Sıraç; Benim tatlı Ela'm neredeymiş?
•Ben de nerede kaldı diyordum?
Sıraç; Buradaymış...
•Hahaha(!)
Sıraç; Bugün yaptıklarını gördüm Ela.
Sıraç; En az senin kadar küçük bir kuşu kurtarayım derken, arabanın altında kalıyordun.
•Ne güzel! Keşke o lanet arabanın altında kalıp ölseydim. Böylece senden kurtulmuş olurdum.
Sıraç; Ölünce benden kurtulabileceğini mi sanıyorsun Ela Bahar Çamlık?
Sıraç; Eğer öyle sanıyorsan çok yanılıyorsun.
•Yine ne saçmalıyorsun acaba?
Sıraç; Peşinden gelirim.
•Nedense hiç şaşırmadım
•Ahirette bile rahat yok.
Sıraç; Şaka bir yana Ela, bir daha asla ölmekten bahsetme.
•Ölsem de kurtulsam Sıraç.
Sıraç; Ölmeye çok meraklısın sen de.
•Hayatı zindan ettiğin için olabilir mi?
Sıraç; Hayat zindan değil, cennet olacak sana. Yeter ki şu inadından vazgeç yavrum.
•Ne inadı Sıraç?
•Akıl sağlığın ucundan yerindeyse biraz empati yap.
•Ne kadar korkunç bir durumun ortasında olduğumu belki o zaman anlarsın.
Sıraç; Ben çok mu memnunum bu durumdan sence?
Sıraç; Bazı sebeplerim var ki karşına çıkıp, normal insanlar gibi tanışamıyorum.
Sıraç; Seni koruyorum farkında değilsin.
Sıraç; Biraz zaman versen, fırsat tanısan zaten anlayacaksın.
•Seni anlamak falan istemiyorum. Sadece senden kurtulmak istiyorum.
Sıraç; Ben senin kurtuluşunum Ela, maalesef ki bunu göremiyorsun.
Sıraç; Ve kimse kurtuluşundan kaçmak istemez...
•Bitir artık şu oyununu. Bırak peşimi!
Sıraç; Bütün bunları bir oyun mu sanıyorsun cidden?
•Değil mi?
Sıraç; Tamam Ela istediğin gibi oyun olsun.
•Kazanırsam beni rahat bırakacak mısın?
Sıraç; Hayır...
•O zaman lanet oyununu kazanmamın ne anlamı var?
Sıraç; Oyun sende bitiyor Ela.
•Dediklerinden zerre bir şey anlamıyorum. Kelime oyunu yapmayı bırak!
Sıraç; Pekâlâ bırakayım.
•Doğru düzgün açıkla.
Sıraç; Bana çok fena aşık olacaksın.
