İçeriğe geç

Küllerimden geriye kalan

Bölüm 1 · 6 dk okuma

Küllerimden geriye kalan

Bölüm 1

1

keyifli okumalar dostlarım 🧚

Başladığınız tarihi buraya alalım lütfen.

Kavurucu güneş gittikçe sinirimi bozarken plaj çantamın içinden güneş kremimi aldım.

"Nehir denizde mi görüş alanımda değil sanırım göremedim." Dedi Nil yüzü koyun yatarken.

"Evet çıkıyor gelsin de gidelim yoksa kızarmış tavuk olacağım. Omuzlarım çoktan kızarmaya başladı bile. Bu güneş kremi ne işe yarıyorsa."

Vücudumuza uygun işe yarar bir güneş kremi bulana kadar kızlar olarak servet ödüyorduk. Bana göre 'temel' bir ihtiyacı bu kadar pahalıya satmaları da işin komikliğiydi.

2 saatte bir yenilememe rağmen yer yer vücudumda kızarıklıklar vardı.Bu durum gittikçe sinirimi bozarken mırıldandım,"Yazı seviyorum ama sıcağı sevmiyorum bu nasıl bir çelişki inan bilmiyorum." Ben yakınırken nehir denizden çıkmış ıslak balık gibi sallana sallana yanımıza doğru geliyordu.

"Bence sen sadece denize girmeyi seviyorsun." dedi Nehir havluyla üstündeki ıslaklığı kurularken. Yanımıza ne ara geldi anlamamıştım.

"Haklı olabilirsin sonuç olarak kim 45 derece sıcağın altında durmak ister ki." Denize de girmek istemiyordum çünkü daha yeni çıkmıştım. O sırada nehir havlusunu kuma sermiş bağdaş kurmuş oturuyordu.

"Bronzlaşıyoruz fena mı? Bu sene ders çalışmaktan deniz, kum yüzü görmedik sesinizi çıkarmayın da maksimum verim almaya çalışın." Dedi Nil.

Kesinlikle haklıydı üniversite sınavı hayatımızdan 1 seneyi kopartmıştı. Bu tatili haketmiştik. Sonuç ne olursa olsun nefes almaya ihtiyacımız vardı.

Elalarım gözünü kırpmadan bir yere bakan Nehire odaklanmıştı."Kızım sen nereye bakıyorsun iki saattir."

Nehir ufak bir irkilmeden sonra,"Şu çocukları görüyor musun çok iyi değiller mi?"

Gözlerim baktığı yere odaklanmıştı. Bir grup erkek kendi aralarında voleybol oynuyordu. "Evet profesyonel oynuyor gibi duruyorlar."

"Kızım onu mu diyorum baklavalara bak diyorum baklavalara ağım sulandı."dedi nihayet gözlerini bana çevirirken

Yüzümü buruşturdum,"Duyan da ilk defa görüyor sanacak etraf öyle tiplerle dolu sahildeyiz."

"Ekmeğimizi peşindeyiz diyelim."omzunu silkmişti.

"Bir senedir erkek yüzü görmeyince tabi normal karşılıyorum." Gözlerimi devirdim.

"Onu bunu boşverin de şu kızı görüyor musunuz? heh o kız birazdan oyundan çıkacak ve ben gireceğim." Gözlerim tekrar onlara kayınca üç erkek ve bir kız olduğunu fark etmiştim. Kız karnını tutarak yorulduğunu göstermek için ufak el hareketleri yaptı ve yanlarından ayrıldı. Hayret etmiştim nehirden korkulurdu.

"Ne göz var sende."

"Göz değil canım sezgi. Bence sizde gelmelisiniz kurtlarınızı dökersiniz fena mı?" Dedi Nehir ayakta kalkarken.

"Yok kalsın iyiyiz böyle belki sonra." Nil doğrulup sırt üstü yatmıştı bu sefer.

"Siz bilirsiniz."

Nehir kavurucu sıcakta voleybol oynayan üçlünün yanına giderken bende onları inceledim. Hepsi oyunları yarıda kesildiği için kendi aralarında hararetli bir şekilde konuşuyorlardı.

İkisinin yüzü bana dönüktü birbirleriyle konuşurlarken sağdakinin sarışın, soldakinin kumral olduğunu fark etmiştim. Vücutları fit ve boylarının da hemen hemen aynı olduğunu düşünüyordum.

