Yine nefes nefese uyanmıştım. Aynı lanet olası rüyayı görmüştüm. Hızlıca yataktan doğrulup oturur pozisyona geçmiştim. Alnımdan yağmur damlaları gibi terler akıyordu. Nefesim bana yetmiyormuşçasına nefes alıp veriyordum. Odadaki oksijen sanki bitmişti. Gördüğüm rüyayı hatırlayınca yatağa sıkıca tutan ellerimi dahada sıktım. Kalbim deli gibi çarpıyordu. Rüyasında kabus görmüş küçük bir çocuğa dönmüştüm adeta. Yine rüyamda annemi görmüştüm, savaşırken ki görüntüsünü. Annemi hiç görmemiştim ama fotoğraflarını görmüştüm. Benim gibi kumral saçları, yeşil gözleri, küçük burnu ve kan kırmızısı dudakları vardı. Neredeyse her gece rüyamda annemi görüyordum. Her ne kadar savaşırken görmesemde onun ne kadar iyi savaşa bildiğini biliyordum. Çünkü krallığımız en iyi dövüşen krallıklardan biriydi ki bence en iyisiydi. Artık biraz sakinleşmiştim. Kalkıp biraz su içmenin iyi bir fikir olduğunu düşündüm. Kışın ortasında olduğumuz için üzerimde oldukça büyük ve ağır bir yorgan vardı. Rengi bembeyaz idi ama buna rağmen bir yandan heybetli duruyordu. Ağır yorganı üzerimden biraz zorda olsa itmeyi başardım. Üzerimdeki bordomsu gecelik hareketlerim ile ahenk için hareket ediyordu. İlk sol ayağımı yere attım ve yerin soğukluğundan titredim. Sonra ikinci ayağımı yere indirdim. Terliklerimi ortalıkta yoktu ama onları aramak istemiyordum. Saray o kadar sesizdi ki kendi nefesimi çok rahat bir şekilde duyabiliyordum. Ve beni birazda olsa ısıtan tek şey nefesimdi. Hızlı adımlar ile kapıya ulaşmak istiyordum. Hızlıca kapıya vardım ve kapının kolunu aşağı indirdiğim de rahatsız edici bir gıcırdama çıktı. Ama kimsenin uyandığını zannetmiyordum. Kapıyı kendime yavaşça çekip arkamdan yine yavaşça kapattım. Mutfağa gidebilmek için ana salonuna merdivenlerinden inmem gerekiyordu. Merdivenlere yönelmem ile bir ses duymam bir oldu. Büyük ihtimal ile fırtınadan dolayıdır diye düşünüp merdivenlerden inmeye başladım. Dışarıda o kadar büyük bir fırtına vardı ki bütün sarayı inletiyordu. Merdivenleri inerken bir elimde merdivenlerin tutacağındaydı. Merdivenleri bitirip mutfağa yöneldim. Mutfağın kapıları ittirip açtım. Dolapları teker teker karıştırmaya başladım. Mutfağa çok nadiren girdiğim için neyin nerede olduğu ile ilgili hiç bir fikrim yoktu. En sonunda en alt soldaki dolapta bardakları görünce en önden rastgele bir tanesini alıp masaya koydum. Oradan bulduğum sürahiyi alıp bardağa suyu dökmeye başlamıştım. Sürahiyi eski yerine koyup barda dudaklarıma götürüp tek seferde suyu bitirdim. Ama bardağın ağırlığı azalınca bardağı masaya biraz fazla sert koydum. Ve bardağın sesi tüm mutfakta yankılandı. Biraz daha kendime gelmiştim. Tekrar mutfak kapısını ittirerek açtım. Merdivenlere yöneldim ama artık çıplak ayaklarım üşümeye başlamıştı. O yüzden hemen merdivenlerden çıktım. Odamın kapısını tekrar açıp içeri girecekken tekrar bir ses duydum. Büyük bir ses, bir şey düşmüş olmalıydı. Ancak kasırga her ne kadar kuvvetli olsada bu kadar büyük bir şeyi taşıyabileceğini zannetmiyordum. O yüzden açmak üzere olduğum kapının kolunu tekrar kapatıp arkamı döndüm. Etrafa kabaca baktım hiç bir şey düşmüş yada devrilmiş durmuyordu. Kimsede odasından çıkmamıştı. Aslında sarayda biraz gezinmek ne olduğuna bakmak istiyordum zaten genelde de çok meraklı biriydim. Ama bu soğukta sıcacık yatağıma gitme fikrida çok cazip geliyordu. Ama sanırım birinci seçeneği seçecektim. Meraklı gözlerle etrafa bakmaya koyuldum, bir yandan da ne yapacağımı düşünüyordum. Sarayın sol tarafında muhafızların odaları ve onların arasında ise babamın odası vardı. Sağ tarafta ise yine bir kaç muhafız odası ve hizmetlilerin odası yer alıyordu. Onların ortasındaki odada ise ablam kalıyordu. Ben mi?
Çok komik değil mi? Ben merdivenlerin tam bitti yerdeki odada kalıyordum ve hiç bir muhafız ve hizmetli odası yanımda değildi çünkü ben hiç bir zaman bir numara olmadım. Bir numara hep ablam oldu. Babam hep ona değer verdi, beni saymadı, bana evlatlıkmışım gibi davrandı. Ablam ise her zaman bana çok kötü ve vicdansız davrandı, beni küçük düşürdü. Tabi bunları halktan birine anlatsam büyük ihtimalle inanmaz, nasıl olsa ben lüks, gösterişli,her istediğimiz oldu mükemmel bir hayat yaşıyorum.