Telefonun iki ucunda da uzun süre sessizlik hâkim oldu.
Damla, hıçkırıklarını bastırmaya çalışarak yeniden konuştu.
Damla:
— Biliyorum... Benden nefret etmekte haklısın.
Karan gözlerini kapattı.
Karan:
— Nefret...
Derin bir nefes verdi.
Karan:
— Keşke sadece nefret olsaydı anne.
Damla'nın kalbi sıkıştı.
Damla:
— Bana bir şans verir misin?
Karan uzaklara baktı.
Karan:
— Şu an veremem.
Damla başını eğdi.
Damla:
— Tamam... Zorlamayacağım. Sadece şunu bilmeni istedim... Eren hakkında şikâyetçi oldum. Boşanma davasını açtım.
Karan bir an donup kaldı.
Karan:
— Gerçekten mi?
Damla:
— Evet. Bu kez geri adım atmayacağım.
Karan'ın sesi ilk kez yumuşadı.
Karan:
— Umarım...
Damla gözyaşlarını sildi.
Damla:
— Nerede olduğunu sormayacağım. Sadece güvende olduğunu bilmek istiyorum.
Karan istemsizce Miran'a baktı.
Miran sessizce başını salladı.
Karan:
— Güvendeyim.
Damla derin bir nefes aldı.
Damla:
— Bunu duymak bana yeter.
Telefon kapanmadan önce Damla son kez konuştu.
Damla:
— Seni seviyorum oğlum.
Karan birkaç saniye sustu.
Sonra yıllardır söyleyemediği kelimeleri fısıldadı.
Karan:
— Hoşça kal anne.
Telefon kapandı.
Miran sessizce kahvesinden bir yudum aldı.
Miran:
— Biraz olsun iyi misin?
Karan omuz silkti.
Karan:
— Ne hissedeceğimi bilmiyorum.
Miran:
— Hislerini hemen çözmek zorunda değilsin.
Karan hafifçe gülümsedi.
Karan:
— Sen nasıl bu kadar sakinsin?
Miran omuzlarını kaldırdı.
Miran:
— Çünkü şu an önemli olan tek şey, güvende olman.
Tam o sırada balkon kapısı açıldı.
Leyla elinde tepsiyle dışarı çıktı.
Leyla:
— Kahvaltı hazır.
Sonra Karan'a baktı.
Leyla:
— Enişte, açlıktan bayılmadan önce içeri gelir misin?
Karan gülmemek için kendini zor tuttu.
Karan:
— Gerçekten vazgeçmeyeceksin.
Leyla:
— Hayır.
Miran kahkaha attı.
Üçü birlikte mutfağa geçti.
Masada sıcak gözlemeler, peynir, zeytin ve çay vardı.
Uzun zamandır Karan ilk kez bir sofraya korkmadan oturuyordu.Leyla tabağına bir gözleme koydu.
Leyla:
— Ye.
Karan:
— Kendim alabilirim.
Leyla:
— Biliyorum. Ama bugün misafirsin.
Miran:
— Aslında misafir de sayılmaz.
Leyla sırıttı.
Leyla:
— Doğru.
Karan şaşkınlıkla baktı.
Karan:
— Nasıl yani?
Miran gayet doğal bir ses tonuyla konuştu.
Miran:
— Bu evde istediğin kadar kalabilirsin.
Karan:
— Miran...
Miran:
— Ciddiyim.
Leyla:— Ben zaten misafir odasını topladım. Hatta dolabın yarısını da boşalttım.
Karan şaşkınlıkla ona baktı.
Karan:— Siz bunu ne zaman yaptınız?
Leyla gururla gülümsedi.
Leyla:
— Sen balkonda Damla teyzeyle konuşurken.
Karan başını iki yana salladı.
Karan:
— İkiniz de kafanıza göre karar veriyorsunuz.
Miran:
— Çünkü bazen insanlar yardım istemese bile yardıma ihtiyaç duyar.
Karan'ın gözleri doldu.
Tam teşekkür edecekken kapı zili çaldı.
Üçü de birbirine baktı.
Leyla'nın yüzündeki gülümseme silindi.
Leyla:
— Kim olabilir?
Miran ayağa kalktı.
Miran:
— Ben bakarım.
Kapıya doğru yürüdü.
