Balodaki saldırının ardından Koru Akademisi tamamen karantinaya alınmıştı. Dışarıda polis sirenleri çalıyor, güvenlik görevlileri her yeri arıyordu. Ancak Barlas, Bige’yi okulun ana binasından uzaklaştırıp, kimsenin bilmediği yer altı tünellerinden geçerek eski bir sığınağa getirmişti. Burası, Karahan ailesinin akademinin temelleri atılırken kendileri için inşa ettirdiği gizli bir odaydı.
Odanın ortasındaki şöminede yanan ateş, içeriyi loş bir turunculukla aydınlatıyordu. Bige, şokun ve soğuğun etkisiyle bir deri koltukta oturmuş, tir tir titriyordu. Yaşadığı korku zihnini darmadağın etmişti.
Barlas, üzerindeki yırtılmış ceketini çıkarıp bir kenara fırlattı. Ardından dolaptan kalın, siyah bir hırka alarak Bige’nin yanına geldi ve hırkayı onun omuzlarına bıraktı. "Giy şunu. Burası Ankara ayazını çeker, üşüyorsun."
Bige, titreyen elleriyle hırkanın önünü kapatırken gözleri Barlas’ın arkasına kaydı. Barlas’ın beyaz gömleğinin sırt kısmı tamamen yırtılmıştı ve kumaşın üzerinden sızan taze kan, gömleği kırmızıya boyuyordu. Balodaki patlama sırasında yukarıdan düşen cam kırıkları Bige’ye gelmesin diye sırtını siper etmişti.
"Sen... Sırtın kanıyor," dedi Bige, sesi ilk kez bu kadar savunmasız ve şefkat doluydu. Ayağa kalktı, istemsizce Barlas’a doğru bir adım attı. "Benim için yaralandın. Neden yaptın bunu? Ölebilirdin."
Barlas yavaşça arkasını döndü. O her zamanki kibirli, her şeyi bildiğini iddia eden maskesinden eser kalmamıştı. Gözlerinde derin bir yorgunluk ve sadece Bige’ye özel olduğu belli olan bir sadakat vardı. Bige’ye doğru yürüdü ve aralarındaki boy farkını kapatmak için önünde hafifçe diz çöktü.
Yaralı ve titreyen elini kaldırıp usulca Bige’nin yanağına yerleştirdi. Teninin sıcaklığı, Bige’nin yüzündeki soğukluğu anında dağıttı. Başparmağıyla, Bige’nin dudağının kenarına bulaşmış olan küçük bir toz lekesini incelikle sildi.
"Çünkü sana benden başkasının zarar vermesine asla izin vermem, Bige," dedi, sesi normalden çok daha boğuk ve derinden geliyordu. "Sen benim bu hayattaki tek zayıf noktamsın. Ve en kötüsü ne biliyor musun? Bunu, nefret ettiğin adam yaptı. Seni korumak için dünyayı yakarım."
Bige nefesini tuttu. Kalbi o kadar hızlı atıyordu ki sesinin duyulacağından korktu. Barlas’ın gözlerindeki o karanlık, koruyucu ve yoğun arzu, içindeki tüm nefret duvarlarını tek tek eritiyordu. Barlas yavaşça yüzüne doğru yaklaştı. Dudakları arasındaki mesafe milimetrelere indiğinde, Bige kaçmak yerine gözlerini kapattı.
✍️ Yazarın Notu ve Okuyucu Soruları (Yorumlarınızı Bekliyorum!):
Sırlar odasından hepinize merhaba! 🔥 Barlas'ın ilk kez tüm duvarlarını indirip Bige'ye karşı bu kadar savunmasız ve korumacı davrandığı bir bölüm oldu. Teorilerinizi aşağıya bekliyorum:
Yıldız vermeyi ve her gün gelecek yeni bölümler için satır arası yorum yapmayı unutmayın! Yarın tam zamanında 4. Bölümde görüşmek üzere!