Okulun önünde durup binaya baktım. Hayatımda ilk kez bir binaya bu kadar yabancı hissederek bakıyordum. Aslında yabancı olan bina değildi. Yabancı olan bendim. Bu şehre geleli iki hafta olmuştu ama hâlâ kendimi burada yaşamıyormuş gibi hissediyordum. Sanki birkaç güne kadar eski evime dönecekmişim, babamla vakit geçircekmişim gibi... Ama öyle olmayacaktı. Çünkü babam ölmüştü. Bu gerçeği düşünmemeye çalışsam da her sabah gözümü açtığım anda yeniden hatırlıyordum. Çantamın askısını düzelttim.
-İyi misin?
Annemin sesi yanımdan geldi. Başımı çevirdim. İyi değildim. Ama bunu söylemek ikimize de bir şey kazandırmayacaktı.
-İyiyim.
Yalan söylediğimi ikimiz de biliyorduk. Annem kısa bir nefes verdi.
-İlk gün her zaman zordur.
İlk gün mü? Babamın olmadığı her gün zordu. Ama bunu da söylemedim. Arabaya doğru yürüyen anneme son kez baktım. Sonra okulun kapısından içeri girdim. Koridor kalabalıktı; kahkahalar, konuşmalar, ayakkabı sesleri... Her şey normal görünüyordu. Sadece ben normal değildim. Sınıfı bulup kapıda durdum. Öğretmen beni görünce gülümsedi.
-Sen Efsun olmalısın.
Başımı salladım.
-Gel bakalım.
Bütün gözler üzerime döndü. O an yer yarılsa içine girerdim.
-Arkadaşlar, bugün aramıza yeni bir öğrenci katıldı.
İnsanlar beni süzmeye başladı. Bazıları meraklı, bazıları umursamaz, bazıları da doğrudan yargılıyordu.
-Kendini tanıtmak ister misin?
İstemezdim. Ama mecburdum..
-Efsun.
Sesim sakindi.
-Bu kadar.
Sınıfın bir kısmı güldü. Öğretmen bozulmamaya çalıştı.
-Tamam. Şuraya oturabilirsin Efsuncum
Boş sıraya ilerlerken istemsizce sınıfı taradım. Ve onu gördüm arka sırada oturuyordu. Siyah kapüşonlu, kollarını göğsünde bağlamıştı.Diğerleri gibi konuşmuyor ya da gülmüyordu. Sadece bana bakıyordu. Gözlerinde tuhaf bir şey vardı. Öfke gibi ama sadece öfke değil. Sanki yıllardır taşıdığı bir yük vardı. Bir an göz göze geldik. İlk bakan ben oldum nedense içime bir huzursuzluk çökmüştü. Kim olduğunu bilmiyordum ama ondan uzak durmam gerektiğini hissediyordum. Öğle arasında yalnız oturuyordum. Telefonumla uğraşıyormuş gibi yapıyordum. Aslında hiçbir şey yapmıyordum. Sadece insanlardan kaçıyordum. Tam o sırada bir kız tepsisini masaya bıraktı.
-Buraya oturabilir miyim?
Onaylamak amaçlı kafamı salladım. Kız samimi bir şekilde gülümsedi.
-Ben Duru.
-Efsun.
-Biliyorum.
Kaşımı kaldırdım.
-Okuldaki herkes yeni kızı konuşuyor.
İlk kez hafifçe gülümsedim. Duru konuşkan biriydi bense tam tersi. Yine de sessizliği doldurması hoşuma gitmişti derken Duru'nun bakışları bir noktaya kaydı. Yüzündeki ifade değişti.
-Bakma.
-Neye?
-Arkana.
Tabii ki baktım. Arka tarafta Aras vardı yanında birkaç kişiyle oturuyordu. Ama konuşan yalnızca diğerleriydi o yine sessizdi. Duru iç çekti
-İşte okulun baş belası.
-Kim?
-Aras.
İsmi ilk kez duyuyordum.
-Kavgalarıyla meşhur.
-Abartıyor olabilir misiniz?
Duru bana öyle bir baktı ki cevabı anlamış oldum.
-Hayır.
Gözlerim tekrar ona kaydı. Tam o sırada Aras da bana baktı. Bu kez bakışlarını kaçırmadı ben kaçırdım. İçimde açıklayamadığım bir his oluşmuştu ve bundan hoşlanmamıştım. Dersler bitmek üzereydi yağmur başlamıştı. Koridorlar boşalıyordu dolabıma uğrayıp eşyalarımı aldım. Tam çıkacakken ileriden bağırış sesleri geldi. Merak edip baktım. Bir grup öğrenci toplanmıştı. Ortalarında biri vardı. Aras
Bir çocukla tartışıyordu. Kimse araya girmiyordu çünkü kimse cesaret edemiyordu. Aras'ın yüzü ifadesizdi ama gözleri tehlikeli görünüyordu. Bir şeyler söyledi. Karşısındaki çocuk sustu. Sonra kalabalık dağıldı. Ben de çıkmak için döndüm. Tam yürümeye başlayacaktım ki biri omzuma çarptı. Bu Arastı..
Bir anlığına göz göze geldik. Yakından bakınca gözlerinin düşündüğüm kadar soğuk olmadığını fark ettim. Sadece yorgun görünüyordu. Çok yorgun. Yanımdan geçip gideceğini düşündüm. Ama durdu, bana yaklaştı, kulağıma eğildi. Saatimde nabzımı gösteren uygulama uyarı verdi garip bir şekilde kalbim hızlı atmaya başladı. İkimizde kolumdaki saate baktık ve Aras sahte bir gülüş attı. Yalnızca benim duyabileceğim kadar alçak bir sesle konuştu.
-Senden hoşlanmıyorum, yeni kız.
Kalbim bir an duracak gibi oldu. Ardından doğruldu. İçimde tuhaf bir his olmuştu ve bu çocuk mal mı neden hiç tanımadığı birine böyle yapar dedim. Hiçbir şey olmamış gibi yürüyüp gitti. Ben ise olduğum yerde kalakaldım. Çünkü hayatımda ilk kez biriyle tanışmadan ondan nefret etmeye başlamıştım.
Ya da...
Kendimi buna inandırmaya çalışıyordum.