Kapıyı açtığında karşısında takım elbiseli iki polis memuru duruyordu.
Polis:
— Günaydın.
Miran:
— Günaydın. Buyurun?
Polislerden biri elindeki dosyaya baktı.
Polis:
— Burada Karan Yılmaz bulunuyor mu?
Miran'ın yüzü ciddileşti.
Miran:
— Evet... Bir sorun mu var?
Polis memuru sakin bir sesle konuştu.
Polis:
— Kendisiyle görüşmemiz gerekiyor. Dün gece hakkında yapılan şikâyet ve aile içi şiddet dosyası kapsamında ifadesini almamız gerekiyor.
Karan konuşmaları duymuştu.
Yavaşça kapıya geldi.
Polis memuru onu görünce başını salladı.
Polis:
— Karan Bey?
Karan:
— Evet.
Polis:
— Endişelenmeyin. Hakkınızda değil, size yapılan şiddetle ilgili ifade alacağız. Annenizin bu sabah yaptığı başvurunun ardından savcılık dosyayı hızlandırdı.
Karan derin bir nefes aldı.
Bu kez kaçmıyordu.Yıllarca sustuğu her şeyi anlatmaya hazırdı.
Miran sessizce Karan'ın omzuna dokundu.
Miran:
— İstersen ben de seninle gelirim.
Karan ilk kez hiç düşünmeden cevap verdi.
Karan:
— Evet... Gelmeni istiyorum.
Miran hafifçe gülümsedi.
Miran:
— O zaman birlikte gideceğiz.
Leyla da kapıya geldi.
Leyla:
— Ben de geliyorum.
Miran kaşını kaldırdı.
Miran:
— Senin okulun?
Leyla:
— Bugün bir günlüğüne bekleyebilir. Ailem dediğim insanların yanında olmak daha önemli.
Karan, Miran ve Leyla'ya baktı.Kan bağı değillerdi.Ama uzun yıllar sonra ilk kez gerçek bir aile gibi hissetmişti.
Polis aracı sessizce emniyet müdürlüğünün önünde durdu.
Miran, Karan'ın omzuna hafifçe dokundu.
Miran:
— Hazır mısın?
Karan derin bir nefes aldı.
Karan:
— Hayır... Ama artık kaçmayacağım.
Üçü birlikte içeri girdiler.
İfade odasında yalnızca bir polis memuru ve çocuk şube biriminden görevli bir psikolog bulunuyordu.
Polis memuru yumuşak bir ses tonuyla konuştu.
Polis:
— Rahat olabilirsin Karan. Seni suçlamak için değil, seni dinlemek için buradayız.
Karan başını salladı.
İlk başta sesi titriyordu.
Sonra yıllardır içine attığı her şeyi anlatmaya başladı.
Depoya kilitlendiği geceleri...
Yediği dayakları...
Annesinin korkudan sessiz kalışını...
Çocukken yardım istemesine rağmen kimsenin onu duymayışını...
O konuştukça odadaki sessizlik ağırlaşıyordu.Psikoloğun gözleri bile dolmuştu.İfade yaklaşık iki saat sürdü.En sonunda polis dosyayı kapattı.
Polis:
— Teşekkür ederim Karan. Bunları anlatmak kolay değildi.
Karan:
— Yıllarca sustum.
Polis:
— Bundan sonra yalnız değilsin.
Aynı saatlerde...
Eren evde öfkeyle dolaşıyordu.Telefonu çaldı.
Arayan avukatıydı.
Avukat:
— Eren Bey, sizinle acilen görüşmem gerekiyor.
Eren:
— Ne oldu?
Avukat:
— Hakkınızda aile içi şiddet, kasten yaralama ve çocuğa yönelik istismar iddialarıyla soruşturma başlatıldı.
Eren'in yüzü gerildi.
Eren:
— Ne saçmalığı bu?
Avukat:
— Eski eşiniz resmi şikâyette bulundu. Oğlunuz da ifade verdi.
Eren öfkeyle masaya yumruğunu vurdu.
Eren:
— Damla...
Telefonu kapattıktan sonra hızla ceketini aldı.
Tam kapıdan çıkacakken zil çaldı.
Kapıyı açtığında karşısında iki polis memuru vardı.
Polis:
— Eren Kaya?
