İsimi belirsiz..
Evet, yaklaşık yarım saattir bu saçma isimi düşünüyordum. Bir insan isimini neden söylemek istemez veya neden kendini isimi belirsiz olarak tanıtır? Tamam, bu gerçekten çok saçma ama insan düşünmeden edemiyor. Bu yarım saatlik düşünmemi bölen şey isimi belirsizin bana neden tek başıma olduğumu sorması oldu.
"Neden burada tek başına duruyorsun?"
"Bir nedeni yok. Arkadaşım pek yok sadece"
İsimi belirsiz, bu dediğime hiç te şaşırmış gibi durmuyordu. Hatta arkadaşım olmadığını biliyor gibiydi.
" O zaman arkadaş olalım, zaten ben de yalnızım. Adın Nora mıydı?"
Ne! Az önce bu kız benim isimimi söyledi?! Bunu bilmesine imkan yok!
"E evet ama bunu sen nasıl-"
Ben tam konuşacakken beni bir el durdurdu
"Evet biliyorum ve Evet insanım. Şaşıracak bir şey yok. İsimini listede gördüm ondan biliyorum."
"Ama listede benimle birlikte 16 kız var yani hangisinin ben olduğunu bulman neredeyse imkansız."
İsimi belirsiz sırıtarak mırıldandı Ama ne dediği hakkında ufak bir fikrim bile yoktu. Ardından ağzından
bir of sesi çıktı.
İsimi belirsiz boğazını temizleyip "sana seslenmelerinden buldum." Dedi
bu dediği beni oldukça tatmin etmişti. kafamı salladım ardından memmun olduğumu belirtmek için uzattığı eli sıktım. İsimi belirsiz tebessüm edince bende ettim ve ona "sonra görüşürüz" diyip önümdeki oldukça pis mermerlere baktım. Tam oradan uzaklaşıyordum ki Emily'in bana gülerek yaklaşması beni durdurdu.
"Şunada bir bakın kızlar! Bu Nora yeni
arkadaşlar bulmuş galiba."
Evet, ben yine susmuştum. Her zamanki gibi.
"Hey hey! Tam şuanda sesinizi kesin yoksa birazdan buna vakitiniz kalmayacak!"
Emily susmuştu ve nasıl arkadaşım olduğunu bilmediğim isimi belirsiz onun sertçe yutkunmasını sağlamıştı. Evet, doğru bildiniz karşımda kahramanım tüm kararlılığı ile duruyordu.
Emily sinirlendiğini belirten bir ses çıkardı ve arkadaşlarına gitmelerini işaret etti.
Bu sırada isimi belirsiz gülüyordu ve bende hayranlıkla ona bakıyordum.
" Eğer erkek olduğumu düşünüyorsan değilim o yüzden bana böyle bakmayı kes!"
Bunları oldukça sesli bir şekilde gülerek söylemişti.
"Hayır Hayır! Böyle bir düşüncem yoktu. Sadece bana yardım ettin ve daha önce kimse bana bunu yapmamıştı yani söylesem ailem yapardı ama onların üzülmesi beni daha çok üzüyor."
"Ah çok tatlı. her neyse istersen kantine-"
Onun ne kadar iyi biri olduğunu doğrulamışken cümlesini tamamlamasına fırsat bırakmadan teklifini kabul ettim.
"tabiikide hemen! Cüzdanımı alıp geliyorum!"
Tabi ben bunları söylerken bağırıyordum çünkü çoktan sınıfa çıkan merdivenlerden çıkmaya başlamıştım.
Sınıfa vardığımda rahatlamıştım ilk defa kızlar gelecek mi korkusu yoktu üzerimde.
Bir hışımla cüzdanımı alıp çıktım sınıftan. Bu sırada gözüm isimi belirsiz yani benim ona yeni bulduğum lakapla süperbelirsizi aradı. Evet ona bu lakabı taktım çünkü bence oda bir kahraman olabilirdi! Yani bence öyle.
