İçeriğe geç

koruyucu melek

Bölüm 1 · 6 dk okuma

koruyucu melek

Bölüm 1

1.bölüm:garip bir yer

benim için sıranda bir gündü 17 yaşında bir kızdım en fazla başıma ne gelebilirdi ki büyükannemle yaşıyordum evet annemi ve babamı yılar önce kaybettim büyükannem onları hala yaşadını düşünüyor ama ben aynı fikirde değilim ama yine de küçük bir umudum vardı her neyse eve geldim ''merhaba büyükanne'' büyükanne bana bakarak ''merhaba emily... okul nasıl geçti'' dedi ''sıradan...her zamanki gibi'' büyükannem gülümsedi ''yine mi kavga ettin sen.'' şoka uğradım ''nerden bildin'' bana gülümseyerek ''büyükanneler her şeyi bilir'' dedi sinirlendim ama bir şey demedim. büyükanne bana ciddice ''bu kavgaları kesmelisin'' sinirle ''onların beni zor balamasına izin veremem'' dedim büyükanne ''şiddet bir çözüm değildir!!!!'' dedi bende sinirle ''onların bana nasıl zorbalıklar yapamaya çalıştıklarını bilmiyorsun!?'' büyükannem üzgün şekilde ''biliyorum ama sorunları böyle çözemesin'' dedi şefkatle ''hep iyi olmamı istiyorsun ama olmuyor'' dedim bağırarak büyükannem '' ama sen öyle biri değilsin...'' ben kıpıya gidererek '' dünya iyi insanları hak etmiyor.... ben markete gidiyorum'' dedim büyükannem ''kızım...'' direk çıktım ve yolluma devam ettim sadece markete gitmek bahaneydi sadece rahatlamak istiyordum büyükannemi bana iyi insan olama mı zorlaması sinirlerimi bozuyor sanki melek olmamı istiyor her neyse...

evet kendi özel bölgeme geldim eskiden ailecek burada piknik yapardık. yer oturdum ve düşünmeye başladım ''anne baba umarım hala yaşıyorsunuzdur...'' bir şey yapamazdım sadece düşündüm...ne kadar iyi olabilirim ki ''büyükanneden özür dilemem gerek o benim hep iyiliğimi düşünüyor en iyisi markete gideyim belki filim izleriz '' markete gittim iki noodle aldın ve yol gittin yolun kaşsısına giderken....... ışık gördüm....arabaydı ve direk bana çarptı kanlar içindeydim son o zihnimden yedi....yedi dakika olur ya en güzele anılarımı gördüm ama her anımda büyükannem vardı onula bile vedalaşamadım tek çare sadece göz yaşım aktı ve son sözüm ''özür dilerim''............................................

nefes nefese uyandım ama ne garip bana araba çarpmadı mı etrafa baktım sadece dipsiz bir ormandı çok garip ben ölümüyüm yoksa başka bir şey mi ''YOKSA ARAFTAMIYIM'' korkudan etrafa baktım ama hiç kimse yoktu yapacak bir şey yoktu bir çıkış bulmalıydım evet umutsuzca etrafı inceledin uzun süre yürüdüm.

''olmuyor KİMSE YOK MU?'' sinirle ''NEDEN BENİM BAŞIMA GELİYOR'' sinirliydim ama bir şey yapamadı uzun süre yürüdüm sonra bir silüet gördüm mutlu olarak ''HEY!'' dedim ama arkasını dönmedi '' hey duymuyor musun be !?'' birden arkasını döndü hayatımda gördüğüm en korkunç yüze sahipti korkunç dişler ve göz bebeği olmayan bir yüzdü.

birden beni kovalamaya başladı! ben tüm gücümle kaçıyordum uzun süre devam etti gücüm kalmamıştı. birden yer düştüm artık buraya kadardı tam umudumu kaybetmişken... beyaz bir ışık parladı yüzün göremedim ama sesini duydum ''artık zarar veremeyeceksin bu insana zebani'' zebaniye baktım tam saldıracakken ışık gücüyle yok oldu.

ona baktım ellin uzattı ve bine yerden kaldırdı birden onu yüzün gördüm beyaz saçları güzel ve çekici yüzü ve mavi gözleri benle aynı göz rengine sahip bir kadındı yaşı benden büyük ama çok güzel bana gülümsedi ''sana bu yolda eşlik edecek koyucu meleğinim'' hayran kalarak ''adınız?'' bana güllümse yek ''adım saye'' dedi bende cevap verdim ''bende emily'' tanıştık ve yola devam ettik

ona bir şey sormaya karar verdim ''hey...saye burası neresi ve sen beni nasıl buldun'' sayen bana bakarak ''seni hisseder melekleri böyle özelliği var ama şeytanlarında'' birden tüylerim ürperdi ''öylemi ne güzel....'' saye bana bana gülümsedi ''ama seni buldum sana zarar verseler bile ben seni koruyacağım'' dedi biraz rahatladım ama garip şeyler hissediyordum...

(ilahi bakış açısı) Yer: Cehennem

alexander için normal gün bir gündü cehennem kralının oğlu mike yetişiyordu cehennem kralı gibi bir kral olsun diye cehennem alexander her zaman ilgi çekiciydi uzun siyah saçları keski yüz hatları ve hafif sakalar cehennemde bir ün kazanmıştı ve bilinen göre düşmanlarına hiç acımaz en yüksek ikinci rütbedeydi sonra kapıya mike geldi cehennem kralın oğlu 17 yaşlarındaydı hafif siyah uzun saçlıları ve ve genç savaşçı gençlere göre baya yakışıklı biriydi kırmızı gözlerinle alexander baktı ''beni çağırmışsınız efendim'2 alexander gülerek ''sana şansı çıktı evlat'' mike şaşırarak ''evet efendim'' dedi heyecanla alexander konuşmasına devam ederek ''bu diğer insanlardan farklı enerjisi daha fazla bunu insanın sağ yakalarsak üstün rütbeye varısın'' mike heyecanlanmıştı rütbesi artarsa babası onula gururlancaktı alexander ''ama yanında koruyucu melek var ben onu hallederim sende kızı alırsın unutma sağ olması gerek'' mike kafasını onaylar şekilde salladı ve cehennemden çıkıp arafa gitmeye başladılar

(saye bakış açısı) Yer: araf

evet çok iyi bir kız gözleri mavi saçları açık kahverengi ve uzun kız sevimli bir görüntüye sahip emily bana bakar ''peki buranın amacı ne tam olarak?'' gülümseyerek ''siz bir enerjisiniz cehennem ya da cennete enerji gelir yani ruhlarınız amam cennet bunu iyi amaçlar için kullanır ama cehennemin bilinmiyor ne kadar çok insan o kadar cennet güçlenir.'' emily şaşırarak ''ruhumuzu kullanıyorsunuz'' gülerek ''tam olarak değil'' düşünürüm ve bu cevabı veririm ''örnek senin neşelenmen yada mutlu olmam cenneti güçlendirirken cehennemi ise mutsuzluk kötülük güçlendirir'' emily düşünür ve gözleri parlarlar ve bana bakarak ''peki ben melek ola biliyor muyum peki'' dedi bende ''evet ama senin özel bir silahın olması gerek'' meraklı bir çocuk gibi ''peki nasıl'' bende gülerek ''önemli an geldiğinde öğrence'' dedim sonra yolumuza devam ettik.

birden durdum garip bir şeyler hissediyordum emily bana baktı ''neden durduk..'' oda durdu ona bakarak ''sende hissetin mi?'' emily ''evet...'' hem emily tutup geriye attım hançer ağıca geldi ''ŞEYTANLAR!'' emily tutup kaçmaya başladık.

(emily bakış açısı)

''NELER OLUYOR'' dedim sinirle saye ciddice ''seni olmaya geldiler'' dedi endişeyle ''neden?'' saye bana bakarak ''çünkü diğer insanlardan enerjin daha güçlü!'' sonra orada iki kişi belirdi saye ciddice bakıyordu ''alexander ve aptal çırağı'' galiba büyük olan alexander bahsettiği ve onu yanındaki oğlan birden ''yanınızdaki oğlan fazla yakışıklı'' dedim birden herkes sustu saye aniden kafa vurdu ''odaklan emily'' sesi sinirliydi alexander yanındaki çocuk alayca güleler ''teşekkürler'' dedi alexander birden saye saldırmaya başladı saye kılıcını aldı ve savunva yaptı ikisi savaşmaya çoktan savaşmaya başladır onlara bakarken bir oğlan gelmeye başladı ben hızlıca kaçmaya başladı sporcuydum ama oğlan çok hız yani sonuçta bir şeytan bir plan yapmalıyım birden saye savaşırken saye bağırarak ''melek olduğun öğrenmek istiyorsun hayatındaki en güzel anı aklına gelsin!'' koşerken düşünmeye başladım birden çocuk beni arkan yakaladı tamda dibimde birden büyük annem güzel bir bahçedeydik bana güzel bir çiçek tacı yapmış kafa taktı ve bana ''sen çok özel bir amaç için doğdun'' demişti birden parlamaya başladım oğlan geri çekildi ve birden eline kılıç geldi ''vay canına gerçektende oldu'' oğlan gülerek ''demek savaş istiyor'' onun elline siyah bir kılıç geçti sinirle gülümseyerek ''o zaman savaşalım'' bana saldırmaya başladı birden alexander ''Hayır mike onu öldürmesin sağ olması gerek'' şok oldum burada öle biliyormuyuz.... mike saldırmaya başlar ''merak etme seni öldürmem'' kendimi savunmaya geçtim ''neden yapıyor ben sana bir şey yapmadım'' savaşmaya devam ederiz ''sen beni için piyangosun'' kendimi zar zor koruyordum ''hepiniz aynınız'' dedim ve sinirke kılıcı kavrayıp atım sinirledim ''sizden nefret ediyor...'' saye yenin yere düştünü gördüm ''SAYE!'' karnımda bir sıcaklık baktım mike acımasız kırmız özlerine ağzımdan kan geliyordu saye bağırarak ''EMİLY!'' alexander ''mike ne yaptın!'' kılıcı karnıma sapladı mike kırmız gözleri pişmanlıkla bakar ve gözlerim kapandı...............

büyükannemin sesi ''emily uyanman gerek''

Bölüm sonu

1 yorum