İçeriğe geç

KÜÇÜK ŞEY

Bölüm 7 · 5 dk okuma

KÜÇÜK ŞEY

Bölüm 7

7.BÖLÜM

Zaman durmuş gibi mi hissetmeliydim? Tam şuanda tamamen donduğumuzu düşünmek belki. Hayır hayır. Zaman yine olduğu gibi akıyor, kimse donmadı ya da o gözlerini gözlerime dikerek anlamlı bakışlar atmadı. Ben ise sadece hayal kırıklığı ile kaldım. Çok kabaydı.

Her kitapta veya filmlerde oğlanın kızı belinden tutarak düşmesini engellemesi ve sonunda anlamlı bakışlar ile bir birlerine yakınlaşmaları şart gibi bir şeydi. Olacaktı yani o sahne. Kesin bir şeydi. Öyle bir şey yaşamak kesinlikle istediğim bir şey değildi. Utanırdım yani, ama şimdi bunun tam tersini yaşamam nasıl bir şeydi. Benim sevdiğim çocuğu düşmemesi için belinden tutup üzerine eğilmem hayatın bana saçma sapan şakalarından biri olmalıydı. Kesinlikle öyle olmalıydı.

Kocaman açtığı gözleri ile bana bakan Tekine ağlamaklı bir şekilde bakıyordum. Olayın şokunu hala atlatmamıştı sanırım. Kafamı yukarı doğru kaldırıp Allahımdan sabır diledim. Niye bu kadar ağırdı ve çok muhteşemdi.

Yüzünü ilk defa bu kadar yakından görüyordum ve bu ona daha çok sevgi duymama neden oluyordu. Bebek gibiydi. Öleyim falan istiyordu.

Hala sımsımkı tuttuğum beden beni aniden ittirince dengemi kaybedip kendimi yerde bulmuştum. Kafam arkamdaki sandalyeye çarpınca hafifçe inlemiş Acıyla Tekine bakıyordum. "Bana bir daha yaklaşma."

Neler olduğunu anlamadığımdan sadece bakmakla yetindim.

Derin nefesler alıp kaşlarını çatarak son kez bana bakıp kapıdakı Sinem ve Onuru hiç umursamadan mutfaktan çıkıp odasına gitmişti. Kapıyıda arkasından sertçe çarpması ile yutkundum. Tam olarak ne olmuştu?

Kafamın acısı ve Tekinin davranışlarının etkisi ile gözlerim dolunca Sinem ve Onura 'ben bir suçum yok' adlı bakışı attım. Onu düşmekten kurtarmam beni suçlumu yapar? Hem benim onu kurtarmama rağmen onun beni çöp gibi yere ittirmesine ne demeliydi? Şuan kalbim çok kırıktı.

"Sineeem ben ne yaptım yaa?" İkisi hala şaşkın bakışlarla Tekinin arkasından bakıyorlardı. En az benim kadar şaşkınlardı.

Kafamın acısının geçmesini bekledim. Dakikalar sonra yavaş yavaş geçerken Sinem ve Onurda yanıme gelmişlerdi. Hala sindirememiştim. Ben bile ne olduğunu anlamadan vücuduma yüklenen ani sinirle yerimden fırlamıştım. Seni her ne kadar ölümüne sevsemde asla bana zarar veremezsin ruh hastası herif. Öldüreceğim seni!

"Ben bu çoçuğu vurmadan rahat edemem. Sinem tutma beni silahımı getir bana hemen." Kıpkırmızı olduğuma emindim.

"Neva kimse seni tutmuyor ayrıca silahın mı var senin??" Sinem şaşkın bir şekilde konuşunca onada sinirli bir bakış atıp çekmeceden kahvaltı bıçağını çıkartıp Tekinin odası doğru hızlı adımlarla ilerledim. Öldürmeye kıyamasamda en azından yaralayacaktım. Çok sinirliyim şuan.

"Bana bak çocuk senin hayatını silerim!" Kapıyı sertçe açıp deli danalar gibi içeri dalmamı beklemeyen Tekinin gözleri şokla açılırken bakışları havaya kaldırdığım elimdeki kahvaltı bıçağına takılmıştı. Daha da şoka girdiğini yüzünden belli oluyordu.

"N-ne yaptığını sanıyorsun sen!" Hala üste çıkmaya çalışıyor. Kesin vuracağım.

"Ne! Ne yapıyormuşum haa? Bana bak oğlum Allah çarpsın acımam vururum seni!" Şuan üzerinin çıplak olması ve bembeyaz tüysüz vücudunun bana göz kırpması bile umrumda değildi.

"Odamdan çıkar mısın?" Yükleniyor bak böyle yavaş yavaşta değil hızlı bir şekilde sinir Yükleniyordu.

"Konuşma! Ya ben orda yere düşme diye iki yüz kiloluk seni tutuyorum-" ona yaklaşmamla geriye doğru adımlaması gözümden kaçmamıştı."-sen gelip beni yere fırlatıyorsun bir hiç gibi! Lan belimi senin için feda etmişken senin amacın ne mikrobun torunu!" Lafın gelişi yani canım.

"Sakin olur musun. Bilerek olmadı işte." Artık iyice yaklaşmış ona kaçacak alan bırakmamıştım. Sırtı duvara yaslıyken ellerini önüne siper etmişti. Onu gerçekten öldureceğimi mi düşünüyordu? Kıyamam sana salak şey.

