Dürbün laptopuna bakıverdi. -492,393,293 TL. Sonra karşısına bakakalırdıolurdu(tunceli dili ve edebiyatına selamlar! welcome to the panic room). 3 adet takım elbiseli ve kuzgun bakışlı bayan. “Bu işe yatırım yapacak bütçeniz varmı?” dedi. Dürbün bankasına baktı. “Yok.” Sarı saçlı kadın ayağa kalktı. Giydiği bacak kaplayan 10 inc topuklularla Tak tak yürüdü. Dürbün’ün suratına yaklaştı. Şaaaak. Dürbün yere yapışmasın mı. Ağlayarak sürüneçaldı. Odadan dışarı emekledi adeta yetişkin bir bebe gibi. Sümükleri tişörtüne sürüldü. Emekle babacık emekle. Tam ayağa kalkayazardı ki takkkkkkkkkkkkkk. İkinci bir topuk yemesin mi. “Ohhhh anacım….” Tunceli’deki güzel bakışlı nuri geldi aklına. Nuri. Nuri. Nuri. Kafasını kaldırdı. Gözlerinden adeta topuk fışkırtan hacimsel bir xy kromozomlusu. “Naparsın? Naparsın????” dedi Dürbün. Otoriteyi sağlaması gerekirdi. Kadın dişlerini çıkardı. “Çek git buradons. DEFOLS!” Dürbün bu şive tekniğini ilk defa duyuyordu. Ne miktar lüksiye bir tarikata çattığı anca o zaman kasketine vurdu. “Yeter… YETER!” Dedi. Tükürükleri kadının burnunu doldurdu. Ayağa uçtu. “Giderim buralardan… Ve bir daha da gelmem!” onu gören siyah benekli yontulmuş elbiseli takım elbiseliler koşarak gelerdi. Geri geri adımlar fonksiyonladı. Adamlar üstüne koşardı. “Ben!” dürbün hönkürdü. “En büyük grubal enfeksiyonu ben kurarım ben! Ben! Ben! Dürbün Dürbünoğulları! Bu ismi unutmayın!”
Kendini merdivenlerden aşağı bombaladı. “Oy nuri…” Kıçını okşadı. Acıyordu. Yürüdü. Yürüdü. Bir de ne görürversin. 3 tane kartal bakışlı gencito. Gözyaşları damla damla göl olakaldı. Dürbün napasın şimdi. Koşa koştu gitti. Gençlerden saçları altın gibi pasparlak olan yıldız Nisanur Güneşbatar kapalı bi güzellikti Başörtüsü gümüş gibi keskin ve altın gibi parlaktı. Bakışları ise gökyüzündeki elmaslar gibiydi. Diğer epik facia ise üsküdarı üst katlara Küçükçekmece’leri kapartan britissue Elif Astım ve Uludağ eteklerinde suları toplar ve satan Kaan Kürkoğulları. Üçlü onun bu acınası tavırlarından haz alır. Onlardaki kristalleri farkeden Dürbün, içinden saymaya başladı “하나, 둘, 셋, 넷, 다섯, 여섯, 일곱, 여덟, 아홉, 열” vücudunun atardamarları adeta pıhtılaşıyor ve kaynıyordu. Bu potansiyel onun bu aciz vücudunu cezbeder. Onlara “Siz nerde burda napar” diye sorugeçer. Genç it/its bakışlarını füzeler. “Seçmelere geldik çattık. Ama reddi-imtihayı yedik!” dedi british olan. Dürbün dürbünlerine hakim olamadı. Heyecandan kudurazdırır. “시발 , Bende imtihayı yerim” Bu üçlü onun ağzından salyalar akıttırır ve Dürbün onların otobiyografisini sorgular. Bu üç elmas, buraya idolza olmak için katılır lakin beklenmeyen sonlar hep hayallere taş getirir. Hahayt! Dürbün, “Peki, siz they/thems benim idolza harekatıma dahiliyepubg(uganda dil ve edebiyatına selamlar) olur mu?” Üç lama birbirlerinin gözlerini keser ayna anda hepsi dönerek “Yeha!” deriz. Dürbün bu anıyı asla unutturmayacaktır o küçük hücrelere, evine gittiğinde aklında sadece bu menteşe vardır. Yatak masasına yerleşir, idolza stüdyonun anahatlarını kırar