Eren:
— Evet.
Polis:
— Hakkınızda başlatılan soruşturma kapsamında karakola kadar bizimle gelmeniz gerekiyor.
Eren sinirle bağırdı.
Eren:
— Ben hiçbir yere gelmiyorum!
Polis memuru resmî bir ifadeyle konuştu.
Polis:
— Lütfen zorluk çıkarmayın.
Eren birkaç saniye dirense de sonunda polislerle birlikte evden ayrıldı.
Komşular olan biteni sessizce izliyordu.
Yıllardır o evden gelen bağırışları duyup hiçbir şey yapmayan insanlar, ilk kez Eren'in başını öne eğerek polis aracına bindiğini gördüler.
Akşamüstü...
Karan, Miran ve Leyla eve dönmüşlerdi.Karan oldukça yorgundu.
Miran mutfakta akşam yemeğini hazırlarken Leyla salonda televizyonu açtı.
Bir süre sonra telefon çaldı.
Arayan Damla'ydı.
Karan bu kez hiç bekletmeden açtı.
Karan:
— Alo.
Damla'nın sesi önceki güne göre daha sakindi.
Damla:
— İfadeni verdiğini öğrendim.
Karan:
— Evet.
Damla:
— Ben de bugün kadın sığınma evine yerleştirildim. Mahkeme geçici koruma kararı verdi.
Karan rahat bir nefes aldı.
Karan:
— Güvende misin?
Damla'nın gözleri doldu.
Yıllar sonra oğlundan ilk kez böyle bir soru duymuştu.
Damla:
— Evet... Güvendeyim.
Karan sessiz kaldı.
Damla devam etti.
Damla:
— Sana bir şey söylemek istiyorum.
Karan:
— Dinliyorum.
Damla:
— Seni affet demeyeceğim. Çünkü bunu istemeye hakkım yok. Ama hayatının geri kalanında gerçekten annen olabilmek için elimden geleni yapacağım.
Karan gözlerini kapattı.
Karan:
— Zaman gösterecek.
Damla hafifçe gülümsedi.
Damla:
— Evet... Bu bile benim için bir umut.
Telefon kapandı.
O gece...
Karan misafir odasında uyumaya hazırlanıyordu.
Kapı hafifçe çalındı.
Karan:
— Gir.
Kapıyı açan Leyla'ydı.
Elinde yastık ve battaniye vardı.
Karan:
— Bunlar ne?
Leyla:
— Ben korku filmi izleyeceğim.
Karan kaşını kaldırdı.
Karan:
— Ee?
Leyla:
— Sonra korkup Miran'ın odasına gidersem abi beni kovuyor.
Karan gülmeye başladı.
Karan:
— Ben ne yapacağım?
Leyla:
— Bu odada yerde uyurum.
Tam o sırada koridordan Miran'ın sesi geldi.
Miran:
— Leyla!
Leyla irkilerek olduğu yerde kaldı.
Miran:
— Karan'ı rahat bırak.
Leyla dudak büktü.
Leyla:
— Tamam ya...
Kapıya yöneldi, sonra dönüp Karan'a baktı.
Yüzünde her zamanki muzip gülümsemesi vardı.
Leyla:
— İyi geceler... enişte.
Karan başını iki yana sallayıp güldü.
Karan:
— İyi geceler, baş belası.
Leyla memnun bir ifadeyle odadan çıktı.
Koridorda Miran'la göz göze geldi.
Miran:
— Rahat bıraktın mı sonunda?
Leyla:
— Bir şey söyleyeceğim.
Miran:
— Ne?
Leyla ciddi bir ifadeyle ağabeyine baktı.
Leyla:
— Uzun zamandır seni ilk kez bu kadar mutlu görüyorum.
Miran kısa bir an durdu.
Sonra istemsizce Karan'ın odasının kapısına baktı.
Yüzünde farkında olmadan oluşan tebessümü gizleyemedi.
Miran:
— Ben de uzun zamandır ilk kez birini gerçekten yalnız bırakmak istemiyorum.
Leyla hafifçe gülümsedi.
İçinden sessizce geçirdi:
"Ben boşuna 'enişte' demiyorum zaten...
Ertesi sabah ev, uzun zamandır olmadığı kadar sakindi.
