Ev bir anda sessizliğe gömüldü.
Lavinya nefes almayı bile unutmuştu.
Koridordan gelen ayak sesleri ağır ve sakindi.
Tak...
Tak...
Tak...
Mirel'in yüzü bembeyaz olmuştu.
Sanki bu anın geleceğini yıllardır biliyormuş gibiydi.
"Lavinya."
Sesindeki korku, genç kızın içini ürpertti.
"Ne var?"
"Kutuyu al."
"Ne?"
"Kutuyu al ve sakın bırakma."
Ayak sesleri yaklaşmaya devam ediyordu.
Tak...
Tak...
Tak...
Sonra salonun kapı kolu yavaşça hareket etti.
Lavinya'nın kalbi göğsünü parçalayacak gibiydi.
Kapı açıldı.
Karanlığın içinden uzun boylu bir adam çıktı.
Siyah takım elbise giyiyordu.
Yüzünde tuhaf bir sakinlik vardı.
Ama gözleri...
O gözlerde hiçbir sıcaklık yoktu.
Adam gülümsedi.
"İyi akşamlar, Mirel Hanım."
Mirel titredi.
"Sen..."
"Uzun zaman oldu."
Lavinya öne çıktı.
"Siz kimsiniz?"
Adam ona baktı.
Sonra hafifçe eğildi.
"Benim adım Darius Vane."
İsmi söylerken bile odanın havası değişmiş gibiydi.
"Ne istiyorsunuz?"
Darius'un bakışları kutuya kaydı.
"Yalnızca bana ait olan şeyi."
Mirel sertçe karşı çıktı.
"Asla."
Darius iç çekti.
"Sizin kuşak hep aynı hatayı yaptı."
Lavinya kutuyu daha sıkı tuttu.
"Bu kutuda ne var?"
Darius ona baktı.
İlk kez gülümsemesi kayboldu.
"Geçmiş."
"Anlamadım."
"Ve geleceğin."
Tam o sırada mutfak camı büyük bir gürültüyle kırıldı.
Şangırt!
Bir gölge içeri atladı.
Lavinya onu hemen tanıdı.
Kael.
"Yere yatın!" diye bağırdı.
Her şey saniyeler içinde oldu.
Darius geri çekildi.
Kael Lavinya'nın kolunu tuttu.
"Çabuk!"
"Anneannem!"
Mirel başını salladı.
"Git!"
Lavinya gözyaşlarını tutamadı.
"Hayır!"
"Git Lavinya!"
Kael onu kapıya doğru çekti.
Darius ise olduğu yerde duruyordu.
Sanki kaçmalarını umursamıyormuş gibi.
Bu daha da korkutucuydu.
Birkaç dakika sonra ikisi yağmurlu sokaklarda koşuyordu.
Lavinya nefes nefeseydi.
"Anneannemi orada bıraktık!"
Kael durdu.
Yüzü ciddi görünüyordu.
"Onu öldürmeyecek."
"Nereden biliyorsun?"
"Çünkü onların istediği kişi sensin."
Lavinya'nın kanı çekildi.
"Ben mi?"
Kael başını salladı.
"Kutuyu açma zamanı geldi."
Yağmur altında terk edilmiş bir otobüs durağına girdiler.
Lavinya kutuyu dizlerinin üzerine koydu.
Ellerinin titrediğini hissediyordu.
Yavaşça kapağı kaldırdı.
İçinde kırmızı taşlı kolyeden başka bir şey daha vardı.
Katlanmış eski bir mektup.
Mektubun üzerinde şu yazıyordu:
"Lavinya Arden için."
Genç kızın nefesi kesildi.
"Bu imkânsız..."
Mektup onlarca yıl önce yazılmış görünüyordu.
Ama üzerinde kendi adı vardı.
Yavaşça açtı.
İlk satırı okuduğu anda gözleri büyüdü.
"Eğer bu mektubu okuyorsan, zamanımız tükenmiş demektir."
Ve altında imza vardı.
Lavinya Arden.
Ama bu imza ona ait değildi...