Uzun boyundan dolayı kafasını eğerek bana bakması aşağılanıyormuşum gibi hissettirince parmak uçlarımda durup boyumu uzatmaya çalıştım. Artık iyice dip dibeydik ve ben hem heycandan hemde sinirden ölmek üzereydim. Çok tatlıydı eşek.

Aramızdaki tek engel olan kahvaltı bıçağına bakarak ona işaret ettim. "Gözlerini oyarım çocuk senin. Çok sinirli biriyim ben."

Valla korkmuştu. Gözlerinden anlaşılıyordu. Gözlerim tekrar bıçağa kayınca iyice abarttığımı anlamış ve bir kaç adım gerilemiştim. Baya abartmıştım.

Hala parmak uçlarımda hareket ederken aniden ayağım bir yere takılmış ve dengemi tamamen kaybetmiştim. Ne mi oldu? Hiç bir şey olmadı arkadaşlar. Karşımdaki hayvan herif ben düşerken hiç bir tepki vermeden sadece izledi. Bense düşmenin rezilliğiyle ona son kez kızgın bir bakış atıp odayı bütün coolluğum ile terketmiştim. Aptal çocuk. Adam edecektim onu inanıyorum kendime.

"Neva biz gitsek mi?" Sinem ve Onura bakıp kaşlarımı çattım. Ne gitmesi be.

"Saçmalayın oturun, daha çiğköfteleri gömeceğiz. Görgüsüzün teki yüzünden eğlencemizden olmayalım lütfen."

O gün üçümüzde salonda sabahlamış ve uyuyakalana kadar yan odadaki Tekine sövmüştük. Haketmişti rezil.

__

Çoktan bir hafta geçmişti ve evde durum şöyleydi. Asla birbirimize gözükmeden geçinip gidiyorduk. Bu nasıl oluyor bilmiyordum ama bir şekilde bu bir hafta içinde okul dışında onu evde hiç görmemiştim. Odasından gelen sesler olmasa evde olmadığını bile düşünebilirdim. Resmen benden kaçıyordu. Benim evimde benden kaçıyordu.

"Sinem yanındaki kız kim ya?" Lisedeyken bile çok nadir kızlarla konuşan çocuk sebepsizce şu iki gündür okuldaki bir kızın dibinden ayrılmıyordu. İçim acıyordu. Anlarsınız siz.

"Birinci sınıflardan. Bizim bölümde. Güzel kız ama." Sıkkın bir şekilde derin bir nefes verip oturduğum bankta saldım kendimi.

"Kız çok güzel, Tekinde öyle ve garip şekilde yakışıyorlar ve hiç hoşuma gitmiyor Sinem. Ne yapacağım ben şimdi? Ya ona aşık olursa? En kötüsü, ya birbirlerine aşık olurlarsa?" Parmaklarımla şakaklarıma masaj yaptım. Dersler yüzünden zaten kafamı kaldıracak vaktim olmuyordu birde bu konu çıkmıştı. Sanırım başaramayacaktım.

"Neva bilemiyorum ya, Tekinin bakışları aşırı şüpheli geliyor." Biliyordum. Bunu tek farkedenin ben olduğumu düşünmek iyi geliyordu. Kafamda falan kuruyorum diye düşünürdüm ama şimdi Sinemde söyleyince bunun bir hayal olmadığını her şeyin gerçek olduğunu farketmiştim. Ben sanırım asla mutlu olamayacaktım.

"Çok salağım ben Sinem. Tekinin beni sevmesini beklemek tamamen salaklıktı. Sevseydi lisedede severdi." Kalbim kırıktı, hemde çok.

Ben bitik halde ikiliyi izlerken Sinem aniden omuzlarımdan tutup sarsmaya başlamıştı.

"Kendine gel Neva! Liseyi unut artık. O zamanlar kendini göstermiyor hep geri planda kalıyordun unuttunmu? Şimdi seni tutan kimse yok. Hem illa Tekin olacak diye bir şey yok. Bak bir etrafında ne kadar yakışıklı çocuk var. Seç beğen al hayatım." Sinemin konuşması ilerledikçe yüzüm bir kadar buruşuyordu.

"Seni dinledikçe ne kadar rezil bir halde olduğumun farkına vardım. Gerçekten çok sağol. Aşırı motiveyim şuan. Bak uçuyorum hatta." Gözlerimi devirip az önceki pozisyonuma geri döndüm. Lisede geri planda falan durmuyordum. Aksina ondan hoşlandığımı gözüne sokuyor ama bir o kadarda uzak duruyordum. Çok fazla ortak arkadaşımız olmasına rağmen asla bir araya gelmiyorduk. Ben bile bile uzaklaşıyordum daha doğrusu.

Onunla futbol bile oynamışken beni hatırlamaması gayet iyi bir açıklamaydı bence. Sevilecek tarzda biri değildim.

"Kızım harbi kendine yazık ediyorsun. Kalk hadi dersine geç kalıcaksın." Telefonumdan saate bakıp banktan ayağa kalktım. Sinem hala oturuyordu.

"Onuru beklicem ben. Hem daha var benim dersime." Dudaklarımı büzüp cevap vermeden ilerledim. Tekin ve yanındaki kız yolumun üzerinde olduklarından gözlerimi yerden ayırmadan hızlı adımlarla yanlarından geçip gitmiştim. Tek duyduğumsa Tekinin kızı bir yere davet ettiğiydi. Yüzümde acı bir gülümseme belirirken onun adına sevindim. Mutlu olması benim için iyi bir şeydi.

Ne de olsa beni sevecek diye bir şey yoktu. O mutluysa mutluyumdur.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.