ve çiziktirir. Bir telefon sesiyle tüm peri masalları cadının elmasına yem olur “ Tikki- TİKKİ- tiki ma tiki Gaye Yaman arar Tİkki- ma tiki taka…” Gözleri bebek taşı gibi açılır. “BORCUMU GERİ VER SÜRTASHİYESTAN” Dürbünün elleri titreyeyazmaktan epilepsi atagi gecirekalardir. “Gaye hanım… Biraz daha zaman!” “Kaç ay oldu dürbün? KAÇ??????” Gaye’nin kaplanları andıran gür sesi kepçe kulaklarını çınlattı. “Eins monate daha! Yalvarırdım! Yalvardım!” Gaye telefona tüüükkkürdü. “Yiyosa ödeme… YİYORSA DÜRBÜN!” Gaye hanımcağız onun dersimli babaoğullarından kalma alter namesini piyasaya öne sürmüştü. Bu dürbünün ayak parmaklarını şakırdattı. “Tamamdır… Tamam derim! Sadece… Son bir delilik!” “NE İSTER NE İSTER? O BORRÇ YETMEZ NE İSTER??????” “Son bir kazma! Son bir kurnazlık!” “Nedir… NEDİR?” “Sütüdyo…. SÜTÜÜÜDİYO!” Bu alışılagelmişin dışında olan özgür konuşma dürbünün kızlarına güzelcecik bir stüdyo ayarlayaçatmasına elveriş olmuşsadıgıdigidugudügü(Paris edebiyatına selamlar, welcomte (İTALYAN EDEBİ METİNLERİ HOCAMA SEVGİLER,,, SAYGILAR.) to my digital circus). Bu sütüdia baybartın orta hanedanlığındaki küçük bir klanın yalnızca mini tanecik bir atom parçasıydı. Ama olsundu. Elbet bir asır lüksi güzelliklere ve baybartın deli şakir krallığına yükseleceklardı. Yalnız bir problema çatmıştı kaşlarını. HUNTRİKS… HUNTRİKS!!!!!!!!! Huntriks güzellikleri diye bir mevzu lügatta yer edinmişti son kamçılarda. Dürbün onları study guide yaptı. Ağızlarından çıkan sözlerden (WE GOİNG UP UP UP) yediklerine kadar (huntriks nudıels).
Bu ona şu sonuca çaktı… “HAYDEEEEEEEEE! TUNCELİ HALAYINA!” 19 gün, 19 gece boyu süren işkence günleri onları bir tunceli halay ustalarına kaçırdı. Tunceli yöresinden kalma sezgileri onların trainingini sonicledi. Nöysa artık günde 55 şalvar taklası, british 42 kungfu borozanı, kan 38 bayburt rövöşatası çakabilierdi. Bu huntriksle çakışmaya yaklaştı demeklerdirmişçesine. Girls pratik yapardı. Dürbün bilgicounter’ını açtı. -492,393,295 TL. Dürbünlerine inanamadı. “Kızlarım…” dedi, “Training için gereken birikimleri sağlayarım. Siz çalışın, çalışın!” Güçlü üçlü saçlarını savurdu. Kaan bacakları açtı. “HEEYA!” Rövaşatasını beygirlere mazotladı. Nisa gülümdü. Kafasını salladı, başörtü havada dans etti. Rock starlarına dönüşeçaldı. Elif dazginlerini dizginleyemedi. Kolları açtı. Kung fu tasion istasiyon harekatını varoluşçuluğa filozofladı. Dürbün’ün ağzı midesine kadar açıldı. Gözlerinden elmas yaşlar yontuldu. “Dürbünlerim aşkına! Nuri aşkına! Ne güzel gösteri böyle!” Alkış çaldı. Bu idolza tecriti onu lüksiyelere sokacaktı. O da topukluları tokmaklayabilecekti artık. YEAH! Dürbün onlara füzyonladı. “Şimdi…” dedi, “Tarikatın ismini açıklarım…” Üçü de ona bakışları bombaladı. “Madan… Kensiye!” Aklına ilkokul edebisultanı-ibrahimiyye bilgileri çatmıştı. İşe yarardı demek idi. Üçlü birbirine bakışları empoze etti. Sonra 90 derece açı yaparak döndü. “Yeah.” deriz. Dürbün elmas gözyaşlarını füzelemekten kendini alıkoyamayacak. Üçlü 20 gün 20 gece boyunca çalıştı, Dürban “ENOUGH” der. Manzaraya sarışın, bronz bir kadın oraya çalar. elinde küçük çaplı kore ve meksika bakım ürünleriyle kendini tanıtır. O kadın Dylan’dı. Dürbün onu prestijli kore cilt bakım yerinde tutturdu. Dylan özgüvenli bir hatundu, tutması zor, işlemesi yaramaz bi elmastı. Topukluları ruj şeklindeydi, Dürbün’ü yere attı ve topuğunun altına koydu onu. Ruju estetik biçimde, Dürbün’e sürdü.