Nihayet gözlerim süperbelirsiz ile buluşunca adımlarımı hızlandırıp onun yanına vardım.
"Vavv daha yarım dakika olmadı! Demek ki gerçektende uzun zamandır bir arkadaşın olmamış."
Bu dediği biraz canımı yaksada bu tamamen doğruydu. Bu okula geldiğimde, en yakın arkadaşım sophia yeni bir şehire taşınmıştı. Bu sebeple tek kalmıştım her neyse işte sonuç olarak şuanda bir arkadaşım vardı.
"Evet ama bunu anlaman için kantine gitmemize gerek yoktu sorsaydın söylerdim zaten."
İsimi belirsiz bunu zaten biliyordu ama ne kadardır yalnız olduğumu yeni anlamış olmalıydı.
Herneyse işte sonuç olarak şuan öğrenmişti ve hâla yanımdaydı.
"Evet, kantine vardığımıza göre ne yiyeceğimizi seçebilirizz. Ben bir tane paket kek ve çikolatalı süt almayı düşünüyorum."
Ben ne alacağımı söylerken isimi belirsiz çikolataları inceliyordu. İsimi belirsiz çok güzel bir kızdı siyah saçları kırmızı dolgun dudakları ile uyum içindeydi, pürüzsüz burunu ve biçimli kaşları mükemmel bir görüntüye sebep oluyordu.
İsimi belirsiz ne alacağına karar vermiş gibi gülümsedi.
İsimi belirsiz: bende bir tane çikolata ve bir tanede kırmızı gazoz alacağım.
"Çilekli gazoz demek istedin sanırım"
" O çilekli miydi? O zaman ben sade gazoz alayım."
O çilekli miydi derken ne bekliyordu acaba diye düşünmeden edemedim. Kırmızı rengi seviyor olmalıydı. Ben düşünürken bizim sıramız gelmişti. isimi belirsiz kantinde çalışan ablaya almak istediklerini söylerken bende cüzdanımdan paramı çıkardım.
"Peki, Sen ne istersin Nora?"
"E şey abla ben bir tane paket kek ve bir tane de çikolatalı süt alacağım."
Kantinci abla bu dediğime kafa sallayıp istediklerimi getirdi.
"Kaç dolar abla?"
Kantinci abla " 5 dolar tatlım" dedi.
Bende bu dediğine kafa sallayıp cüdanımdaki parayı ona uzattım. Ayrıca ne zaman bu kadar zamlanmıştı bunlar?!
Herneyse diye düşünüp süper belirsizin -lakap konusunda kötüyüm sanırım- yanına gittim. Beraber sınıfa çıktık. ben isimi belirsize lavaboya kadar gidip geleceğimi söylemiştim ve lavaboya gitmek için merdivenlerden inmeye başladım çok mutluydum kalbim yıllardır unuttuğu bir hissi yaşamıştı isimi belirsiz benim kurtarıcımdı! Lavaboya gittiğimde emily oradaydı ve çok sinirliydi kimse sona karşı çıkmadığı için isimi belirsiz onu sinirlendirmiş olmalıydı
kıkırdadım emily'nin bu hâli çok komikti Emily benim kıkırdadığımı görünce bana doğru yaklaştı ve sinirli bir şekilde konuşmaya başladı
"hahha ne komik bizim Nora arkadaş bulmuş! O arkadaşına güvenme eski günleri unuttun galiba."
