Kaldı işte Çayımız bardakta Çocukluğumuz sokaklarda Mutluluğumuz kursağımızda Gülüşlerimiz fotoğraflarda
Nazım Hikmet
Yaşam aslında ne kadar da kısaydı belki bir silah yarası insanı bu dünyadan götürebilirdi ya da içinde dinmek bilmeyen hep kanayan bir yara yüzünden olabilirdi
" bizi öldüren bizi öldüren içimizdeki acılarken yaralar hep anlaşılmaması için bahane olmuştu."
" herkes toplansın Celal ile Kıvanç geliyor." diye bağırdı biri yarı baygın halimle olanları zar zor deyip anlıyordum ama bunu çok net bağırmıştı sürekli gelen Emir ile bana işkence eden kişiler olmalıydı çünkü bir tek onun sesini duyuyordum Sanki burada tek o varmış gibi herkesin yüzünü tek tek Hafızamın derin köşelerine kazıdım eğer buradan ölmeden çıkarsam onları beni öldürecektim Eğer düşmanın öldürmezsen güçlenip seninle öldürmek için geri gelir o yüzden öldüğümden tam emin olmalıydılar.
" Emir geldi kızı alın." ne emri gelmişti anlamamıştım içeriye bir anda iki adam girdi ve beni yaka paça alıp dışarı çıkardılar karşı koymak istedim ama hep yapamadım Çünkü düşünmek için bile Halim yokken kendimi savunamazdım
" kızı ormana bırakıp öldürün."dedi buz kesmiştim beni orada bulmaları imkansızdı Koskoca ormanda beni nasıl arasınlar ya da arayacaklar mıydı.
" yaşamak için zamanın fazlasıyla doldu Avukat." konuşmayı bile Mecalim yoktu aldığım nefes zehir gibi geliyordu canım yanıyordu "
"sence sen yaşayabilecek misin beni öldürürsen."
" Sen zaten öldüğüne bu kadın bir anneni kaybettiğinde iki asla ne olamayacağını öğrendiğinde ne biliyor musun Bunu ben yaptım hem de büyük bir zevkle."
Donup kalmıştım Evet haklıydı doktorlar bir de hamile kalamayacağını kaldığım zaman ise düşük yapacağımı söylemişlerdi
"Halbuki Sanem Lizge Karakayanın en çok istediği şeylerden biri anne olmaktı."
yıllar önce uğradım bir silah attı saldıracağını dolayı yumurtalıkların fazlasıyla zarar görmüştü ve ben o zaman ölmüştüm kafamı aldım sert bir darbe ile kapanmaya Yakın olan Zihnim kapandı.
gözlerimi açtığımda tek hatırladığım şey bir ağaca dayalı olup kanamam olmasıydı
" Ve o an hikaye Sanem Lizge Karakaya için son bulmuştu tıpkı yıllar önce de olduğu gibi. "
KIVANÇ KARAN KARAKAYA
"abi tüm depolara ona ait olan her yere baktık yok ama..."
" ne aması Ömer söyle."
"Bir depoda ip ve kan izleri var yani ona ait olduğu kesin değil ama olmadı anlamına da gelmez."
kardeşimle beraber yok olmak istiyordum teyzem arıyordu iki gün olmuştu Ama Lizgiden hala bir haber yoktu aramadığım yer kalmamıştı ve onu bulamamak beni deli ediyordu sanki Diğer Yarım yokmuş gibiydi Ama zaten Diğer yirmi yıl yoktu
" dünyanın diğer ucuna dahi olsa bulacaksınız Ömer duydun mu İstersen dünyayı gez ama bul onu."
babam dahil herkes onun öldüğünü düşünüyordu ama ben biliyorum o yaşıyor du hissediyordum Ölüm onun için son çare bile değildi yaşamayı seven birini öldürmek o kadar kolay olamazdı
" Tamam oğlum bulacağız Lizgemizi herkes harap oldu sen de aynı şekilde ne eve geliyorsun ne kızına bakıyorsun gölge fazlasına cesaret edemez Bunu biliyorsun değil mi eğer ederse onu bu dünyadan silerim. "
" ben senin aksine tekrardan kardeşimi kaybetmek istemiyorum hepimiz biliyoruz bunu sen de dahil gölge Lizgeye acımaz öldürür karakaya ailesinin son halkası o
"Seni bilmem ama ben kardeşimi fazlasıyla özledim."
yanında olamamak gönderiyordu Ne mutlu zamanında olabilirim ne de yardım eli istediği zaman.
Herkese karşı güçlü olan o geldiği zaman önünü ilikledikleri adam konu sevdikleri olunca gurur veya gücü kenara atabiliyordu Ve bu sevgi için yıllarını ve çocukluğunu verdiğine güçten vazgeçebilirdi ve bunu şu an kendisi bile bilmiyordu
"Kıvanç gölgenin adamları konum atmış ama."
"Çağır herkesi çıkalım burada zaman kaybetmeyelim adil Hadi."
dedim içimde sevinçten öte korku vardı Onun nasıl Bulacağımı bilmiyordum Ve ne halde olduğunu belki sadece bir oyun ama sonunda kardeşimin olduğu bir oyun
"Abi..."
"söyleme sakın söyleme O adam yalan söylüyor Olamaz öyle bir şey."
" ağzında Lafı geveleme Adil söyle şunu kızıma ne olmuş." diye yükseldi babam
Cevabını hepimiz biliyorduk ama duymak istemiyorduk
"Başımız sağ olsun abi..."
ve o an dünyayı yıkıldı durdu kulaklarımda tek bir ses yankılanıyordu Başımız sağ olsun abi benim mi kardeşim ölmüştü Lizgem yapmazdı yapamazdı bana gelirken ölemezdi
" çıkar ya da kaçır umurumda bile değil ama o Gölgeyi bul bana Celal Karakaya'nın kızına dokunmak ne işte şimdi görsün."
Herkes arabalara bindi Ceren'in attığı konuma doğru gitmeye başladık Ama geldiğimizde onu bulmanın Ne kadar imkansız olduğunu anladık
"Piç herif kocaman ormanda nasıl bulayım kardeşimi." diye haykırdım
"Herkes dağılsın bu Ormandan kardeşimi bulmadan çıkmayacağız."
olduğum yerde hareket edemeyince Anladım yıkılmıştım Evet belki Yıllarım kardeşim olmadan geçti ama varlığı hep yanımdaydı bir yerlerde yaşıyordu Ama şu an onu hissetmekte bile güçlü çekiyordum o Umudumu Koskoca ormana bakarken yıkılıyordu
aynı acıyı yıllar önce annemi kaybettiğimde yaşamıştım Ama şu an o acı olursa ayakta durabilir miyim Bilmiyordum
"Şimdi olmaz oğlum sen yıkılırsan arkanda bıraktığım insanları toparlayamam gücüm yetmez O kadarını."
" Sen dayanabiliyor musun baba ha söyle kardeşim Koskoca Ormanın içinde belki biz onu ararken ölecek ve biz yine geç kalacağız bir de en kötüsüne biliyor musun kardeşimin bize gelirken ölmesi."
" benim de canım yanıyor evlat Ama..."
"senin canın yanmış olsaydı 20 sene ayrı kalmazdık." babamın yanında ayrılıp Ormanın içinde ben de aramaya başladım hep bir ağızın adını seslendik ama cevap yoktu Kaç saattir ormandaydık onu da bilmiyordum Sesimi duysun diye Her yolu denedim sevdiği şarkıyı söyledim onun için yazdım masalı okudum ama cevap yoktu buldum
"Onu buldum."
"Buldum onu buraya gelin." diye bağırdı
"ama acilen Ambulans gelmesi lazım çok kan kaybetmiş."
Sesin geldi yine doğru hızlı adımlarıyla koştum ve gördüm manzara içler acısıydı ne yapmışlardı kardeşime böyle her yeri kan ve morluk içindeydi belli yerlerde yanık izleri vardı ruhunu öldürmüşlerdi kardeşim.
" lizgem Kalk hadi abim ben geldim senin için." sol gözümden 1 yaş Damla aktı
Kıvanç Karan Karakaya Yıllar sonra ilk defa ağlamıştı
"A-abi" dedi kısık bir ses ile
" abim Dayan olur mu Lütfen sana kavuşmuşken beni bırakma."
" Nerede bu siktiğimin ambulansı. " lizgeyi kucağıma alıp aşağı doğru hızlı adımlar ile gitmeye başladım gelen ambulansa görünce hızlıca yanına gittim
"3 kurşun yarası var." dedi kadını hızlıca
3 mermi mi? nasıl kıymışlardı kardeşime nasıl dayanmıştı bu kadar acı ya
"dayan kardeşim ben yanındayım Tamam mı."
" basınç duruyor hızlanın."
" hastanın kan grubu Lazım beyefendi."
" sıfır negatif." Telsizden anons geçildi ve o içeride Ölüm Savaşları verirken hiçbir şey yapamadım
Ambulanstan inip hızlıca hastaneye giriş yaptık
"Acil ameliyathaneyi hazırlayın." Diye bağırdı içeride söylediklerinin hepsini tekrar etmişti o içeri girdi biz ise dışarı da kaldık ellerim de ve üzerimde kardeşim kanları vardı ağlıyordum ve ağladığımı ben bile fark etmiyordum sanki hiç yerim tutmuyor gibiydi olduğum yere çöküp kalmıştım konuşmaya mecalim bile yoktu içimde ki tek şey intikam ve acıydı.
"Eğer Lizge’ye bir şey olursa yeminim olsun burada kalmam baba aynı olaydan ve aynı kişi yüzünden bir kayıp daha kaldıramam duydun mu."
"Onu önemsemiyormuşum gibi davranmayı kes Kıvanç belki göstermiyorum ama içten içe yok oluyorum." Sesi normalinden fazla serti sıktığı avuç içleri kanlar içindeydi. Belki o da önemsiyordu ama hiç bir zaman ben yapmadım demedi gitmesine izin verdi kimse görmedi ama o gün saatlerce babama yalvardım kanıtla dedim gitmesine izin verme ama dinlemedi işte o gün şuan ki kıvancı doğurdu
"Eğer gitmesine izin vermeseydin bunlar olmayacaktı biliyorsun değil mi?" Fazla iyi geçinemezdik zaten babamla birbirimize laf sokmadan geçmeyen tek günümüz bile yoktu.
"Bizim gibi bir hayat yaşasın istemedim kendi kararlarını versin istedim..."
"Ama olmadı değil mi onu kendi ellerinle cehenneme ittin ve bunun farklında bile değilsin."
Derin ve uzun bir sessizlik oluştu kimse de o sessizliği bozmadı hepimiz aynı yerden hiç kıpırdamadan bekliyorduk içeriden çıkan biride yoktu ve bu durum hepimizi daha çok korkutuyordu.
"Babaa!" Diyen sesle beraber yan tarafa baktım
"Babam." Dedim ona sarılırken
"Baba halam gelmiş annem öyle dedi yoksa bana sürpriz mi yapacak." Dedi heyecanlı bir ses ile hepimiz o küçük gözlerdeki umuda bakıyordu
"Biraz hasta olmuş babacım şimdi içeride doktorlar ona bakıyorlar çıktığında yanına gideriz olur mu."
Kısa bir an durdu sonra ellerimde olan kanlara baktı o kadar dalmıştım ki ellerimi yıkamak aklıma bile gelmemişti
"Ellerin mi acıyor."
"Baban biraz yorgun bebeğim gel biz kantine gidelim." Dedi Gaye ve aşağı doğru inmeye başladılar o esnada kapılar açıldı ve doktor dışarı çıktı
"Kardeşim nasıl doktor iyi mi."
"Merak etmeyin Sanem hanım iyi hayati tehlikeyi atlattı ama çok kan kaybetmişti iyi ki zamanında gelmişsiniz kurşunlar organlara ciddi zarar vermemiş ama..."
"Aması ne doktor söyle kızım iyi mi."
"Sanem hanım daha öncede böyle bir silahlı saldırıya uğramış ve o zamanda yine karın ve kasık arası bir böyleydi çok Üzgünüm ama hamile kalma şansı yok olursa da düşük yapar ne yazık ki."
Hamile kalma şansı mı yoktu Dedi az önce her kadının hayali olan şey kardeşimin elinden alınmıştı
"Abi ileride kardeşim olursa adını Miraç Asaf koyacağım ya da benimde bebeğim olursa nasıl isim."
"Biraz büyü Lizge sonra düşünürsün daha küçüksün."
En çok istediği şeylerden biri anne olmaktı ve bu elinden alınmıştı. Kardeşime bunu yapanların yatacak yerleri dahi yoktu.
"Sanem hanımı odaya alacağız ama içeri girmeyelim lütfen."Dedi ve gitti bizde odaya doğru ilerlemeye başladık camdan kardeşime baktım her yerinde bağlı cihazlar vardı ölüm ve yaşam arasında sıkışmıştı sadece o değil hepimiz öyleydik
"Kızım ben geldim baban geldi uyan." İlk defa onu ağlarken görmüştüm en son annem için ağlamıştı bir daha da asla ağlamamıştı
"Lütfen Lizgem geç oldu ama buldum seni uyan."
"Uyanacak güçlü o hep öyleydi." Yani en azından ben onu bıraktığımda öyleydi.
"Ömer." Dedi babam
"Kızıma bunu yapanları bul şimdi de geçmişte de."
"Emrin olur celal baba."
Yarım saat sonra
"Anne babamı görmeden gitmek istemiyorum onunla uyumak istiyorum." Diyen Ceylin'in sesini duydum
"Tamam kızım ama eve gelemeye bilir halan ile kalacak çünkü."
"Neden."
"Çünkü o biraz hasta."
Ceylin lizgeyi hiç görmemişti ama onu hep sevmişti hep bir halasının olduğu bilmişti merak etmişti ilk defa böyle görmesi kırıcıydı.
"Ne dedi doktor kıvanç." Biraz duraksadım ağzımdan kelimeler dökülmedi
"Hamile kalamazmış dedi. Biliyor musun en çok istediği şeylerden biri anne olmaktı adı bile belliydi Miraç Asaf şuan onun hiç olamayacağı öğrenecek Gayem yıkılır..."
Gözleri dolmuştu ama belli etmemeye çalıştı Lizgeyi o da bilirdi evde hala onun her şeyi vardı bir tabak ona ayrılırdı o düzen hiç bozulmamıştı
"Anne baksana babam halama masal okumuş nasıl uyuyor."
"Evet babasının prensesi halaya masal okudum şimdi sıra sende eve geçelim." Dedim Ceylini kucağıma alırken
Bir şey olursa çocuklar beni arardı. Bir ailemden kopup diğer aileme gidiyordum ikimiz zamanında birbirimizden yıllarca nefret etmiştik zora ki bir şekilde evlenmiştik ama şuan her şeyimdi ve çocuğumuz olmuştu Kader insana bir çok şeyi gösterebiliyormuş.
"Kıvanç bir haber var." Dedi Adil
"Gölge kalp krizi geçirmiş."
