Pis ve tozlu bir yerde yatan yaşlı adamın üstü başı toz olsa da onun daha büyük problemleri vardı : sol dirseğinde kanın neredeyse akacak olduğunu işaret eden bir çizik, sol bacağında ise irili ufaklı birkaç morluk belli oluyordu. Ne kadar boktan bir durumun içerisinde olduğunu düşündü : bir yandan taraftan vücudun her yerinde hissettiği ağrı ve acıya karşı dayanmaya çalışırken öbür taraftan yakalanmanın verdiği hayal kırıklığını kendi içinde sindirmeye çalışıyordu. Bütün bu rezil duruma düşmesinin temeli sebebi ise bir çakıl taşı büyüklüğünde olan yeri gelince kuvvetli bir mavi ışık saçan yeri gelince soluk ve yeşilimsi bir forma bürünen sanki usta bir zanaatkarın uzun uğraşlar sonucunda elinden çıkmış gibi duran simetrik bir taştı. Yaşlı madenci, Asil ve göz kamaştırıcı yapısından da belli olduğu üzre son derece nadir ve değerli olan bu taşı gördüğü zaman gözleri faltaşı gibi açılmış, çalıp çalmamanın verdiği kararsızlık ve heyecanın etkisiyle birlikte eli ayağı birbirine dolanmış biraz bu meseleyi kendi kafasında yorduktan sonra nihayetinde taşı çalmaya karar vermiş ve taşı hızlıca cebine atmıştı. Yıllar boyunca çalıştığı madende normalde böylesi üst kalitede ve değerli taşı çalmak neredeyse imkansızdı ve kimse cesaret edemezdi. Bu çakıl tanesi öylesine nadirdi ki yüzlerce meslektaşı ile aylık çalışma süresi 250 saatlik olup bu çalışma düzeninin yıllarca sürüp durmaksızın madende değerli taşlar aranmasına rağmen bu taştan senede 1-2 tane bulunuyordu. Ancak bugünkü şansı geriye kalan diğer tüm günlere göre gerçek olamayacak derecede yüksekti. Hayatı boyunca böylesine bir taşı ucu bucağı görünmeyen bu madende çıkaramayan insanlar bile varken yaşlı adam tek bir günde bu taştan iki tane bulmuştu. Bulduğu ilk taşı hiç düşünmeden ağzı içki kokan, içkinin geriye kalan birkaç damlasının ise kirli ve bakımsız sakallarına bulaşan hafif şişman bir gardiyana teslim etmiş ancak sadece 2 saat sonra aynı taşı tekrardan görünce gardiyanların bu taştan bir günde kendisinin 2 tane bulamayacağını düşündüğünü düşündüğü için kontrol edilmeyeceğini öngörüp taşı çalmıştı. Nitekim varsayımları doğru çıkmış ve muhafızlar ondan şüphelenmemişlerdi bile. Yinede asıl tehlikeyi unutmuştu o tehlikede çalışma arkadaşlarından başkası değildi. Taşı cebine indirdiği sırada hemen arkasında başka bir işle çalışıyormuş gibi izlenim vermeye çalışmış 20-25 yaşlarında olan siyah saçlı zayıflıktan neredeyse kaburgalarının gözüktüğü 175 civarında boya sahip bir başka işçi onun yaptığı bütün her şeye bizzat şahit olmuş ardından ise tamamen kendi kişisel çıkarını baz alarak 50 fren karşılığında gardiyana onu ispiyonlamış gardiyan da taşı ondan zorla almış ve zavallı ihtiyara okkalı bir tekme atmıştı. Gencin aylık maaşı 180 fren olduğu düşünüldüğünde 50 fren hiçte azımsanamayacak bir paraydı ve onun bakış açısına göre gerçekten güzel bir hamle yapmıştı.(Gelecek bölüm haftaya)
Bölüm 1
Bölüm 1
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.