Kemik Aziz, öğle arasında sınıfın en arka sırasında oturmuş pencereden dışarı bakıyordu. Bu saatte öğrenciler ya bahöede ya da bodrum katındaki kantinin önünde olurdu. Bahçedeki çocuklara baktı, amaçlı ya da amaçsız oraya buraya gidip duruyordu. Sosyal bilgiler yazılısı iyi geçmiş olsaydı Aziz de o hareketin içinde kendine bir yer bulabilirdi. Yalnız kalmak, biraz başını dinlemek istemişti bu ruh haliyle görmeden bakıyordu dışarıdan dünyaya. Çocuğun puslu bakışlarını balık Oya dağıttı. Bahçe kapısının yanında güvenlikçiyle konuşuyordu kız. Aziz onun ayak hareketinden durumu anladı. Balık oya sağ ağağını iki kez hızlı hızlı yere vurmuşsa durum belliydi. Dışaru çıkmak için izin almaya çalışıyordu. Güvenlikçide parmağıyla nöbetçi öğretmeni gösteridiğine göre, "ona şöyle. "diyordu
Çıkış zili çalan kadar dışarı çıkmak yasaktı. Aziz düşündü. Aşağıya inip güvenlikçiui razı edebilirdi, herkes gibi güvenlikçi de Kemik Aziz'in babasından ürkerdi. Ama kalkıp bahçe kapısına gitmeye üşendi. Hem ne öğütlemişti yakın arkadaşı bulut
"Kızlar fazla ilgi gösteren erkeklerden hoşlanmaz, ağırdan sat kendini. "
Yinede eğer Oya gelip kendisine söyleseydi yapardı bunu Kemik Aziz,çünkü kalbi ve kararları bu kızın karşısında hemen yumuşardı.
Adına eklenen bu uzvan zayıflığındandı. Öyle zayıftı ki tıp fakültesinde anatomi dersinde anlı manken olarak kullanılabilirdi. Elmacık kemikleri çıkık çene kemiği fırlak,dirsekleri mızrak, dizler horozmahmuzu gibi ilerideydi. Bebekliğinden bu yana böyleydi. Alışmıştı adındaki kemiği, hatta sevdiği bile söylenebilirdi. Kemik'le birlikte Aziz adınıda seviyordu, çünkü anlamı güzeldi saygıdeğer demekti. Aslında beğendiği isimler lisresinde en başında OYA yazıyordu. Aziz ilkokula kaydolduğundan bu yana aşıktı Oya'ya
Okulun belalılar ile uysallar arasında tam ortasıbda dururdu Aziz. Kaba bir ruhu yoktu, babası mahallede kabadayılığı ile tanılfığından, bu ün ister istemez Azir'e de yapışmıştı. Babasının kasap dükkanı vardı ama çoğu zaman durmazdı orada, sağa sola takılır, araba alır satar ya da atlaklık yapardı Aziz'i de zorla benzetmişlerdi ona, yani kasap Haşmet'e. Küçücük yaşlarında büyük küfürlere alıştırdılar, arkadaşlarını itip düşürünce sevinip alkış tutarlar, kollarını iki yana açıp horozlanınca yere ğöğe sığdıramazdılar. Aziz de böylece adım adım ilerlerdi babasının ixlerine basarak. Yine de Krmik Aziz'in yüreği babasında iyiydi,çünkü sevmeyi bilirdi. Galiba bunu birinci sınıfta sıra arkadaşı Balık Oya'nın kırmızı kapli saç tokalarına baka baka öğrenmişyi