Aslında son günlerdir Larayı çok fazla düşünüyordum. Hadi aile olayını geçiştim ama Lara sürekli rüyama giriyordu. Rüyamda bir yer altındaydı ve eli, kolu, bacağı bağlıydı. Gözlerine bir siyah uyku bandı takılmıştı üstelik ağzına da bez parçası sıkıştırılmıştı ve o halde çığlık atıyordu. Bilmiyorum ama Lara'nın öldüğünden emin değilim. Belkide bana birşeyler ifade ediyordur? Bugünlük AVM yi sanırım ertelememiz gerekecekti ama bu rüya kanımı o kadar dondurmuştu ki önümdeki kahvaltıyı yiyemiyordum bile. "Benim, güzelim yine nerelere daldın yahu!" "Ha, yok bir şey ama kahvaltıdan sonra masadan kalkmayın sizinle konuşmam gereken şeyler var." "Ne sik, sik işler açıyorsun acaba Lavinia. " Ateş'e iğrenerek baktım. Ağzında küfür yer etmişti ve bir türlü susmayan, huysuz bir dağ ayısıydı. "Abi! " dedi Mila, abisini uyarmak isteyerek. "Karışma sen Mila'm." dedi Ateş. Zaten tek ona yumuşardı. Aslında yumuşadığı biri daha vardı. Lara... Bunu size daha önce anlatmamıştım. Ama artık beni ve grubu iyi tanıdığınız için anlatacağım. Lara'nın abisi uzun zaman önce ölmüştü, haliyle Lara sürekli abisini hatırlamaya başladığı zamanlar ona abilik taslayan kişi Ateş'ti. Ona değer veren tek adam da Ateş'ti. Lara'nın ölümünden önce bu kadar gaddar olmayan birinin gaddar olmasının sebebide, kardeşi gibi gördüğü, canı pahasına onu herşeyden koruduğu kuzeniydi. Bu yokluk Ateş'i de bitiriyordu.Mila belli etmesede Mila'da içten içe çürüyüp ölüyordu. Ben zaten ölmüştüm çok uzun zaman önce.. Bunu şimdilik size anlatamayacağım. Herşeyin zamanı vardır... Kahvaltımızı bitirdikten sonra herkesi çok tutmadan direk konuya geçtim. "O, Yiğit piçinin işini bugün bitireceğiz. Hem Ateş, senin elin, kolun uzun illaki rütbeli bir yeri olan arkadaşların vardır. " Ateş sadece başıyla beni onayladı. Mila ise bu plan'a şeytani bakışları ile bakarken, Efe de kabul etmişti. "O halde, beni iyi dinleyin. Şimdi hepimiz bugün kılık değiştireceğiz bu nedenle biz Milayla saçlarımızı kalıcı olmayan bir saç spreyi ile boyayacağız. Benimkinde boya tutmasada.. Sizde şöyle işte bi şeyler giyinin. Efe sen beyaz gömlek falan giy işte anladın beni, Ateş sen herzamanki gibi giyin zaten anlamaz heralde. Değiştin çünkü. " Ateş omuz silkerken diğerleri beni onayladı ve biz Milayla odaya çıktık. Eksik olan eşyaları bir kağıda yazdık, bu kağıdı Ateş ve Efe'ye verdikten sonra akşam ki giysileri hazırladık. Ben siyah bir elbise giyecektim. Elbisenin sırt dekoltesi, göğüs dekoltesi vardı ve dizime anca geliyordu. Aynı zamanda kumaşı çok hoştu. Mila'nın gönlü ise kırmızı elbiseden yanaydı. Zaten saçını kalıcı olmayan turuncu boyayla boyayacaktı. Bende saçımı gece mavisine boyayacaktım. Nedense şirin baba olmak geçmişti içimden, sorgulamayın. "Off, çok heyecanlıyım bayan şirin. " ona alaycı bakışlarımı yönlendirirken bir yandan elbiseyi ütülüyordum. "Kız sen varya çok fena bişey olacaksın. " Muzip bir gülüşle Mila'ya söylemiştim. Odaya hayvan gibi gelen Ateş ve Efe yüzünden sahte flörtleşmemiz sona ermişti. "Eşyalar burada. " Ateş poşeti Mila'nın yatağına koydu Efe'de bize bakıp sırıtıyordu. "Yanlız biliyorsunuz değilmi hepimiz bir çift olacağız. " Ateş şaşkın görünen bakışla baktığı an Efe direk cevap vermek için