Nefes alamıyordum. Daralıyordum. Bayılacak gibiydim.
Sahte kahkahalar, alaylı gülümsemeler, sahte kıkırtılar, keyifsiz kadeh tokuşturmalar..
~bu gece yeterince sahteydi~
Aniden koluma deyen bir el ile arkama hızlıca döndüm.
"Şey korkuttuysam özür dilerim efendim. Bir kokteyl alırmıydınız?" genç kızın elindeki tepsiye baktım. Tepside bi düzine kan kızılı renginde olan küçük kadehler vardı.
Kafamı hayır anlamında salladım. Beni onayladı ve başıyla selam verip masa masa gezmeye devam etti.
Dünyaca ünlü bi turizm şirketinin kokteylindeydim. Ne işim mi vardı? Abim şuanda sahnede ortağı olacağı ünlü şirket hakkında ve kendisi hakkında konuşma yapıyordu. Sık sık göz göze geliyorduk. Ona gülümsüyordum. Oda konuşmasına diğer taraftaki insanlara bakarak devam ediyordu.
Kusacakmış gibi hissettim. Çok ani oldu. Kafam karıştı.
Az önce kız tüm masaları dolaşmış bir şekilde ikram yemeklerinin yanına gidiyordu. Elindeki tepside son iki kadeh vardı.
Hızla kızın yanına ulaştım. İlk önce elindeki tepside bulunan kadehleri içtim. Şarap'ın keskin tadı boğazımdan zevkle geçti. Kızın kulaklarına doğru yaklaştım. Bozuk türkçemle fısıldadım;
"Buranın balkonu ve ya bahçesi var mi?" dedigimde kız gülerek onayladı işaret parmağıyla çaprazı gösterdi.
"Oradaki büyük kapı Geniş Balkona açılıyor efendim." dediginde ona gülümseyerek oraya doğru koşar adım gitmeye başladım. Bazı gözler bana doğru döndü. Umrumda degildi.