Bu benim ilk kitabım ve bölümleri büyük bir hevesle yazıyorum. Destek olursanız çok sevinirim. Bunun için aşağıdaki yıldıza dokunmanız yeterli 🥹♥️
Keyifli okumalar ♥️✨
-Arshia
Heryer bembeyazdı.Pustan etraf gözükmüyordu.
Nihayet yürümeye başladığımda pus yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlamıştı.Gökyüzü yavaşça aydınlanıyordu. Nerede olduğumu anlamaya çalışırken aniden gökyüzü karardı.Sanki demin yavaşça aydınlanmaya başlayan hava,şimdi kendini gölgelerin ellerine bırakıyordu. Karanlığın içinden yavaşça bir insanın silüeti yürümeye başladı.
Gölgeye benzeyen ve yüzü gözükmeyen silüet arkamda belirdiğinde daha yüzüne bakmaya fırsat bulamadan bana bir şeyler fısıldadı.
"Gelecek" dedi ve kayboldu.
Muhtemelen hayatımdaki en güçlü ve en tiz kulak çınlamasıyla uyandım.
O sırada annem beni muhtemelen kahvaltı için çağırmaya gelmişti ama terlediğimi gördüğünde hemen yanıma geldi.
" Sarah? iyi misin? terlemişsin. Hasta mısın yoksa?"
" Sadece bir kabus anne."
" Ne gördün?"
" kahvaltıda anlatırım" dedim ve Amy'i kısa bir süre için başımdan savdım.
" O halde hadi gel masaya geçelim. hem acıkmışsındır diye düşünüyorum."
"Olur."
Kahvaltıda Amy rüyamda ne gördümü sormayı unuttu.Ben de anlatmak için çok hevesli değildim zaten.
"Ee Sarah.Yarın yeni lisenin ilk günü.Heyecanlı mısın?"
" Sen olsan eski okulundan ayrılıp yeni ve tanımadığın bir okula gittiğin için heyecanlı olur muydun acaba?"
"En azından edineceğim arkadaşlar için heyecanlı olurdum."
" Söylemesi kolay tabi."
" Bak Sarah.Seni anlıyorum.Tabii ki bende lisenin son yılında okul değiştirip farklı ve tanımadığım bir okula gideceğim için streslenirdim. Ama bu senin önünü tıkamamalı.Yani sosyal çevre olarak."
Annem sadece yeni bir okula gideceğim için streslendiğimi düşünüyordu. Ama olay bundan farklıydı zaten tek arkadaşım Maria olduğu için lise değiştirmek benim için çok fark yaratmayacaktı. Zaten okulu sevmeyen biri olarak yarın okula başlamanın nesi heyecanlı olabilirdi ki? Ama bu düşüncemi dile getirmemeye karar verdim.
Biraz sonra Amy "herneyse benim işe gitmem gerekiyor baban da bir saat önce çıktı zaten.Evde teksin." dedi ve evin anahtarlarını fırlattı.
Evde tek olmanın verdiği özgürlükle atıştırmalıklarımı ortaya çıkardım ve bilgisayarımı açtım. Oyun oynamayı ve kitap okumayı her zaman sevmişimdir. Çok ilgilenmesem de bazen fotoğraf çekmekle de uğraşırım.
Daha önce hiç arkadaşım olmadı. Aslında bir ara arkadaş olduğum birileri vardı. En azından bana ihanet edene kadar onları arkadaş diyebiliyordum.
Şimdiyse onların ismini duyduğumda sadece midem bulanıyor.
Ama dost arkadaşlıktan farklıdır. Üç yaşında Rusya'ya geldiğimden beri tanıdığım ilk ve tek dostum Maria. Ayrıca lisenin son sınıfı için gittiğim yeni okulum Maria'nın okulu. Ama maalesef farklı sınıflarda olacağız.
