İçeriğe geç

Kumsal'ın Kalbi

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Kumsal'ın Kalbi

Bölüm 1

1.Bölüm: Yaz Geldi!

"Yazın başlaması umutların güneş açması, hayallerin bulutlar gibi gökyüzünde dolaşmasıdır. Belki de kalbimizdeki sevginin denizin dalgaları gibi kalbimizden taşmasıdır."

"Kumsal! Kumsal kızım?"

Annemin kolumu dürtmesiyle gözümü denizdeki dalgalardan ayırdım ve hemen başımı anneme çevirdim.

"Affedersin, bir an öyle dalmışım."

Ben bunları söylerken annem çoktan güzel kafemizin kapısını açmıştı. Annemin peşinden kafeye girdiğimde söylediklerini dinliyordum.

"YKS sınavına girdin ve bitti. Tatil artık başladı üzerindeki gerginliği atar mısın? Bak sorun sınav puanınsa ben elinden geleni yaptığını biliyorum ."

Annem pembe tezgahı silmeyi bırakıp yanıma geldi ve elini omzuma koydu.

"Her şey güzel olacak..."

Güven veren ela gözlerine tebessüm ettim. Annemin dediği gibi sınavda elimden geleni yapmıştım ama sonuçlar henüz açıklanmadığı için gergindim. Daha geçen hafta sınava girdiğim düşünülürse açıklanmaması gayet normaldi. Aslında sınavım beklediğimden bile iyi geçmişti fakat bir sene boyunca yaşadığım stres hala üzerimdeydi ve aklımdaki sorular benim daha da gergin olmama sebep oluyordu.

"Ya başaramadıysam? Ya istediğim bölümü kazanamazsam?"

Derin bir nefes aldım.

Annem haklıydı elimden geleni yapmıştım ve emeklerimin karşılığını alacaktım. Annem pembe tezgahın arkasındaki kapıdan mutfağa geçerken ben hala olduğum yerde dikiliyordum. Kafeyi erken saatlerde açtığımız için çok uykum vardı.

Yarı kapalı gözlerimle at kuyruğu yaptığım saçlarımdan gözümün önüne düşen küçük kumral saç tutamlarını kulağımın arkasına sıkıştırdım ve pembe tezgaha hafifçe yaslandım.

Yaz tatilinde anneme kafede yardım edecek onunla çalışacaktım. Aslında kışında yardıma sıkça gelmeye çalışıyordum ama annem derslerimi aksatmamamı söylüyor ve bu yüzden kışın olabildiğince beni kafeden uzak tutmaya çalışıyordu.

Kapının açılmasıyla başımı o tarafa çevirdim. Kumral saçları ve koyu mavi gözleriyle "Merhaba" diyen kişiye döndü bakışlarım ve aklımdaki bütün sorunlar uçtu gitti. Kalbim hızlandı. Hızlanmamalıydı.

Ellerim terlemişti. Terlememeliydi. Bunların hiçbiri olmamalıydı , olamazdı. Ben panikle ne yapacağımı bilemeyerek aval aval bakarken annem arkamda belirivermişti. Neşeli sesiyle birlikte gülümsedi.

"Merhaba Deniz. Ne kadar erkencisin böyle. Biz bile kafeyi yeni açtık. Neredeyse kafeyi açmamızı beklediğini düşüneceğim."

Annem neşeli şekilde gülerken Deniz gözlerini kaçırdı. Utangaç bir şekilde gülümsedi ve elinde yeni fark ettiğim nergisleri kibarca anneme uzattı. Nergisleri anneme uzatırken dudaklarına ufak bir tebessüm yerleşmişti. Koyu mavi gözleriyle bir an göz göze geldiğimizde utanarak bakışlarımı kaçırdım ve onun bakışları da tekrar anneme döndü.

"Meryem abla bunları teyzem sana gönderdi."

Annem gülümseyerek nergisleri kabul etti.

Ben şaşkın şaşkın bakarken annem tekrardan mutfağa yönelmişti. Deniz'in teyzesi neden anneme çiçek gönderiyordu ki? Ben anlamaya çalışarak bakarken Deniz açıklama yapma ihtiyacı duymuş gibi bana baktı.

"Teyzem çiçekçidir de birkaç kez o da buraya gelmiş" dediğinde düşünmeye başladım. Şaşırmıştım, sanırım onun hakkında düşündüğümden de az şey biliyordum.

