İçeriğe geç

Kum Saatinin Altında

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Kum Saatinin Altında

Bölüm 2

Görünmeyen Tehdit

Soğuk yağmur damlaları toprağa sertçe çarparken, bahçe kasvetin içinde kaybolmuştu. Yağmur her geçen saniye şiddetleniyor, rüzgâr damlaları savurarak bahçeyi görünmez bir sis perdesine çeviriyordu. Genç kız, Gördükleri karşısında dehşete düşmüştü. Arkadaşı Ceyda yerde hareketsizce duruyordu. nefesi daralıyordu. Zoraki bir sesle konuştu: "Ceyda!" Sonunda kendine geldiğinde koşarak bahçeye yöneldi. Çaresizce arkadaşına doğru koştu. Kalp atışları hızlanan Sare, gözyaşlarına hakim olamadı. Arkadaşının yanına vardığında ne yapacağını bilemez haldeydi. Gözlerinden akan yaşlar görüş açısını bulanıklaştırmıştı. Aklına gelen ilk şeyi yapmak için harekete geçti. Diz çöküp arkadaşının nabzını kontrol etti. Nabzının attığını anladığında biraz da olsa rahat nefes aldı. Sayıklarcasına arkadaşına seslendi: "Buradayım Ceyda, yanındayım. Yetiştireceğim seni hastaneye."

Titreyen elleriyle cebinden çıkardığı telefonla 112'yi aradı. Gözyaşları içinde telefonu kulağına yaslayıp telefonun açılmasını bekledi. Bir yandan gözyaşlarını dindirmeye çalışırken işittiği sesle toparlanmaya çalıştı.

"112 acil sağlık, buyurun."

Derin nefes alarak söze girdi.

"Arkadaşım yerde hareketsizce yatıyor, acil ambulans gönderin!"

Telefondaki sağlık görevlisi söylediklerine karşın söze girdi:

"Sakin olun lütfen, hangi ildesiniz? Açık adresinizi verin."

Hemen öne atılıp konuşmaya başladı.

"İstanbul... Üsküdar! Kuzguncuk'tayız. Üryanizade Sokak'tayız No: 5. Sokağın kenarında Salkım ağaçları göreceksiniz oranın hemen karşısı."

Diyerek telefonu kapattı. Telaşla ambulansın gelmesini bekliyordu. Ne yapacağını bilemez haldeydi. Elleri titriyor, arkadaşının başına ne gelmiş olabileceğini düşünüyordu. Arkadaşına doğru eğilip herhangi bir yarası olup olmadığını kontrol ediyordu. Başının kenarından akan kan birikintisini gördü. Hemen üstündeki hırkayı çıkartıp arkadaşının başına tampon yaptı. Bir yerden mi düşmüştü? diye iç geçirdi. Ambulans gelene kadar tampon yapmayı bırakmadı.

Uzaktan yankılanan ambulans sirenlerinin sesini duyduğunda biraz da olsa rahatlamıştı. Siren sesleri daha yakından duyulmaya başlamıştı. Sonunda olay yerine varmış olan sağlık görevlileri, hızlıca evin bahçesine doğru gelip Ceyda'yı sedyeye aldılar. Sağlık görevlileri bir yandan hastayı ambulansa taşıyor, bir yandan ise nasıl bu hale geldiğini soruyorlardı. Sare gözyaşları içinde eve yeni geldiğini, geldiğinde onu bu halde bulduğunu söylüyordu.

Sürüklenen sedyeyle beraber ilerliyordu. Ambulansta arkadaşının yanında yerini aldı. Ambulans hızla hastaneye doğru ilerliyordu. Sağlık görevlisi sireni çalıştırmış, arabaların yol vermesini umuyordu. İstanbul'un dar sokakları arabanın ilerlemesini yavaşlatıyor, yol mesafesi uzuyordu.

Sonunda hastaneye vardıklarında hızla sedyeyi acil girişe doğru götürüyorlardı. Ağlayan çocuk sesleri hastane koridorlarını dolduruyordu. Arkadaşını muayeneye almışlardı. Kapının önündeki koltuğa doğru yürüyüp iki büklüm oturdu. Hissettiği suçluluk hissi bedenini çevrelemişti. Evde onun yanında olsaydı belki de bu halde olmayacaktı. Ya ona bir şey olursa? diye iç geçirdi.

Oturduğu koltukta dizleri titriyor, kafasından her türlü kötü senaryo canlanıyordu. Çarpan kapının sesiyle kendine geldi. Kapıdan çıkan doktoru gören Sare, ayağa kalkıp doktora doğru yöneldi.

"Arkadaşımın durumu nasıl?" diye sordu.

Ona doğru dönen doktor:

"Hayati tehlikesi yok ama aldığı darbeyi nasıl almış olabileceğini anlamakta zorlanıyoruz."

Doktorun yanıtına karşın yeni bir soru yönelten Sare:

"Nasıl yani, kafasına birinin vurmuş olabileceğini mi söylüyorsunuz?"

Durumu netleştirmek isteyen doktor:

"Kafasına aldığı darbe tek başına düşmeyle oluşmuş gibi görünmüyor."

Doktorun söylediklerini aklı almıyordu. Kim ona bunu yapmış olabilirdi?

"Peki, arkadaşımı görebilir miyim?"

Kafasını olumlu anlamda sallayarak:

"Onu fazla yormadan görebilirsiniz. Geçmiş olsun."

Anladığını belirterek kafasını sallayan Sare, içinden şükürler ederek odaya girdi. Dolu gözlerle odanın kapısını arkasından kapattı. Uyanık olan arkadaşı nerede olduğunu sorgularcasına etrafına bakınıyordu. Ona doğru gelen arkadaşına doğru kafasını çevirip içinden geçirdiği sorusunu ona yöneltti.

"Bana ne oldu?"

Arkadaşının yanına gelip elini tuttu.

"Sana bir şey olacak diye çok korktum."

Anlamsız bakışlarını sürdürüyordu.

"Eve yeni gelmiştim. Camdan bahçeye baktığımda yere yığılmış halde olduğunu gördüm. Nasıl o hale geldin, hatırlayabildiğin bir şey var mı?"

Arkadaşının sorduğu soruyu hatırlamaya çalışan Ceyda, hatırladıklarını arkadaşına anlatmaya başladı.

"Bahçedeki salkım ağacını sulamaya çıkmıştım. Arkamdan bir ses, sanki ismimle bana sesleniyor gibiydi... Tam arkamı dönecektim ki sonrasını hatırlamıyorum."

Sare arkadaşını anlarcasına başını salladı.

"Kendini fazla yorma. Biraz daha iyi olduğunda bunu konuşuruz. Ailene haber verdim, birazdan burada olurlar."

Tebessüm ederek dinlenmesi için odadan çıktı. Aklı almıyordu, arkadaşına kim zarar vermeye çalışmış olabilirdi?

.

.

Umarım bölümü beğenmişsinizdir hikayeme şans vermenizi istiyorum eminim ilerleyen bölümler daha fazla ilginizi çekecektir. Görüşmek dileğiyle...

Bölüm sonu

7 yorum