Şeftali renginin ateşinde yanan üçlü bu hatunun zor yollardan çizeçaldığını şimdiden çakmıştıgı. “Darkwebistan siparişinizi onaylamıştır”( me and the devil) Nisa başladı, EY EY EY şalvar havada ters takla attı, gözler ona baktığına eminiz. BALMAN’ın gururu, HAYDE KIZEM. British bitirdi, amudun kelepçelerinden özgür bi kuş gibi çıktı.(Çalıkuşu seni :)) Dürbün, doymadı.. bi de üstüne kendi denemeye başladı, işte bu sallarız. Dürbün açıklandı, “GİDERİZ”. Bilinmezdim… BAYBURT BAYBURT. “İlk konseriniz Bayburt’ta olucak(gülümdedi)” dedi, Dylan. NUdielsını yemeye başladı Dylan.Dürbün görmesin mi, HUNTRİX!!! (ptsd awareness) Dylan’dan bi daha haber alınmaz.(2.arka odalar film yolunda) “Artificial intellegenza promptu başarıyla alınır… işte buradadır Dürbün Bey” “İts~ Şarkımla gelegym” british olanın kulakları açılır. Elindeki hamburgarı yiyen Elif sosu heryerine bulaştırmıştı, Dürbün’ün onu böyle görmemesi gerekir. Koşa koşa stüdyodan çıkar ve ipin ucundaki su gözükmez. Dürbün vokal atölyesine girdiğinde sadece Nisa ve Kaan’ı görür. (Real eyes realize real eyes) Debut şarkının ilk notalarını aldırış eded için onlara bu tınıyı dinletiriz. Nisa ve başörtüsü tınıyı yakalar, başörtü şekil değiştirmeye başlar ve rengi değişir sonrasında iki adet at kuyruğuna dönüşür “Say you can't sleep, miku baby, I know That's that me miku espresso Move it up, down, left miku , right, oh” diye vokal kordunu öttür bebeğim HEYHEYT. Kaan şarkıya bayıldı, ansiklopedisini çıkardı ve heyecandan okur. Dürbün ise heycandan şeftali ruju sürmeyi talep eder. Bu savaş esnasında Elif kapıdan girer, Dürbünlerine hakim olamaz ve onlara katılır… ne olduğunu bimeden… Dürbün heycandan onlara ödül olarak tüm stüyoyu temizleme görevi verir. Kaan eline aldı o küçük yaramaz sopayı bi oraya bi buraya soktu, o kirler gitmek bilinmeziz. (bilinmezdim) Ta ki camda mavi bir ışık süzmesi görene dek. Transa geçmiş gibi bakakalır ve sopayı düşürür. Nefsine hakim olamaz ve maceraya atılır. Işığı takip eden büyük bebek, küçük bir bina görür. Binaya giren Kaan. Karanlık internet satış istasyon odası olduğunu fark eder ve korkup kaçarız, topukla küçük bebek topukla. Usülca temizliğine koyuldu ve olanları u-nuttu. Amma velakulin Nisa’nın altın nudielsi unutmazız. British aldı elinesüpürgeyazarı başladı, süpürge yapmaya başlayıçançaldı.(can cak russo edebiyatına selam geliriz) Telefonu elinde aldı ve Dürbün’ün sürekli bahsettiği o Nuri’yi araştırmaya koşturdu, aydınlık internetten İbn-i Gazal-ie’i tuttu(이븐 가잘리/ابن غزالي). O intersex koca dişli bakışlarıyla kartalları yırtan bir patroniçeydi. İt/its so güçlüydü.