Geçen gün gelen kadın... Hatırlamıştım. Çiçekli bir elbise giyen ve yine çantasında çiçek motifleri bulunan en fazla 35 yaşlarında şirin bir kadın gelmişti ve onu kafenin içine ben buyur etmiş ve sipariş ettiği kahvesini getirmiştim. Annem ise bir kahvede kendisine yaptırmış ve bu çiçekli ablanın karşısına oturup uzun bir çiçek bakımı sohbetine girmişlerdi.

Bu durum tuhafıma gitse de çiçek muhabbetlerini daha fazla dinleyememiş yeni gelen müşterilere servis yapmakla meşgul olmuştum.

Birbirlerini çok iyi tanıyor gibiydiler. O zaman bu durumdan kuşkulansam da şimdi onların daha önceden tanıştığına emin olmuştum.

Denizin hayatı hakkında sanırım annem bile benden daha çok şey biliyordu. Bunu düşünmek canımı sıksa da belli etmemeye çalışarak, hatırlamamı bekleyen koyu mavi gözleriyle bana bakan Denize döndüm.

Heyecanla sen çiçekli ablayı diyorsun dediğimde Deniz gülmeye başladı. Ahh , ağzımdan kaçmıştı ve durum kurtarmada hiç iyi değildim.

"Şey , yani çiçekli abla derken çok çiçekliydi. Ay olmadı , böyle demeyecektim. Yanlış anlama teyzen çok şirin bir kadındı. Sadece çok çiçekli giyinmişti. Tabi çiçek sevmediğimden değil. Çiçek düşmanı olarak görünmek istemem."

O güldü bende utançtan öldüm. Ahh, bunların hepsini dıştan söylediğime inanamıyordum. Onun gülmesi durduğunda güzel tebessümüyle konuşmaya başladı.

Öncelikle dedi ve işaret parmağını kaldırdı.

"Seni bir çiçek düşmanı olarak görmüyorum."

Onunla birlikte bende gülümsedim.

"İkincisi senin çiçekli abla demende hiç sorun yok . Zaten teyzemin adı Çiçek . "

"Aaa! Öyle mi? İnsanlar adını taşır derler demek doğruymuş."

O kahkaha atarken bende tebessüm ettim ama içten içe kendime sövüyordum. İkidir düşüncelerimi içimden değil de dışımdan söylüyordum yani bugün yeterince pot kırmıştım ve daha fazla rezil olmamak için dualar etmeye başlamıştım.

Annemin arkamdan seslenmesiyle ona döndüm.

Efendim dediğimde ilk bana sonra arkamda duran Denize baktı ve konuşmaya başladı.

"Masa ve sandalye taşımada bize yardım edebilir misin? Mert hala gelmedi ve biran önce kafeyi düzenlemem gerekiyor."

Ardından bana baktı.

"Kumsal sende yardım eder misin? "

Kışın bile tıklım tıklım olan kafemizin yaz sezonunda daha da dolu olacağını geçen yazdan deneyimlemiştik. Bu yüzden bu yaz kafenin dışına da masa ve sandalyeler yerleştirecektik. Masa ve sandalyeleri taşımaya pek hevesli olmasam da başımı salladım ve gergin olduğumu belli etmemeye çalıştım.

Hızlıca kafenin kapısına yöneldiğimde hava eskisinden daha da sıcak gelmeye başlamıştı ya da ben panikten terliyordum. Annem tekrar bana seslendiğin de kapının kolunu bıraktım ve ne olduğunu anlamaya çalışarak bir ona bir de elinde uzattığı şeye baktım. Tabi ya, anahtarı unutmuştum . Geri dönüp elinden anahtarı aldım ve kafenin kapısından koşarcasına çıktım.

Arkamdan Denizin geldiğinin farkındaydım bu yüzden hızlıca kafenin arka duvarındaki depo kapısını açmaya çalışırken sanki ellerim birbirine dolanmıştı.

İnanılır gibi değildi. 18 yaşındaydım ve kapı kilidini bir anahtarla açamıyor muydum? Hakkımda böyle düşünmesini kesinlikle istemezdim ve açıklama yapma gereği duyup arkamda duran Deniz'e döndüm. Koyu mavi gözlerine 3 saniyeden fazla bakamayarak utançla bakışlarımı yere çevirdim.

"Şey , ben aslında kapı açabiliyorum. Yani kapı kilitlerini çok iyi açarım ama..."

Yutkundum.

"Ne diyorum ben yine yaa!" derken isyan ediyordum.

O ise içten gülümsemesiyle elimde tuttuğum anahtarı aldı. Kilide taktı ve çevirdi kapı açıldığında anahtarı tekrar avucuma bıraktı.