Mutfaktan gelen kahve kokusu bütün evi sarmıştı.
Miran kahvaltıyı hazırlarken Leyla masaya tabakları diziyordu.
Karan da odasından çıktı.
Leyla onu görünce gülümsedi.
Leyla:
— Günaydın enişte.
Karan daha cevap vermeden Miran başını iki yana salladı.
Miran:
— Bir gün normal "günaydın" demeyi dene.
Leyla:
— Denedim. Hiç eğlenceli değildi.
Karan istemsizce güldü.
Karan:
— Günaydın.
Üçü birlikte masaya oturdu.
Tam kahvaltıya başlayacakları sırada kapı zili çaldı.
Miran ayağa kalktı.
Kapıyı açtığında karşısında takım elbiseli genç bir adam vardı.
Elinde bir dosya tutuyordu.
Adam:
— Günaydın. Ben aile mahkemesinden geliyorum.
Miran'ın yüzü ciddileşti.
Miran:
— Buyurun.
Görevli:
— Karan Yılmaz burada mı?
Karan kapıya doğru geldi.
Karan:
— Benim.
Görevli dosyayı açtı.
Görevli:
— Anneniz Damla Hanım, mahkemeye geçici koruma talebinde bulundu. Ayrıca Eren Kaya'nın size yaklaşmaması yönünde tedbir kararı çıkarıldı.
Karan şaşkınlıkla baktı.
Karan:
— Çıktı mı?
Görevli:
— Evet. Eren Kaya'nın size, annenize ve bulunduğunuz adrese yaklaşması yasaktır. Karara uymaması hâlinde hakkında işlem yapılacaktır.
Karan derin bir nefes aldı.
Yıllardır ilk kez gerçekten korunuyormuş gibi hissediyordu.
Görevli birkaç belgeyi uzattı.
Görevli:
— Bunlar kararın bir örneği. İmzalamanız gerekiyor.
Karan belgeleri imzaladı.
Görevli ayrıldıktan sonra ev yeniden sessizliğe büründü.
Öğleden sonra...
Miran salonda bilgisayarıyla çalışıyordu.
Karan ise balkonda oturmuş düşüncelere dalmıştı.
Miran yanına geldi.
Miran:
— Bir şey soracağım.
Karan:— Sor.
Miran:
— Bundan sonra nerede yaşayacağını düşündün mü?
Karan omuz silkti.
Karan:
— Henüz değil.
Miran:
— İstersen acele etme.
Karan ona baktı.
Miran:
— Bu ev sana açık. İstediğin kadar kalabilirsin.
Karan'ın boğazı düğümlendi.
Karan:
— Sana karşılığını ödeyemeyeceğim.
Miran hafifçe gülümsedi.
Miran:
— Ben senden para istemiyorum.
Karan:
— O zaman neden?
Miran birkaç saniye sustu.
Sonra dürüstçe konuştu.
Miran:
— Çünkü sen bunların hiçbirini hak etmedin.
Karan gözlerini kaçırdı.
Karan:
— İnsan bazen kendini hak etmiş gibi hissediyor.
Miran hiç düşünmeden cevap verdi.
Miran:
— Ben öyle düşünmüyorum.
İkisi de sustu.
Sessizlik bu kez rahatsız edici değildi.
O sırada Leyla elinde telefonla salona koşarak geldi.
Leyla:
— Abi!
Miran:
— Ne oldu?
Leyla:
— Sosyal medyada paylaşılmış.
Miran telefonu aldı.
Ekranda bir haber vardı.
"İş insanı Eren Kaya hakkında aile içi şiddet soruşturması başlatıldı."
Haberin altında onlarca yorum vardı.
Kimi destekliyor, kimi yıllardır Eren'in gerçek yüzünü bildiğini söylüyordu.Karan haberi görünce yüzü asıldı.
Karan:
— Herkes öğrenecek...
Miran telefonu kapattı.
Miran:
— Bunda utanması gereken sen değilsin.
Leyla da başını salladı.
Leyla:
— Evet. Utanması gereken kişi sana bunları yaşatan.
Karan sessiz kaldı.
Akşam saatlerinde telefonu çaldı.
Bu kez arayan kayıtlı olmayan bir numaraydı.
Karan birkaç saniye düşündükten sonra açtı.
Karan:
— Alo?
