Kurgunun nerede geçtiği bir sonraki bölümde bahsedilecek. Beğendiğiniz ve geliştirilmesi lazım dediğiniz bir yer olur ve bana söylerseniz sevinirim. İyi okumalar...
ZEA
_______________________________________
Bir insanı kötü yapan nedir?
Yada onu kötülük yapmaya zorlayan?
Kötü insan nedir?
Neden kötü insanları sevmezler?
Aslına bakarsan, tüm kötülerin bir hikayesi vardır.
Onları kötü olmaya iten bir şey vardır.
Kaptan kanca? Sever misiniz?
Çoğu kişiden 'hayır' cevabını duymuş gibiyim. Sizin aksinize ben onu çok severim.
'Peter Pan ve arkadaşlarını yakalamak istiyor!' diyebilirsiniz ama Peter Pan'ın ona yaptıklarını düşündünüz mü?
Ah! Keşke hikayenin gerçek yüzünü bilseniz.
Kaptan kancanın asıl hikayesini,
Ve burada devreye ben giriyorum,
~KUKLA'YA HOŞ GELDİNİZ~
Size asıl adımı söylemeye gerek duymuyorum.
Ama bakarsınız bu kitap biterken öğrenirsiniz. Ne dersiniz?
Şimdilik bana Kukla diyelim öyleyse.
İnsanlar çoğunlukla benden uzak durmayı tercih ederler.
Onlara göre ben garip ve ürkütücü biriyim. Bu yüzden genelde kendi başıma takılırım.
Arada gidip sokakta gördüğüm insanları korkuturum, yüzleri o kadar komik oluyor ki bunu sık sık yapmaya başladım.
Bana deli diyenler var.
Bir nebze haklılar.
Ama deli olduğumu kim söylemiş?
Ya bana deli diyenleri öldürecek olsam?
Şaka şaka! Komik şaka hemde değil mi?
Değil mi?
Bunu düşüncelerimi bazen KUKLACI'ya anlatırım.
"Neden olmasın?" der.
Sonra derim,
"Aman boşver kuklacım, katil olmak için erken. Hemen yakalarlar sonra eğlence yarım kalır."
Sinirle bana döner
"O zaman neden soruyorsun!"
Kuklacı'nın seni yakalar, yakalarsa sahne arkasına götürür.
Oraya gitmek istemezsin.
Ve tam karşında her zamanki gibi 'hoş geldin' diyen sandalyen bekler seni.
Kuklacı seni oturtur.
Ve eli iplere kayar.
İşte o zaman gülerim. Aslında hep gülerim, çünkü gülmediğim zaman kuklacı kızar.
"Bugün hangi sahnedeyiz?"
Kuklacı kırmızı ipi sarmaya başlar. Sağ el, sol el, sağ ayak, sol ayak ve boyun.
En çok acıtan boyun kısmıdır.
En sonunda işini bitirmenin verdiği mutlulukla cevap verir.
"Hangisi olmasını istersin?"
Bir umutla bakarım yüzüne
"En az acıtan hangisi?"
Cevap hep aynıdır.
Hiçbiri.
İpleri alır eline, sahneye götürür seni.
Sahne'ye geldiğinde bir sürü seyirci görürsün kahkaha ile izlerler.
Aralarından biri nadiren sorar.
"Başka kukla yok mu, Kuklacı?"
Kuklacının gür sesi tüm sahnede yankılanır.
"Yok!"
Sessizce söylerim,
Çünkü hepsi sahnede, benim içimde.
Oyun başlar, herkes güler, kuklacı oynatır.
Zaman geçer, herkes gider, kuklacı seni bırakır.
İpleri çözerken ne kadar zorlanıyorum. Her seferinde, hemde her seferinde ipleri sadece bana bağlıyor. Diğer kuklalar rafın altında duruken neden sadece bana bağlıyor?
Sıra ile sağ el, sol el, sağ ayak, sol ayak
Ve boyun.
Boyunu çözdüğüm de daha çok kan akar. Tüm gün ipler seni keser ve canını acıtır. Kırmızılığı da buradan gelir. Ama sen onları çıkarınca aniden gri olduklarını fark edersin.
Bunu kuklacıya sorduğumda 'SAHNENİN BÜYÜSÜ' der.
İplerden kurtulur kurtulmaz sokağa çıkarım.
Bana deli demelerinin sebebi bu aslında
İplerin izinin kaldığı yerler. Kanları sadece sen görebilirsin. Sahnenin büyüsü yapar bunu. Ama insanların gördüğü aslında sadece iplerin izidir. Onu görünce bile sana deli derler.
Asıl hikayemi bilseler ne de çok korkarlar.
Ve şimdi siz varsınız.
Hikayeme tanık edersiniz.
Umarın diğerleri gibi beni bağlayıp gülmesiniz...
