İçeriğe geç

KÜL TAHTI

Bölüm 2 · 2 dk okuma

KÜL TAHTI

Bölüm 2

Bölüm 2:Prenses ELARA

Bölüm 2: Prenses ELARA Elara, sabahın ilk ışıklarıyla uyanırken, aklında sadece bir şey vardı: iki krallığın ona olan arzusu. Küller Krallığı'nın penceresinden dışarı bakarken, Duman Krallığı'nın karanlık bayraklarının hala sınırda dalgalandığını gördü. Kalbinde bir huzursuzluk, bir belirsizlik vardı. Lysander, her zaman yanındaydı; ona olan güveni, prensesin içindeki korkuları dindirmeye yetiyordu. Fakat şimdi, Duman Krallığı'nın prensi Kaelan'ın karanlık planları yüzünden, her şey daha karmaşık hale gelmişti. Sarayın bahçesinde yürüyüş yaparken, Elara'nın kalbi bir an durdu. Duman Krallığı'nın prensi, ona olan ilgisini her geçen gün daha çok belirgin hale getiriyordu. Bu, Elara'nın yaşamını alt üst eden bir durumdu; çünkü Duman Krallığı, Küller Krallığı'nın düşmanıydı. Lysander'ın cesur gözleri, Elara'nın içindeki kararsızlıkla dolup taşan duygulara ayna tutuyordu. "Elara," dedi Lysander, yavaşça yanına yaklaşarak. "Kaelan'ın seni almak için daha fazla çaba harcayacağını biliyorum. Ama bu, senin ne yapacağını değiştirmemeli. Senin kalbin, sadece bir tahta oturmak için değil, aynı zamanda bu savaşın kaderini belirlemek için atıyor." Elara, Lysander’ın sözlerini duyduğunda, içindeki ateşin daha da parladığını hissetti. “Ama Lysander, benim hislerim ve bu iki krallığın mücadelesi arasında sıkışıp kaldım. Kaelan’ın beni istemesi, her şeyin daha karmaşık hale gelmesine neden oluyor.” O an, bahçenin diğer tarafında bir hareket oldu. Duman Krallığı'nın elçileri, sarayın kapısında belirmişti. Elara'nın yüreği hızla çarpmaya başladı. Kaelan, Elara’yı almak için her şeyi göze almıştı ve şimdi elçileri, onun adına bir teklifle gelmişti. Lysander’ın gözlerindeki korku, Elara’nın içindeki cesareti artırıyordu. Elçilerin saraya girişi, tüm dikkatleri üzerine çekmişti. Elara ve Lysander, gizlice onları izlediler. Elçilerin sunduğu teklif, Elara’nın tahminlerinden çok daha fazlasını içeriyordu: Duman Krallığı, Elara’yı kendi prensesleri olarak istiyor ve bunun karşılığında Küller Krallığı ile barış imzalamayı öneriyorlardı. “Bu bir tuzak!” diye fısıldadı Lysander, öfkeyle. “Kaelan, seni sadece bir oyun olarak görmek istiyor. Bunu kabul edemezsin.” Ama Elara, içindeki savaşçı ruhun kabardığını hissetti. “Hayır, Lysander. Benim kararım, sadece benim değil. Bu, tüm krallıkların geleceği için önemli bir seçim.” Bahçede, Elara’nın aklında bir plan şekillenmeye başladı. Duman Krallığı’nın prensi Kaelan’a bir fırsat vermek, belki de onun gerçek niyetini anlamanın bir yoluydu. Ama bu, Elara için büyük bir risk olacaktı. Kendi iradesini göstermek için, elçilerin yanına doğru ilerlemeye karar verdi. Lysander’ın endişeli bakışları ona cesaret veriyordu. Elara, kalbindeki cesaretle, iki krallığın arasındaki dengeyi sağlamak için yola çıktı. Ancak, Duman Krallığı’nın karanlık sırları ve Kaelan’ın gerçek niyetleri hakkında hiçbir fikri yoktu. Her adımda, kalpleri ve krallıkları için savaşmanın eşiğindeydiler. Elara, masumiyetini koruyarak bu tehlikeli oyunun merkezine doğru ilerliyordu; ama bilmediği bir şey vardı: İblis Krallığı’nın gölgeleri, her an onların peşindeydi, ve Elara’nın kalbinde bir ateş yanarken, karanlık bir güç de onu izliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.