bir şekilde düşünmen ona zevk veriyor. Onun oyununu oynamasına izin vermeyeceksin!"

İlayda'nın kahve gözlerini hiç bu kadar kararlı görmemiştim.

"Ne yapmamı istiyorsun?"

Elini omzuma koydu.

"Kumsal , sen bana bu gün ilk defa duygularından bahsettin. Denize karşı duyguların olduğunu zaten biliyordum ama sen bir türlü kabul etmiyordun. Bu yüzden duygularından bahsettiğinde hiç şaşırmadım ama bu böyle platonik devam etmemeli Kumsal."

Cümlesinin nereye geleceğini anlamamla panikle gözlerine baktım ama o konuşmaya devam etti.

"Kumsal ona yani Deniz'e duygularını söyle , bir başkasından öğreneceğine senden öğrensin."

Kaşlarımı çattım.

"Ona duygularımı söylememi istiyorsun!"

İlayda evet anlamında başını salladı.

"Ona olan duygularımı nasıl söylerim? Olmaz. Ona güvenemezken nasıl onu sevdiğimi söylerim?"

Konuşurken sesim titremişti ama bunu umursamadım.

İlayda kolunu benden çekti ve pufun üzerine iyice yayıldı ve öylece tavana bakmaya başladı. Derin düşüncelere dalmış gibiydi. Kaç dakika öylece tavana baktı bilmiyorum ama bakışları bana döndüğünde eksik parçaları birleştirmeye çalışan bir ajan gibi bakıyordu.

"Belki de Deniz'in kuzeni o cümleyi senin yanında bilerek söyledi. Belki de Simgeyle iş birliği yapıyor . Simge sana zarar vermek istediği için her şeyi yapabilir."

Şaşkınca İlayda'ya baktım.

Deniz'in kuzeniyle iş birliği yapmak mı? Böyle bir şey mümkün müydü? Bütün okula yaptıkları yetmemiş miydi ? Ne istiyordu? Bizden ne istiyordu !?

"İlayda sence gerçekten Simge Deniz'in kuzeniyle iş birliği yapmış olabilir mi?"

İlayda düşünceli bir şekilde bana baktı.

"Kumsal ben sadece varsayımlar da bulunuyorum. Simge çok tuhaf biri. Bu yüzden aklıma gelen her fikri olabilirler listesine koyuyorum."

Simge hakkında merak ettiğim bir soru vardı ve bunu bilen biri varsa o'da İlayda olmalıydı.

"İlayda sence Simge neden böyle bir şey yapıyor? Yani neden insanlara ve insanların sırlarına bu kadar takık?Neden insanlarla alay edilmesinden böylesine zevk alıyor? Simge hakkında bildiğin bir şey var mı?"

Bunu gerçekten merak ediyordum. Ben ve annem buraya iki sene önce taşınmıştık yani İlayda ve Simgeyle iki yıldır aynı sınıftaydım ama İlayda , Simge hatta Deniz 4 senedir tanışıyorlardı. Biraz da olsa İlayda'nın bu konuda bir şeyler biliyor olabileceğini düşünüyordum.

İlayda düşünceli düşünceli bana baktı.

"Ben bu okula 9. Sınıfın ikinci dönemi geçtim. Sizin kafeden iki sokak sonra orada bir okul var. Başta yakın diye annemle oraya kayıt yapmıştık fakat sürekli derslerin boş geçmesi ve öğretmen kadrosu sıkıntısı yüzünden babamla okulumu değiştirdik yani bizim okula ben 9. Sınıfın ikinci dönemi başladım."

Evet anlamında başımı salladım. İlayda'nın okul değişikliği yaptığını biliyordum fakat bunun sebebini şuan öğrenmiştim. Benim merak ettiğim olayın Simge kısmıydı.

İlayda turuncu saçlarını topuz yaptığı tokayı saçlarının arasından çıkardı. Tokayı bileğine taktı ve serbest kalan turuncu saçlarını arkasına attı. Bu sırada her şeyi kafasında toparlamaya çalışıyor gibiydi.

"Ne yazık ki tam olarak neler olduğunu biliyorum ama ben okula başladığımda etrafta Simge hakkında tuhaf söylentiler vardı."

Merak ve biraz da heyecanla pufun üzerine bacaklarımı çektim.

"Nasıl söylentiler?"

