Sıcacık tutan ceketin içinde mayışmıştım, uyumamak için kendimi tutuyordum. Araba yolun kenarında durdu. Kendimi zorlayarak açtım gözlerimi. Emniyet kemerini çıkarırken konuştu.
Min jun: Hadi bir şeyler yiyelim.
Gülümseyerek başımı salladım. Sonra kemeri çıkarıp arabadan indim. Yanyana yürümeye başladık. Eline uzanmak istedim ama yapmadım. Zaten benim yapmama gerek kalmamıştı. Çünkü o benden önce davranıp elimi tutmuştu. Başımı ona doğru çevirip yüzüme tatlı bir gülümseme yerleştirdim. Yeşil yaparaklarla dolu kafenin bahçesindeki pastel renkli masalardan birine oturduk. Pembe elbiseli bir garson anında masanın önünde belirdi. Şu ana kadar gördüğüm en tatlı kafe konsepti olabilirdi.
Min jun: Ne yiyelim?
Yemek menüsünü açtım ve şekilli sayfaların üzerinde gözlerimi gezdirdim. Kısa bir süre düşündüm ve kafamı kaldırıp heyecanla cevapladım.
Haeun: Tost alalım mı?
Yarım ağız sırıtıyordu. Karnımda kelebekler uçuşuyor gibiydi. Kafasını garsona çevirdi.
Min jun: İki tost alalım. İçecek olarak siz ne öneriyorsanız o olsun.
Garson uzaklaştı. Utangaç bir şekilde gülümsedim. Dirseğini masaya koydu ve kafasını yumruğuna yasladı. Beni mi izliyordu o? Of sanırım yine kızardım.
Haeun: Ne yapıyorsun?
Min jun: Sevgilimi izliyorum.
İtirafı beni daha da utandırdı. Gözlerimi birkaç kez kırptım ve mızmızlanır gibi konuştum.
Haeun: Bilerek yapıyorsun değil mi?
Kaşlarını kaldırarak anlamamazlıktan geldi.
Min jun: Neyi?
Haeun: Beni utandırmaya çalışıyorsun.
Min jun: O zaman sen de bu kadar tatlı olma.
Ben cevap veremeden garson elinde tepsilerle geldi ve önümüze bıraktı. Tostu almak için elimi uzattım ama üzerimdeki ceketin kolları uzun geldiği için elimi kullanamıyordum. Min jun bana doğru uzandı ve ceketin bir kolunu tutup bileğime kadar katladı. Aynı şeyi diğer kolum için de yaptı. Nefes almayı unuttum sanırım. İşi bitince elimi tosta attım ve büyük bir ısırık aldım. Olabildiğince göz teması kurmaktan kaçınıyordum. Pek başarılı sayılmazdım.
Haeun: Teşekkürler.
Tek gözünü kırptı ve İçeceğinden bir yudum aldı. Hala bana bakıyor. Bunun bu kadar zor olacağını düşünmemiştim.
...
Evin önüne gelince araba yavaşladı ve durdu. Kemeri çıkardım ve indim arabadan. O da indi. Beni her eve getirdiği zaman benimle kapıya kadar gelmesi hoşuma gidiyordu. Aramızdaki mesafeyi kapattı.
Min jun: Görüşü-
Konuşmasını yarıda kestim ve parmak ucunda durarak dudaklarımı yanağına bastırdım. Geri çekildim. Yüzündeki şaşkınlığı görünce kıkırdadım. Sesli gülümsedi. Elini kafama daldırdı ve saçlarımı karıştırdı. Kafamda duran elini sıkıca tuttum. Omuzlarımı sallayarak konuştum.
Haeun: Gitme, sen de gel~
Min jun: Ailen rahatsız olur şimdi ben gideyim.
Haeun: Annem var sadece, hem rahatsız olmaz tanışırsınız.
Min jun: İnatçı, yürü hadi.
Kolundan çekiştirerek zıplaya zıplaya kapıya yürüdüm. Kapı zilini çaldım. Anında açıldı. Annemin yüz ifadesi Min jun'u görünce değişti. Mutluluk ve şaşkınlık birbirine karıştı. Ben ise sessizliği bozmak için heyecanla konuştum.
Haeun: Anne biz geldik! Seni tanıştırmak istediğim biri var!
"Ah tabii içeri geçin."
__________________________________
Min jun böyle adam ol😡