Salon yıkılıyordu.
Taşlar tavandan kopuyor, duvarlar çatlıyor, mavi ışık her saniye biraz daha büyüyordu.
Lavinya'nın kulaklarında uğultular vardı.
Ama bütün bunların arasında yalnızca bir kişiyi görüyordu.
Kael.
Yerde oturuyordu.
Yaralıydı.
Ama hâlâ ona bakıyordu.
Hâlâ gülümsüyordu.
Sanki dünyanın sonu bile gelse onu sakinleştirmeye çalışacaktı.
Lavinya'nın gözleri doldu.
Son aylarda yaşadıkları gözlerinin önünden geçti.
İlk karşılaşmaları.
Kavgaları.
Kaçışları.
Yıldızlı geceler.
Ve birlikte kurdukları güven...
"Seçimini yap."
Varlığın sesi yeniden yankılandı.
Kapının içindeki ışık artık kontrol edilemez hâle gelmişti.
Orion öne çıktı.
Yüzünde delice bir heyecan vardı.
"Aç onu!"
Darius ise ayağa kalkmaya çalıştı.
Yorgundu.
Bitkin görünüyordu.
Ama yine de bağırdı.
"Kapat!"
İlk Lavinya sessizce Lavinya'ya baktı.
Karar artık yalnızca onundu.
Lavinya kapıya yaklaştı.
Mavi enerji etrafında dönüyordu.
Kolyesi yanıyormuş gibi sıcaktı.
Varlık son kez konuştu.
"Kapı açılırsa yeni bir çağ başlayacak."
"Ya kapanırsa?"
"Bütün güç sonsuza dek yok olacak."
Salon sessizleşti.
Orion nefesini tuttu.
Darius nefesini tuttu.
Kael bile konuşmuyordu.
Lavinya gözlerini kapattı.
Sonra hayatında ilk kez gerçekten ne istediğini düşündü.
Güç istemiyordu.
Şöhret istemiyordu.
Efsane olmak istemiyordu.
Sadece...
Normal bir hayat istiyordu.
Arkadaşlarıyla gülebileceği.
Korkmadan uyuyabileceği.
Ve sevdiği insanlarla yaşayabileceği bir hayat.
Gözlerini açtı.
Ve kararını verdi.
"Kapıyı kapatıyorum."
Orion'un yüzü bembeyaz oldu.
"Hayır!"
Adam koşmaya başladı.
Ama çok geçti.
Lavinya kolyesini kapının merkezine yerleştirdi.
Bir anda bütün salon ışıkla doldu.
Kimse gözlerini açık tutamıyordu.
Yer sarsıldı.
Duvarlar titredi.
Ve ardından...
Derin bir sessizlik çöktü.
Lavinya gözlerini açtığında yerde yatıyordu.
Gökyüzünü görüyordu.
Mavi.
Bulutsuz.
Sessiz.
Bir süre ne olduğunu anlayamadı.
Sonra bir ses duydu.
"Lavinya."
Kael.
Hemen doğruldu.
Kael karşısında duruyordu.
Yaralıydı.
Ama yaşıyordu.
Lavinya hiç düşünmeden ona sarıldı.
Kael bir an şaşırdı.
Sonra o da ona sarıldı.
İkisi de uzun süre ayrılmadı.
Çünkü sonunda her şey bitmişti.
Sonraki günlerde birçok şey değişti.
Yıldız Odası yok olmuştu.
Kapı kapanmıştı.
Varlık kaybolmuştu.
Tarikat dağılmıştı.
Konsey parçalanmıştı.
Orion tutuklanmıştı.
Darius ise ortadan kaybolmuştu.
Kimse onu bir daha görmedi.
Aylar geçti.
Hayat yavaş yavaş normale döndü.
Lavinya yeniden okula başladı.
Kael de sakin bir hayat kurmaya çalışıyordu.
İlk kez korkmadan dışarı çıkabiliyorlardı.
İlk kez gerçekten yaşayabiliyorlardı.
Bir sonbahar akşamı...
Lavinya evinde oturuyordu.
Masanın üzerinde boş bir defter vardı.
Gülümsedi.
Çocukken olmak istediği şeyi hatırladı.
Yazar olmak.
Kalemini aldı.
İlk sayfaya yazmaya başladı.
"Her şey bir mektupla başladı..."
Tam o sırada kapı çaldı.
Tak.
Tak.
Tak.
Lavinya kapıyı açtı.
Kapının önünde kimse yoktu.
Ama yerde küçük siyah bir kutu duruyordu.
Kalbi hızlandı.
Kutuyu aldı.
Yavaşça açtı.
İçinde eski bir mektup vardı.
Sarı bir zarf.
Üzerinde yalnızca şu yazıyordu:
Lavinya Arden'e
Eli titreyerek zarfı açtı.
Mektubun içinde tek sayfa vardı.
Ve yalnızca tek cümle yazıyordu.
"Eğer bu mektubu okuyorsan, Darius öldü."
Lavinya dondu.
Çünkü mektubun altında başka bir imza vardı.
Bu imza Darius'a ait değildi.
Orion'a da değildi.
Daha önce hiç görmediği bir isimdi.
NOX.
Ve sayfanın arkasında şu söz yazıyordu:
"Asıl hikâye şimdi başlıyor."
Pencerenin dışında rüzgâr esti.
Uzaktaki tepede siyah paltolu bir siluet belirdi.
Lavinya onu göremedi.
Ama siluet evi izliyordu.
Sessizce.
Sabırla.
Ve gülümsüyordu.
Devam edecek...🦍💨