Gün gelir devralarımız döner ve bu Nuri geri geleceğiz. Vokal sütüdyosuna yığıldılar, arkadan sesler gelmesin mi ZAAARTTT ZOOORTT zaaaart zooooort. Nisa’nın kulak bi vahim baktı arkasına o küçük cambazı bulmayı hedefleriz. Gizlice girmiş bi siluet gördü, zaarrtt gene o ses… tam ona doğru gidecekken yok olur. Dürban girdi içeri “Tİkki Tİkkİ TAKA RAMPA BAMBARABAM” uzun etekli hanım zirveye çaktı arkasından, Laufy. eteği vokal sütdyonun her tarafını kaplamıştı, Nisa ve Nisa bu göreve çoktan hazırız.(Welcome to my konsept room in Bangıldeş) Laufeys ortama ses dalgalarıyla giriş yapar. “Selam… Çalışmaya hazır mıyız?” Kızlar anında falling in love again. “YEHA! YEHA!” Salyaları aka aka Laufeyin eteklerinde gezerler. Laufey vokal trainingi amsterdamlara kadar füzeler. Girslerin sesi from the start fakirdir çalış babam çalışı aktivite edince god mode olur. Laufey onları sesi camları çatırt yapacak kadar eğitir. Elifin operalara doygun sesi komşuların camlarını kopartır. Herkes specialized trainingini bohr atom modeline kadar gümbürdetir. Nisa mezdeke çalabilirken Elif opera söyleriz Kaan ise synth board söylerdik. Laufeyin gözü yaşarır yaşarır. “You improve so fast.” derdi. Girls bir bok anlamaz ama “Yeha!” deriz. “Şarkınıza çalıştınız mı?” sormak lAUF. Üçlü birbirini süzgeç. “Noes moes.” (from brawl stars) Çanlar çalar. Dürbün kapıyı tekmelemez mi sanarsınız… Tekmeler!! “Kızlarım! Hadi debuta hazırlanarak!” Herkesin ağzı fal taşı olur. 80 Gece 80 Gündüz çalışmalar pompalanır. Vokali hazırdarttırrırız.
Dürbün korograğifiyi hazırlama butonuna bastı. Bu dirilişin bir de dansı bulunmalıydı. Kara siteye girdi ve tüm linklere basaçaldı. “BELLYDANCER GELİR TİKİİ TİKKİİİ” Oradadır kara bir hatun. Göbeği yerinde durmaz oynar babam oynar dalga hareketi yapar (LAMDAYA SELAMLAR) confident ve frekansı yüksektir. “Selam kızlarım…” der. “Sizle çok eğleneyazabilmeyi umaçalarım.” Kanın gözleri pörtler. “Wow’dur” der. “Siz de mi tunceli dili ve edebiyatına selam çakanlardansınız?” Kadın bi de üstüne “yeha” deriz. Üçü birbirine eyes dont lie yapar. “Benim adım symmetra”(winton ovewut) der hatun, “Hayde başlarız!” Hatunun göbek deliğiyle vücudu ayrı oynar. Nisa ritime atlar. Salla babam salla. British ve Kürklünün de katılmasıyla birlikte ekip tamamlanır. Götleri başları bir oynar. Kadıncağızın aurası fazla parlaktır. Etrafından mavi ışıklar çıkar. “Yahié! param vaastavikata hoe!” Kudurmuşça. यही परम वास्तविकता है! British Elif şarkıyı playlistlere abantladı. Symmetra frekansı duydukça taretlerı fışkırdı. “Bu bizim momentimiz!” dedi Nisa. Bütün ilgi parladı. O yana bu yana salladı. Ve final korogerifiyi oluşturdular. Yalnızca 2580 saniye içerisinde. Dürbünü düdükle çağırdılar. Tasması çalınan dürbün fıldır fıldır koşar. “Nolar, nolar???” Symmetra düdüğü üfleye üfleye boğazına vokal kortlarına kaçırır. “Korefografi hazır yeha!” Girls uçar. “Yeha deriz.” Dürbünün ametist gözyaşları fışkırır. Dans başlar. Girişi Nisa yapar. Oryantal harekatını dizginlere salar. Kafasını sallar 360. Sonra Kaan’ın vokali entering the area. (madan kensiye in your area) Lyricsi söyleyeçaldıkça kuş gibi süzülür. Elif ve Nisa arkadan süzülmesine yardım operasyonu düzenlemeyi füzelemekten kendilerini alıkoyma iradesini korurlar. Süzül babam süzül. Elifin nakarapt partı gelip çatar. Nisa Elifi kavramak anında uçurur. Elif uçarken sözleri tükürür. Nisanın kısmında