İçeriğe geç

Küllerden Doğan İhtişam

Bölüm 1 · 2 dk okuma

Küllerden Doğan İhtişam

Bölüm 1

1. Bölüm: SÖĞÜT AĞACININ ALTINDA

Yorgundum. Ama eve gitmek şu an benim için ulaşılmaz bir lükstü. Masamda bekleyen hasta dosyaları, sanki ben onlara baktıkça çoğalıyor gibiydi. Sadece iki dosya kalmıştı: Biri Melahat Hanım’a, diğeri ise Süleyman Bey’e aitti. Zihnim yorgunluktan bulanırken Neslihan Hocamın sesini duydum.

“Sen hâlâ burada mısın? Çoktan eve geçtiğini sanıyordum. Çalışmaya devam, ha?”

Başımı kaldırıp gülümsedim. “Evet hocam, işlerimi bitirmeden huzur bulamayacaktım.”

Neslihan Hoca, bu hastanedeki yol göstericimdi. Staja başladığım ilk günden beri üzerimdeki emeği büyüktü. Dosyaları nazikçe elimden alıp beni koltuğumdan kaldırdı.

“Artık eve gitmelisin Aylin. Bugün çok yoruldun, yarın dinlenirsin artık tatlım.”

O sıcacık, anne şefkati kokan gülümsemesini sundu yine. Neslihan Hoca sadece başarılı bir doktor değil, harika bir anneydi de. Bana sık sık kızının fotoğraflarını gösterir, onun sevdiklerinden bahsederdi. Kızıyla ilgili konuşurken gözlerinin içi öyle bir parlardı ki, içimdeki o derin boşluğun sızladığını hissederdim.

Düşüncelerimden beni hafifçe dürtmesiyle sıyrıldım. “Sana diyorum Aylin! İyi misin? Yorulduğun her halinden belli oluyor.”

İtiraz edecek gücüm kalmamıştı. “Teşekkürler hocam,” diyerek eşyalarımı topladım ve hastaneden çıktım.

Apartmanın önüne geldiğimde derin bir nefes aldım. Hızlıca evime girip eşyalarımı masanın üzerine bıraktım. Evin güvenli sessizliğine sığınmak, pijamalarımı giyip yatağa uzanmak paha biçilemezdi. Uykuya dalmadan hemen önce kalbimdeki o küçük heyecanı hissettim. Yarın annemin yanına gidecektim... Tam olarak dizinin dibine olmasa da, onunla paylaştığımız o en özel yere.

Gözlerimi kapattım. Ama uyku beni huzurla karşılamadı.

Kendimi yabancı bir odada bir yatağın üzerinde buldum. Karşımda bir kadın; hırsla koltuğa oturuyor, kalkıyor, odada bir sağa bir sola volta atıyordu. Bakışları zehirli bir ok gibi üzerimdeydi. Bağırıyordu:

“Senin suçun, her şey senin suçun! O, senin yüzünden bu halde! O böyle değildi, o böyle bir insan değildi!”

Kelimeler havada asılı kalırken bir kapı sesi duyuldu. Kadın bir kuş gibi aniden gözden kayboldu. İçeri bir adam girdi. Korkuyla geri çekildim ama o kararlı adımlarla üzerime geliyordu. Yatağa çıktı, beni başlığa sıkıştırana kadar durmadı. Eğildi, kulağıma bir şeyler fısıldadı... Sesi yakıcıydı ama kelimeleri bir türlü seçemiyordum.

Alarmın sesiyle sıçrayarak uyandım. Yine aynı kâbus. Uzun zamandır peşimi bırakmayan o gölge...

Hızla yataktan kalktım. Bugün kâbusların günü mahvetmesine izin vermeyecektim. Annemin yanına, o salkım söğütlü mezarlığın karşısına gidecektim. İçimdeki çocuk sevinciyle piknik sepetimi hazırladım. En sevdiği atıştırmalıkları özenle yerleştirdim.

Çünkü bu, sıradan bir gün değildi. Bu, ölümün gölgesinde bir yaşam arayışıydı.

Bölüm sonu

3 yorum