Okul çıkışıydı. Herkes eve gitmek için çantasını sırtlayıp kapıdan dışarı çıkıyordu. Ben de çantamı sırtıma taktım ve servise binmeye gittim.
Merdivenlerden inerken yarına olan proje ödevimi hatırladım. Proje ödevi için bir hafta süre verilmişti ve ben daha başlamamıştım. Aaahhh... Yine... Yine... Yine... Sene başında ödevlerimi asla sonraki güne bırakmayacağıma dair kendime söz vermiştim oysaki. Bu sözler asla tutulmayacak değil mi?..
Servise bindim, koltuğa oturdum ve kafamı cama yaslayıp düşünmeye başladım. Uykusuz bir gece beni bekliyordu üstüne üstlük bugünki beden dersi beni çok yormuştu. Eve gitmeden çikolata falan mı alsam? Çünkü enerjiye ihtiyacım vardı.
Sevisçiden beni evimin en yakınındaki -Yürüyerek 45 dk- markette indirmesini istemek için ayağa kalkıyordum ki servis ani bir fren yaptı.
Aaağğhh kafam!
Kafamı ön koltuğa çok sert çarpmıştım.
Gözlerimi sıkı sıkı sıkıyordum.
Alnım delinmişçesine acıyordu.
Sıcak bir sızı hissettim. Kafamı çarptığım yerden akıyordu. Göz kapaklarımı yıkıyordu. Gözlerimi açmalı mıydım?
İstemiyorum. Gözlerimi açmak istemiyorum. Etrafımda göreceğim şeylerin o günki gibi olması beni korkutuyor.
Bunlar kuş cıvıltıları mı?
Kuşları göremiyorum ama... duyabiliyorum. O güzel sesleri beni dinlendiriyor.
Onları görmek istiyorum. O kuşları görmek istiyorum. Ama... Gözlerimi açmadan.
Onları gözlerimi açmadan görmem mümkün değil. Neden kendimi böyle uğraştırıyorum. Sadece göz kapaklarımı... a.. açı... açıca... açıll... ıığğ... AAAAA... açıııılllll....