Yavuz, Zeynep'in kafeye girmesini bekledi. Kapıya en yakın, gölgeli bir masaya oturdu. Zeynep, her zamanki gibi küçük, siyah defterini ve kaligrafik fırça setini çıkararak köşedeki favori yerine yerleşti. Yavuz, birkaç dakika bekledi; acele etmek, bir sanat eserini fırçalamadan önce kurumasını beklememek gibiydi. Kahvesini bitirip, zarif bir hareketle ayağa kalktı. Yüzünde, hem bir hayranlığı hem de bir mesleki ciddiyeti yansıtan, ölçülü bir ifade vardı. Zeynep'in masasına yaklaştı. "Affedersiniz," dedi, sesi yumuşak ve kendinden emindi. "Sizi birkaç gündür burada görüyorum. Yaptığınız çizimler... onlar sadece eskiz değil. Bir ritim arıyorsunuz gibi. Özellikle de kavisli hatlarınızdaki o simetri saplantısı..." Zeynep şaşkınlıkla başını kaldırdı. Siyah saçları hafifçe omzuna dökülürken, keskin hatlı yüzünde bir anlık tedirginlik belirdi. "Öyle mi? Bu sadece kaligrafi denemeleri," dedi, defterini eliyle kapatmaya çalışarak. Yavuz, kapatılmış deftere değil, Zeynep'in gözlerine baktı. "Hayır. Sizin aradığınız, bir sayfanın dengesi değil. Yaşamın ritmi. İstanbul'un gürültüsünü, binanın nefesini... çizgilere dökmeye çalışıyorsunuz. Ben de yıllardır aynı şeyi yapıyorum. Farklı bir alanda olsa da." Zeynep'in savunması kırılmıştı. Bir yabancının, ruhunun en özel köşesini bu kadar net görmesi onu hem rahatsız etmiş hem de meraklandırmıştı. "Siz... kimsiniz?" diye sordu. "Adım Yavuz Yıldırım," dedi, elini uzatarak. "Mimarlık ve deneysel sanatlarla uğraşıyorum. Ve bir projem var. Adı 'Kozmik Ritim'. Müzik, renk ve mimariyi birleştiren, duyguların en saf halini tuvale yansıtan bir kolektif çalışma." Yavuz, daha fazla beklemeden asıl teklifini yaptı. "Sizin o eşsiz el yazınız, o narin ama kararlı çizgileriniz, benim projemin son notası olabilir. Bizim bir 'Görsel Senfoni Şefi'ne ihtiyacımız var. Ve o şef, sizsiniz." Durdu ve sesini alçalttı. "Bu sadece bir iş teklifi değil, Zeynep. Bu, sanatın kurallarını yeniden yazma fırsatı. Benim stüdyomda, size özel bir alan hazırladım. Gelip bir bakmak ister misiniz? Mükemmel ritim, sizi bekliyor." Yavuz, teklifini sunarken gülümsüyordu. Bu, bir davetti; ama Zeynep, bu davetin aslında kurbanlarını uyuşturduğu aynı zehrin farklı bir dozu olduğunu bilmiyordu. Teklifi kabul ederse, sanatının bir parçası mı olacaktı, yoksa bir sonraki partisyonun notası mı?
Bölüm 4
Teklif
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.