Bana sırtı dönük olan çocuğun üstünde kısa kol siyah bir tişört ve şort vardı diğer ikisinin üstü çıplaktı. Sert kasları uzaktan bile belli oluyordu. Sadece sporu şuan değil her an yapıyorlarmış gibi duruyordu.Sırtını gördüğüm çocuğun bu sıcakta tişörtle nasıl durduğunu anlayamasamda çok üstünde durmadım.

Evet nehire hak vermiştim. Buradaki insanlardan rahatlıkla ayrışacak kadar iyi görünüyorlardı. Surat ifademi sabit tutmaya çalıştım.

"Bu niye deli deli gel işareti yapıyor." Nil sırtını kaldırmış bağdaş kurarak oturuyordu.

"İki dakika bizsiz bir şey yapamıyor kene mübarek." Nehir'in el hareketlerini gören ikili bize doğru bakıyordu.

Tişörtlü çocuk topu elinde tutarken o da omzunun üzerinden bize doğru dönmüştü. Uzaktan bile fark edilen kara gözleri beni göz hapsine almıştı.

"Bunun rövanşı olur yemeği ona ödetiriz."Nil ayağa kalkmış üstündeki kumları sirkeliyordu.

Gözlerim hala bir çift gözün hapsindeyken dudağımın kenarını kıvırdım. "Sevdim bu işi."

Bunu söylerken kara bakışları gözlerimden dudaklarıma doğru inmişti.

Üstümdeki havluyu bir kenara atıp kahverengi mayomun üstüne kısa bir tişört giydim. O sırada Nil yanlarına yaklaşmıştı. Bende yavaşça yanlarına doğru yürüdüm. Hala bakışlarını üstümde hissediyordum. Derken elindeki topu birden üzerime doğru fırlattı. Ne olduğunu anlayamasam da topu hızlıca kavradım ve kalın sesini duydum.

"Karşı takıma geç."

Kaşlarımı çattım. Cevap olarak filenin karşına geçerek topu tekrar ona doğru fırlattım.

Amacım bir yerine vurmak değildi. Gözleri üzerimdeyken kolaylıkla topu yakaladı.

Bileğimdeki siyah tokayla kızıl tutamlarımı sıkı bir topuz yapmıştım.

"Ben açlıktan kumları yemeden önce şu oyunu bitirsek iyi olur." Dedi sarışın olan fileyi eliyle kaldırıp karşı takıma geçerken.

"Çağın sus kardeşim."

"Ağzımı açmayacağım sanatçığım"Çağın elini ağız hızasına getirip fermuar kapatır gibi hareket yapmıştı.

Kara gözlünün ismi sanat mıydı bu nasıl bir isimdi. Lakap falan olabilir miydi?

Uzun bir süredir çağını izleyen nehir gözümden kaçmamıştı. Başımı iki yana sallayarak önüne döndüm.

Sanat, çağın ve Nil karşı takımdaydı. Ben, Nehir ve kumral çocuk aynı takımdaydık. Çok bekletmeden oynamaya başladık.

Bir süre oynamaya devam ettik durum sürekli eşitleniyordu. Sanat topu bana bir kere bile atmamıştı. Topu atmayı bırak bana bakmamıştı bile.

Nil voleybolda çok iyiydi lisede voleybol takımındaydı. Oyun o ve çağın arasında arasında dönüp duruyordu iyi oynuyorlardı.

Derken şakaklarıma bir şeyin çarptığını hissettim ve ardından gelen ufak sızı...

Nilin hemen yanıma yaklaştığını hissettim.

" İldem iyi misin?"

Elimi başıma götürdüğümde kanadığını fark ettim.

"Arabamda ilk yardım çantası var benimle gel mikrop kapmasın."dedi S

anat. Hala filenin karşısındaydı.

Nehire baktım başıyla beni onayladı.

"Güzelim gelmemi ister misin?" Dedi Nil endişeyle suratıma bakarken.

"Gerek yok siz geçin sızlıyor sadece."

"Onlar işini halledene kadar kafede oturalım mi ne dersiniz?" Dedi kumral olan.

Kızlar başıyla onayladı "ildem eşyaları alıyorum ben sen bizi ararsın işin bitince ya da yanımıza gelirsiniz." Başımla onayladım Nili.