" Simge'nin 1. Dönem 2 ay boyunca okula gelmediğinden hastanede olduğundan bahsediyorlardı. Sevdiği çocuğun onu terk ettiğinden ve Simge'nin bu durumu hazmedemeyecek kadar egoist olduğunu söylediklerini duymuştum. Bazıları bileklerini kestiğini bile söylüyordu."

Sevdiği çocuk onu terk etti diye bileklerini kesmek mi? Bu hem ürkütücü hem de sinirlenme sebep olan bir bilgiydi. Doğru olup olmadığı ise kesin değildi. Sanırım Simgeyle ilgili bilmediğimiz daha çok şey vardı.

İlayda ise düşünceli bir şekilde anlatmaya devam etti.

"Bazıları ise Simge'nin en yakın arkadaşı olan Cemre'nin bu söylentileri çıkardığını düşünüyorlardı. Cemre'yi Simge'nin tehdit ettiğini ve işin aslını sakladığını söyleyenlerde vardı. Okulda o kadar çok dedikodu dönüyordu ki çoğunu hatırlamıyorum bile.''

Kafam iyice karışırken merakla sordum.

"İşin aslını saklamak mı?"

İlayda turuncu saçlarının bir tutamını parmağına dolarken bana baktı.

"İşte o kısımda neyden bahsettiklerini bende bilmiyorum."

Merakla sorularımı sıralamaya devam ettim.

"Ayrıca Cemre de kim? Ben Simge'nin Yeşim ve Meral dışında arkadaşı olmadığını sanıyordum."

Ben yatmadan önce annesinin anlattığı hikayeyi merakla dinleyen çocuklar gibi İlayda'ya bakarken İlayda devam etti.

"Cemreyi bende en fazla bir iki defa görmüşümdür. Uzun kahve saçlı , yeşil gözlü bir kızdı ama Simge okula döndüğünde okuldan ayrıldığı söylendi."

" 2. dönem ailesi müdürle konuşmuş ve Simge'nin başka sınıfa alınmasını talep etmişler . Bu da bizim sınıf oluyor. Yani en azından benim duyduklarım böyleydi. Zaten bende sınıfımıza geldiği gün ilk defa Simgeyi görmüştüm. Ondan öncesinde benim için Simge ismi kulaktan kulağa yayılan bir söylentiydi."

İlayda bileğine taktığı tokayı çekiştirirken devam etti.

"Okula geldikten kısa bir süre sonra insanların açıklarını yakalamaya , sırlarını dökmeye başladı. Kocaman bir grup kurdu ve bütün okulun öğrencilerini bu gruba ekledi. Hepsinin telefon numaralarını nasıl bulabildi bilmiyorum ama bazıları bu gruptan rahatsız olmuş ve ayrılmıştı. Çoğu öğrenci ise o kadar meraklıydı ki Simge böyle bir grup açtığı için mutluydu. Bütün okulun her şeyden haberi oluyordu."

Evet , anlamında İlaydaya başımı salladım. Sınıfa gittiğim ilk gün çok tereddütlüydüm , yeni bir sınıfa alışamamaktan korkuyordum. Kapıdan girdiğimde ise en arka cam kenarında oturan Denizle ve koyu mavi gözleriyle göz göze gelmiştim. O anı hatırlamamla dudaklarımda bir tebessüm belirdi.

Denizle iki sene önce kafenin açılışına geldiğinde tanışmıştım. Aynı sınıfta olduğumuzu görmek ise beni çok şaşırtmıştı. O gün nereye otursam diye bakınırken İlayda yanını göstermiş , her zaman ki gibi içten davranmıştı. İlaydayla tanıştığım için çok mutluydum.

Hiç gerçek bir dostum olacağına inanmamıştım , güvenemediğim insanlarla dost olamazdım ama İlayda bir şekilde güvenimi kazanmıştı. İnanılır gibi değildi ama gerçekten çok sıkı dost olmuştuk. Aklım geçmişe giderken yüzümde buruk bir tebessüm oluştu.

Ben ilgiyle dinlemeye devam edip şaşkın gözlerle İlayda'ya bakarken İlayda ayağa kalktı ve odasının kapısına doğru yürümeye başladı.

"İlayda nereye?"

Kızıl saçlarını savurarak arkasına döndü.

"Buz dolabından kolayı alıp geliyorum."

