Herşey o zaman başlamıştı : doğdum zaman
Her insan doğardı doğduktan hemen sonra annesinin kucağına bırakılırdı
ama ben öyle değildim ben farklıyım hemde herkesten,her insandan ama sorun olmadı her şeye başa çıktığım gibi onlada başa çıktım.
Doğumdan beri yetimhanede büyüdüm yetimhanedeki çocuklardan farklıydım onlar yemek yerdi ben yemezdim onlar içecek içerdi ben içmezdim sadece kitap okurdum.Kendimi onlara sevdiremedim,sevmedilerde zaten 5 yaşıma kadar sadece kitap okudum tam 2400 kitap okumuştum 3 yaşımdan beri okuyordum inanmıyorlardı ama okuyordum geceleride uyumuyorum uykum gelmiyordu gizlice ışık açıp kitap okuyordum dersler umrumda değildi hayatım kitap olmuştu.
Sadece kitap.
16.6.2010da gizli yerimde kitap okurken kitabımın üstünde mor bir hologram belirdi uzun saçlı kahverengi gözlü beyaz tenli bir kızdı benden büyüktü hemde çok kız bana merhaba Sıla Güneş dedi bende siz kimsiniz diye karşılık verdim korkmuştum nasıl böyle bir şeyle karşı karşıya gelmiştim anlamıyorum şaşkındım ama meraklıydım da
-Beni boş ver Sıla görüyordumda çok kitap okuyorsun.dedi
-Evet kitap okumayı severimde siz kimsiniz ve benim kitabımda ne işiniz var ve benden ne istiyorsunuz. Dedim korkunç bir sesle
-Tamam Sıla bu kadar korkmana gerek yok sadece senle konuşmak istiyorum dedi
-Lütfen konuşun kitabıma devam etmek istiyorum dedim
-Öncelikle ben bu yaşadığın yerin tanrısıyım, dedi ve sözünü böldüm
-Pardon ne? Siz şakamısınız? Dedim
-Sözümü kesme Sıla! (Yüksek bir sesle) dediklerim doğru ben bu dünyanın tanrıçasıyım sesimi kesmeden dinle şimdi ben artık sen harkındamısın Sıla? 3. Buçuk yaşından beri okuyorsun bunun ne demek olduğunu biliyormusun sen şaşırmış olabilirsin ama kader bu sen bir tanrının meleğisin sen insanlara yardım edeceksin sen insanlara doğru yeri göstereceksin kötülükten uzaklaştıracaksın yarın senin doğum günün herkes bugün biliyor ama yarın senin doğum günün
Anlamadım bunlar gerçekmiydi ben gerçekten tanrının meleğimiydim nasıl böyle bir şey oluyordu
-Evet bunlar gerçek Sıla
-Bidakka bidakka sen benim zihnimimi okuyorsun.dedim
-Hayır. Duymaktan ziyade duyuyorum
-Ama ben duymanı istemiyorum
-Maalesef bu dileğini gerçekleştiremem
- Bu bir dilek değildi
-Neyse Sıla şuanda çok işlerim var beni çağırıyorlar iyi geceler tatlım
-Bidakka seni kim çağırıyor
-Üzgünüm ancak bunu 18 yaşında öğrenebilirsin iyi geceler. Dedi ve hologram kapandı
Cidden böyle bir şey oldumu diye içimden söylendim aman dedim ve kitabımı okumaya devam ettim. O gece kitabımda hiç bir şey anlamamıştım çünkü kafam şu tanrı denilen kadındaydı o kadar şey söylemiştiki inanasım gelmedi bir yanım inandı bir yanım inanmadı gibi hissediyordum sanki o gece ilk defa uyumaya çalıştım ama olmadı sanki yalandan uyuyormuş taklidi yapıyordum uyuyamıyorum
O gece öyle bitti.
Yazarın anlatımıyla
Sıla Güneş ogece uyuyamadı ama zaten uyuyamazdı o insan değildi o tanrının meleğiydi.
Sıla 15 yaşına geldi ve artık zamanı dolmuştu ve insanların düşüncelerini duyuyordu.
Sıla artık deliye dönmüştü kafasını yatağına vuruyor yastığıyla kafasına vuruyordu başı kanasada umrunda değildi sadece sesleri artık duymak istemiyordu ama bu imkansızdı
Sıla her geçen gün daha çok ses duyuyordu ve bu ses gün geçtikçe artıyordu ama Sıla alışmaya başlamıştı 16 yaşına girmeden 5 gün önce yine
O kadın kitap okurken hologramla geldi Sılayla konuşmaya Tanrı konuşmaya başladı
-Giderek 18'e yaklaşıyorsun Sıla Güneş dedi
-Neden ben insanların düşüncelerini duyuyorum nasıl ne zaman geçecek bu ne zaman bitecek bu işkence dedi Sıla
-bu bitmeyecek Sıla am a alışacaksın merak etme yakında o yatakhaneden çıkarıcam seni o yüzden seni16 yaşından 3 gün sonra bir kadın ve bir adam seni almaya gelecek onları sevmiş gibi yap onlar seni oradan aldıktan sonra gidecekler sen evine gideceksin ve görevine başlayacaksın.dedi Tanrı
-Sıla söze girdii;benim bir evim yok ve neden beni buradan alıyorsunuz?
-Onu öğrenirsin evin var Sıla merak etme zaten her yer senin evin aaa beni çağırıyorlar sonra görüşürüz Sıla Güneş iyi geceler
-iyi geceler
Dedi ve böylece konuşma bitti
Sıla yine üzgündü ve şaşkındı neden onu alıyorlardı neden onun evinin olduğunu söylüyorlardı aslında Sılanın bir evi yoktu o bebekliğinden beri yatakhane kalıyordu nasıl olacaktı bilmiyordu hiç birşey bilmiyordu sadece o günü bekliyordu.
O gün gelmişti Sılayı almaya gelmiştiler
Sıla tedirgindi
Kadın ve Adam müdürün odasına geçtiler ve konuşmaya başladılar Sıla bir şey duyamasada kulağını kapıya yaslamış dinlemeye çalışıyordu 5 dakika sonra nöbetçi öğretmen kapıdan dışarı çıkıp Sılaya seslendi ve şöyle dedi
-Sıla bavullarını alda gel hemen dedi öğretmen
-Sıla peki dedi ve koşa koşa odasına gidip bavullarını aldı ve tabiki kitaplarınıda
-Adam ve Kadın müdürün odasından çıktılar ve Sılaya nasılsın dediler Sıla iyiyim dedi ve yatakhanin çıkış kapısına kadar yürüdük müdür ve öğretmenler
-Görüşürüz Sılaaa
Dediler bende aynen onlara karşılık vermiştim yatakhaden uzaklaştıktan sonra adam ve kadın Sılayı lüks bir eve götürmüstüler sonra kadın çanntasından bir küre çıkartıp uzattı Sılaya
-Bune dedi Sıla
- Merhaba Sıla Güneş geldinmi evine? Dedi.Tanrı
-Evet geldim sanırım burası benim evimmi? Dedi Sıla şaşkınlıkla
-Evet dedi Tanrı Orası senin evin artık dedi
Artık Sıla Güneşin evi vardı artık Sılanın kendisine ait odası,mutfağı vardı ve kitap odası vardı...
Devam edecek
Okuduğunuz için teşekkürler
Sizleri seviyorum 🖤