Sanat havlusunu ve eşyalarını alıp siyah arabasına doğru yürümeye başlamıştı.

Keşke bir beklesen diye geçirdim içimden ama acıdan sesimizi çıkarmadım bir an önce yaraya müdahele edilmesi gerekiyordu. İz kalması isteyeceğim son şeydi. Ona yetişmek için adımlarımı hızlandırdım.

"Biraz daha yavaş yürüyemez misin?"

"Yavaş mı? Oysaki bilerek yavaş yürüyordum."dedi havluyu omzuna atmıştı.

"Ne demeye çalışıyorsun sen?"

"Kesinlikle bir şey demeye çalışmamıştım." dedi dudaklarını kıvırırken.

Uzun bacaklı olmanın avantajı buydu sanırım.

Sonunda siyah lamborghininin önünde durduk. Anahtarla arabayı açıp arka cebine soktu. O sırada gerilen kaslarına bakıyordum.

"Ön koltuğa otur geleceğim birazdan."

Yüzüme bakmadan bagaja doğru ilerledi. Ön kapıyı açıp güçlükle oturdum bacaklarımı dışarıya uzatıp yan oturdum. Çok geçmeden görüş alanına girdi elinde ilk yardım çantasıyla. Üzerindeki tişörtü değiştiğini fark etmiştim

Çantayla birlikte dizlerinin üzerine eğilip gözlerini yarama dikti. Bacakları çıplak bacağıma değiyordu.

"Çok ciddi görünmüyor yine de düzenli temizlemen gerekir ayrıca su değdirmemeye çalış bir kaç gün." Dedi

"Gözlerim bana yaklaşan yüzünde asılı kaldı. Ferah yumuşatıcı kokusu burnuma doldu.Çok geçmeden elini şakaklarıma dokundurdu.

"Kafama topu atan biri olarak çok bilgilisin bakıyorum da."

İlk yardım çantasından tentirdiyotu alarak yavaşca yarayı temizlemeye başladı.

Sözlerimden sonra gözleri gözlerime düşmüştü. Ufak bir bakış attıktan sonra yaraya tekrar odaklanmıştı.

Gözleri ne kadar koyuydu. Fazlasıyla çekici olduğunu itiraf etmeliyim hele bu yakınlıktan sonra.

"Yakalayamayacağını hesaba katmamıştım. İyi oynuyordun."

Sanki baktın mı bana nerden biliyorsun ki diye geçirdim içimden. O sırada yarayı temizlemeyi bitirip yağlı bezi yarama yapıştırmıştı.

"Yinede daha nazik atabilirdin."

Arabanın içinden üzerime yaklaşarak ilk yardım çantasını arka koltuğa firlatmıştı.

Ani hareketine anlam veremedim

Kolu saçıma sürtündü ve yavaşça geri çekildi. Ama hala bana eğilmiş duruyordu.

"Haklısın"diye fısıldadı.

Şaşırdığımı belli edercesine ağzım hafifçe aralanmıştı. Bir kaç saniye sonra suratımı eski haline getirdim.

"Önemli değil bir dahakine başka tarafa bakan birinin suratına top atmassın." Suratıma gıcık bir ifade kondurmuştum.

"Öyle mi ben pek böyle hissetmemiştim ama."

Normalde kızarmayan yanaklarımın beyaz tenime yayıldığını hissetmiştim.

"Gel bizimkilerin yanına gidelim."Dedi elini bana uzatarak.

Elini tutarak arabadan çıktım. Yine ve yine yakınlaşmıştık o sırada ne kadar kısa olduğumu fark ettim zaten bir altmış boyumla herkesin yanında kısaydım fakat şuan minicik hissediyordum. Elimi elinden çektim. Ve birbirimizden uzaklaştık.Onu arkama alarak kafeye doğru ilerlemeye başladım. bakışlarını sırtımda hissediyordum

Bu yaz uzun geçecek gibi hissediyordum.Ve her şey yeni başlıyordu.

🍁

ilk hikayem hafif çerezlik bir şey yazmak istedim çok uzun olmayacak hikaye.

Eksik yerlerini bilmek isterim ki kendime bir şey katabileyim söylemekten çekinmeyin saygı çerçevesi içinde.

Bir dahaki bölüm görüşmek üzere dostlarım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.