Okuduğunuz zaman dönemler açısından çelişkiler yaşadığımı düşünebilirsiniz ama bu benim kendi yarattığım dünyam ve bu dünyamda benim isteklerim olsun istiyorum.
İyi Okurlar...
***
10 YIL ÖNCE
Karşısındaki korkutucu Lord Abbas 'a bakıyor Çağlan Kül ve Arın Kül. Kızlarını korumak için anlaşma yapacaklardı fakat ne konuşabiliyorlar ne de başlarını kaldırabiliyorlardı. Oysaki buraya gelmeden önce kızları için fazlasıyla cesaretliydiler .
Lord Abbas " ne oldu Çağlan yiğenim " diyince karı koca başlarını kaldırdı.
Çağlan ,Lord Abbas 'ın yiğeniydi . Lord Aklan ölünce çocuğu abisine kalmıştı, ama Lord Aklan 'ın bir oğlu daha vardı. Oğlu Lord Abbas'ın kötü biri olduğunu bildiği için kaçmıştı. Kardeşini de götürecekti ama kardeşi amcasına inanmıştı abisi ne kadar ısrar etse de gitmemişti. Aklan 'ın oğluda ani öfkeyle kardeşini orda bırakmıştı. Lord Abbas yiğenlerini ilk baş istememişti fakat güçlerini fark edince yiğenlerini yanına aldı. Yiğenleri onun için bir ödüldü çünkü Lord Aklan gibi güçleri hiç kimsede olmayan bir hazine gibiydi. Aklan 'ın oğlu kendini kurtarsada ne yazık ki kızı kurtulamamıştı amcasına inanmış ve güvenmişti . Üstelik Abbas yiğeni Çağlan ' ın güçlerini almıştı . Çağlan da amcasının gerçek yüzünü gördükten sonra hayatını pişmanlık duygusuyla yanıp kavrularak yaşadı. Hem abisine inanmadığı için hemde amcasına güvendiği için.
Çağlan oturuşunu ve başını dik yapıp konuşmaya başladı ." Amca duyduğuma göre kızlarım Asu ve Ahu 'nun güçlerini istiyormuşsun . Amca ben sana şimdiden diyorum kızlarımı kötü işlerine alet etme beni kandırdın aldın güçlerimi ama kızlarımın kini asla vermem. O yüzden ben , kızlarım ve kocam senin iznini alıp gideceğiz. Babamın bana kalan bir iki evi var oraya gideceğiz. Artık büyüdük senin bize bakmana gerek yok, zaten bakmıyordun da. Biz senin için bir alettik. Kullandın işte aletinin gücünü aldın daha ne istiyorsun lütfen beni ve ailemi rahat bırak" soluksuz bir şekilde konuşması sonlara doğru kısık sesli ve gözleri dolmuş bir şekilde olmuştu .
Karısının üzülmesine daha fazla seyirci kalmayıp hızlı bir şekilde o da konuşmaya başladı. Arın ne kadar soylu bir aileden gelse de Lord Abbas 'a karşı gelmezdi ailesi. Buna rağmen oda korkusunu bir kenara çekip, oturuşunu ve başını dik yapıp konuştu." Lordum izin verirseniz bende size birşey demek istiyorum" diyerek onay bekledi. Abbas " sen ne diye bilirsin ki çulsuz. Sen soylu ailedensin diye Çağlan 'ı sana verdim ama o ailen olucak şerefsizler seni tek bıraktı. Başıma kalmışsın bide konuşacak mısın? "Abbas Arın 'ın Konuşmasını reddedip tam Çağlan 'a konuşacaktı ki Çağlan " kocamla düzgün konuşun Lordum. Hem siz beni evlendirmediniz biz severek evlendik. Eğer sorunumuzun çözülmesini istiyorsanız herkesin konuşmasına izin verecek siniz" dedi.
Lord Abbas Çağlan 'ın bu çıkışına şaşırdığını saklamaya çalışmadı aynı şekilde de Arın karısına gururla bakan gözlerini ve tebessümünü gizlemedi . Lord Abbas şaşırmış halinden hızla çıktı. Aynı hızla kaşlarını çatıp alev saçan gözleriyle gürledi " sen ne cürretle benimle böyle konuşursun. Asker! Hemen al şu ikisini".
