Gözlerimi açtığımda, güneşin ilk ışıkları odanın içine sızıyordu. Kafamda bir sürü düşünce dolaşıyordu. Bugün, hayatımda her şeyi değiştirecek bir gün olacaktı; çünkü yeni işime başlayacaktım. Adım Elif, yirmi beş yaşındayım ve hayatımda her zaman bir yerlere ait olma hissi aramıştım. Şimdi, büyük bir şirkette çalışmak için heyecanla hazırlanıyordum. Şirketin adı "Özdemir Holding" idi. İçinde neler barındırdığını bilmeden, kendimle ilgili yeni bir sayfa açmak için oraya adım attım. Ofis, modern tasarımıyla göz kamaştırıyordu. Çalışanlar arasında bir koşturmaca vardı ve ben bu karmaşanın ortasında kaybolmuş gibi hissediyordum. Tam o sırada, o anı yaşadım. Patronun oğlu, Cem, ofisin ortasında belirdi. Uzun boylu, karizmatik ve etkileyici bir duruşu vardı. Gözleri, derin bir okyanusun içinde kaybolmuş gibi, beni içine çekti. Ama ne yazık ki, Cem’in kalbinde başka biri olduğu aklımın bir köşesinde dolaşıyordu. İlk günümde, Cem’in kardeşi Mert’le tanıştım. Mert, Cem’in tam zıttıydı; daha rahat giyinen, esprili ve her an gülümseyen biri. Onunla konuşmak, içimdeki gerginliği azaltıyordu. Mert, beni her gün ofiste sık sık ziyaret ediyor ve Cem hakkında komik hikayeler anlatıyordu. Dikkatimi dağıtmanın yanı sıra, Mert’in sıcak kişiliği beni fazlasıyla etkiliyordu. İçimde bir karmaşa başladı; Cem’e karşı hissettiğim çekim ve Mert’in samimiyeti arasında gidip geliyordum. Günler geçtikçe, Cem’in beni her fırsatta izlediğini hissetmeye başladım. Bir akşam, ofiste geç saatlere kadar çalışırken, Cem kapıdan girdi. “Elif, bu kadar geç çalışıyorsun, senin için endişeleniyorum,” dedi. Gözlerimin içine baktığında, kalbim yerinden fırlayacak gibi oldu. Ancak, aramızdaki bu gerilimli çekimin altında bir sır yattığını biliyordum. Cem, duygularını saklamakta çok iyi birisiydi. Bir gün, ofiste büyük bir projeye başlamamız gerekti. İşlerin yoğunluğu zorlu bir mücadeleye dönüştü. Mert her zamanki gibi yanımdaydı, destek olmaya çalışıyordu; ama ben Cem’in yanımda olmasını istiyordum. O akşam, Cem’in ofisinde yalnız kaldığımızda, her şey değişti. Bir anlık cesaretle, “Neden beni bu kadar uzak tutuyorsun?” dedim. Cem’in gözleri parladı, ama hemen yanıt vermedi. İçimde bir umut belirmişti. O sırada Mert kapıyı çaldı ve ortam birden gerginleşti. Cem, Mert’in girmesiyle yüzündeki ifadeyi sakladı. “Sadece iş,” dedi soğuk bir sesle. Ama içimdeki his, sadece iş olmadığını biliyordu. Mert’in yanında Cem’in yanımda durmasını istemiyordum. O an, Cem’in aslında duygularını saklamak için ne kadar savaştığını anladım. Gecenin ilerleyen saatlerinde, Cem ve Mert’in arasında bir tartışma patlak verdi. Mert, “Elif’in kalbini kazanmak istiyorsan, biraz cesur olmalısın!” dedi. Cem’in yüzündeki öfke, beni korkutacak kadar büyüktü. İkisi arasında bir çatışma başladı ve ben, bu durumu izlerken, içimde bir şeylerin kırıldığını hissettim. Sonunda, ikisi arasında bir seçim yapmam gerekti. Mert’in sıcaklığı mı, yoksa Cem’in gizemli çekimi mi? İçimdeki aşk savaşının sonunda hangisinin kazanacağını henüz bilmiyordum. Ama bir şey kesindi; bu ofis, benim için sadece bir iş yeri değil, kalbimin savaş alanıydı.
Bölüm 1
Körkütük mafya aşkı
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.