Ofladım. Tam bir dizinin en heyecanlı yerine geldiğinde yarım saatlik bir reklam girmesi gibi bir şeydi bu. İlayda kapıdan çıktığında iki pufun ortasındaki abur cubur ambalajlarını gördüm. Sevim ablanın abur cubur konusunda biraz sert davranıyor olmasını şuan daha iyi anlıyordum.

İlayda'nın nasıl bir abur cubur delisi olduğunu yerdeki ambalajları toplarken fark etmiştim. O hem diziyi izlemiş hem de abur cubur paketlerini açıp durmuş bir yandan da bana uzatmıştı fakat kafam o kadar doluydu ki ne diziye odaklanabilmiş nede abur cubur yiyecek halim kalmıştı. İlayda ise ambalajların içinde tek bir kırıntı bırakmamıştı.

Yerdeki ambalajların hepsini topladığımda İlayda'nın odasından çıktım. Ben mutfağa girdiğimde İlayda iki bardağa da kola dolduruyordu. Yanındaki çöp kovasına ambalajları bıraktım ve o kolaları doldururken tezgaha yaslandım.

Onun kolaları doldurmasını izlerken hiç sabrım kalmamıştı. Hemen odaya girmeyi ve Simge'nin geçmişi hakkında daha fazla şey anlatmasını istiyordum. Bu sabırsız halimi gördüğünde gülüyordu.

Birlikte odaya geçerken İlayda sırıtmaya devam ediyordu.

"Kumsal seninle kaç saattir dizi izliyoruz , onlarda bile bu kadar heyecanlanmadın."

Ben uslu bir çocuk gibi pufuma oturduğumda İlayda da tepsiye koyduğu kolaları önümüze bıraktı. Kendisi de yerine oturduktan sonra yan tarafındaki cipsi paketlerinde göz gezdirdi. En sonunda bir ruffles'ı açtı ve içinden bir tanesini ağzına attı.

"Bütün gece dizi hakkında yaptığım yorumları geçiştirdin ve diziye gram dikkat etmedin."

Ona sinirli kısık gözlerle bakmaya başlamıştım. Beni bilerek bekletiyordu , bu gün izlediğimiz dizilere yaptığı yorumların hepsine evet deyip geçiştirdiğim doğruydu ama şuan diziler son derdim bile olamazdı.

Bıkkın bir nefes bıraktım.

"İlayda söz bir daha dizileri daha dikkatli izleyecek ve bir daha ki sefere seninle her karaktere yorum yapıcam ama lütfen artık beni çatlatma da Simge hakkında ne biliyorsan anlat?!"

Sabrımın son dakikalarındaydım.

Gerçekten çok kötü bir gün geçirmiştim ve bu kötü gün bir türlü bitmiyordu. Simge baş belasından nasıl kurtulacaktım onu bile bilmiyordum.

Tek istediğim şey iyi günlere kavuşmaktı ama iç sesim bana resmen hakaret ediyordu.

İçimdeki ses şöyle diyordu: Kötü günler bitti şimdi sıra daha kötülerin de.

Ben İlayda'ya bakarken İlayda laptopuna bakıyor ve yeni bir dizi seçiyordu. Bu kız resmen dizilerle yaşıyordu. Ben sinirle olduğum yerde dururken İlayda sonunda istediği bir diziyi seçti ve bana döndü.

"Kumsal niye bana öyle sinirli bakıyorsun?"

Kollarımı birbirine sardım.

"Acaba Simge'nin geçmişini anlatmaya devam etmediğin için olabilir mi?"

Şaşkınca bana baktı.

"Bende sana anlattığım kadarını biliyorum. Simge'nin terk edildiği için intihar ettiğini 2 ay boyunca okula gelmediğini ve bunun sebebinin de hastane de yattığı için olduğu söyleniyor. Zaten sana anlattığım çoğu şeyde insanlardan duyduklarım doğru olup olmadıkları hakkında en ufak fikrim yok. "

Hayal kırıklığıyla yere baktım.

"Şimdi ben ne yapacağım. Geçmişi hakkında başka hiçbir şey bilmiyor musun? Yada o söylentilerin gerçekliğiyle ilgili bir kanıtın var mı?"

Son bir umutla sormuştum bu soruyu.

İlayda sıkkın bir nefes bıraktı.

"Kumsal bilsem inan ilk sana anlatırdım ama gerçekten başka hiçbir şey bilmiyorum. Ayrıca dediğim gibi bunlar bizim okulda kulaktan kulağa yayılan dedikodular ne kadarı doğru bilemeyiz."

