Karanlık tünelde duyduğun ayak seslerini ve zincir tıkırtılarını takip ederek eski, kullanılmayan bir zindan hücresine ulaştın. Meşaleni odaya doğru tuttuğunda, köşede zincirlere vurulmuş, ağzı tıkanmış bir adam gördün. Hızla yanına gidip ağzındaki bezi çözdün. Bu kişi, Başkomutan Alistair’in en sadık muhafızıydı!
"Beni... beni arkamdan vurdular," diye kekeledi muhafız acı içinde. "Dün gece General Alistair'in gizli bir planına kulak misafiri oldum. General, kraliçenin barış politikalarını bitirmek için onu zehirleme kararı almıştı! Suçu da kumar borçları olan Genç Prens'in üzerine yıkacaktı. Şifacıdan zehri çalan Prens değil, Generalin adamlarıydı! Beni fark edince buraya kilitlediler."
Tam o sırada arkandan sert bir ayak sesi duyuldu. Arkana döndüğünde, elinde parıldayan bir kılıçla Başkomutan General Alistair'in tünelin girişinde dikildiğini gördün! Yüzünde haince bir gülümseme vardı. "Çok fazla şey öğrendin, dedektif," dedi kılıcını kaldırarak.
Büyük bir tehlike altındasın! General seni susturmadan önce hemen bir şey yapmalısın.
⚔️ Yanındaki muhafızın yerdeki paslı kılıcını kapıp General Alistair ile ölümüne bir düelloya girişmek istiyorsan: [SAYFA 10'a geçin.]
🏃♂️ Meşaleyi generalin yüzüne fırlatıp, zindanın karanlık köşelerinden saray bahçesine çıkan gizli menfeze doğru kaçmak istiyorsan: [SAYFA 9'a geçin.]