Sabahın köründe şeytan daha ağzıma işememişken aniden uyandım.Ağzımın sahra çölü kadar kuru ve sümük kadar yapış yapış olduğunu fark ettim.Odada 8 kişi uyuduğumuz için ses çıkarmadan ve bubi tuzaklarına yalanlanmadan tuvalete gitmem gerekiyordu.Yer yatağında uyuyan kardeşlerim ve kanepede sızmış olan babamı geçmem gerekiyordu.Avizeye tutunarak sallandım ve babamın parmak uçlarında balerin vaziyetinde durdum.Ardından içimde bütün gece tuttuğum kudretli ve yüksek desibelli osuruğumu kullanarak uçtum ve kapının ucuna geldim.Tabi babam yüzüne osurduğumu görünce rahat durmadı ve yandaki unlu oklavayı tek hamlede kavrayarak havaya kaldırdı.Ardından oklava ile cirit attı ve götüme nokta atışı yaptı.Bu savaşta yenilmemek için hiç bir şey olmamış gibi tuvalete gittim ve isal bokumu annemin yeni kurduğu turşu kavanozuna koydum. (turşuları tuvalette yediğim için yamuldum)Ardından kavanozun kapağını aralayarak babama fırlattım.Ve oradan topukladım.Kısa süre içinde evden bağırma sesleri ve kötü bir koku gelemeye başladı.Pencerelerden içerde oluşan vaziyet çok belliydi.Artık eve gidemezdim…Babamın yüzüne sıçmış bulundum.Kahvaltı yapmam gerekiyordu bu yüzden camide hayır olsun diye dağıtılan pişilerden aldım ve tarlada yemeye başladım.Yanıma küçüklük arkadaşım Mıstafa geldi.Beni yeşil, dar, paçaları beş karış üstte taytımla gördüğü için çok utandım.
Mıstafa:Hele kimleri görüyorum, kaçıracam kız seni Rümeyye.
Evet Mıstafa bana aşık ama tipim değil.Onun sarı saçları mavi gözleri ve kaslı bir vücudu var ama ben kara ve zargana erkeklerden hoşlanırım (tercihi olarak Kürt).Sonra onu “git başımdan” diyerek gitmesini sağladım.Ardından pişilerimi bitirip işsizlikten ve başıma dert açmak istememden dolayı amcamın yanına gittim.Amcam benzinci olduğu için ve artı olarak dolandırıcı olduğu için elime benzin pompası tutuşturdu ve “bir süre sen çalış” dedi.Bende ağır başlı ve sözünün eri bir kız olduğum için “hayır” dedim.Sonra cezaevinden yeni çıkmış olan amcam cebinden çıkardığı tabanca ile topuğuma sıktı…Öküz gibi bağırmaya başladım ve topal oynayarak oradan kaçtım.Bizim köyün şifacı imamına gittim ve ayağım için ne yapabiliriz dedim.
İmam(hayrettin):
—Dua okurum sonra tükürüğümü ve ayak baş barmağımı bir bardak zem zem suyuna karıştırırsak sana ultra okunmuş ve şifalı bir su yapabiliriz. diyince iştahım açıldı ve kabul ettim.
O suyu hazırladık ve içtim.Suyun tadı pek güzel olmasada oradan ayrıldım.Yolda topallayarak yürürken babamı gördüm.Ufuktan elinde kemerle bana koşuyordu.Ayağım yaralı olduğundan mütevellit koşamadım ve ayak üsti dayak yedim.Sonra babam kan kaybından ölebileceğimin ciddiyetini fark edince beni kudretli ve kalın kollarıyla taşıdı ve eve gittik.Evde babam acılı çiğ köfte yoğurmaya başladı.Ama o sırada hâlâ her yer bok içerisindeydi.Babam şifa niyetine bana acılı çiğ köfte yedirdiği esnada ağzıma tavandan bok damladı.Panik oldum ve çiğ köfte tepsisini kafama vurmaya başladım.Ağzımdaki boku çıkarmaya çalışıyordum.Ardından olaya babam dahil oldu.Elini ağzıma sokmaya çalıştı.Babam ve ben boku çıkarmak için çabalarken annem içerden bana tuvalet maşraphasının içine su koyup getirdi.İçmem için kırk takla attı ama beceremedi ve en sonunda o boku yuttum.Ardından koşarak evdeki tek tuvalet olan alaturka tuvalete gittim.Ama altı kardeş olduğumuz için tuvalet doluydu ve benim kusmam gerekiyordu.Kapıyı zorladım ve tuvaletini yapan küçük kardeşim Mılsım’ın üstüne kustum.Annem Mılsım’ı dışarda leğende yıkarken bende duş aldım.Sağolsun anacığım akşamına kuru fasülye yaptığı için bir posta daha eve sıçmış olabilirim.
Görüşürüz sevgili günlük.