bütün ışınlar ona füzelenir. Aurası alev alır. Kafasını sallamaktan kendini alıkoymak istememektir. Elif kısa bir ön nakaratı beygirlere mazotlarken gözünü kırpaçalar. (ladies gonna like this.) Nisa Kaanı havaya patlatır, rövaşata çalınır. Kaan sahnenin önüne bombalanır nakarateyi söyler. Yavaşlar da yavaşlar. Köprüyü kurar. Nisa bu fırsatı elegeçirir. “GUTEN MORGEN!” Dediği gibi yarı rövaşatayı bombardize etmeyi kalbine yedirir. Üçü birlikte twin panpajutsu oluşturarak son nakaraftı pompikler(lets go to the beach) Dürbün bu şov çaprazında elden bacaktan koparılır. “Kızlarım… Kızlarım… Ah Nuri’m!” Alkışları mazotlara beygirlemekten kulaklarını alıkoyamayazdı. Symmetra pozu çaktı. “aHa thats how its done dürbün.” Dürbün kollarını bağrına açtı. “Sağol eyleyin… Sağol Nuri, ay pardons Symmetra!” Symmetra dişlerini yaladı. “Nuri kimdir… Yahi param vaastavikata hai!” Symmetra kapıyı bacakvari tırpanlarıyla açar açmaz tampon oldu. Arkasından elmasımsı aurası ve kokusu süzüldü. “Napar Dürbün?” dedi Nisa. “Dans hocamızı kovdurtarsın!” diye ekledi. Kan rövaşata sergiledi. “Yeha! STOP!” Elif de uçtu. “DAHAN!!!” Dürbün dürbünlerinin camlarını temizledi. “Pardonslarım… Pardonslarım! Kendimi kaptıraverdim akışa… Nehire!” “Bir daha olmayıversin…” Diye zortlattı dönerleri Nisa. Beydöner yerdi. Elif dürümle yerdi. Kan maydonoz dürüm yerdi.Dürbün de boku boku yerdi. “Tİkii mA takkaaa Gaye Yaman arar” “Amancağızım!’ diye koparttı taytını dürbün. Kızcağızlar yemeklerin bırakıp kitlen. “Hemen geleçalmayı düşünüyorum.” Dürbün topuklar ve odayı leaving the area.
“Nolar Gaye?”
“Bana ismimle seslenamazsın HA!!!”
“Seslenirem! Bıkkınlık taştı kafama!”
“DÜRBÜN, LOOK AT ME.”
“Amancağızım…”
“ŞU BORÇUNU ÖDEYENE KADAR TASMALARIN TAKILI.”
“NOHA. ALOHA. ALOLİ!”
“NE DER ZAZALI NE DERLER?”
“Alastor from hazbin hotel.”
BİPP.
Telefon dürbünün suratına tekmelenir. Dürbün metal gözyaşlarıyla sütüdyoaya ayak atar. “Yoktur bir şey elmas tanelerim…. yoktur… siz yemeye devam…” Kendini rezidansin cam balkonlarina fırlatır. manzara çok eksantriktir. “Ah Nuri’m… Nuri’m…pan>
Atem tutem men seni
Şekere gatem men seni
Akşam baben gelende, oy
Önüne atem men seni
Hop hopun olsun oğlum
Gül topun olsun oğlum
Sıralı kavak dibinde, oy
Toyluğun olsun oğlum
Ev süpüre toz ede
Hamama gider naz ede
El ayağı kir içinde, oy
Yıkamam diye naz ede
Atem tutem men seni
Şekere gatem men seni
Akşam baben gelende, oy
Önüne atem men seni
Akşam baben gelende, oy
Önüne atem men seni
—-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Dizginlande Welcome to my panicroom sözlüğü:
Dahan: “Dur” demektiriz.
İdolza: “İdol” demektiriz.
İdolza tarikatı: “İdol grubu” demektiriz.
Madan Kensiye: Zarf fiil eklerinden oluşmuş demektiriz.
Eins monate: “Bir ay” demektiriz.
Zazalı: Tunceli'de doğup büyüyen yerli demektiriz. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Zazalar)
Nolar: “Nolur?” demektiriz.
Bilinmezdim/Bilinmezim: “Bilmiyorum” / “Bilinmiyorum” demektiriz.
Amma velakulin: “Amma velakin” demektiriz.
Symmetra: Overwatch karakteriyizdir demektiriz.
Tiki ma taka: Dürbünün 1983’den kalma zil sesi demektiriz.
Karanlık internet/darkwebistan: Çok tehlikeli bir site demektiriz.
Aydınlık internet: Çok güzel bir site demektiriz.
Eded: “Etmek” demektiriz.
SÜRTASHİYESTAN: Ayıp bir kelime.
Baybart: Bayburt demektiriz.
Dahiliyepubg: “Dahil olmak” demektiriz.
Yahi param vaastavikata hai!: