İçeriğe geç

kosmos evrenin hakimi

Bölüm 1 · 13 dk okuma

kosmos evrenin hakimi

Bölüm 1

kozmos

yıl 80 trilyon 657 milyar 48 milyon 672.813

bu hikaye cosmos adında evrenlere hükmeden bir diktatör tarafından yazılmıştır (kısaca yazarım da ağzından yazılmış ve kendi egosunu büyüten bir hikayedir veyahut romandı diyebilirsiniz)

önsöz

zamanın ve hiçliğin var olmadığı bir evrende ilk kıvılcım yandı o kıvılcımın adı kozmos idi

zaman ve mekanı kendi şeklinde yaratabilen bu varlık kendi içinde soyutlaşmaya bedenini şu an bildiğimiz evrene yani şu anki yaşadığımız Evrim bedeli bildiğimiz insanlardan biraz farklıydı iki elimde de tam birleştiği kısımda koluyla 2 tane siyah delik vardı insanlığın arasına karışan kozmos kendini bir bilinç bir düşünce kazandırdı bu bilinç ismi Recep olan bir genci etkilemiş ve onun ruhuna ve bedenine nam salmıştı çok kolay bir şekilde kazanabileceğini fark edenler cosmos Ali'nin bedenini ele geçirdi bu hikaye kozmosun dünyada ve evrenlerdeki hakimiyetinin 80

trilyar yıl sonrada geçmektedir

BÖLÜM 1 : YALNIZLIK

Sabah kalktım ilk iş olarak bölümün daha doğrusu koltuğumun yerine geçtim tam 4 milyon evrene hakimiyet süren bir mareşal bir komutan bir kral artık ne demek istiyorsun zamanın ve mekanın manipülatifliğinden yararlanarak her kısma daha doğrusu evrene hükmet lakin tek bir sorun vardı 4 milyon Evren ele geçirsen de ne kendime benzer bir varlık ne de kendime eş değerde olan bir insan daha doğrusu bizim değişimizde asker bulamadım yalnızlığımın bu kahpe karanlığı beni uzun uzadıya düşündürmeye ve zihnimin en karanlık noktasına götürdü tam o sırada 22 bölüğün komutanı e70 huzuruma geldi izin isteyerek konuşmaya başlayan e70 önceden hazırlamalarını istediğim prototip dü leri hazırlamıştı kısaca dü dediğimiz bu cihazlar üzerlerinde düğme bulunan ve evrensel manipülatör daha doğrusu ışınlanma teknolojisini kullanan çok hızlı bir şekilde mermi üretebilen bir fabrika dı. ilk ilk silahı kısaca düğmeli tabancayı kendi ellerimle yapmıştım tam 32 tane harf ve 72 tane de sayı vardı 1'den 72'ye kadar olan sayılar 32 harfin yani a'dan z'ye ve belli başlı değişik sembolleri kısaca Sigma işte lamda gibi Yunan alfabesinden kalma birkaç tane de harf içeriyordu fakat sıkıntı şuydu kendi gücümü arttırdığım bu silah o kadar çok karmaşık ve o kadar çok zordu ki yani şöyle düşünün 32 x 72 tane düğme var her neyse kendi askerlerimin kullanabilmesi için bu bu silahları daha düşük seviyelere indirgemeye çalıştım en düşük indirilgiye bildiğim seviyeler ise a'dan e'ye kadar ve 1'den 21'e kadardı şimdi getirilen prototipler daha hızlı ve daha iyi bir işlem yapabiliyorlardı bu yeni silahlar acemi birliklerine verilecekti ilk prototip olan 16S 16 daha doğrusu 16 prototip olarak da geçiyor nedeni ise 15 başarısız bir başarılı o yüzden 1 prototip olarak da geçiyor acemi birliklerine verilen bu silah a'dan b'ye kadar ve 1'den 4'e kadar bir düğme kombinasyonuna sahip bazı düğmeleri birlikte açılabiliyor bazıları ise tek seferlik yani bir düğmeye bastın mı diğerini açamıyorsun manasında silahın kullanımı aslında çok basit a çoğunlukla ataktan gelen bir kısaltma a seviyesi de duyabileceğimiz saldırı seviyesi 4 seviyeden oluşuyor ilk seviye SR mermisi kullanan ve 170 santimlik zırhı delebilecek bir mermi türü çoğunlukla daha yüksek seviyelerini çıkartmadığımız bu SR mermisi çoğunlukla saniyede 4 atış olmak üzere sınırlanmıştır nedeni ise diğer şu mermiler kadar güçlü değildir çoğunlukla hızlı tepki verilmesi gerektiği zamanlarda kullanılan bu mermi bizim ilk kullandığımız mermilerden biridir ve ayrıca ilk dünyamızı ele geçirdiğimiz mermilerden de biridir ikinci a seviyesi olan skalas mermisi çoğunlukla zamanı yavaşlatan bir mermidir atıldığında boyutsal bir yarık oluşturarak zamanı içine çeker ve zamanın onda bir hızınla ilerlemesini sağlar bu sadece kullanıcı tarafından algılanabilen zaman yavaşlatma diğer kişiler için sanki hiçbir şey olmamış gibi olur yani şöyle düşünebilirsiniz siz saniyede bir adım atarken o saniyede 10 adım atıyor 3 A seviyesi olan skalyen çoğunlukla boyutsal bir geçiş açmak için kullanılıyor bu yeni ürettiğimiz bir mermi türü olduğundan dolayı biraz dengesiz şimdi diyeceksiniz ki o seviyesi 72'ye kadar ama şöyle bir şey var SR mermisi ne skalas ne de skalyen vardı bundan dolayı benim mermilerim çoğunlukla şu anda bildiğimiz NATO mermileri 9 milimetrelik mermiler gibi türlerden oluşuyordu son seviye olan 4A seviyesi en yeni ürettiğimiz SR 16 skalas mermisi olarak da geçiyor daha doğrusu boyutsal bir yarık açarak tabancanın önüne tam saniyede 400.000 skalas mermisi ve 16 tane SR mermisi atıyor adından da anlaşıldığı gibi SR 16 skalas bu çoğunlukla evrenler arası Birleşmiş Devletler tarafında kullandığımız bir mermi türü şimdi b düğmelerine geçeriz ve düğmeleri çoğunlukla savunma ve ışınlanma teknolojimizin bulunduğu düğmeler ilk b düğmesi Burcu adı verdiğimiz iyileştirme haplarından üretmeyi sağlıyor bu iyileştirme hatları bir bacağın kopması veya hut bir gözün çıkması gibi küçük değiştirilebilir fonksiyonlar da kullanılan bir hap bunu içen asker acembirliği yeni bir bacak yeni bir kol veyahut yeni bir göz kazanabiliyor bundan dolayı askerlerimiz fazla sağlıklı ve çok güçlü imizi görev görüyor Deniz görevlilerinde çoğunlukla kullandığımız bu düğme silahın ve kullanıcısının bedelini garip süngerimsi bir beyazlık bırakıyor bu beyazlık bir dakika sonra şeffaflığa dönüyor ve etrafını sünger misali yumuşatıyor yüksek düşmelerde fazla basınçlı ortamlarda veya hut denizaltı görevlerini çoğunlukla konulandı ikinci b düğmesi üçüncü bedduasının eski gibi prototipidir üçüncü belediye düğmesi ise daha zor koşullarda lavın altında dünya çekirdeklerinde gaz devlerin veyahut güneş gibi yıldızlarda sefere sefere çıktığımız zamanlarda kullandığımız 3 düğme çoğunlukla adlandırılmamış koruma kalkanı olarak geçmekte çünkü şu anda bile tam emin olmadığımız bir güç tarafından yaptığımız bir şey tabii ki de karanlık maddeden bahsetmiyorum karanlık maddeden bile daha güçlü olan bir savunma sistemi son 4B düğmesi ölmüş askerlerin tekrardan yaşama dönmesini sağlıyor fakat şöyle bir sıkıntı var ölmüş askerler eskisi gibi duygu ve düşünceye sahip olamıyor bu çoğunlukla atılabilen bir mermi olduğundan dolayı yani nermin'in içinde olduğundan dolayı ilk b düğmesinden birazcık farklı ilk b düğmesi direkt hap olarak çıktığından dolayı direkt ağza atılıp yutulabiliyordu fakat mermi olarak kullanılan 4B düğmesi bir bedeni kafadan sıkılması gerekiyor bedene giren 4B düğmesi 4B mermisi ismi böyle biraz isim kıtlığı var beynin içine yapay bir nöron yerleştirerek diğer nöronların çalışmasına yardımcı oluyor bunun üzerine beden sadece uzaktan konumunda edilebilen bir savunma sistemine geçiyor sonra savaş bittiğinde ise 4B mermisi bedenin kafasından çıkıyor ve patlıyor bundan dolayı neredeyse hiçbir etik sorununa karşılaşmıyoruz ben bunları düşünürken 22 bölüm komutanı heyecanlı bir şekilde yeni ürettikleri prototipi kendi kullanmak isterim bininci bölükten hortlak askerleri çağrıldı bu askerler fethettiğimiz evrenlerde esir düşmüş bize esir düşmüş ve eskiden çok kötü amaçlar için çalışmış insanlardan oluşmakta bu insanlar belli başlı besinlerle besleyerek onları hafif ölü hafif yaşayan bir forma dönüştürdük tabii ki de çoğunlukla canlarına acıtmadan onları belli başlı amaçlarımız için kullanıyoruz 22 bölüm komutanı prototip silahı deneyebilmek için ilk düğmeye bastı fakat prototip ne yazık ki çalışmadı biraz hüsrana uğramıştım fakat 22 22 bölüm komutanını daha üzgün gördüğümde biraz ona acımıştım tam bin yıldır bunun üzerine çalıştıklarından dolayı onları teselli etmek için bin yıl daha yaşayabilmeleri için daha doğrusu yeni hatlar verdi bu haplar çoğunlukla 4000 ila bin yıl arasında yaşam süresi veren SR 22 mermisiydi fakat nöron büyüklüğünde olan bu mermiler haplarının içine saklanmışlardı tabii ki de bunu bilmeyen çoğu kolanbanaunları içmek için razıydı 22 bölüm komutanı heyecanlı bir şekilde elimdeki hap kapıp içti sonra işinin başına geri döndü ben seni tekrardan yalnızlığın o tahtına oturdum o kadar Evren ele geçirmeme o kadar insanla savaşmama rağmen hiç kimse benim kadar güçlü değildi fakat sıkıntı olan bir şey vardı zamanla SR 22 ve SR 23 mermileri yani hapları yaşlanmama engel olmuyordu fakat beni şöyle düşünebilirsiniz ben yaklaşık 81 trilyar yaşında olan bir fani'yim ve böyle çok uzun yaşamamın sebebi de aynı anka kuşu gibi tekrardan küllerinden doğma daha doğrusu benimki birazcık daha farklı çok fazla yaşlandığımda en son bunu 20 trilyon yaşımdayken fark etmiştim belli bir süreden sonra bir anda 14 yaşındaki Halime dönüyorum daha çok 14 yaşındaki bir çocuğa benziyordum bunu bilen komutanlarım ilk kez o şekle döndüğümde hakimiyetimle olan galaksiyi ele geçirmeye çalışmıştı bundan dolayı da bininci bölüm hortlaklarını üzerine salmıştım tabii yaşlanma belirtileri gösterdiğimden dolayı tekrardan aynısının yaşanmaması için çoktan önlemlerimi almıştım bundan dolayı SR 22 ve SR 23 kaplarını üretmiştim bunlar insan beynine girerek yani 4B gibi fakat ölmüş değil canlı olanlara bana hiçbir zaman karşı çıkmamalarını sağlayan bir tür yanımsamak tabii ki de düşünce özgürlükleri daha doğrusu özgürlükleri vardı çoğunlukla sadece benim emirlerim onlara asker olarak idi hiçbir zaman kendi aile ve yaşamlarına karışmamıştım

tabikide bazı istisnalar ve büdahaleler vardı ilk -12. tümenin generali ∆12 ailesi ile kavga etmiş ve karısını öldürmeye teşebbüs etmişti o sırada genel beyin ve nöron araştırması yapan eski komutan ve benim arkadaşım burkay delta 12' nin karısına yaptığı ve söylediklerini görünce bana iletmişve SR 24 mermisi ile onun kontrolünü ele geçirdim ben bunları düşünürken 12. evren birliği ve komuta karagahı 1. Büyük kolordu KOMUTANLIĞI bize savaş açtığını gördüm

bölüm 2 : Geçmiş

ilk tam giyilebilir sanal gerçekliği sonunu icat ettiğim günlerde o günlerde yeni çıkarttığım oyun ile insanları sanal aleme taşıyabiliyordum tamamiyle hiçbir gecikme hiçbir sorun olmadan fakat büyük firmalar yüzünden bu projem askıya alın bundan sonra kendi stüdyoumu kurmak istedim lakin ne yazık ki ne param nereye başka bir şey mi vardı sonra ilk defa onu gördüm ebrarlar arası portal makinesi biraz garip normal diğer şeylere hiç benzemiyor sadece bir adımı bile çok değişik bir yere gelmiştim etrafa bakın ne bir dal verebiliyor taş parçası sadece yer ve yer tepeme bakmaya çalıştım tepemde de yerler vardı sanki bir kutu değil içindeydim fakat ne sağımın bir sonu vardı ne önemi her tarafım sanki bir boşluk gibiydi saatlerce yürüdüm kapanan portaldan açığa kalan birkaç tane metal parçası vardı o metal parçalarıyla bir şey yapmaya lakin hiçbir şey olmadı bunun üzerine orada yaşamak için birkaç yol bulmaya çalıştım lakin buranın toprağı verimsiz olduğundan dolayı hiçbir şey yapamadım bunun üzerine çok büyük bir zihinsel çöküş yaşamışsın benim kalitemi koruyabilmek için cebimde olan çakmağı yaktım o yandığı anda yıldırım çarptı şaşırmıştım tepeme baktığımda bir medeniyet vardı inanamadım bu sefer tekrar çakmığımı çaktım bu sefer medeniyetin üstüne bombardıman olmaya başladı inanamıyordum her tarafından bir kapak açılıyor ve oradan bir füze indiriliyordu şaşırmıştım bir füzenin üstüne atladım ve yukarı doğru çıkmaya başladı fakat bir anda füze yere düşüyormuş gibi oldu korktum fakat bir şey fark ettim bu dünya daha doğrusu bu gezegen aslında iki tane gezegenin birleşimi sonucu oluşmuştu 30 gözlükmesinin sebebi ise bunların hem kendi etrafında dönmesi hem birbirleri etrafında dönmesi hem de mekansal olarak zaman ve gelecekte dönmesinden dolayı dedi medeniyete vardım ama ilk çıkan binaya girdim hiç kimse yoktu biraz araştırma yaptım bu ev daha doğrusu Bir daha da diyebiliriz çünkü çok fazla yıkıktı bir bilim insanına ait gibi gözüküyordu metaller daha doğrusu bileşikler aslında bu adamı diyeceğim dedi fakat adamın değil olduğunu veya kim olduğunu hiçbir şekilde anlayamadım bir resim buldum adamı artık kızımı bilmiyorum iki kişi vardı biri bana çok benziyordu evet ağda biraz bana benziyor yani bilmiyorum sonra buraya birazcık daha araştırmaya karar verdim birkaç çekmeceye daha bakın içerisinde bir defter bir de kalem çıkmıştı bu defter ile kaleme ne yapacağımı pek anlayamadım içini açtım okumaya çalıştım fakat sanki bizim dilimizde değil ne Türkçe'ye benziyordu ve İngilizceye ne almancaya göre Fransız şey bu biraz kafamı bulabilirmişti gerçi farklı bir evrede gittiğimden dolayı da olabilir ama neyse sonra bu deftere bir günlük olarak düşündüm ve ben de devam ettirdim o boş sayfalarda sonraki gün uyandığımda tekrar o fırlatılan füzelere bak biraz incelemeye çalıştım düşen füzeler de bir patlama gösteriyor ve de arkasında bir atık bırakıyorsun füzeleri birazcık daha incelediğimde düşen füzelerini aslında gel yüzeyi tarafından emildiğini fark ettim elime tuttuğu bir tane füze parçası bir anda yer tarafından çekilmiş ve elimin üstünde olmasına rağmen sanki bir civa gibi akıp gitmişti ya da su gibi akıp gitmiş ti ondan sonra fark ettim ki aslında bu füzeler bir babadır baban için değil ulaşım için kullanılıyordu fakat toprağın yapısını pek anlayamadım hiçbir gördüğü toprağa benzedi taş gibiydi kazanamıyorum fakat elimde dokunarak onu şey yapabiliyordum kaldırabiliyorum bir avuç kum almak gibiydi fakat sert bir desteyle kazmaya çalıştığımda tabii vururmuşum gibi bir ses çıkıyor sonra fark ettim aslında üzerinde durduğum yer ve komedi bir toprak parçası ben şu anda bir metali üstünde duruyordum sonra açılan füze kapaklarının birinin içine atlamayı denedim uzun bir düşüşün ardından bir bölgeye geldim masmavi bir göl gibi yemyeşil bir Baha gibi ama çok farklıydı evet ağaçlar vardı su vardı fakat su de maviydi ağaçlar da ne yeşil ağaçların çoğu mora yakın renkler saçıyor