Deniz önden ben ise peşinden içeri girdim. Bir kaç merdiven indikten sonra kenardaki düğmeye bastım ve ışık açıldı. Etraftaki renkli masalara ve sandalyelere gülümseyerek baktım.

Kafemizin adı Gökkuşağı Kafeydi. İçindeki her şey rengarenkti ve bir karnavalı çağrıştırıyordu.

Gökkuşağına her zaman ayrı bir sevgi beslemiştim. Küçükken gökyüzündeki bu 7 renk kaybolana kadar pencerenin önünden ayrılamazdım ama büyürken hayat bana birçok şey kaybettirmişti, kaybettiğim şeylerden biride bir renkti.

Renkli masalara bakarken iç çektim. Annemle bu kafe için çok çabalamıştık. Kafeyi ilk açtığımız günler aklıma geldiğinde gülümsedim. Annem kafenin temasına karar verememişti. Ben ise renkler arasında kalmıştım.

Genelde kafeler iki rengi birlikte kombinler ve masa ve sandalyeleri ona göre alırlardı. Ben ise bütün renklere hayrandım. Bir renge ise çok kırgındım.

Dağınık düşüncelerimi toparlamaya çalışarak derin bir nefes verdim. Sevimli kafemizi düşündüğümde iyi ki annemi gökkuşağı temasına ikna edebilmişim diye aklımdan geçirdim çünkü annem ikna edilebimesi kolay biri değildi.

Annem her rengi kullanırsak kötü ve dağınık gözükebileceğini söylemişti ama sonra diğer kafelerden çok daha farklı olabileceğimizi ve güzel bir düzenle bu renkler sayesinde ilgi çekici bir kafe oluşturabileceğimizin farkına varmıştı.

Bu ilgi çekici renkler sayesinde kafe 40 km öteden bile gözüküyordu. Böylece benim ısrarlarımla "Gökkuşağı Kafe" adlı tabelamızda hazırlanmıştı.

Ben bunları düşünürken Deniz kırmızı bir masayı kaldırmıştı bile. Bir kaç dakika kırmızı masaya burukça baktım. Sonrasında Deniz'in bana baktığını fark etmemle hemen yanına gittim ve masanın diğer ucundan da ben tuttum.

Bir kaç dakikanın ardından masayı kafenin önündeki güneş şemsiyelerinden birinin altına bırakmıştık.

Doğrusunu söylemek gerekirse masayı benden çok o taşımıştı ve içten içe onu yavaşlattığımı bile düşünmüştüm.

Annemin sesini duyduğumda kafenin kapısında durup bizi izleyen anneme baktım.

"Kumsal! Mert geldi , Deniz ve Mert birlikte masaları taşırken sende gel bana yardım et."

Olumlu anlamda başımı salladım , bu durumdan pek memnun olmasam da fazla seçeneğim yoktu.

Bence bende masaları güzel taşıyordum diye söylenerek anneme doğru ilerledim.

Yanımdan geçen Mert abiye günaydın dedim ve kafenin kapısında bekleyen annemin yanına gittim.

Mert abi kafemizin çalışanlarından biriydi. Üniversiteyi bitirmiş ve öğretmen olmuştu fakat 2 senedir atanmayı bekliyordu ve bu sırada da kafemizde çalışıyordu. Çok iyi bir matematik öğretmeniydi . Hatta bu sene çözemediğim bir çok matematik sorusunda bana çok yardımcı olmuştu. Sınavdaki matematik netlerim onun sayesinde yükselmişti.

Annemin yanında kafemizin kapısında beklerken ela gözleriyle bana bakan anneme döndüm. Bugün ki teslimatın birazdan geleceğini söyledi.

Bir kaç dakikanın ardından kafenin önünde Cemil amcanın arabası durdu. Cemil amca büyük bir göbeği olan sevimli bir adamdı. Arabasıyla kafemize sık sık çeşitli kurabiyeler bazen de renkli donatlar getiriyordu ve bu civardaki çoğu yere servisi o yapıyordu.

"Kumsal gel ve kutuları almama yardım et!"

Annemin peşinden Cemil amcanın getirdiği kurabiye kutularından bir kaç tanesini servis arabasının bagajından aldım. Tatil sezonu daha yeni başlamıştı ama benim için görünüşe göre iş sezonu açılmıştı.

Annem elindeki poşetleri bırakmak için kafeye girdiğinde bende taşıdığım kutularla onu takip ediyordum. Annem bir kaç kutunun daha olduğunu ve kendisinin alacağını benim ise kurabiyeleri b

oşaltmamı istediğini söyledi. Kurabiye kutularından birinin kapağını açtığımda kapıdan gelen sesle yerimden sıçradım.