Karşı taraftan tanıdık ama çekingen bir erkek sesi geldi.
???:
— Karan...
Karan'ın yüzü gerildi.
Bu sesi yıllardır duymamıştı
Karan telefonu kapattıktan sonra uzun süre hiçbir şey söylemedi.
Miran dikkatle ona baktı.
Miran:
— Kimdi?
Karan başını iki yana salladı.
Karan:
— Yanlış numaraydı galiba...
Aslında öyle değildi.
Karşı taraftaki adam yalnızca tek bir cümle söylemişti.
Karan bunu duyduğu anda telefonu kapatmıştı.
Çünkü bu imkânsızdı.
Aras...
Babası...
Yıllardır öldüğünü bildiği adam...
Nasıl hayatta olabilirdi?
Aynı saatlerde...
Şehrin başka bir semtinde.
Eski bir apartmanın üçüncü katında, kırklı yaşlarının sonlarında bir adam pencerenin önünde durmuş dışarıyı izliyordu.
Masanın üzerinde yıllardır saklanmış bir fotoğraf vardı.
Fotoğrafta küçük bir çocuk, babasının omuzlarında gülüyordu.
Adam parmaklarını fotoğrafın üzerine gezdirdi.
Gözleri doldu.
Adam:
— Ne kadar büyüdün acaba...
Kapı çaldı.
İçeri yaşlı bir adam girdi.
Yaşlı Adam:
— Aradın mı?
Adam başını salladı.
Aras:
— Aradım...
Yaşlı Adam:
— Konuşabildin mi?
Aras acıyla gülümsedi.
Aras:
— Telefonu yüzüme kapattı.
Yaşlı adam derin bir nefes aldı.
Yaşlı Adam:
— Haklı.
Aras gözlerini kapattı.
Aras:
— Haklı olduğunu biliyorum.
Ertesi sabah...
Karan kahvaltı masasında dalgındı.
Leyla bunu hemen fark etti.
Leyla:
— Enişte?
Karan cevap vermedi.
Leyla:
— Enişteee...
Miran kaşlarını çattı.
Miran:
— Leyla.
Leyla:
— Tamam sustum.
Miran bu kez Karan'a döndü.
Miran:
— Dün geceki telefonun bununla mı ilgili?
Karan derin bir nefes verdi.
Sonunda konuştu.
Karan:
— Sana bir şey söyleyeceğim ama sen de benim gibi şaşıracaksın.
Miran:— Dinliyorum.
Karan:
— Dün beni arayan kişi...
Kısa bir duraksamanın ardından fısıldadı.
Karan:
— Babamdı.
Leyla'nın elindeki çatal masaya düştü.
Leyla:
— Ama... sen babanın öldüğünü söylememiş miydin?
Karan boşluğa baktı.
Karan:
— Ben de öyle biliyordum.
Miran'ın yüzü ciddileşti.
Miran:
— Emin misin?
Karan:
— Sesini çok net hatırlıyorum.
Leyla:
— Peki bu nasıl mümkün olabilir?
Karan başını iki yana salladı.
Karan:
— Bilmiyorum.
Tam o sırada telefonu yeniden çaldı.
Bu kez bilinmeyen numaradan bir mesaj gelmişti.
Mesajı okuyan Karan'ın elleri titremeye başladı.
Miran telefonu eline aldı ve mesajı dikkatlice okudu.
Bir süre düşündükten sonra sakin bir sesle konuştu.
Miran:
— Eğer bu bir tuzaksa, seni yalnız bırakmam.
Karan ona baktı.
Karan:
— Ya gerçekten babamsa?
Miran hiç tereddüt etmeden cevap verdi.
Miran:
— O zaman da yalnız gitmeyeceksin.
Karan başını salladı.
Yıllardır mezarına dua ettiği babasının hayatta olabileceği ihtimali, bütün bildiklerini altüst etmişti.
Şimdi cevaplaması gereken tek bir soru vardı:
Eğer babası ölmemişse... ona yıllarca "öldü" yalanını kim söylemişti?
Karan'ın aklına gelen ilk isim ise Eren Kaya oldu. Bu ihtimal, geçmişte yaşadığı birçok olayın bambaşka bir anlam taşıyabileceğini düşündürüyordu.
DEVAM EDECEK
