Ağrı kesici kutusunun kapağını yavaşça çevirdi, iri gözlerini kahverengi cam şişenin içine çevirdi pembe şekerler. Sadece pembe şekerler. Korkacak bir şey yok diye düşündü. pembe şekerleri eline döktü baktı, baktı, son kez daha baktı. Evet artık hazırdı, sadece bedeninin miadının dolduğunu düşünüyordu çünkü ruhu çoktan bu basık iğrenç odadan göçmüştü. şekerleri ağzına doldurdu ve pembe dağınık yatağına uzandı hayır, o ölümü beklemiyordu o çoktan ona uğramış olan ölümü somut bir hale getiriyordu ya da sadece zannediyordu. Bilincini gittiğini hissettiği bir anda açılan kapının ve kalın yabancı bir erkeğin sesini duymuştu sadece "Karmen?" gerisi ise büyük bir karanlık...
*
sesler duyuyordum, çok fazla ses "karmen ölme lütfen, bunu bana yapamazsın" ambulans, hastane, sedye, çok fazla ses "aç gözlerini yalvarırım" gözlerimi güç bela aralamaya çalışırken bulanık bir yüz görüş açımdaydı sadece simsiyah hüzün okunan gözlerini seçebilmiştim.
Gözlerimi yine araladığımda bambaşka bir odadaydım hayır bambaşka değil dönüp dolaşıp geri döndüğüm o yerdeydim, kötü kokan pis hastane odaları. Ama bu sefer yalnız değildim siyah hüzünlü gözler tam karşımdaki sandalyede oturmuş kafası yattığım yatağın ucuna yaslı çok rahatsız görünen bir şekilde uyuyordu. Kim olduğu hakkında bir fikrim yoktu ama benden yaşça biraz büyük ve oldukça uzundu onu izlemeyi bırakıp kolumdaki serumu çıkarttım. yavaş hareketlerle doğruldum ,midemi yıkamış olmalılardı çok halsiz hissediyordum ama kaçmalıydım yoksa deli hastanesine yatmam muhtemeldi kaçıncı denemem olduğunu düşünürsek. yabancıya son bir bakış atıp odadan çıktım, yangın merdivenlerine doğru yönelmişken kolumdan çekildiğimi hissettim "nereye gidiyorsun?" siyah gözler. "sen kimsin?" düz bir sesle konuşurken boğazımın zorlandığını hissettim. Kolumu yavaşça bıraktı gözlerini gözlerime sabitleyerek ağzını araladı "ben Emir" yüzüne sorgulayıcı bir ifadeyle baktım "adımı nereden biliyorsun ve beni nasıl buldun?" gözlerine öfkenin yerleştiğini hissettim " gerçekten beni hatırlamıyor musun karmen?" duraksadı "ben her saniye seni düşünürken." kahkaha atmaya başladım "sende onlardansın değil mi? bir gecede bana aşık olan adamlardan." boğazım acıyordu. Gözlerine baktım gözleri dolmuştu siyah bilyeler bulanık gözüküyordu " hayır Karmen , beni hatırlamamanı anlıyorum ama bu kadar acımasız birine dönüşebileceğini hiç düşünmemiştim" gözlerinden bir damla yuvarlandı "ben Emir, ajan Emir Adams şimdi hatırladın mı?" yüzüne boş gözlerle baktım "sen beni başkasıyla karıştırmış olabilir misin?" hüzünlü bir şekilde dudağı sağa kıvrıldı "demek beni bile hafızandan sildin Jane." cebinden bir kolye çıkardı ucunda altın renginde yamuk bir kurşun asılıydı avcunun içindeki kolyeyi bana doğru uzattı "Oysa giderken kalbini bana vermiştin,"
devam edecek...