Emily sözünü bitirdikten sonra beni sert bir şekilde lavaboya doğru ittirdi. ben daha ne olduğunu anlamadan kendimi yerde bulmuştum kafam lavabonun kenarına çarpmıştı. Ama olamaz! Kafam kanamaya başlamıştı emily gülerek bana bakıyordu. Hemen sonrasında ayağıyla bana tekme atacakken isimi belirsiz onu tek bir hamlede yere serdi. isimi belirsizin ne zaman geldiğini bile anlamamışken hızlı adımlarla benim yanıma doğru koştu. Elini kafama değdirdiğinde kanamam durmuştu. Hemen sonrasında bana "sadece küçücük bir kanamaymış endişelenmeye gerek yok" diyip göz kırptı. Emily kafasını tutarken isimi belirsize öldürecek gibi bakıyordu. İsimi belirsiz beni kolumdan tutup bana eşlik etti. bana zarar gelmesinden çok korkuyor gibi gözüküyordu. Merdivenlerden çıkıp sınıfa gelmiştik ders başlamıştı ama emily ortalıkta gözükmüyordu. Etrafıma hızlıca göz gezdirdim, evet emily yoktu. Bir kaç dakika sonra ambulans sesi gelmeye başlamıştı, herkes dışarıya doğru koşuşturuyordu. aralarında emily'nin arkadaşları bile vardı ama emily yine yoktu. Böyle bir durum olunca insanın aklına başka türlüsü gelmiyordu. Onun için korkmaya başlamıştım. Bana ne kadar zorbalık yapsada bir insana zarar gelmesi hiç istemeyeceğim bir şeydi. Bu yüzden ona zarar gelmesini istemiyordum. ismi belirsize baktım, ismi belirsiz çok sakin görünüyordu. Bu fazlasıyla anormaldi yüzünde hiç korku, endişe gibi bir ifade yoktu sanki herşeyin farkındaymış gibiydi.
bunları bir kenara bırakıp ambulansın yanına koşdum.
İçeride emily vardı. baygın gözüküyordu. İlk başta öldüğünü düşündüm, gözlerim doldu. Ağlamaya başladım. o ölmüştü belkide onu öldürmüşlerdi. İsimi belirsiz benim ağladığımı görünce kaşları çatıldı. Beni dürttü ve bana: " sakin ol lily sadece baygın" bunu umursamaz bir şekilde söylemişti. Çeneme kadar gelen gözyaşımı elimin tersiyle sildim. Sakinleşmiştim ama hâla ona neler olduğunu merak ediyordum. Peh! Konu emilyse bunu dikkat çekmek için bile yapmış olabilirdi. Neyse bu benim problemim değildi! Ben ağlarken o neredeydide ben onun yanında olacağım? İsimi belirsiz gülümsedi hırsımı anlamıştı. Hırsım onun hoşuna gitmişe benziyordu. Upuzun siyah saçlarını geriye ittirdi. Emily'nin bu durumuna üzülmemişe benziyordu. Bu ilk başta garip gelsede bakıldığında mantıklıydı. Süper belirsiz, kendini ve sevdiklerinin canını yakanın canını yakacak türden birisi olduğunu tahmin etmiştim. Herhangi birine acımak onun için zayıflık olabilirdi. En azından benim onun hakkında öngörüm bu şekildeydi. 10 dakika sonra Emily uyandı, çok yapmacık bir şekilde "sakin olun ben hâla iyiyim" dedi. bu dediğine göz devirip isimi belirsize sınıfa çıkmak için bir teklifte bulundum. Bu teklifi hemen kabul etti. Bu ortamın eskisi kadar onu sarmadığını tahmin ettim. Sınıfın katına vardığımızda yerdeki silinmiş yazılara bakındım. Hepsi çok korkunçtu. benim için yere düştüğüm günlerin hatırasıydı ve bu korkunçtu.
