İçeriğe geç

KÜLLER ÜZERİNE ANT

Bölüm 5 · 3 dk okuma

KÜLLER ÜZERİNE ANT

Bölüm 5

Bölüm 4 :  Gölgeler Arasında Sınav Gecesi

Akşamın sessizliği, yetimhanenin geniş salonunu ağır ağır sarmıştı. Pencerelerden süzülen solgun ay ışığı, odadaki eski mobilyaların üzerinde nazikçe dans ediyordu. Hafif bir rüzgâr, kırık camlardan içeri girerek perdeleri hafifçe dalgalandırıyor, soğuk taş zeminde fısıltılar gibi yankılanıyordu.

Vesta, pencereden uzaklaşarak Mira’nın yanına doğru yürüdü. İkisinin arasında henüz söylenmemiş kelimeler vardı, havada asılı kalan bir ağırlık.

“Bugün... çok zordu,” diye başladı Vesta, sesinde hafif bir titreme vardı. “Sanki her şey üzerime geliyor.”

Mira, ona dikkatle baktı, gözlerindeki endişe ve anlayışın sıcaklığıyla. “Biliyorum. Ben de hissettim. Bazen kendimi hapsolmuş gibi hissediyorum, sanki kaçacak bir yer yok.”

Vesta, derin bir nefes çekti, ellerini ovuşturdu. “Kendimi sadece... yalnız hissediyorum. Burası, buradaki herkes, her şey...”

“Mazi,” dedi Mira hafifçe, “Biliyorum, benim de yüklerim var. Bazen anılar o kadar ağır ki, taşımak istemiyorum.”

Tam o anda, Rafi odanın köşesinden kalkıp, sert bir ifadeyle araya girdi:

“Yalnızlık burada güç değil, zayıflıktır. Eğer bunu kabul edersen, seni yer bitirir.”

Vesta ona karşılık verdi, kararlı bir sesle:

“Ya zayıflık, bazen güç gösterme biçimi değilse? Ya bazen sadece acı çekiyorsak?”

Rafi kaşlarını çattı, bir an tereddüt etti, sonra:

“Belki de. Ama burada hayatta kalmak istiyorsan, acını gizlemelisin.”

Lina, tam o sırada hafifçe kahkaha atarak araya girdi:

“Hey! Acı ve yalnızlık üstüne konuşmayı bırakın. Burası cehennemse, biz cehennemin en vahşi ruhlarıyız! Beni anlıyor musunuz?”

Mira hafifçe gülümsedi, Lina’nın bu neşesi ve cüretkarlığı kimi zaman onlara güç veriyordu.

Tomas ise köşeden sessizce kalktı, ağır adımlarla yanlarına doğru geldi. Gözleri derin ve anlam yüklüydü.

“Belki de” dedi Tomas, “Burası sadece bir mekân değil, bir sınav. Her birimiz kendi içimizde savaşıyoruz.”

Vesta başını çevirdi, Tomas’ın gözlerine baktı. “Nasıl dayanıyorsun bu kadar sessizce?”

Tomas gözlerini kaçırmadan cevap verdi:

“Sessizlik, bazen en güçlü silahtır. Ama yalnızlık, en acı ceza.”

O an odada kısa bir sessizlik oldu, sonra Mira derin bir nefes aldı:

“İyi de biz bu yalnızlığı nasıl kıracağız? Küllerimizden gerçekten doğabilir miyiz?”

Rafi, ilk defa yumuşak bir tonla:

“Birlikte olabilirsek, evet. Ama yalnızsak, o külleri savurur rüzgâr.”

Lina heyecanla:

“O zaman biz rüzgâr olacağız! Her şeyi temizleyen, yeniden doğurandır!”

Vesta gülümsedi, gözlerinde yeni bir umut ışığı yanıyordu. “Birlikte güçlü olabiliriz. Burası bizim yuvamız olabilir.”

Tomas hafifçe başını salladı:

“Ve kimseyi arkada bırakmamak...”

Mira ekledi:

“Çünkü gerçek güç, dayanışmada.”

Yavaşça, çocuklar aralarında küçük bir çember oluşturdular. Ellerini birbirlerine dokundurdular, kelimelerin ötesinde bir bağ kurmuşlardı.

O gece, yetimhanenin soğuk taş duvarları arasında, sıcak bir umut doğdu.

Çemberde eller birbirine sıkıca kenetlenmişti. Yetimhanenin soğuk duvarları, o anda çocukların içindeki sıcaklığı hissediyor gibiydi. Ancak Vesta’nın aklında, hâlâ zihnini meşgul eden bir soru vardı.

“Peki ya... birbirimizi gerçekten anlayabilir miyiz?” diye sordu, sesi hafifçe kırılarak. “Geçmişlerimiz, acılarımız o kadar farklı ki... Birbirimizi kırmaktan korkmuyorum.”

Mira gözlerini indirdi, sessizce fısıldadı:

“Doğru... İnsanlar bazen kendilerini korumak için en yakınlarını bile incitiyor.”

Rafi ise sert yüzünü hafifçe yumuşatarak cevap verdi:

“Ama o kırılmalar, bizi güçlü kılan şeyler olabilir. Önemli olan, nasıl iyileştiğimiz.”

Lina hafifçe esnerken, hafifçe gülümsedi:

“Yaralar iyileşir, ama izleri kalır. O izler de hikayemizi anlatır. Ve hikayeler birleştiğinde, bir aile oluruz.”

Tomas, derin bir nefes aldı:

“Benim hikayem suskunluklarla dolu. Ama bazen, susmak en çok duyduğumuz kelimeleri verir.”

Vesta, Tomas’ın sözlerini sindirirken, gözlerini ona çevirdi:

“Suskunluklar ne kadar ağır olsa da burada ses bulabilirsin. Bize güvenebilirsin.”

Tomas, ilk defa hafifçe tebessüm etti:

“Belki de bunu denemeliyim.”

Bir süre sessizlik oldu. Ardından Mira, gözlerinde kararlılıkla:

“Peki ya geleceğimiz? Bu yerden sonra ne olacak? Korkuyorum.”

Rafi, omuz silkti:

“Kim korkmaz ki? Ama korkunun bizi durdurmasına izin vermemeliyiz.”

Lina, enerjik bir sesle:

“Evet! Biz buradan daha güçlüyüz. Ve kimse bizim gücümüzü ölçemez.”

Vesta, etrafına bakarak:

“Birlikteysek, hiçbir engel aşılmaz değil.”

Çocuklar, gece boyunca kendi korkularını, umutlarını ve hayallerini paylaştılar. O an, belki de hayatlarında ilk kez, gerçek bir bağ kurmuşlardı.

Ve o bağ, küllerin arasından doğan ateşin kıvılcımıydı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.