"Bana doğru gel" dedi kuklacı, iki elini öne doğru uzatarak.
Ama kukla gelmedi, kaçtı.
Kuklacı kaçan kuklasını gözden kaybolana dek izledi. Sırıttı.
Taşlaşmış dudaklarından, bembeyaz parlak gözlerinin yaydığı tanrısal ışığın eşliğinde, insanın onda huzur bulduğu korosal sesiyle şu sözleri çıkarttı:
"Ey kuklam, ey ışığım, ey kulum. Denizin de göğün de ötesine git. Sana gücümü ödünç vereceğim. Gücümle yık Herşeyi, kır, yak, boz, mahvet. Ve gücümle beraber vücudunu da bırak bana. Bırak o vücudunu ki onu benim yapabileyim."
Devam edecek...
Yazar notu: eveeett şu an gece 12 falan yatağımda yatarken aklıma hikaye fikri geldi gittim yazdım bea. Bol betimlemeli hafif korku ama daha çok gerilim ve gizeme kayan bir seri olucak. Yine ana karakterin gözünden yazcam. İyi okumalar >
(Ayrıca yarın ya da birkaç gün sonra karakterin orijinal tasarımları da gelir çizmeye üşeniyom saat 1 olmuş la)