Bunları her zamanki gibi bir kenara atıp sınıfa girmek için adımlarımı hızlandırdım. İsimi belirsiz bana bakıyordu her anımı izliyordu . Sanki benim duygularımı anlamaya çalışıyor gibiydi. Bu onu dahada gizemli yapıyordu. umursamaz bir kız olduğunu düşünüyordum. Bir o kadarda korumacıydı. Benim onun hakkında düşüncelerim bunlardı. bende gözlemci olarak iyiyimdir Emily sağolsun. gerçektende sağ olsun yani bugün azdaha sağ olamayacaktı. Herneyse isimi belirsizle sınıfa vardığımızda tahtaya bakındım Birsürü şey yazılıydı "korkak Nora" "Galiba isimini söylemekten korkuyor hahaha" "pireli Nora" bir dakika!? Bu ne alaka ben köpek miyim? İsimi belirsizin gözleri parladı onu ikinci defa böyle görmüştüm en son ben kafamı lavaboya vurduğum zaman gözleri böyle bir şekil almıştı. Çok korkunç bir okadarda çekici bir şeydi. Onu kolundan tuttum "isimi belirsiz sakin olmalısın" isimi belirsiz aklına bişey gelmiş gibi durdu. Kafasını salladı "tamam sakinim lily, sadece o ukala kız canımı sıkıyor" bu dediğine kafa salladım. Haklıydı, Emily çok ukala bir kızdı vede oldukça şımarık. Her ne istediği alınan zengin şımarık, popüler kızlar olurya işte emily dediğimizde tam tanım olarak size bunu sunabilirim. Bu sırada isimi belirsiz göz devirip sırasına geçti. Ona ne kadar gıcık olsada bu gibi şeyleri pek umursamıyor gibi görünüyordu. Sırasına geçtiğini gördüğümde, bende hemen sırama geçtim. Sıralarımız hemen yan yanaydı, emily arkadaşım olmasını engellemek için elinden geleni yaptığından yanımdaki sıraya kimse oturmamıştı. Gerçi o sıra dışında başka sıralarda vardı ama isimi belirsiz pardon süper belirsiz! -lakap konusunda çalışıyorum- benim yanımdaki sıraya oturmak istemişti. Bizden sonra herkes gelmeye başlamıştı. Emily ve herkes geldiğinde emily o "yapmacık" hareketleri yapmaya başladı yani şu gibi: "off canım çok acıyor ya" gibi kelimeler ve kafasını yapmacık bir şekilde tutmalar. Emily'e nasıl olduğunu sorduklarında, emily bir şey hatırlamaya çalışıyor ama hiçbir şey hatırlamadığını söylüyordu. Kafasını vurduğundan neler olduğunu hatırlamıyor olmalıydı. Peh, bana neyse.
Kısa süre sonra öğretmenimiz bayan Eirwen içeriye doğru usul adımlarla ilerledi. Sınıfın kapısından içeriye girdiğinde görülmesi pekte zor olamayan tahtaya kaymıştı gözleri. Kaşları hafifçe çattı ardından sinirini bastırır bir şekilde konuştu "çocuklar arkadaşlarınıza bu şekilde hitaplarda bulunmayın lütfen" ardından önüne geri döndü. Dersi anlatmaya çalışırken yorgun ve halsiz gözüküyordu. Çok yorulmuş olması olanağan bir durumdu. bunu düşünürken zilin çaldığını fark ettim.
İsimi belirsize döndüm, artık adını bilmem gerektiğini düşünmüştüm. Seri bir şekilde konuşmaya başladım.
"İsimi belirsiz, artık isimini bilmemde sakıncası olmadığını düşünüyorum. Ayrıca sende istersen neden isimini söylemediğini bilmek istiyorum. Tabii seni zorlamıyorum sadece merak ediyorum neden isimini söylemek istemediğini."
Söylediklerim beni rahatlatmıştı. Bu uzun süredir içimi kemiren bir konuydu ve bunu bilmeyi çok istiyordum.
Konuşmam bittiğinde, isimi belirsiz sıkıntılı bir nefes verdi. Ardından konuşmasına başladı. İnanın bana benim konuşmamın tam tersi uzunluktaydı. Ben ne kadar hızlı sorduysam, isimi belirsizde o kadar yavaş konuşuyordu. Boğazını temizleyip gözlerini kaçırdı.
"Sey.. Benim isimim Chloe Williams. Söylememe nedenim karışık, anlatmak için çok zamanımız olacak özür dilerim ama şuanlık söyleyemeyeceğim."
Ben isiminin güzelliğini ve Chloe'nın söylememe nedeni nin en fazla ne kadar önemli olabileceğini merak ediyordum. Chloe, bir şey aklına gelmiş gibi salladı. "Sen galiba şuanda isimimi söylememe nedenimin en fazla ne kadar önemli olabileceğini düşünüyorsundur"
Yok canım ne alaka hiç düşünür müyüm?