Çağlan hızla " amca bizi al ama lütfen kızlarıma bir şey yapma lütfen " dedi gözyaşları içinde " Arın ise öfkeyle " sana itaat ettik ama sen bizi yarı yolda bırakıyorsun ailemde sen de şerefsizin tekisin " diye bağırdı . Ortama bir sessizlik çöktü. Çağlan kocasına kalbi , yüreği acırcasına bakıyordu . Çünkü hiçbir soyluluk unvanı itaaitsizliği kabul etmezdi. Cezası da ölümdü. Arın karısına 'dediklerimden pişman değilim' der gibi bakınca Çağlan 'ın kalbine hançer saplandı daha kocası ölmeden o öldü. Soluğu kesildi yüreği bin parçaya ayrıldı. Arın karısının halini görünce " kendine dikkat et Kızılım. Çocuklarımızı sana emanet ediyorum" dedi ama karısını daha da üzmekten başka bir işe yaramadı. Çağlan 'ın kalbine bir hançer daha saplandı. Dondu, kimseyi görmüyor, duymuyor sadece Karasını görüyordu .Kocasını. Amcası " götürün şu piçi öldürülecek kimse benimle böyle konuşamaz çabuk!" Diyince Çağlan ' ın dizleri titredi ve dayanamayıp dizlerinin üzerine düştü.
Kocası karısını görünce " kalk " diye fısıldadı ama karısı kalkamadı. Arın kollarından tutulup dışarıya yürütülmeye başladı. Çağlan kocasının yalvaran gözlerini görünce ayağa kalkmaya çalıştı. İlkinde başarısız olsada ikincisi de kalkmayı başardı. Omuzlarını ve başını dikleştirdi , gözyaşlarını sildi ve kocasına son kez aşk dolu gözlerle baktı . Senin suçun demedi, neden öyle yaptın demedi 'senin yaptığın herşeyin arkasındayım kocam' diyen gözlerle baktı . Kocası karısının onu desteklediğini ve güçlü durduğunu görünce dudaklarına en içten tebessümünü , gözleriyle ise en içten gururlu bakışıyla baktı . Kapıdan çıkmadan önce en içten tebessümüyle son bir şey dedi " senin kızıl cehennemin bana cennet oldu. Sende benim karanlığımı aydınlık olarak görüyorsan bana güven ve abini bul! Kızlarımı sana emanet ediyorum Kızılım kendine iyi bak." Ve gitti. Gidişinde de kızıl aşkının ömrü bitti.
Çağlan ' ın gözleri kocasının sözlerinden ve gidişinden dolayı doldu ancak hemen sildi. Amcası değil kocasının dediği gibi şerefsiz Lord Abbas 'a döndü ve kısa ve net konuştu " ben kocamın ve kocam gibi olan kişiler için en çokta kızlarım için senden intikamımı alıcam. Ben almasamda kızlarım ve abim seni yaşatmayacak, onlar intikamımızı alacak." Dedi ve gitti. Lord Çağlan 'ın dediklerini umursamadı şuan tek derdi Çağlan 'dan önce Asu ve Ahu ' yu bulmaktı.
Çağlan koşarken kızlarının odasına hızlı bir şekilde girip kapıyı kilitledi. Kapının fazla dayanmıycağını bildiğine rağmen kitledi . Bunu gören Asu kendinden üç yaş küçük kardeşi Ahu uyanmasın diye kulaklarını kapattı. Biliyordu kötü bir şey olmuştu yoksa annesi odalarına hemen girmezdi . Asu annesine meraklı gözlerle bakarak " ne oldu anne " dedi. Annesi ise cevap vermeden pencereye doğru yürüdü. Pencereyi açıp aşağıya baktı çok yüksekti . Pencereyi geri kapattı ve kızının yanına giderek konuşmaya başladı " bak kızım ilk baş Lordumuz sana ne derse desin inanmıyorsun. İkinci olarak ne olursa olsun korkmuyorsun biz kül ailesiyiz anladın mı ? Annen gibi zeki baban gibi de cesur olacaksın ve kardeşini de koruyacak sın sana dediklerimi ona da diyeceksin tamam mı?" Diyince Asu başını sallayıp " ama anne Ahu beni dinlemez ki " dediği an kapıdan ses geldi " Çağlan ne yapsanda boşa kızların benim olacak onları ben eğiticem."
