İçeriğe geç

Komutanın Kızı

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Komutanın Kızı

Bölüm 1

Yasak başlangıç

“Saçmalıyorsun…” diye mırıldandım kendi kendime, kışlanın önünde dururken. Gerçekten saçmalıktı. Burada ne işim vardı benim? Ayağımın ucuyla yerdeki küçük taşı ileri ittim. Kalbim gereksiz yere hızlı atıyordu. Sanki içeri girer girmez biri gelip “sen ne yapıyorsun burada?” diyecekmiş gibi… Ama kimse gelmedi. Herkes kendi işindeydi. Derin bir nefes aldım ve sonunda o lanet kapıdan içeri girdim.

Soğuk hava yüzüme çarptı. Bir anda ortam değişti. Dışarıdaki karmaşa yok olmuştu. Burada her şey düzenliydi. Adımlar bile aynı ritimde atılıyordu sanki. “Tam babama göre yer…” diye içimden geçirdim gözlerimi devirerek. Evet, babam. Bu kışlanın komutanı. Kuralların yürüyen hali. Ve ben… onun başına bela olmaya aday tek kişiydim. Hafifçe gülümsedim kendi kendime. “Yakalarsa bittim ama…” diye fısıldadım.

Sonra gözlerim etrafta dolaşmaya başladı. Askerler. Her yerde asker vardı. Ciddi, mesafeli, ulaşılmaz… Hiçbiri dikkatimi çekmiyordu. Ta ki… onu görene kadar. Bir anda durdum. Adımlarım kendiliğinden kesildi. “Ciddi misin…” diye mırıldandım istemsizce. Biraz ileride duruyordu. Diğerlerinden farklıydı. Bunu açıklayamıyordum ama farklıydı işte. Duruşu… bakışı… Sanki herkesten bir adım öndeydi.

Ve tam o anda başını kaldırdı. Göz göze geldik. Kalbim… resmen durdu. “Tamam… bu normal değil.” diye geçirdim içimden. Bakışlarını kaçırmadı. Ben de kaçırmadım. Sanki aramızda görünmeyen bir bağ kurulmuştu. Ne kadar sürdü bilmiyorum ama bana saatler gibi geldi. “Saçmalama, kes şunu…” diye kendime kızdım ve bakışlarımı kaçırdım. Ama geç kalmıştım. Çünkü o hâlâ bana bakıyordu. Bunu hissedebiliyordum. Kalbim daha da hızlandı. “Ne bakıyorsun ya…” diye fısıldadım, hafif sinirle.

Tam geri dönüp gidecektim ki— “Burada olmamanız gerekiyor.” Erkek sesi. Derin. Net. Ve… tanıdık. Yavaşça başımı kaldırdım ve karşımdaydı. Aynı asker. Göz göze geldik. Bu sefer çok daha yakından. Gözleri sandığımdan daha etkileyiciydi. “Size diyorum.” dedi kaşını hafif kaldırarak. Bir an cevap veremedim. Beynim durmuş gibiydi. “Şey…” diye başladım ama devamını getiremedim. Harika. Gerçekten harika. Koskoca komutanın kızı, bir askerin karşısında kekeliyordu.

“Ziyaretçi misiniz?” diye sordu. Ses tonu ciddi ama garip bir şekilde yumuşaktı. Gözlerimi devirdim. Toparlan artık. “Hayır.” dedim kısa bir şekilde. Kaşları hafif çatıldı. “Öyleyse?” Bir adım bana yaklaştı. Kalbim yine saçmalamaya başladı. “Sen kimsin ki bana hesap soruyorsun?” dedim, istemsizce biraz sert. Bir an durdu. Sonra dudaklarının kenarı hafif kıvrıldı. Gülümsüyor muydu? “Burası kışla.” dedi sakin bir şekilde. “Herkese sorarım.” Gözlerimi kıstım. “Ben de herkese cevap vermem.”

Bir an sessizlik oldu. Gözlerimiz tekrar kilitlendi. Bu sefer farklıydı. Daha yoğun. Daha… tehlikeli. Başını hafif eğdi. “İlginçsin.” dedi. Kalbim yine hızlandı. “Sen de fazla özgüvenlisin.” diye karşılık verdim. Bir an sustu. Sonra derin bir nefes aldı. “Bak…” dedi, bu sefer sesi daha yumuşaktı. “Eğer sorun çıkmasını istemiyorsan buradan gitmen daha iyi olur.”

İşte bu. Gerçeklik. Bir anda her şey yerine oturdu. Babam. Kurallar. Yasaklar. Yutkundum. Haklıydı. Burada olmamam gerekiyordu. Ama gitmek istemiyordum. Nedense… onu bırakmak istemiyordum. “Ya istemezsem?” dedim, kendim bile neden dediğimi bilmeden. Kaşları hafif kalktı. Bir an bana baktı. Uzun uzun. Sanki karar vermeye çalışıyordu.

Sonra… “O zaman…” dedi yavaşça, “işler karışır.” Kalbim hızlandı. “Ne kadar karışabilir ki?” dedim hafif gülerek. Bir adım daha yaklaştı. Artık aramızda neredeyse hiç mesafe yoktu. Ve gözlerimin içine bakarak fısıldadı: “Senin tahmin edemeyeceğin kadar.”

Nefesim kesildi.

Bu… hiç iyi değildi.

Çünkü ben… onun kim olduğunu bilmiyordum. O da benim kim olduğumu bilmiyordu. Ama bildiğim tek bir şey vardı. Bu… başlamaması gereken bir şeydi. Çünkü ben… komutanın kızıydım. Ve o… kalbimin en büyük hatası olmak üzereydi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.