Yanlış hatırlamıyorsam ben 12/B'deyim. Maria ise
12/A'da. Ben bunları düşünürken Maria bana çoktan
" beraber oyuna girelim mi?" diye mesaj atmıştı. Tabii ki de bu teklifi kabul ettim. Maria ile keyifli keyifli oyun oynarken bir yandanda sohbet ediyorduk. Bir anda kapı çaldı. Muhtemelen Sam gelmişti ama kapıya bakma ihtiyacı duymadım. Zaten genellikle her akşam böyle olurdu. Ben fark etmeden Sam gelirdi ve evin içinde varlığını bile hissettirmeden yaşardı. Gerçek babam ben de ona göremeden bir araba kazası sonucu ölmüştü. Bu yüzden Sam'e asla samimiyet besleyemiyordum.Kulağında kulaklık olduğu için dışarıdaki sesleri Boğuk duyuyordum. Ama bu sesler kesilmeyince kulaklığımı çıkarmak zorunda kaldım ve Sam'in bana seslendiğini gördüm.
" Sarah North orada mı acaba?"
Muhtemelen Sam bu sözleri ben duyana kadar sesini yükselterek söylemişti.
" hoşgeldin baba seni duymamışım"
günlük hayatta Sam hakkında konuşurken asla baba ifadesini kullanmam. Ama Sam ile konuşurken saygımdan dolayı ona baba demek zorundayım. Yine de Sam bana asla kızım demez. İstemem de.
" hoşbulduk Sarah.Heyecanlı mısın yarın için?"
" tabii ki de heyecanlıyım."
Sam ile okul hakkında konuşmak istemiyordum. Bu yüzden rastgele bir cevap vermiştim.
" Senin adına sevindim Sarah."
Ve bir kez daha durumu geçiştirmeyi başarmıştım.
Yemekten sonra Maria ile buluşacaktım. Bu yüzden hızlıca yemeğimi yedim ve giyinmeye başladım.
Giyindikten sonra düz, siyah saçlarımı taramaya ve hafif bir ruj sürmeye koyuldum. Saçlarımı her zaman sevmişimdir ama Amy siyah saçın bana karamsar bir hava kattığını ve istersem saçımı boyatabileceğimi söyler.Aynanın başında biraz daha oyalanırsam geç kalacağımı fark ettim ve Maria ile buluşacağımız kafeye doğru yol aldım. Muhtemelen Maria şimdiden bana lisenin ilk günü hakkında bir sürü soru soracaktı. Kafeye vardığımda içeri girdim ve Maria'nın yanına oturdum.
" Maria,tatlım nasılsın?"
" iyiyim sen?"
Derken sohbetin konusu okula kadar gelmişti.
" ben çok heyecanlıyım ve korkuyorum Sarah. Herhalde ilk hafta utancımdan tuvalete gitmek için bile yerimden kalkamam."
Maria her zaman tüm ebeveynlerin istediği utangaç ve hanım hanımcık bir kız olmuştu.
Ben se onun tam tersiydim. Gerektiği yerde lafımı asla sakınmazdım.
" Hesabı da ödeyip artık kalkalım bence Maria."
" Olur ,farketmez."
" O zaman yarın okula görüşürüz."
" Görüşürüz."
Eve normalde hep ana yoldan giderim ve anayolun kalabalık biryer olduğunu bilmeme rağmen çantamdan biber gazını asla eksik etmem. Ama bugün Maria ile geç buluştuğum için eve erken geleceğine dair Amy'e söz vermiştim bu yüzden eve hızlı gitmek için ara sokakları kullanmıştım. Tek sorun biber gazını yanıma almayı unutmuştum.
" hey!ne oluyor,telefonumu geri ver!"
Ama gaspçının elinde bıçak ve yüzünde maske vardı bu yüzden ne benden telefonumu çalan kişiyi tanıyabildim ne de kovalayabildim.
"AAAAAAHH!"
Yapabildigim tek şey yüksek bir çığlık koparıp koşarak eve gitmekti.
Eve girdim anda çığlık ve haykırış arası bir sesle anneme bağırdım. O anda uma bildiğim tek şey gaspçının beni takip ederek evimin yerini öğrenmesiydi. Annemi olanları anlattığımda akşam geç olduğu için annem bana;
" yarın okuldan sonra polise gidebiliriz."
Dedi. O anda resmen 18 yıldır hayatımda yaşamadığım bir şey yok diye düşünmüştüm.
Muhtemelen yanılıyordum.