ağzını sonuna kadar ayrıdı. "Ben, Milayla çift olucam! Ateş bokumu ye. Hem siz kardeşsiniz anlar. " Ateş Efe yi öldürecekmiş gibi bakarken, bende Efe'ye ölümcül bakışlar atıyordum. "Efe haklı abi." Ateş isteksiz bir biçimde de olsa kabullenmişti. "Merak etme Ateş,bende sana meraklı değilim. " diye fısıldadım kulağına. Ardından hepimiz Yiğit'in sahip olduğu bara gitmek için saat'in on olmasını beklemiştik. Neyseki saat ile dakika birbirini kısa sürede kovalamıştı. Mila'yı direk lavaboya soktum ve ışıl, ışıl parlayan o sarı saçlarını turuncuya boyamaya başladım. "Kız, bi yerinde dur! " Mila ise kahkaha atıyordu. "Napiyim ya! Sprey soğukmuş. " Sonunda Mila'nın saçını boyadıktan sonra kendi saçlarıma geçtim ve saçlarımı koyu laciverte boyamayı başarmıştı. Sprey nasıl güçlüyse siyah saçlarımı gece mavisi,yani laciverte boyamayı başarmıştı. Aynada kendime bakarken bu rengin bana nasıl yakıştığına bakıyordum ki Efe'nin çığlık sesini duyduğumuz an koridora baktık. Ateş, Efe yi kovalıyordu. "Ateş, özür dilerim! Gelme üzerime. " Efe koşarken,Ateş muzipçe gülümseyerek, yavaş bir biçimde Efe'ye yanaşıyordu. Mila'yla odaya geçtik ve o kırmızı elbisesini giyip makyaja başlarken bende siyah elbisemi giymek için çabalıyordum. Aynada kendime baktığım an bel dekoltemden yaptırdığım, disko topu dövmesi görünüyordu. Bunun anlamını çoğu kişi bilse de yinede açıklayacağım. Disko topları kırıldıkça daha çok ışık saçıp, parlar... Bence yaptırmam için gereken bir sebepti bu. Mila makyajını bitirdiği an, bir tilkiyi yansıtıyordu. Makyajında tilki göz stilini kullandığı için daha güzel, ihtişamlı olmuştu. Ben ise keskin bir eyeliner çektim ve göz kapaklarıma hafifçe far uygulayarak,bordo bir ruj sürdüm. Son olarakta kendime sahte çil ekledim. İşte hazırdım artık. Mila bana bakarken bir ıslık çaldı ve beni etrafında döndürdü. "Bu, nasıl bir güzellik böyle! Ortalık cayır cayır yanacak. Lavinia! " Mila'ya gülümsedim ve ona sarıldım. "Herşey, Laramız için... "Ardından hepimiz Ateş'in arabasına bindik. Ateş her zamankinden daha yakışıklı görünüyordu. Saçları hafif nemli, damatlık ve siyah bir alt giymişti. Kaşındaki piercingi çıkarmıştı aynı zamanda. Fark ettiğim tek birşey vardı. Oda Ateş'in sürekli beni süzmesiydi. Resmen beni yiyecek gibi bakıyordu. Mekana vardığımızda Efe,Mila'nın belini tuttu, Ateş ise sinirle Efe'ye bakıyordu. "Seni dövecem, bekle sen! " diyordu kısık sesle. "Ya,çok tatlılar sal şunları! " Ateş bana sert bir bakış attı ardından, kocaman olan avcunu benim belime sert bir şekilde sardı ve içeri girmek için korumalara kimliğimizi gösterdikten sonra Mila'yı ve Efe'yi uyardım. "Efe, senin adın artık deniz. Mila, sende Durusun tamamı? " ikiside beni onayladılar ve içeride masa tutmak için, kocaman kalabalığa karıştılar."Ateş, senin adında Barbaros, benim ki Gece tamam mı? Sakın unutma,seni paralarım! " Ateş bana muzip bir gülüş armağan ettikten sonra beni onayladığını belirten bir mırıltı çıkardı. Ardından içerdeki kalabalığa karıştık ve ben barmene gidip bir şarap aldım. "Bana, sert bir şarap ver. " barmen gülümsedi. "Bu, güzelliğe özel bir şarap yaparım. Fakat, birkaç metre uzağındaki adam bana, beni öldürecekmiş gibi bakıyor. " arkamı döndüğümde Ateşi