göl ise pembemsi bir tona sahip gölden içmeye çalıştım tadı güzeldi hafif şekere de benziyordu lakin birazcık da acı gibiydi sonra pet şişe mi doldurdum bu suyla bir şey fark ettim peşimi doldurduğum anda su yavaş yavaş beyazlaşmaya başlamıştı inanamadım altında mor bir tabaka vardı suyu yanında geçirdiğim kıyafetlerden bir tanesi ile süzmeye çalıştım bu sefer su tekrardan mora dönüştü sonra tekrar Perşembe doldurdum bu sefer su tekrardan şeffaflaştı yani beyaza döndü içtim hayatımda içtiğim en güzel şuydu şaşırmıştım peşe beni öyle hiçbir özelliği yoktu sonra yanında getirdim birkaç araçla içindekileri ne olduğunu bakmaya çalıştım içinde Eser miktarda uralyum 238 var biraz düşündüm belki şimdi utanıyor mu içiyorum dedim sonra bir başka bir şey daha fark ettim içerisinde daha henüz keşfetmediğimiz fakat benim adlandırmak istediğim bir tane daha madde vardı hiçbir maddeye benzemiyordu ya yapı olarak yani uranyumla silikon arasında bir şeydi yani çok fazla radyasyon saçtı belliydi fakat bir tane içinde şey fosfor atomu vardı bildiğim kadarıyla çünkü suyun altında böyle bildiğin çöktü böyle metal gibi çöktü her neyse kesmeye çalıştım çünkü biliyorsun zaten silisyum kendi kendine kendi kendine dediğime bakma yani kesebiliyorsun silisyumu denedim ve gerçekten de kesildi inanamamıştım de atom kütlesi uyuşuyordu ve de özellikleri sonra o maddeyi sırt çantama koydum bu su iyi bir madde için iyi bir madde havuzu gibi bir şeydi sonra toprağa incelemek istedim mor ışık saçanları merak ettim sonuçta ve topraktan da ile Eser miktarda radyum 238 burası sanki yaşayan bir reaktör gibiydi fakat radyoaktivite göstermiyordu rad değerlerim her zaman sıfırın altındaydı 0.01 veya 0.002 rad gibi burada birazcık daha ilerledim ağaçların meyvesi de yine dünyadaki meyvelere benziyordu onlardan diyelim fakat bayılmışım saatine kadar olduğunu bilmiyorum yanımdan bir tane füze uçarken gördüm kalktım o füzeli bere uçtu ona baktım füze çok yavaş uçuyordu yani bildiğiniz üzere 1250 havada kalabilmesi için en az bir 100 metre/saniye hızla gitmesi lazım ama o en fazla 12 metre/saniye hızla gidiyordu yani çok yavaştı yani çok şey yapmayın benden hızlıydı gittiği yere doğru ben de gitmeye başladım ben yürüyor o sanki koşuyormuş gibiydi bir yerde durdu bir evin önünde duruyordu şu an evde lise sesler gelmeye başladı evin yanına gittim pencereden baktığımda gözlerime inanamamıştım 3 tane aynı bana benzeyen insan kahvaltı yapıyor anlayamadım sonra birisi beni fark etti hemen diğerlerinde de söyledi beni yakalayacaklar sandım bir an önce koşmaya başladım sonra füze bir anda öldüm de verirdi bir duvar gibi etrafımı çevirelemeye başladı tam kaçacağını sandığım anda bana benzeyenlerden birisi beni tuttu bir şeyler anlatıyordu anlamadım anlayamazdım zaten sonra evlerine götürdü belediyeye gidecekler sandım dönüştürücüyü verdiler dil dönüştürücü verdiler hepsi ben aman nasıl oluyorsa sadece birinin Bir dişi yoktu diğerinin bir parmağı diğer parmağıyla aynı uzunluktaydı işaret parmağıyla serçe parmağıyla uzunluktaydı sadece kaşı yoktu yani her zaman evrenler arası yolculuk yapabilmeyi istemiştim farklı dünyalar farklı kişilikler görebilmek istemişti fakat 3 tane evrenden gerçi benim ile beraber 4 tane oluyor 3 tane evrenden 3 farklı dert vardı fakat neredeyse tıpatıp küçük farklar da vardı sadece insan olmamıştı orada en büyük olanı yani en büyük olan dediğim orada en uzun kalmış olanı para prizini gösterdi yukarıdaki adam da aynıydı ve onun gelecekteki evrenlerden bir tanesinden gelen biz olduğu söyledi adamın ismi evet Recep de yani sonuçta adam bizi kullanıyor isim olarak biz kullanıyoruz sonra onlara portaldan geçtikten sonraki portal kalıntılarını gösterdim birkaç parça bileşenden başka bir şey olmadığında pek de önemli seviyeceklerini sandım biraz da hareketler bu oldu üçü de şaşırmış ve korkmaya başlamıştı dedik oh özel portal dokunmaman gerekirdi o yoksa burada hiçbir zaman dönemeyeceksin dedi korktum gerçekten öyle mi olacak dedi evet dedi burada hepimiz o taşlara daha doğrusu bileşenlere dokunduk ve bir daha buradan geri dönüp dedi

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.