Eski dönemlerin birinde hizmetçi bir kız yaşarmış. Yüzünün güzelliği herkesi şaşırtan cinstenmiş. Herkes onu kendini beğendirmeye çalışan, tüm erkeklere istediğini veren, kolay bir kız olarak görürmüş. Öyle olduğundan değil, öyle görmek istediklerindenmiş. Çünkü onlar kıskançlık duygusuna yenik düşen insanlarmış. Kız tüm bunları bilmesine rağmen artık aldırış etmemeye başlamış. Çünkü ne kadar aldırış edip, inkar etse de değişen bir şey olmuyormuş. Kendini erkeklerden o zamana kadar zor fakat mucizevi bir şekilde korumayı başarmış. Tek koruyabildiği oymuş zaten. İşkencelerden, hor görülmekten, aşağılanmaktan ne kadar uğraşsa da kurtulamamış. Artık elini meşgul eden şey hep ev işleriymiş. Eski püskü, yırtık ve lekeli bir günlük kıyafeti, bir geceliği, annesinin köşesine işlemiş olduğu küçük kırlangıç figürlü bir mendil ve kenarda birikmiş, insanlar için günlük harcamalarına bile yetmeyecek ama onun tüm birikimi olan bir miktar parası dışında başka bir serveti yokmuş.
Hizmetçi olduğu o lüks evde onun yeri yalnızca mahzende kilerin yanında ki diğer hizmetçiyle kaldığı odaymış. Bunu kendine haksızlık olarak görür ama yine de kaderine razı gelirmiş. Sonuçta tanrı bilirmiş ve kaderini kimse değiştiremezmiş. Onun düşüncesi hep bu yönde olmuş.
Evin hanımları gün boyunca otururmuş. İhtiyaçlarını hep hizmetçiler karşılar ve bu yüzden yerlerinden kalkmaya tenezzül dahi etmezlermiş. Hizmetçi kız da öyle olmanın duygusunu hep merak etmiş. Sadece merak ettiğiyle kalacağını düşünüyormuş. Çünkü hiç öyle olamayacakmış. Onun kaderi hizmetçi olamak ve yemeklerden artakalanları yemekmiş.
İzinli bir gününde şehre inip birikmiş parası ile tüy, mürekkep ve parşömen kağıdı almış. Parasını bunun için biriktirmiş. Kendine doğum günü hediyesi olarak…
Aklında dolaşan düşünceleri kağıda aktarmak ona iyi geliyormuş. Bunu, evin beyi bir gün şehre indiğinde onun odasını temizlerken fark etmiş. Masasının üzerini toplarken kendini bir anda kağıda duygularını yazarken bulmuş. Fark edince kalkıp hemen işine devam etmiş. Sayısız tüy kalemi ve mürekkep takımlarını dizerken keşke en az bir tanesine sahip olabilseydim diye geçirmiş aklından. Sonra bir takımını almış, fark edilmesi imkansızmış. Çünkü o kadar çokmuş ki sorsan beyefendi bile kaç tüy ve mürekkep takımı olduğunu bilmezmiş. Aynı şekilde birkaç tane de parşömen kağıdı alıp elbisesinin kumaş kemer kısmına sıkıştırmış. Odada işini bitirince aldıklarını odasında yastığının altına saklayıp işinin başına dönmüş. Geceleri mum ışığında, herkes uyuduktan sonra, gizlice yazmaya başlamış. Birkaç kez daha odadan malzeme çaldıktan sonra, malzemelerindeki eksklik, beyefefendi tarafından fark edilmeye başlanmış fakat kızın çaldığından bihaber, bunadığını düşünüyormuş. Bu, kızı rahatlatmış. Ondan şüphelenilmemesi hem yararına, hem de ona bir ders olmuş. Bu durumdan sonra para biriktirmeye başlamış işte. Serüveni de bu şekilde başlamış...