"Yok canım düşünmedim " dedim ve cıvıltıyla konuştum. "Ayy isimin çok güzelmiş bu isimi nasıl söylemek istemediğine şaşırıyorum"
Çok içten ve samimi bir gülüş sergiledi bana, gülüşü herkesin içini isıtacak türdendi. Ardından isim konusunu kapatmamızı rica etti. Ne kadar merak etsemde onu bu konuda zorlayamazdım. Bende konuyu kapatma kararı aldım. Chloe, bana anlayışım için teşekkür edip "ya canım çok sıkıldı bir şeyler mi yapsak?" Diye sordu. Bu dediğine kafa salladım. Bende çok sıkılmıştım. Düşünüyormuş gibi elimi çeneme düşünceli bir şekilde koydum. Hemen sonra aklıma bir fikir gelmişti! Şuan olmasa bile yarın akşam canımızın sıkılmayacağı konusunda emindim. " Şuan olmasa bile yarın akşam beraber pijama partisi yapabiliriz!" Diye şakırdadım neşeli bir şekilde. Chloe düşünüyormuş gibi yapıp "oda ne?" Diye sordu. Bunu sorduğuna inanamıyordum. Bunu bilmemesi normal miydi? Hemen soru sorar bir şekilde konuştum. Bunu onu aşağılamak için söylememiştim sadece merak etmiştim. "Nasıl yani sen bilmiyor musun?" Kafasını anlamadığını belirten bir şekilde salladı. Bende hızlıca konuşmaya başladım "Biz sophia ile hep pijama partileri yapardık. Her hafta birimizin evine gider, gece oluncaya kadar dans eder, dedikodu yapar ve film izlerdik. Ah tabii şu sıralar yapacak kimsem olmuyordu. Tâki seninle tanışana kadar" diyip göz kırptım. Bu söylediğime anladığını belirten bir ses çıkardı ve göz kırpmama tatlı bir şekilde karşılık verdi."Bu fikri sevdim!" Diye cıvıldadı. Bende kafamla onu onaylayıp, "eh, tamam o hâlde ayarlarız değil mi??" Heyecanlı bir şekilde söylemiştim bunu. Chloe gülümsedi kafasıyla beni onayladı. Biz heyecanla bunları konuşurken Zil çalmış, öğretmen içeriye girmişti. Sıkıcı dersi dinlerken aklımın bir köşesindede yapacağımız pijama partisi vardı. Dalgın dalgın öğretmene bakıyor bir yandanda kağıda yapabileceğimiz seyleri yazıyordum. İçime heyecan dolmuştu. Gerçekten mutlu olduğumu hissetmiştim. Ben galiba fazla dalmışım çünkü chloe beni dürttü ve öğretmenimiz Eirwen'i gözleriyle gösterdi. Ben anlamaz bir şekilde ona baktıktan sonra uyuyakaldığımı anlamıştım. Donuk bir surat ifadesiyle önüme hafifçe döndüm. Öğretmenimiz mrs Eirwen, bana kafasını salladı. Bu "bir dahakine bu kadar kolay kurtulamayacaksın" demekti. Aslında bunu tehdit olarak değil, şaka amaçlı söylemek için söylediğini biliyordum -kafa salladığında söylemek istiyordu en azından- ardından yüzündeki tebessümü yakalamıştım. Bu bana kızmadığını gösteriyordu. oh be korkmuştum bir an. Bu sırada zil çaldı ve herkes kapıya doğru koşuşturmaya başladı. Chloe ise yanağına kondurduğu tatlı gülümsemesiyle yanıma yaklaştı. Onu yanımda görünce hafif gülerek ve tebessüm ederek konuştum: "Ben pijama partisi için birkaç şey planladım peki ya sen Ch-?"
Ben tam konuşacakken chloe sinirle bana baktı ve ağızımı kapattı.