---
Bölüm: Sızlayan Gölge
Kitana, kapıdan çıkıp gittiğinde evin içi bir anlığına sessizliğe büründü. Kaemon kapıyı kapatırken yüzünde belli belirsiz bir tebessüm vardı, ama gözleri dikkatli bakıldığında… tetikteydi. Elene, elinde birkaç dosyayla salona girerken Alvara hâlâ mutfakta Aria’ya pancake servis ediyordu.
“Bu sabah hava oldukça... sıcak, değil mi?” dedi Elene sırıtarak, ama gözleri Alvara’yla Kaemon arasında gidip geliyordu.
Alvara, tabakları toparlayıp masaya koyarken “Kitana gibi biriyle karşılaşınca hava ne olursa olsun, insanın içi ısınır,” dedi iğneli bir sesle.
“Senin içini yakan başka biri de var ama,” diye mırıldandı Kaemon, sonra Aria’ya dönüp, “Tatlım, biraz meyve ister misin?” dedi.
Aria küçük elleriyle “Üzüm!” diye bağırdı.
O sırada Elene, Kaemon’a yaklaşıp sessizce bir şeyler fısıldadı. Kaemon’un kaşları çatıldı. “Ne demek Alvara dün gece başı dönüyordu? Neden bana söylemedin?”
Elene yanıt veremeden, mutfaktan bir tabak kırılma sesi geldi. Herkes irkildi. Alvara, tezgâha tutunmuştu; yüzü solgundu, dudakları uçuk renkteydi. Elene hemen koştu.
“Alvara?!”
Alvara’nın gözleri bulanıktı. “Sanırım… biraz başım döndü…” dedi ama sesi gitgide kısıldı ve sonra tamamen bayıldı.
“Kaemon!” diye bağırdı Elene.
Kaemon tereddüt etmeden koştu, onu kucağına aldı. Alvara’nın alnı alev gibiydi.
“Aria’yla kal!” diye seslendi Elene’ye ve Kaemon, Alvara’yı aceleyle dışarı çıkardı.
---
Hastanede...
Hastane odasında Alvara sessizce yatıyordu. Serum koluna takılmış, alnına serin bir bez konmuştu. Kaemon sandalyeye oturmuş, elleriyle onun ellerini tutuyordu.
O kadar sessizdi ki, kalbinin çarpışları duyulabilirdi. Arada bir başını kaldırıp ona bakıyor, sonra tekrar başını eğiyordu. Onu böyle güçsüz görmek… içinde tuhaf bir şeyleri kırıyordu.
Elene içeri girdi, elinde birkaç tahlil sonucu vardı. “Ateşi yüksek. Ama daha önemlisi… Kaemon, sanırım bir şey daha var.”
Kaemon bakışlarını kaldırdı. “Nedir?”
Elene yutkundu. “Hamile. Henüz çok erken dönem… bu yüzden bayılmasıyla birlikte fark ettik.”
Kaemon başını çevirdi, Alvara’ya baktı. Gözlerini hâlâ açmamıştı. Elene bir süre bekledi, sonra odayı sessizce terk etti.
Kaemon eğildi, alnını onun eline dayadı. Fısıldadı:
“Sen… bana bunu söylemedin. Neden?”
O sırada Alvara’nın parmakları hafifçe oynadı. Göz kapakları yavaşça aralandı.
“…Kaemon?” dedi kısık bir sesle.
Kaemon gülümsedi, ama gözlerinde biriken yaşları saklamaya çalışıyordu. “Buradayım.”
Alvara nefes alırken gözleri yavaşça Kaemon’un yüzüne odaklandı.
“Bir şey oldu mu?..”
Kaemon başını eğdi, elini saçlarının arasına götürdü ve yumuşakça konuştu.
“Evet… bir şey oldu. Artık… bir kişiden fazlasını seviyorum.”
Alvara gözlerini kapattı, ama bu kez yorgundu
---
Eve dönüş yolunda arabada sessizlik hâkimdi. Kaemon direksiyona bakarken aklındaki düşünceler fırtına gibi birbirine çarpıyordu. Alvara yan koltukta, yorgun ama huzurlu bir şekilde camdan dışarıyı izliyordu. Elini farkında olmadan karnına götürmüş, hafifçe okşuyordu.
Kaemon, onu yan gözle izleyip derin bir nefes aldı. “Eve geldiğimizde biraz dinleneceksin. Elene yemek yapar, sen de hiçbir şeye dokunmazsın.”
Alvara hafifçe gülümsedi. “Beni cam fanusa koymaya mı karar verdin?”
Kaemon dudaklarının kenarında belli belirsiz bir gülümseme ile, “Eğer seni ve… onu korumam için gerekiyorsa, evet,” dedi.
Arabayı evin önüne park ettiklerinde, Kaemon kapıyı onun için açtı. Eve girdiklerinde Elene kapıda onları bekliyordu. Aria, kolunun altında oyuncak ayısıyla meraklı gözlerle bakıyordu.
Kaemon, Alvara’yı kolundan hafifçe destekleyerek içeri aldı. “Artık güvendesin,” diye fısıldadı.
---