Hayal kırıklığıyla başımı salladım.

"Belki geçmişiyle ilgili bir şeyler bilseydim o fotoğrafa karşılık benimde ona söyleyebileceğim veya gösterebileceğim bir şey olurdu."

İlayda şaşkınca bana döndü.

"Şantaj yapmaktan mı bahsediyorsun?"

Evet anlamında başımı salladım.

"Böylece fotoğrafı silmesini sağlayabilirdim."

İlayda pufun üzerinde iyice öne doğru eğildi.

"Kumsal sen şantaj yapmayacak kadar masum ve saf bir insansın. Böyle şeyleri beceremezsin."

Bu dediği hakaret miydi, iltifat mıydı? Pek anlamasam da cümlesinin devamını dinledim.

"Hadi ama Kumsal burada Simgeden bahsediyoruz , o kız adım kadar eminim o fotoğrafın en az 20 kopyasını daha çıkarmıştır."

Umutsuzca nefes verdim. Çarelerim tükeniyordu ve ne yazık ki İlayda haklıydı hem de istemediğim kadar haklı. Merakla bir soru daha yönelttim.

"Simge hakkında ki bu söylentileri bana neden anlatmadın?"

İlayda sıkılmış bir şekilde nefes verdi.

"Bu söylentilerin hepsi 9. Sınıftaydı ve seninle 11. Sınıfta tanıştık. Aradan bu kadar zaman geçince anlatmak aklıma gelmedi. Ayrıca sen bana Simge hakkında şu zamana kadar hiç soru sormadın ki?"

İlayda savunmasını yaptığında hak verircesine başımı salladım. Haklıydı Simge hakkında ona hiç soru sormamıştım ve Simge bu yaz başıma musallat olmasaydı yine onun hakkında hiçbir şey merak etmezdim.

İlayda'ya diziyi başlatabileceğini söyledim ve kola bardağını elime aldım.

Aklımdaki milyonlarca soruyla öylece bilgisayar ekranına baktım. Simge gerçekten bir erkek onu terk ettiği için intihar etmiş miydi? Bu Simge için bile fazlaydı. Kimse intihara sebep olacak kadar canımızdan değerli olamazdı. O an Simge'nin neler yaşadığını gerçekten merak ettim. İçten içe onunda kolay bir hayat yaşamadığını geçmişinde acılar olduğunu düşündüm. Simge'nin yaptıkları psikolojisi bozuk bir insanın yapacağı şeylerdi ve psikolojisinin iyi olmadığı her hareketinden belliydi.

Simge'nin bu davranışlarnın sebebinin geçmişinden kaynaklandığına inanıyordum. Birçok insanı üzüyor, yaralıyordu. Empati yapmak çok kolay olmasa da onun da yaraladığı kadar yaralanmış olduğunu hissediyordum.

Bu hayatta herkesin bir geçmişi vardı. Kimisi düşündüğümüzden daha karanlıktı. Geçmişin gölgeleri bizimle oynarken tereddüt kalbimizde her fırsatta belirirdi.

Güven en büyük tereddütüm haline gelmişti.

Simge'nin de bu hayatta bir tereddütü olduğuna inanıyordum.

Geçmiş unutulamazdı ama ders çıkarılabilirdi.

Simge için dilediğim tek şey yaptıklarından ders çıkarmasıydı. Kendi ve başkalarının iyiliği için bu yaptıklarına son vermesi gerekiyordu.

Benim geçmişimden çıkardığım ders kimseye güvenmemekti. Bu yüzden Deniz'in kuzeninden duyduğum cümleler bu kadar canımı yakmış , aldığım kararın doğruluğunu yüzüme vurmuştu.

Geriye kalan saatlerde İlayda dizileri eleştirmeye devam etti , bende yine hiçbir şekilde odaklanamayıp onu geçiştirdim. O bana bu kadar yardımcı olurken böyle davranmam beni suç

lu hissettiriyordu fakat ne kadar çabalasam da aklım o kadar karışıktı ki İlayda'nın yaptığı yorumların bir tanesini bile anlamıyordum.

Bir kaç dakikanın ardından kapanan göz kapaklarıma izin verdim ve rüyalar alemine dalmak , her şeyi unutmak istedim...

Bölüm sonu

21 yorum