"Günaydınnnnnn!!!"

Bölüm sonu

186 yorum

  • Bence gayet güzel olmuşşş. 😍😍😍 Bu arada rica etsem benim de kitaplarıma göz atabilir misiniz?

  • https ://discord.gg /SJtpHRWMFF Merhaba🌺3600+ üyeli yazar ve okur topluluğu adına buradayım. Sizi Discord'ta sohbet eğlence,oyun,dil sohbet (Native Ingilizlerle), kitap, vote, AI resim/sohbet botları temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli, tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum.Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarlar ve okurların içinde sizi de görmeye mutlu oluruz.Sunucumuz keşfedilmemiş ve gelişmekte olan yazar ve okurlardan oluşuyor.Haftanın 5 günü sırayla bir yazarın kitabının 3 bölümü okunur yorumlanır,sunucuda isteğe bağlı iki tur var; "eleştiri ve destek"turları,eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve iyi olduğunu söylüyoruz.Destek turu ise fazla vakti olmayan,sınavlara hazırlanan üyelerimiz içindir.Bu turda okuma zorunlu değildir ve görevleri fazla zaman almayan görevlerdir Etkileşimi az olan yazarlar için en iyi koşulları oluşturmaya çalışıyoruz.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor,bu yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz.Sunucuda etkinlikler hazırlıyoruz.Bundan başka sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆 yarışmasıda geçirilmekte ve kazanana yorum vote ödülleri verilmektedir. Ilave bilgi için yazabilirsiniz Gruptan da bahsedeyim.Şu an 3600+ üyeye sahip her daim aktif. Sunucumuzda 13 yaşından 50 yaşına kadar her yaştan yazar ve misafir üye var. Her gün sosyalleşme etkinlikleri yapıyoruz.Bunlar role play, tiyatro gibi etkinlikler.Oyun kanallarımızda ise üyelerle lol, valorant, mafya,vampir köylü,cinayet çözme, gartic, among us gibi oyunlar da oynuyoruz.Eğlence için owo,satranç,kelime türetmece,adam asmaca gibi oyunlar da var.Her gece üyeler seslide toplanarak müzik dinliyor, sesli sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için burada yukarıdaki linktedi boşlukları bırakmadan oluşturup kopyalayın.Sonra discorda, Instagram'da ya da burada yoruma atın ve üzerine tıklayarak dahil olun. Anlamazsanız bana sorun.Bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayabilirsiniz.

  • https://discord.com/invite/M2PUn4GY2q Merhaba🌺 2500+ üyeye sahip yazar ve okur topluluğu adından sizi Discord'ta sohbet eğlence, kitap, vote, dil sohbet (Native Ingilizlerle), AI sohbet/foto bot, oyun(lol, gartic, valorant), temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarların ve okurların arasında sizi de görmekten mutluluk duyarız. Sunucumuz gelişmekte olan yazarlardan ve nitelikli okurlardan oluşuyor.Haftanın beş günü sırayla bir yazarın kitabının üç bölümü okunur yorumlanır, sunucumuzda isteğe bağlı iki tur vardır " eleştiri ve destek" turları, eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve nerede iyi olduğunu söylüyoruz. Destek turu ise fazla vakti olmayan üyelerimiz içindir. Bu turda okuma zorunlu değil.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor, yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz. Ve sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆yarışmasıda geçirilmekte. Şu an 2500+ üyeli her daim aktif sunucumuzda 13 yaşından 45 yaşına kadar her yaştan yazar var. Tabi çoğunluk 13-45 yaş arası. Oyun kanallarımızda ise toplu mafya, vampir köylü, cinayet çözme role play, tiyatro gibi oyunlar da oynuyoruz ve farklı bot oyunlar da var. Her gece üyeler seslide müzik dinliyor, sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için yukarıdaki linke tıklamanız yeterlidir. Unutmayın bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayarabilirsiniz.

  • Merhaba ben yazar Sare✍️ 3 adet kitabım okuyucu ile buluşmaya devam ederken bu platformu yeni açtım . O sebeple desteğinizi beklerim. Sayfamdaki “Son çare” genç kurguma beklerim ☺️

    1Yanıt
  • Kitabın harika ilerliyor en çok başlangıçtaki sözü beğendim eline emeğine sağlık 🥰

  • Kitabın harika başarıların devamını dilerim❤️

    1Yanıt