Yalnız geçen onlarca geceden birini daha geride bırakmak üzereydi. Ay yavaş yavaş batıyor, aydınlığını yitiriyordu. Elindeki sigara yana yana kül olan kalbi gibiydi. Uğradığı ihanet yakıp kül etmişti her şeyi, kalbi de dahil...
Bu saatten sonra bedenine ve ruhuna hükmeden tek şey beyni olacaktı. Kalbinin geride kalan külleri bu oyuna dahil edilmeyecekti. Etse bile küller etrafı kirletmekten başka ne işe yarardı ki?
Derin bir soluk çekti Ay'ın batan yüzüne bakarak. Bir sigara daha yakma isteğini yok eden şey paketin bitmesi oldu. Oturduğu tabureden kalktı ve kollarını, boynunu esnetti. Koyu kahve gözleri etrafı taradı. Geniş omuzlarını asla indiremezdi çünkü güçsüzlüğünü yansıttığı anda ensesine silah dayayacak çok kişi vardı.
Şuan küle dönen kalbi, uğradığı şey ihanet olmasaydı belki affederdi. Ama ihanetti, affedilmezdi. Bir daha yapan tekrar yapardı. Bunun bilincindeydi ve artık kardeşim diyebileceği bir yol arkadaşı yoktu. Beraber çıktıkları yolda sırtından vuran kardeşi, artık kardeşi değildi. Ve bundan sonra yola tek başına devam edecekti.
İntikam; kül olan kalbinin değil, deli gibi çalışan beyninin istediği bir şeydi. Ve akıllı davranarak bu intikamı alacaktı...
***
Eliz'den...
Güneş'in rahatsız edici ışınları perdeden sızıp suratıma vurduğunda sızlanarak yatakta doğruldum. Pijamalarım eşliğinde masamın üzerinde duran ufak suluktan birkaç yudum aldım. Odamın havasızlığından kurtulmak için kapıyı açtım ve mutfağa yöneldim.
Dolabı açıp yiyecek bir şeyler aramaya başladım. Fakat şuan yemek isteyeceğim bir şey bulamadım. Oflayarak banyoya gittim ve elimi yüzümü yıkadım. Odama geri dönüp altıma gayet salaş bir eşofman, üstüme de rastgele bir tişört giydim. Yanıma sadece evin anahtarını, telefonumu ve biraz para aldım.
Mükemmel toz pembe terliklerimi de giyip olabilecek en rezil şekilde markete doğru yola çıktım. Yaklaşık on beş dakikanın sonunda markete varmıştım. Reyonlara göz gezdirirken nereye gittiğimi fark edemedim ve birine çarptım. Daha ne kadar rezil olabilirsin ki Eliz?
"Ay, özür dilerim. Görmedim sizi." dedim panikle. Uzun boyu ve yapılı vücuduyla nasıl görmedim acaba? Bir süre bakışmaya devam ettik ve en sonunda sessizliği o bozdu.
"Önemli değil." dedi. Başımı salladım ve kenara çekildim. Raflar arasında dolaşmaya devam ettim. Alacağımı alıp eve döndüm.
Geldiğimde abimde eve gelmişti.
"Abisinin gülü, neredeydin bakayım?" dedi ve yanağımdan makas aldı.
"Valla markete gittim. Sen neden geç geldin bakayım?" dedim ve bir makasta ben aldım. Uzun sürelerdir abimle yaşıyordum. Annem ve babam boşanınca, babamda annemde yeniden evlenmişti. İkisinin de yanında kalamayacağımız için abimle ortak bir eve çıkmıştık.
"İşlerim vardı." dedi.
"Hiç bitmez zaten işlerin." gerçekten de abimin sürekli bir işi oluyordu.
Siyaha yakın koyuluktaki saçlarımı karıştırdı. Bundan nefret ettiğimi bilirdi fakat yapmazsa darılacağımı da...
"Sen karışma, bücür." dedi. Gıcık!
Mutfağa gittiğimde masada gördüğüm döner poşetine karşılık olarak ne isterse yapabilirdim şuan. Kalp çıkaran gözlerle dönere sarıldığımda kapının köşesinden beni izleyen abim, ufak bir kahkaha attı. Gözlerime çok benzeyen kahve gözleri, gülerken kısıldı. Bu hali gözüme çok tatlı gelmişti. -Asla döner aldığı için değil.-
Ayağa kalkıp yanına gittim ve sarıldım. Saçlarıma kondurduğu öpücükle daha da mutlu olurken geri dönüp dönerime gömüldüm. Afiyetle yiyip bitirdikten sonra telefonumu kontrol ettim. Ecem yazmıştı. Ve tabii ki beş cevapsız aramadan sonra.