Çağlan dışardan gelen sesi umursamadan devam etti konuşmaya " üzgünüm kızım ama ne olursa olsun kardeşini korumalısın ve kendinide." Asu annesine başını olumlu anlamda sallayıp annesine "anne ne oluyor ? " Diye sordu. içindeki merak duygusu her geçen saniyede daha da baskınlaşmışdı. Annesi "anlatmama zaman yok beni iyi dinle. Eğer karşına kızıl saçlı kızıl gözlü adam çıkarsa ve sana ben dayımın derse ona " kızıl cehennemde mutlu mu olursun mutsuzmu diye sor sana hayır yada evet derse dayın değil ama farklı birşey derse bilki o senin dayın tamammı anladın mı?" Asu başını olumlu anlamda salladı fakat salladığı gibide kapı yok oldu. Askerler hızlı bir şekilde içeri girip Çağlan 'ın kollarından tuttular. Diğer askerler ise Asu ve en başından beri uyanık olan Ahu 'yu aldılar.10
Çağlan 'ın " dokunma kızlarıma, bırakın bırak!" Diyen bağışlarını umursamadan götürdüler fakat Asu ve Ahu annesinin son dediğini duydular " sakın! Sakın! Pes etmeyin. Gücünüzü ve zekanızı kullanın ve en önemlisi intikamımızı alın!"
Asu ve Ahu o zamanlar güçlerini kontrol edemedikleri için kolye takmışlardı. Kül kardeşler dışarıya çıktıklarında ilk olarak babalarını görmüştü ve anında gözleri dolmuştu. Çünkü babası bir sandalyenin üzerine oturtulmuş başının üstünde ise üç uzun mızrak konulmuştu.
Lord ,kül kardeşlere dönüp " iyi izleyin, bana itaatsizlik eden kişilere ne olacağını. Babanız bana itaatsizlik etti ve şimdi cezasını çekiyor." Dedi. Ama kül kardeşler Lord 'u dinlemeden babalarına " baba " diye bağırarak koştular. Fakat daha babalarına yetişemeden ,askerler ikisinde kolundan tutup geriye doğru çektiler. Lord Abbas hiç beklemedim hızlıca emir verdi "öldürün!" Mızraklar hızla aşağı indi ve deldi geçti her yer kan gölüne döndü.
Asu duyduğu emirden sonra kardeşinin gözlerini kapattı. Fakat babasının acı dolu feryadını kardeşinin duymasını engelleyemedi. Kendisi ise hem gördü hem de duydu. İki kardeş baba diye bağırdı fakat kimse duymadı. Hem bunları yaşayan hiçbir suçu olmayan 10 yaşında Asu, 7 yaşında ise Ahu .
Bu olanları sadece iki kız görmedi , sağ köşede 6 çocuk daha gördü. Bunlar iki kızın en yakın arkadaşlarıydı. Arkadaşları ne kadar gitmeye çalışsa da askerler izin vermiyordu. En son askerlerin elinden bir erkek çocuğu kaçtı Asu ve Ahu ' nun yanına koştu.
Mavi saçlı mavi gözü olan çocuk Asu 'ya "neden babanı idam ettiler Asu ne oldu" dedi .
Asu ise " senin baban yüzünden hepsi onun suçu "
"Babam ne yaptı Asu onun suçu yok"
"Sende onun gibisin, sende baban gibisin sizden nefret ediyorum!"
Çocuk tam ağzını açacakken asker kolundan tutup götürdü. Asu ise hala nefretle bakıyordu.
Asu kardeşinin gözünü kapatmayı bırakıp elinden tuttu veaskerlerin olmadı yere koştu koşarken de Ahu ve Asu " anne ,anne nerdesin , anne" diye bağırıyorlardı. Fakat askerler birden yakalayıp iki kızı da bayılttılar .
İki kızı assagidaki mahzen lerden birine atıp gittiler.
Şu anlık yapacakları ilk şey uyanmalarını beklemek.
Asu ve Ahu 'un ise yapacağı iki şey vardı. Ya kolyelerini çıkarıp kendileride dahil herkesi tehlikeye atıcaklar ya da birinin yardım etmesini bekliycekler.
🥀🌹
Bu kitap fantastik olduğu renkli saçlar renkli gözler olabilir.
Birçok farklı güçler , gruplar vardır.
Bu bölümü ful geçmişten yazdım ama bir sonraki bölümlerde geçmişten kısa yazıcam çoğu gelecekle, günümüzle olucak.
Haftada bir yayınlanacak her salı.
Bir sonraki bölümde görüşürüz 🌌🌹