gördüm ve şarabı aldığım gibi yanına gittim. "Neden,ona öyle baktın? ""Bu göreve,duygusal bağ kurmak için girdiysen hiç girmeseydin, Lavinia. " sert bir ses tonuyla söylemişti bunu. Tabi ben dururmuyum? hayır. "Seni ilgilendirmeyen konulara karışma Ateş. " "Sende görevi ciddiye al,Lavinia." dedikten sonra benden uzaklaştı. Bende Efe ile Mila'nın olduğu masaya gittim. Efe hala Mila'nın belinden tutuyordu. "Siz,role fazla mı kapıldınız acaba?" ikisi aynı anda ürperdi ve Efe kolunu Mila'dan ayırdı. "Benim, Ateş'im nerede?" diye sordu Efe. Bende olayı anlatarak Ateş'in taklidini yapıyordum ki Mila bana arkayı işaret ettiği an kaskatı kesilerek arkama baktım. Bana cehennemden çıkmış, gözlerle bakan Ateşi gördüm. "Hm.. Öylemiymiş? Lavinia. " Ateş'in suratına bakarken Mila direk bizi dürttü. "Yiğit,geldi! Koş Lavinia adamın odasını basıcaz. Lütfen sizde geç kalmayın baylar çünkü adam bizi taciz edebilir. " Ateş ve Efe onaylasada Ateş bana yine cehennemden çıkmış gibi bakıyordu. Ardından koşar adımlarla Yiğit'in iki yanınıda kapladık. "Merhaba bebeğim. Üçlü eğlenmeye ne dersin, ha? " Yiğit dediğim söz ile bir Mila'ya bir bana baktı, ardından ikimizide belimizden yakaladığı gibi odasına doğru sürükledi. Ateşlerin bizi kurtaracağını bilmemize rağmen gerilmiştim.Odaya girer girmez Yiğit direk bana döndü ve beni belimden kavradığı gibi masaya otturdu. Mila'da gizlice çekmecelere bakarken ben Yiğit'i bir süre oyalasamda tam dudağıma yapışacakken Mila telsizden Ateşi çağırdı. Ya da ben öyle hissettim ki,yanılmamıştım. Ateş direk odaya Efeyle girdiğinde Yiğit onları tanıyamadığı için şok olsada direk beni kollarına alıp, boynumdan kavradı. "Eğer ki hareket ederseniz. Kızın boynunu kırarım, gevşekler! " ben ise olduğum yerde gülmeye başladım ve Yiğit'i cevapladım. "Merak etme yavşak. Emin ol ki burda ki kimse beni umursamıyor bile, rahat rahat öldürebilirsin beni. " Bunu dememle Yiğit,eline masadan tornavida aldı ve tam boynuma saplayacakken Yiğit birden yere yıkıldı. Ateş onu beni yaralamaya kalkıştığı kolundan vurmuştu. "Şimdi,söyle pislik? Ölümün bugün mü olsun , yoksa Lara'ya yaptıklarını polise söylermisin? "Yiğit Ateş'in bu sözüyle pis pis sırıtmaya başladı. "O sürtüğün,hayatımda hiçbir değeri yoktu zaten! İyikide öldürmüşüm. Ellerime sağlık! " Bunu demesiyle birlikte ben Yiğit'i boğacaktım ki Ateş benden önce öne atıldı ve Yiğit'i duvara kadar sürükledi ve boynundan kavradığı gibi onu duvarda yukarı doğru çıkardı ve boynunu sıktı. "Ha, pislik onun boğazını böylemi sıktın!Ulan,piç!" Yiğit Ateş'e yalvarıyordu resmen. "ULAN, OROSPU ÇOCUĞU SEN YALVARSAN NE YAZAR! BENİM,CANIMI ÖLDÜRDÜN SEN! " En sonunda Yiğit bayıldı ve Ateş Efe'ye işaret verdiği an Efe bizi tuttuğu gibi odadan çekti ve Bahçedeki arabaya bindirdi. Ardından bizi Milaların evine bıraktı. Milayla, ben şok geçirmiş gibi etrafı süzerken Milaya sordum. "Sence, ona ne yapacak? " Mila omuz silkti ve adımlarını banyoya yönlendirdiğinde, bende onu takip ettim ve sırayla duş aldık. Duştan sonra Mila uyudu, bende ağlayarak ay ve yıldızı izleyip dua ettim. "Rabbim, sana yalvarırım Bora abim geri gelsin.. Çok çaresizim,Yarabbim.. "
Bölüm 6
Yakalandın
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.