Geri aradığımda telefonu saniyesinde açtı.
"Sen benim telefonlarıma neden bakmıyorsun?" diyen tiz sesiyle birlikte telefonu kendimden uzaklaştırdım.
"Yemek yiyordum. Özür dilerim, sessizde unutmuşum." dedim kısık sesle. Biraz daha söylendikten sonra buluşmamız gerektiğine karar verdik ve hazırlanmaya başladım.
Tamamen hazırlandıktan sonra evden çıktım. Buluşacağımız yere vardığımdaysa Ecem daha gelmemişti. Telefonu açmamamın cezasını çekiyordum..
En sonunda geldi ve bir kafeye oturduk. Yine çok güzeldi. Övünmek gibi olsun, bütün kız arkadaşlarım prenses gibi. Siparişlerin ardından konuşmaya başladı,
"Ali, aldatmış beni!" dedi sinirle.
"Ne!" dedim en doğal tepkimle.
"Evet, aldatmış bayağı. Birde pişkin pişkin aldatmadım diyor. Mesajlarınız duruyor diyorum, yok o kız benim kardeşim gibi. İnsan kardeşine 'aşkım' der mi?" dedi. Demez.
"Demez tabii ki. Salak mı var karşısında?" dediğim an kapıdan giren kişiyle göz göze geldik. Sabah markette çarptığım kişiydi bu.
Olduğu yerde durdu ve bir süre baktı. Gözlerimiz ayrılmadan gülümsedi, başıyla selam verdi. Bende hafif bir gülümsemeyle karşılık verdim. Yan masamıza arkasından gelen diğer bir adamla oturdular.
"Pişt, Eliz. Sana diyorum ya. Nereye bakıyorsun?" dedi ve O'nu gördü. Gözleri ikimiz arasında dolandı ve pis pis sırıttı.
"İşini biliyorsun Eliz." dedi ve kıkırdadı.
"Ne işi canım. Sabah markette çarpmıştım. Oradan tanıdı. Başka bir şey yok yani." dedim panikle.
"Valla yoksa da olur. Ben hissederim." dedi ve arkasına yaslandı. Gözlerimiz tekrar birbirine çarptığında bu bakışmayı biraz daha uzun tuttum. Yüzünü inceledim. Hafif esmer teni, koyu kahve ve aynı zamanda hafif çekik gözleri, kalın dudaklarıyla oldukça yakışıklıydı. Kendini belli eden elmacıkları ve çene hattıyla daha çekiciydi. Uzun boyu ve yapılı vücudu da öne taşıyordu tabii.
Bense siyah belime yakın saçlarım, kahve gözlerim, çokta kalın sayılmayan dudaklarım, beyaz tenimle yanında çokta güzel değildim sanırım. Önüme döndüm ve Ecem ile olan sohbetimize devam ettik. Ali'nin arkasından bolca sövmeli konuşmanın ardından kalkmaya karar verdik.
Tam kapıdan çıkarken O'nunla yan yana geldik.
"Bu güzel hanımefendi ismini bahşedebilir mi?" dedi oldukça beyefendi bir tavırla.
"Eliz." dedim hafif gülümsemeyle. Utanmıştım.
"Memnun oldum. Pars bende." dedi ve elini uzattı. Büyük elini hafifçe tuttum ve memnuniyetimi belirttim.
"Açıkçası sabahki kazadan sonra tekrar karşılaşacağımızı düşünmüyordum." dedim.
"Bende, ama güzel bir karşılaşma oldu." dedi. Başımı salladım. Ecem'i bahane ederek yanından ayrıldım. Çok heyecan yapmıştım, biraz daha konuşursak batırırdım. Ecem'le de ayrıldıktan sonra eve gelmiştim. Üzerimi değiştirip duşa girdim. Günün yorgunluğu üzerime çöktüğünde saçlarımı kurutmadan abime iyi geceler dileyerek yatağa girdim...
***
Öncelikle merhaba! Bu sizlerle paylaştığım ilk kurgum olacak. Umarım devamı güzel bir şekilde gelir. Buraya geldiğinize göre okumuşsunuzdur. Yorumlarınıza açığım. Tabii ki saygı çerçevesinde. Sizleri seviyorum. Bir dahaki bölüme kadar kendinize iyi bakın😽🔥❤️🔥